Yeni Yıl Hristiyanların veya Paganların Bayramı mı?

I – Yılbaşı / Noel / Yeniyıl Nedir?

II – Yeni Yıl Kutlamak Haramdır!: Yılbaşını Kutlamak Cehennem Ashabına Benzemektir

III – Yeni Yıl Kutlamak Haram Değildir, Ama Caiz Olduğuda Söylenemez;

IV – Yeni Yıl Pagan Kültürü Sembolleri

V – Santaism: Cehennemden Gelen Noel Babaya Tapanlar (Dalga Geçen Yazı)

VI - 31 Aralık Mekke’nin Fethidir. Hıristiyan bayramı olan Noel yılbaşı kutlamaları adı altında, kapitalist Batı tarafından Müslüman ülkelere pazarlanırken, Türkiyede her sene 31 Aralıkta aynı rezillikler yaşanıyor. Yılbaşı ve Noel Kutlamalarına Hayır! Kutlamıyoruz, Katılmıyoruz!

VII – Noel Kutlamalarına Tepki: Noel Babayı Önce Sünnet Ettiler, Sonra Bıçakladırlar

VIII – Noel Baba Figürü Hristiyan Aziz Papazınmıdır Yoksa Coca-Cola’nın Oluşturduğu Bir İmajmıdır?

IX – Kapitalizmin Doğurduğu Tonton Kırmızı Elbiseli Noel Baba Figürünün Ekonomiye Katkısı!

 

I – Yılbaşı / Noel / Yeniyıl Nedir?

Yılbaşı

Yılbaşı, herhangi bir takvime göre bir yılın bitimi ve yeni bir yılın başlangıcı. Yılbaşı gecesinden sonra içinde bulunulan yıl -özellikle ilk birkaç hafta boyunca- yeni yıl olarak betimlenir. Bununla birlikte Yılbaşı ve yeni yıl kavramları bazen yılbaşı gecesi anlamında da kullanılır.

Dünyada en yaygın kullanılan takvim olanGregoryen takvimini kullanan ülkelerde 1 Ocak yeni yılın ilk günüdür.

Çeşitli ülkelerde yılbaşı

ABD‘nin Austin kentinde yılbaşı kutlaması (2011-2012).

  • Hicri Takvimde yılbaşı Muharrem ayının 1′inde gerçekleşir. Hicri Takvim bir Ay takvimi olduğundan 354 güne denk gelir, dolayısıyla Miladi takvime göre yılbaşı her yıl 11 gün önce gerçekleşir. Böylece 2008yılında Miladi yıl boyunca Hicri takvimde iki adet yılbaşı gerçekleşmiştir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1

noel ve yılbaşı farkı

 

.

II – Yeni Yıl Kutlamak Haramdır!: Yılbaşını Kutlamak Cehennem Ashabına Benzemektir

 

Yılbaşını Kutlamanın Hükmü: YILBAŞINI KUTLAMAK CEHENNEM ASHABINA BENZEMEK

Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salâtü Selâm Resûlullah’ın, Ehlinin, Sahabesinin ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.

Müslüman toplumların içinde bulunduğu sıkıntıların başlıca nedeni, yahudi, hıristiyan ve diğer şirk ehline özenmeleri, Bu cehennem halkının peşinden gitmeleridir.

Onları izleyenler, şu hadisin muhâtabıdırlar: “Sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç uyarsınız. Onlar kertenkele deliğine girse, siz de peşlerinden girersiniz”, “Ey Allah Resûlü!, yahudi ve hıristiyanlar mı?” dedik. O da: “Ya kim?” diye cevap verdi” (Buhari, Müslim). Diğer bir rivayette de, “İçlerinden biri sokakta annesiyle fuhuş yapsa siz de yaparsınız” buyurulmuştur (Sahihtir. Hâkim).

Bu sapıklık, diğer ümmetlerden gelen bir gelenek halini aldı. Öyle bir hale geldik ki, çoğu Müslümanı küfür ehli olan insanlardan ayıramaz olduk.

Bu insanlar:

Dinden yüz çevirip hevâlarına uymuş, işleri fesada bulanmıştır. Ne yazık ki, toplumların çoğu bencillik ve kibir içerisinde dünyaya dalmış, ehli İslâmı küçümser olmuşlar. Sorulduklarında ‘Elhamdülillah Müslümanım’ demekten öteye din adına hiçbir şeyini bilmez, bir kısmı da hiçbir şey bilmediği halde her şeyi bildiğini sanır.

Bunlar, Resûlullah (S.A.V.)’in getirdiği İslâmî çizgiyi muhafaza edemeyerek, yaşadıkları gibi inanma gafletine düşerler. İslâm ile “güncel hayatın gerçekleri” dedikleri şeyler arasında sentez bir din anlayışı geliştirerek bunu, “çağdaş İslâm” ismiyle, süslü poşetler içerisinde insanların önüne koyarlar. Ayet ve hadisleri kendi hevâlarına göre eğip bükerek de, “çağdaş İslâm”larını akıllarınca daha uygun bir hale getirirler. Bu tip insanlar maalesef sayılamayacak kadar çok. “Siz o gün çok olursunuz ancak sellerin önüne kapılan çerçöp gibi” (Sahihtir, Ahmed) diyen hadisi şerifteki nitelemeye uygun olan bu kimseler; Müslüman olduklarını savunur ve İslâm adına sürekli ahkâm keserler. Gelin görün ki, Resûlullah (S.A.V.)’in sünnetini bırakıp başka başka sünnetlere tabi oldukları için, onların çalışmasıyla Allah Müslümanları zafere ulaştırmaz. Her yer onlarla ve boş sözleriyle dolsa bile…

Bunların dışında üçüncü bir grup daha var ki (Allah bizleri onların listesine dahil eder inşâallah), onlar; Allah celle celaluhu’nun hidâyetine erdirip ayaklarını sabit kıldığı kimselerdir. Bunlar, Allah azze ve celle’nin, Kitab’ına Ve Resûlü (S.A.V.)’in Sünnetine tam olarak uyanlardır. İşte onlar gerçek “hak ehli”, Allah azze ve celle katında kurtuluşa eren topluluktur. Onlar bu dinin dosdoğru çizgisinden asla dönmez ve bu çizgi üzere ölürler. Allah Resulü (S.A.V.) bunlar için şöyle buyurur: “Düşmanın zarar veremeyeceği, hak üzere sebatkâr bir fırka kıyamete dek var olacaktır” (Müslim). Kafirlere benzemekten en fazla sakınanlar işte bu Müslümanlardır. Onlar kafirlerin yaşantılarını asla taklit etmez, bu takdirde şereflerini kaybedeceklerini bilirler. Ancak, kafirlerin bizim yaşantımızı taklit etmeleri, onlar için büyük bir şereftir. İzzet, ancak Allah Celle Celalühü, Resulü (S.A.V.)’in ve tüm müminlerindir.

Bu, kurtuluş ile müjdelenen fırka dışında kalan ve birinci maddede zikretmiş olduğumuz ehli hüsran, ehli nedâmet, ehli zillet içindeki ihanet fırkası (ki, Allah bizleri onlar ile birlikte olmaktan muhafaza buyursun), zifiri karanlık içinde, sonlarının ne olacağı belirsiz bir şekilde ömür çürütmektedirler. Tevbe edip Allah’a dönmeden ölürlerse, varacakları yer ise; Cehennem ateşinin ta kendisidir (Allah korusun!).

İkinci bölümde zikretmiş olduğumuz, deliller üzerinde oynayıp onları eğip büken, çağdaş diye tabir edilen neidüğü belirsiz, köksüz ve ruhsuz yaşayışlarına dayanak arayan fırkaya gelince; işte bu risâle onlar için yazıldı. Yani bu risâle ile onları, Allah’a dönmeye davet ediyoruz. Sırât-ı müstakim üzere yaşamaya çağırıyoruz onları. Cehennem ateşine götürücü hevalardan sakındırmak istiyoruz, uyandırmak istiyoruz. İnanıyoruz ki, onların; kafirleri taklit etmelerinin esas sebebi bilgisizlikleri, basiretsizlikleri ve iman zafiyeti, ayrıca, kendilerini dosdoğru yola çağıran örnek şahsiyetlerden de mahrum olmalarıdır.

Bu, kafirlere benzemenin en belirgin örneklerinden biri de; onların “Yılbaşı”larını tanımak ve Yılbaşını hıristiyanların kutladığı günde kutlamaktır. Bu vesile ile, ‘yılbaşı’ adıyla bilinen bozulmuş hıristiyanlık âdeti üzerinde bir nebze durmak istiyoruz.

Allahü Teâla, hıristiyanlar hakkında şöyle buyurur:

×Meryem oğlu Mesih Allah’tır, diyenler kafir olmuşlardırØ(Mâide,l7),

×Allah üçün üçüncüsüdür, diyenler kafir olmuşlardırØ(Mâide, 73)

Bu insanlar onların uydurma bayramını kutlarken, Mesih Aleyhisselâm’a ve O’nun doğum anısına iftira etmektedirler. İsâ Aleyhisselâm onların yaptıklarından uzaktır ve bunların hepsini inkar eder.

İşte onlar, bu uydurma yalanlar ve bozuk inançla, Allah celle celalûhu’nün hakkında hiçbir delil indirmediği ve selim fıtratın nefret ettiği amelleri işlemektedirler.

Gariptir ki, Müslüman toplumun çoğu yahudi ve hıristiyanları taklit edip onların küfrî bayramlarına uyduktan sonra da Müslümanlıktan söz ediyorlar. Peşinden bununla da yetinmeyip ilericilik ve uygarlığın yahudi ve hıristiyanlara uymaktan geçtiğini zannederler. Bu, onların dinlerinden uzaklaşmalarının ve kafirlerin uşağı haline gelmelerinin bir başka adıdır.

Oysa İslâm, insanoğlunun yegâne şerefi; yüzyıllar ötesinden insanoğlunun bilim ve istikâmet menbâıdır. Bunu bir bilseler!

Allah cellecelalûhû nün dini, şeriatı/düzeni dışında kalan, diğer bütün şeriatlara/düzenlere muhalefet etmek, onların din, gelenek ve bayramlarının tamamına, yeme içme ve giyim kuşamlarında da onlara aykırı olmak, dinimizin temel kurallarındandır.

Bu konudaki delillerin tümünü ortaya koymaya gerek yoktur. Aksine, söz konusu delillerden birkaçı bile yapılan hareketlerin tehlikesini açıklamaya yeterlidir. Hayra nasihat edenlerin çok az olduğu günümüzde, dinimizin aslından olan nasihatleşme prensibini de böylelikle ihya etmiş olalım:

1. ×Sonra seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin arzularına uymaØ (Câsiye,18).

Şeyhülislâm Ebu Abbâs Harrâni şöyle der, “Burada’bilmeyenler’ sözüne, Allah’ın Şeriat’ına aykırı davranan herkes girer. ‘Hevâları’ kavramı içerisine de, müşriklerin işledikleri amellerin hepsi girer, ki bu davranışları onların dinlerinin gereğidir”.

2. ×Sana gelen ilimden sonra eğer, onların arzularına uyacak olursan, İşte o zaman zâlimlerden olursunØ (Bakara, 145).

Ehli Sünnet müfessirlerinin icmâı vardır ki; “Bu ayeti kerimede onların tüm yaşantılarına muhâlefet etmenin zorunluluğuna açık bir işaret vardır” demişlerdir.

3. ×Ey iman edenler! “Râinâ” demeyin “Unzurnâ” deyin. Söylenenleri dinleyin. Kâfirler için acı veren bir azap vardırØ (Bakara, 104).

İbni Kesir Rahmetullahi Aıeyh, tefsirinde bu ayet hakkında şöyle der: “Allah azze ve celle, bu ayetle, mü’minlerin, söz ve davranışlarında kafirlere benzemelerini yasaklamıştır. Çünkü yahudiler «..Râinâ..» kelimesini Nebi (S.A.V.)’e alay niyetiyle kullanırdılar. Allahu Teâla da mü’minleri bundan men etti”.

İbni Kesir şunları söyler; “Ayette söz, davranış, bayram, gelenek ve ibadetlerinde ve diğer tüm işlerinde kafirlere uyanlara acı bir azapla cezalandırılmaları gibi ağır bir tehdit vardır”.

4. Allah Resûlü (S.A.V.); “Kim bir kavme benzerse o da onlardandır” (Sahihtir. Ebu Davud) buyuruyor. Hadis-i şerifte, Müslüman olmayanlara benzeyenleri şiddetle kınama vardır. Kim takvâ ehli ve salih insanlara benzerse, o onlardandır, kim de yahudi ve hıristiyanlara benzerse, o da onlardandır.

5. Allah Resûlü (S.A.V.) “Bizden başkasının sünnetiyle amel eden bizden değildir” (Sahihtir. Sahihul câmi) bir başka hadiste, “Başkalarına benzeyen bizden değildir. Yahudilere de hıristiyanlara da benzemeyin. Yahudilerin selâmı parmaklarıyla, hıristiyanların ki ise, elleriyle işarettir” (Sahihtir. Sahihül câmi) buyurmuştur.

Bunların tümü onlara benzeme hakkında ise, ya kâfirlere uyan, onların örf ve adetlerini benimseyen, Müslümanları küçümseyip onlardan uzak duran, kısaca küfrü ve tüm küfrî değerleri hayatının ayrılmaz bir parçası kılan kimsenin hükmü nedir acaba?!..

Kim Allah Resulü (S.A.V.)’in sünnetini terk eder ve bunu başka bir sünnet, alışkanlık adet veya gelenekle değiştirirse, İslâm’a bağlı olduğunu söyleyip Müslümanların isimleriyle anılsa bile, İslâm üzere değildir.

6- Allahu Teâla kafirlerin geleneklerine uymayan mü’minleri şöyle över, ×Onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıklarında vakar ile geçip giderlerØ (Furkan, 72). Ayetteki «..zûr..» kelimesini müfessirler, “müşriklerin bayramı” şeklinde açıklamışlardır.

7- Resûlullah (S.A.V.) Medine’ye geldiğinde, onların oynayıp eğlendikleri iki günlerinin olduğunu öğrendiğinde “Bu günler nedir?” diye sorar. Onlar da, “Cahiliyede bu iki günde eğlenirdik” dediler. Bunun üzerine Resûlullah, “Allah bundan daha hayırlı olanı, kurban bayramı ve fıtr (Ramazan) bayramını size verdi” (Sahihtir. Ebu Dâvud) buyurdu.

8- Adamın birisi “Bavâne” adlı bir yerde deve kesmek üzere adakta bulunmuştu. Resûlullah (S.A.V.) ‘Orada daha önce câhiliye insanının taptığı putlardan biri bulunuyor muydu?’ diye sordu, ‘Hayır, bulundurmuyordu’ dediler. Resûlullah bu defa, ‘Peki, kafirlerin bayramlarından biri orada kutlanıyor muydu?’ diye sordu, yine ‘Hayır’ dediler. O zaman Resûlullah adama, ‘Nezrini (adağını) yerine getir. Allah’a isyanda da, insanın sahip olmadığı şeylerde de nezre sadâkat yoktur’ dedi” (Sahihtir. Ebu Dâvud).

Bu hadiste gösterir ki, kâfirlerin bayram yerlerinde işlenen bir amel, hayır olsa bile başlı başına Allah’a isyan sayılmaktadır. Çünkü bu, Allah’a isyan edilen yerleri meşru görmektir. Allah’a isyanın söz konusu olduğu yerlerde şerî bir maslahat olmaksızın bulunmak da böyledir.

Ömer Radıyallahu Anh, “Allah düşmanlarının bayramlarından sakınınız” (Beyhakî) demiştir.

Allahu Teâla, Cehennem ashabı olan kafirlere benzemeyip onların yaptıklarını yapmamayı büyük bir hikmet gereği olarak bize emretmiştir ki, onların sevgisi Müslümanların kalplerine girmesin. Onlar Allah’tan ve de Müslümanlardan uzaktırlar. İş ve yaşantıda onlara benzemek, onlarla bir olmak kalpler arasında ülfet ve yakınlığı doğurur. Bu da onları sevip saymayı beraberinde getirir.

Konu hakkında zikre şayân bir çok delil vardır. Daha geniş bilgi edinmek isteyenler Şeyhülislâm İbni Teymiye’nin, “Sırâtı Müstakîm” adlı eserine başvurabilir.

Tüm bunlar, insanların; peygamberleri Muhammed Mustafa (S.A.V.)’in yolunu bırakıp nasıl kafirlerin yoluna uyduklarını yeterince açıklar.

Müslüman olduğunu söyleyen bir çoklarının “yılbaşı kutlaması” adı altında edâ edilen bu çirkin hıristiyan adetine katıldığını üzüntüyle görüyoruz. Yaşayan bir tek Müslüman bırakmamak üzere eskiden haçlı seferleri, günümüzde ise daha kapsamlı silahlarıyla maddî ve mânevî savaş ilan etmiş bulunan batılıların geleneğini taklit etmek gerçekten akıl almaz bir davranıştır. Özellikle bu geleneğin içinde Allah’a isyan ve İslâm’la eğlenme de varsa bunun tehlikesi çok daha büyüktür.

Yapılanlar bir kutlamadan çok din, ırz, namus, ahlâk ve aile kavramlarını yıkmak için özenle tasarlanmış bir programı andırmaktadır. Kişi, hem kendisi hem de çoluk çocuğu için nerede durduğunun farkına varmak zorundadır… Allah, bu çirkefliğe alet olana akıl ve izan versin!.

Hanefî ulemâsından Molla Ali Kâfl RahmetullahiAleyh, şöyle der: “Kim Nevruz günü kâfire bir yumurta hediye ederse kafir olmuştur. Çünkü, bu davranışıyla kafire; küfründe ve sapıklığında yardımcı olmuş, onları teşvik etmiş veya bununla onlara benzemiştir”.

Eğer bu hediyeleşme onların geleneğinin bir uzantısı ise Müslümana da verilen böylesi bir hediye aynı hükümdedir. Çünkü iki durumda da onlara benzeme söz konusudur. Ancak, onların bir geleneği değil de bunun dışında hediyeleşme olursa bu farklı ve güzeldir.

“Mecmau’n-nevâzil”de: “Nevruz kutlamalarını gören bir Müslüman, ‘ne güzel bir gelenek’ dese, kafir olur” ifadesi yer alır. Böyle davranan kimse bu hareketiyle küfrün çıkmasını hoş görmüş, İslâma noksanlık zâfet etmiş olur!

“Fetâva Suğra”da ise şöyle denmiştir: “Kim Nevruz günü, daha önce hiç satın almadığı bir şeyi Nevruz’u kutlamak için satın alırsa, kafir olur” (Fıkhı Ekber Şerhi). Aynı şekilde, daha önce hindi satın alıp yemeyen kimse, yılbaşını kutlamak için satın alırsa küfre düşer.

Müslüman olduğunu söyleyen çokları kafirlere belirgin olarak şu hususlarda benzemiştir: Bunların başında onların en belirgin özelliği olan ve dini yaşanmayan vicdâni bir duygu sayarak onu sembolleştirmeyi esas alan beşerî sistem ve ideolojileri benimsemek gelir.

Bunu da şekil şemalde onlara benzemek izler. Sakal kesilir, giyim kuşam onlarınkine benzer, evlere resim asılır, eşyalar ve mobilyalar bir hıristiyanın evini andırır. Onların dinlerinde önemli ve kutsal sayılan noel ağacından alıp evlerine koyup bu vesileyle süs yapıp birbirlerini tebrik eden ve Müslüman olduklarını söyleyenlere rastlamak işten bile değildir.

Artık görünüşe sirâyet eden bu taklitler, bir süre sonra kalbe de nüfuz eder ve kişinin düşünceleri de aynı doğrultuda, paralel değişimler gösterir.

Durum gayet açıktır: İnanıldığı gibi yaşamamanın faturası, yaşanıldığı gibi inanılarak ödenir!..

Tüm bunlar sonuçta, uzun bir zaman cihana hüküm sürmüş bir ümmetin, domuz etiyle beslenen din, ahlak ve namus düşmanlarına hayranlık duymayı beraberinde getirir. Toplum, bu sûrette kendi değer yargılarını unutur ve henüz dün sayılabilecek kadar yakın olan bir zamanda ülkesini yutmak isteyen bir milletin, kokuşmuş değerleriyle yaşamayı kendine onur kabul edebilecek kadar alçalır!..

Kafirlerin bir takım inançları doğrultusunda edindikleri tüm işaret, gelenek, adet ve düşünceden kaçınarak; selâmlaşmak, akraba ziyaretinde bulunmak, hayırda yardımlaşmak, namaz, hac, zekat, oruç, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak ve güleryüzlülük gibi büyük dinimiz İslâmın tamamı insanlık için hayır olan şiârlarıyla izzetlenmek hem imânî, hem de toplumsal bir vecibedir.

Müminlere karşı merhametli, kafirlere karşı izzetli durmak, Allah için sevip Allah için buğzetmenin en önemli dinamiğidir. Ki bu da İmanlı olabilmenin temel kaidelerindendir.

O halde, Peygamberimiz (S.A.V.)’i ve O’nu dost edinenleri bırakıp şeytan ve de Allah düşmanlarını dost edinmenin ahirette getireceği sorumluluğu düşünerek bu ve benzeri çirkin taklitleri bırakmalıdır:

×Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun: babaları, oğulları, kardeşleri, ya da akrabaları da olsa Allah’a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin…Ø (Mücâdele, 22)

Allahu Teâla, bizlere sevdiklerini sevmeyi, düşman olduklarına da düşman olmayı nasip etsin. O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.

“Sallallahu alâ Muhammedin ve alâ âlihi ve Sahbihi ecmâîn”

VE’L-HAMDÜ LİLAHİ RABBİ’L ALEMİN

Merhum allame abdulhamid el eserî nin bir risalesidir www.tavaf.com dan alınmıştır kendilerine tşk ediyoruz bu eser guraba yayınları tarafından aynı isimle 2004 senesinde neşr edilmiştir cep kitabıdır

http://hadincennete.blogspot.com.tr/2012/07/ylbasn-kutlamann-hukmu.html

 

“Yılbaşı Kutlamak Haramdır”

İslam ülkelerindeki yılbaşı kutlaması hazırlıklarını şiddetle eleştiren Prof. Dr. Yusuf el-Karadâvî “yılbaşını kutlamak haramdır. Bu kutlamalar İslam ümmetinin şahsiyetinin erimesi anlamına gelmektedir” dedi. El-Karadâvî Müslümanların kendi dinî bayramlarıyla ve değerleriyle temeyyüz etmesi gerektiğini söyledi.
Bazı İslam ülkelerinin başkentleri ve büyük şehirlerin caddelerinde görülen birkaç metre yükseklikteki noel ağaçlarına da değinen el-Karadâvî bu ağaçları satanlara şöyle seslendi: “Onlar sizin inançlarınıza saldırırken, sembollerinizin görünürlüğünü engellerken, minareleri yasaklarken, nerdeyse mescid yapımına bile mani olurken siz,onların dinî değerlerini niçin öne çıkarıyorsunuz?”
“Yılbaşına özel eşyaları vitrinlerde bu denli sergilemek İslam toplumlarının şahsiyetini silikleştirmektedir” diyen el-Karadâvî, İslam ülkelerinde yılbaşına has sembollerin bu kadar yaygınlaşmasını esefle karşıladığını ifade etti. Ayrıca “Bazıları bizim kentlerimizde dinlerine ait kutlamaları bu denli yaygın ve aşikâr olarak gerçekleştirirken Müslümanlar Avrupa ve Amerika’da Ramazan ve bayramları büyük şehirlerin merkez alanlarında kutlayabiliyorlar mı? Halbuki yılbaşı öncesi bizim şehirlerimizde öyle bir görüntü hâkim ki kendinizi bir Hıristiyan Avrupa ülkesinde hissediyorsunuz. Kısa bir süre önce Kurban bayramını idrak ettik. Müslümanların alış veriş mekânlarında yılbaşında olduğu gibi bayrama ait hatırlatıcı semboller göremedik. Ama şimdi bakıyorsunuz yılbaşı öncesinde hemen bütün dükkânların vitrinlerini noel çamları doldurmuş” dedi.
Yılbaşının Hz. İsa’nın doğum günü olup olmadığı meselesine de değinen el-Karadâvî şöyle dedi: “Hıristiyanlar Hz. İsa’nın doğum tarihi konusunda ihtilaf etmiştir. Bir grup 25 Aralık’ta diğer bir grup ise 7 Ocak’ta doğduğunu ileri sürer. Hâlbuki bu kabullerin ikisi de yanlıştır. Çünkü Hz. İsa (a.s) kışın doğmadı. Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de doğum sancıları çekmekte olan Hz. Meryem’e der ki:“Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün” (Meryem 25).Kışın taze olgun hurma olur mu?” dedi.

Hz. Peygamber (s.a.v)’in doğum gününden haberi olmayan insanların Hz. İsa’nın doğum gününü kutlama konusundaki tutumlarını şaşkınlıkla izlediğini söyleyen el-Karadâvî, “Bazı İslam ülkeleri bidat gördükleri için Hz. Muhammed (s.a.v)’in doğum gününü kutlamazken Hz. İsa’nın doğum gününü kutlamaları üstelik bu günü tatil ilan etmeleri anlaşılır gibi değildir”dedi.

“Yılbaşı kutlamaları!” ve İslâmî kimliğin muhafazası

İslâmiyet; iman, ibadet-amel ve ahlâk esaslarıyla bir bütündür… Özellikle inanç mevzuunda parça-buçuk kabul etmez… İnanılması gereken esaslara bütün hâlinde inanmak zarûridir.

İslâm dîninin inanç, ibâdet ve muamelelerle alâkalı emir ve yasaklarına uyulmasının yanı sıra, tatbik edilmesi gereken bazı temel ahlâkî düsturları da vardır. Meselâ bunların en önde gelenlerinden biri; Müslüman’ın ferdî, âilevî ve ictimâî hayatın her safhasında bâtıl ve muharref (hükmü kalkmış, aslından uzaklaştırılmış) dinlerin mensuplarının, kısacası gayr-i müslimlerin örf, âdet ve an’ânelerine benzemekten şiddetle sakınıp uzak durmasıdır.

İslâmiyet, ferdî-âilevî ve ictimâî hayatın hiçbir safhasında çizdiği çerçevenin dışına çıkılmasına müsâade etmemiş… Kur’ân-ı Kerim’de, bizlere bütün yönleriyle tanıttığı ehl-i kitâba, diğer bâtıl ve muharref dinlerin mensuplarına, müşriklere, budistlere, ateistlere benzenilmesine ruhsat vermemiştir. Onun içindir ki Müslümanlar’ın; Yahûdi, Hıristiyan, Budist ve dinsizlerle kaynaşmalarına sebep olacak taklitlerden, benzeşmelerden kaçınmaları ve her hâlükârda İslâmî hüviyetlerini muhâfaza etmeleri emredilmiştir. Zira en basitinden en mühimmine; âdetlerden, ibâdet ve i’tikat esaslarına kadar herhangi bir noktada benzeşme, daha büyük benzeşmelere vesîle olmaktadır.

Gayr-i müslimlere benzemenin sebep olacağı tehlikeli neticelere dikkatimizi çekmek içindir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “(Tasvip ederek) bir kavme (bir topluluğa) benzemeye çalışan kişi, o (benzemeye çalıştığı) kavimdendir.”(1) “(İnanç ve amelde) bizden başkasına benzeyenler, bizden değildir.”(2)

Başka bir hadîs-i şerifte de, “Siz karış karış, adım adım sizden öncekilerin (Yahûdi ve Hıristiyanlar’ın) yoluna uyacaksınız. O kadar ki; onlar bir keler deliğine girecek olsalar, siz de (modadır düşüncesiyle) onları tâkip edeceksiniz…”(3) buyurularak Müslümanlar’ın, başta Yahûdiler ve Hıristiyanlar olmak üzere gayr-i müslimleri taklit etmek, onlara benzemek felâketine düşecekleri mu’cizevî bir şekilde bildirilmiştir.

Yine Efendimiz (s.a.v.), kişinin iman, amel ve ahlâk za’fını olanca çıplaklığıyla ortaya koyan bu örf-âdet ve an’ânelerde gayr-i müslimlere benzeme şaşkınlığının, ne kadar hayâsızca ve çirkin hadlere ulaşacağını da, şu mübârek sözleriyle haber vermişlerdir:

“Onlardan biri hanımıyla yolda cinsî yakınlıkta bulunsa, siz de aynısını yapacaksınız!”(4)

Bugün, Batı’dan ithal edilmiş âdet, merâsim ve kutlamaları ile; içki, kumar ve fuhuş gibi şeytânî tuzakları ile; bâtıl mesajlarla yüklü basını-medyası ve gayr-i İslâmî kılık-kıyâfetleri ile Müslüman cemiyetler –maalesef– Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.), tehlikesine işâret buyurduğu ölçülerde yabancılara benzeme felâketiyle karşı karşıyadır. Ancak bütün bu menfî gelişmelere rağmen biz mü’minler, İslâmî usûl ve esaslara dönerek gayr-i müslimlere benzeme akımına reaksiyon göstermeye mecburuz. Bu kudsî mükellefiyetimiz sebebiyledir ki; öncelikle bâtıl ve muharref din mensuplarına benzemenin, onları taklit etmenin dinimiz açısından hükmünün ne olduğunu bilmemiz lâzımdır. Bunu da iki grupta inceleyebiliriz:

1. Mubah olan yani mes’ûliyeti gerektirmeyen benzemeler…

2. Mekruh veya haram olan, dolayısıyla mes’ûliyeti de beraberinde getiren benzemeler…

Meselâ ilim ve teknikte kullanılan metodlardaki taklitler-benzeşmeler… O alandaki gelişme ve değişmeleri tâkip etmek… Bunlar günah değil mubahtır, hatta teşvik edilmiştir.

Canlı resimler ihtivâ eden duvar halıları, süs yastıkları ve tablolarla evlerin tefrîş edilmesi veya canlı varlıkların resimleri ile motifli elbiseler giyilmesi mekruhtur, günahtır. Zira bunlarda putperestlere benzeme durumu vardır.(5)

İbn-i Hibbân’ın (rh.) rivâyetine göre, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, duvarların kumaşlarla örtülmesini yasaklamıştır.

Âlimlerimiz de; duvarların ipekli kumaşlarla örtülmesi tahrîmen, ipeksiz kumaşlarla meselâ yün halılarla örtülmesi ise tenzîhen mekruhtur; zira gösterişten ibârettir, demişlerdir.

Birtakım âdet ve an’ânelerde Yahûdi ve Hıristiyanlar gibi ehl-i kitâbın mensuplarına uymak… Yahut diğer gayr-i müslimlere hâs olup İslâm’ın emir ve yasakları ile çatışan hususlarda onlara benzemek ise haramdır. Bu gibi günahlar, kendisinde küfür sıfatı bulunan günahlardır ki, şiddetle kaçınılması gerekir. Zira bunun temizliği, ancak cehennem ateşiyle mümkündür.

Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, Müslüman olmayan milletlerin bayramlarının ve kutsal kabul ettikleri günlerin onlar gibi kutlanmasını yasaklamıştır. Binâenaleyh gayr-i müslimlerce değer verilen Milâdi yılbaşı gecesini çamlarla, hindilerle, içkilerle (ki zaten haramdır) veya âile toplantılarıyla kutlamak… Yahut bu maksatla televizyonlardaki sözüm ona kutlama proğramlarını seyretmek… Ya da bu yapılanları kabul ve tasvip ederek Müslüman kardeşleriyle “yeni yıl kutlamaları”nda bulunmak, hediyeleşmek dînî ölçülerimize göre son derece tehlikelidir!

Hüküm bakımından haram olan bu amelî-ahlâkî taklit ve benzemeler, fâilini günahkâr kılar. Muvakkat da olsa onu âhirette azâba dûçâr eder… Şayet bu benzeme i’tikatla alâkalı hususlarda ise, sahibi cehennemin ebedî azâbına müstehak olur. Çünkü Rabbimiz buyuruyor ki, “Kim (meşru’ görerek) Allâh’a ve Resûlü’ne karşı gelir, Allâh’ın koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî olarak kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.”(6)

Hulâsa, İslâm’ın bir vicdan meselesi olduğunu söylemek, Müslüman’ın hayatının onun ölçülerine göre düzenlenmesi gerektiğine inanmamak ve böylece gayr-i müslimlerin örf, âdet ve an’ânelerini, bayram ve merâsimlerini, töre ve törenlerini paylaşmak –Allah korusun– mü’mini mânevî uçurumlara sürükler!..

O bakımdan Müslüman olarak doğan bizler, Müslüman olarak yaşamaya ve Müslüman olarak ruhumuzu teslim etmeye gayret göstermeliyiz.

Rabb’imizin lûtuf ve ihsânı olan bu İslâm nimeti ve Ümmet-i Muhammed’den olma nimetinin kıymetini bilmeliyiz ki, Müslüman olmayanlara benzemekten sakınarak dünyamızı izzetle, âhiretimizi de saâdetle yaşayabilelim.

Bunun için de İslâm’ı iyi öğrenmeli, sünnetlere tâbi olup bid’atlerden kaçınmalıyız… Her türlü haram, mekruh ve şüphelilerden, hele de “yılbaşı kutlamaları”ndan mutlaka uzak durmalıyız. Aksi takdirde âkıbet husrân olur!

Yazımızı, Cenâb-ı Mevlâmız’ın mübârek kelâmından iki âyet meâli ile noktalayalım:

“Rabb’imiz Allah’tır’ deyip sonra da (bütün hâl ve hareketlerinde Allâh’ın emirlerini, Resûlü’nün sünnetini esas alarak) dosdoğru yaşayanlara; (evet) onlara (kıyâmet gününde) hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir de. (Çünkü) onlar, cennet ehlidirler. Yapmakta oldukları (güzel amel ve hareketlerine) mükâfat olmak üzere, orada ebedî kalacaklardır.”(7)

DİPNOTLAR
(1) Mişkâtü’l-Mesâbîh, 4347.
(2) Tirmizî, Sünen, H. No: 2696.
(3) Mişkâtü’l-Mesâbîh, 5361.
(4) Câmiu’s-Sağîr, 2, 122.
(5) Bedâiu’s-Senâi‘ fî Tertîbi’ş-Şerâi‘, Kitâbü’l-İstihsân, 5, 226.
(6) Kur’ân-ı Kerim, Nisâ sûresi, 30.
(7) Kur’ân-ı Kerim, Ahkaf, 13-14.

http://dirilishaber.blogcu.com/yilbasi-kutlamak-haramdir/9380804#

 

Yılbaşı Kutlamak Haram Mıdır?

Sual: Yılbaşı ile Noel hakkında bilgi verir misiniz? Yılbaşı kutlanır mı?
CEVAP
Yılbaşı ile Noel birbirinden farklıdır; fakat Noel kutlamalarının devamı sayılabileceğinden yılbaşı gecesi onlar gibi eğlenmek, çam kesip evi çamla süslemek caiz olmaz. Çünkü bayramlarında onlar gibi eğlenmek, onlara benzemek olur.

Din kitaplarında buyuruluyor ki:
Noel günü ve gecesinde, kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapan küfre girer.

Yılbaşı münasebetiyle Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde milyonlarca çam fidanı Noel hurafesi uğruna kesilip yok edilmektedir. Hıristiyan ülkelerde olduğu gibi, Müslüman ülkelerde de bu cinayetler işlenmemeli. Hıristiyanlara benzememek için yılbaşı gecesi hindi yememeli! Yenirse mekruh olur. Birkaç gün sonra yenebilir. Kumar oynamak, tombala çekmek gibi oyunlar ise zaten her zaman caiz değildir. Bu gece, gayrı müslimlere benzemek gayesiyle çeşitli yiyecek, içecek almak da caiz olmaz.

Her zaman ne alınıyorsa onları almakta mahzur yoktur. Bu geceye ayrı bir önem vermemelidir.

Yalnız Hıristiyanların değil, Yahudilerin ve bütün bâtıl dinlerin ibadetlerini yapmak, onlara benzemek olur. Mesela 21 Martı Nevruz Bayramı diyerek kutlamak da böyledir. Kâfirlerin ibadetleri ve çirkin işleri hariç, mubah olan âdetlerini yapmakta mahzur yoktur. Yani onlara benzemiş olunmaz.

Noeli kutlamak asla caiz değildir. Bir zaruret olursa, caiz olur. Mesela devletlerarası protokolde zaruret olduğu için kutlamak caiz olur. Fakat, Noel ile ilgisi olmayan yılbaşında bir Müslümana tebrik kartı yazıp, yeni bir yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek günah değildir. Yahut, (yeni yılın kutlu olsun) diyene, (seninki de kutlu olsun) demek günah olmaz. Bu inceliği anlamalıdır!

Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır! Sanki mübarek geceymiş gibi mevlid okutmak, sohbetler düzenlemek uygun değildir. Bu gecenin diğer gecelerden farkı yoktur. Bu geceye değer veriyormuş gibi hareket etmek doğru değildir. Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır!

Noel’i kutlamak
Sual: Bir yazar, (Hıristiyanların kendi bayramlarını kutlamaları haklarıdır. Müslümanlar da, karşılıklı hürmet çerçevesinde barış içinde yaşadıkları Ehl-i kitabın sevincine katılır, onların bayramlarını kutlar. Bunda herhangi bir sakınca görmem) diyor. Bu küfür olmaz mı? Dinimizde, gayrimüslimlerin bayramlarını kutlamak caiz midir?
CEVAP
Kesinlikle caiz değildir. Bu hususta din kitaplarında deniyor ki:
Mecusilerin bayramları olan Nevruz ve Mihrican günü şerefine bir şey vermek caiz değildir. Bu günlerin isimlerini söyleyerek veya niyet ederek bir şey hediye etmek haramdır. Eğer bu günlere kıymet vererek yaparsa kâfir olur, çünkü bu günlere müşrikler kıymet vermektedir. Ebül Hafs-ı Kebir diyor ki: Bir kimse Allahü teâlâya elli yıl ibadet etse, sonra bir müşrike, Nevruz günü şerefine yumurta hediye etse kâfir olur. Eğer bir Müslümana hediye eder ve bu güne değer vermezse, âdete uyarak verirse kâfir olmaz. Başka bir gün almadığı bir şeyi, o gün satın alırsa, o güne değer vermişse kâfir olur. Değer vermeyip, yalnız yiyip içmek için almışsa kâfir olmaz. (Dürr-ül-muhtar 5 /481)

Bezzaziyye’de, (Nevruz günü, Mecusilerin bayramıdır. O gün, Mecusilerin yanına gidip, onların yaptıklarını yapmak küfürdür) diyor. Noel’de ve kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapan da kâfir olur. (S. Ebediyye)

Zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak ve putlara, heykellere, mesela haç denilen, İsa aleyhisselamın asılmış hali dedikleri, birbirine dik kesişen iki çubuğa tapınmak, boynuna asarak tazim etmek, tazim etmemiz emrolunan bir şeyi tahkir ve tahkir etmemiz emrolunan bir şeyi tazim etmek küfürdür. Bunları yapanın imanı gider, kâfir olur. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi s.115, 202)

İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: Hinduların bayram günlerine [ateşe tapınanların Nevruz günlerine ve Hristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına] hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak şirk olur. Küfre sebep olur. Kâfirlerin bayramlarında, Müslümanların cahilleri, kâfirlerin yaptıklarını yapıyorlar ve bu günleri, Müslüman bayramı zannediyorlar. Kâfirler gibi, birbirlerine hediye gönderiyorlar. Eşyalarını, sofralarını kâfirlerin yaptığı gibi süslüyorlar. O geceleri, başka gecelerden ayırt ediyorlar. Bunlar hep şirktir, kâfirliktir. (Mektubat 3/41, S. Ebediyye)

İbni Âbidin hazretleri, 5. cildde, istibra babında, (İhtiyaç olunca zimmîye selam vermek ve müsafeha etmek caiz olur. Hürmet için ise, caiz olmaz. Kâfire hürmet küfürdür) buyuruyor. (S. Ebediyye)

Kâfire hürmet etmek, saygıyla selam vermek, (üstadım) demek küfür olur. (Berika, İ. Ahlakı)

Yazar, Müslümanların gayrimüslimlere hürmet etmesini bildiriyor. Yukarıdaki yazılardan böyle hürmetin de küfür olduğu anlaşılmaktadır. Hristiyanları memnun etmek için küfre girmek akıl kârı değildir.

Noel gecesinin zamanı
Sual:
 Hıristiyanların dini bayramı olan Noel gecesi ne zamandır?
CEVAP
İsa aleyhisselam, dünyada az kalıp göğe çıkarıldığından, kendisini de ancak 12 havari bilip, İseviler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından, Noel gecesi doğru anlaşılamamıştır. 25 Aralık, 6 Ocak veya başka bir gündür. Kesin değildir. (Takvim-i Ebüzziya)

Miladi yıl, en az 300 yıl noksandır; çünkü İsa aleyhisselam ile Muhammed aleyhisselam arasındaki zaman, bin yıldan az değildir.(Burhan-ı kat’i)

İsa aleyhisselamla Muhammed aleyhisselam arasında, 963 yıl vardır.(Mevahib-i ledünniyye)

Hicri yıl kesindir. Miladi yıl, doğru ve kesin değildir. Günü de, yılı da yanlıştır. (S. Ebediyye)

Sual: Hıristiyanlar, Hazret-i İsa’nın yılbaşında geleceğine inandıkları için mi yılbaşını kutluyorlar?
CEVAP
Hıristiyanların, Hazret-i İsa’nın yılbaşında geleceğine dair bir inanışları yoktur. Onlar Hazret-i İsa’nın çarmıhtan öldüğüne inanırlar. (İnsanları günahtan kurtarmak için Tanrı, oğlu İsa’yı öldürdü) derler. Bazen İsa aleyhisselam için (Oğul Tanrı) bazen de (Tanrı üçtür. Üç tanrı birdir) derler. Bu saçmalıklar da İncillerde yapılan tahrifattan ileri gelmektedir. Hıristiyanların eğlenceleri, Noel Baba dedikleri hayali varlık içindir.

Kur’an-ı kerimde, Nisa suresinin 157 ve 158. âyet-i kerimelerinde, İsa aleyhisselamın öldürülmediği, öldürülen [Çarmıha gerilen] kimsenin başka biri olduğu, İsa aleyhisselamın göğe kaldırıldığı bildirilmektedir.Al-i İmran suresinin 54. ve 55. âyetleriyle, başka surelerde de bu hususta bilgi vardır. İsa aleyhisselam, Hazret-i Mehdi [ve Deccal] zamanında gökten inecektir. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m.67)

Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ruhum yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, adil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, İslam’dan başka şeyi kabul etmeyecektir.) [Buhari]

(Vallahi Meryem’in oğlu adil bir hakem olarak inecek, haçı parçalayacak, domuzu öldürecek, kin, nefret ve haset ortadan kalkacaktır.)
 [Müslim]

(İsa inecek, İslamiyet yolunda savaşacaktır. Onun zamanında Allahü teâlâ, müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Deccal da helak olacaktır. İsa, kırk yıl yeryüzünde yaşayacak, sonra ölecektir. Cenazesini müslümanlar kaldıracaktır.)
 [Ebu Davud]

(İsa benim yanıma gömülecektir.)
 [Tirmizi]

[AÇIKLAMA: Hadis-i şeriflerde geçen, Domuzu öldürecek demek, domuz avına çıkacak demek değildir. "Domuz eti yemeyi yasaklayacak" demektir. Haçı kıracak, yani Hıristiyanlığı kaldıracaktır. Başka bir hadis-i şerifte (Mizmarları kıracak)buyurulmuştur. Yani her çeşit çalgıyı yasak edecektir.]

Sual: Yılbaşında hıristiyanlara tebrik kartı yazmak caiz mi?
CEVAP
Yılbaşı için caiz, Noel için caiz değildir.

Sual: Bir hıristiyan Noel gününde, öncesinde veya sonrasında Noel maksadı ile bir müslümana (arkadaşına veya akrabasına) hediye verse, bu müslümanın bu hediyeyi alması ve kullanması caiz olur mu?
CEVAP
Noel maksadı ile verilmez yılbaşı maksadı ile verilmiştir. Noele saygı gösteren kâfir olur.

Verilen hediyenin mahzuru olmaz. Yiyecek ise yılbaşından iki üç gün sonra yenebilir.

Sual:
 Yılbaşında bazı aileler evlerinde TV izleyip, aile efradlarıyla oturup vakit geçiriyorlar, yiyip içiyorlar. Bunlardan haram işleyenlerin (mesela içki içen oynayıp zıplayan, piyango çeken, tombala oynayan falan) kâfir olma tehlikesi var mıdır? Bunları yapmadan normal aile görüşmelerini bu güne denk getirmenin bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Kâfir olmak, niyete bağlıdır. Kâfirlerin Noelini kutlamak niyetiyle ise küfür olur. Yılbaşı eğlencesi şeklinde olursa küfür olmaz. Elbette içki, kumar ise zaten haramdır.

Sual:
 Yılbaşını yeni yıl geldi diye kutlayan, hediyeleşen, sevinen Müslüman kâfir olur mu?
CEVAP
Niyetleri önemli, yeni bir yıl geldi diye sevinip hediyeleşirlerse küfür olmaz.

Sual: Bir başkasının bu geceye özel olarak pişirdiği mubah yemekleri (hindi gibi) yemek uygun mu?
CEVAP
Özel yiyecekleri o gece yemek mekruh olur. Birkaç gün sonra yemekte mahzur olmaz.

Hicri şemsi ve hicri kameri takvim
Sual:
 Hicri şemsi ile hicri kameri takvim ne demektir? Bunlar ne zaman başladı?
CEVAP
Hicret esnasında, Medine şehrinin Kuba köyüne gelindiği 20 Eylül 622 günü, (Hicri şemsi) tarih başlangıcı oldu. (Hicri kameri) tarih de, o senenin Muharrem ayından başlar, yani hicri kameri yılbaşı 1 Muharrem’dir. Hicri kameri yılın başlangıcı da, 16 Temmuz 622 tarihindeydi.

Sual: Kâfirleri taklit etmek nasıl olur?
CEVAP
Kâfirlere ibadette benzemek haram veya küfürdür. Ama âdetlerde benzemek caizdir. Uçağa, trene, arabaya binmek, pantolon giymek caizdir. Peygamber efendimiz papaz ayakkabısı, Rum cübbesi giymiştir. Kâfirin dinine benzemek caiz olmaz, haç takmak, zünnar takmak gibi. Noeli kutlamak caiz değildir. Ama yılbaşı farklıdır. Noeli kutlayan kâfir olur. Yılbaşında birine yeni yılın kutlu olsun, yeni yılın müslümanlara hayır ve bereket getirsin demek caizdir. Herkes için yeni bir yıldır. Noel ise hem herkes için değil, hem de Hıristiyanların bayram günüdür.

Yılbaşı ve Noel
Sual:
 Yılbaşı ve Noel’i kutlamak, miladi yeni yıl için tebrik kartı satmak, yeni yıl için tebrik kartı göndermek caiz midir?
CEVAP
Yılbaşıyla Noel farklıdır. Noel, Hristiyanların dini bayramıdır. Noel’i kutlamak kesinlikle caiz olmaz. Bir zaruret olursa, mesela, devletlerarası protokolde zaruret olduğu için, kutlamak caiz olur. Bir ihtiyaç olunca, yeni yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek veya (Yeni yılın kutlu olsun) diyene (Seninki de kutlu olsun) demek caizdir, fakat bu geceye farklı muamele etmemeli, her gece ne yapılıyorsa onları yapmalı. Mesela bu gece, evi çamla süslememeli, hindi kesip yememeli. Tebrik kartı da, yeni yıl için caiz, Noel için ise zaruretsiz caiz değildir.

Miladi yılbaşında ibadet
Sual:
 (Miladi yılbaşı gecesi İsa aleyhisselamın doğduğu gece ise, bu geceyi Kur’an okuyarak, namaz kılarak, mevlid okuyarak, ilahi söyleyerek geçirmeli) deniyor. Bu gece, dinimizde, mübarek bir gece olarak bildirilmediğine göre, mübarek gece muamelesi yapmak, mevlid okumak yanlış olmaz mı?
CEVAP
Elbette, yanlış olur. Her gece Kur’an-ı kerim okuyan bu gece de okuyabilir, ama bu geceye ayrı muamele etmemeli, her gece ne yapıyorsak, bu gece de onu yapmalı. İsa aleyhisselamın o gecede doğduğu da zaten belli değildir.

Kesin olsa bile, dinimizin mübarek olarak bildirmediği bir güne özel muamele etmek, mevlid okutmak uygun olmaz.

Yılbaşı hindisi
Sual:
 Milâdî yılbaşında veya yılbaşı hazırlığı yapılan bu günlerde, Hristiyanların âdeti olduğunu düşünmeden hindi, çam ve benzeri şeyleri alıp satmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Mekruh olur. Yılbaşı geçtikten sonra alıp satmanın mahzuru olmaz.

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2754

 

III – Yeni Yıl Kutlamak Haram Değildir, Ama Caiz Olduğuda Söylenemez;

Yeni yıla girmeyi kutlamak günah mı?

Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, yılbaşı kutlamalarını değerlendirdi. İslam dininin eğlenmeyi yasaklamadığını belirten Bardakoğlu, yeni yıl kutlamanın günah olup olmadığına ve piyangonun haram olup olmadığına açıklık getirdi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, İslam dinineğlenmeyi yasaklamadığını belirterek, ”Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadaninsanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, evsahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir” dedi.

Bardakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, buyıl aralık ayı içinde hem hicri hem de miladi yeni yıla girildiğini belirtti. Hicri yılın da miladi yılın da Allah’ın takdir ettiği zaman dilimleri olduğunu ifade edenBardakoğlu, Kur’an 14 asır önce ”Ay ve güneşsabit bir yörünge etrafında düzenli bir şeklide dönerler ki siz bu sayede zamanıbilirsiniz zamanın akıp geçtiğini bilirsiniz” diyerek insanları uyardığını kaydetti.

Hz. Muhammmed’in Medine’ye hicret ederek, yıllardır kavgalı olan kişileri barıştırdığınıanlatan Bardakoğlu, hicretin farklı geleneklere, farklı etnik kökenlere sahip olanların aynışehirde rahatlıkla bir arada yaşayabileceğini göstermesi açısından önemli bir anlamtaşıdığını vurguladı.

Hicretten insanların alacağı önemli dersler bulunduğunu belirten Bardakoğlu, hicri yılın başlangıcında, birleşmeyi, bütünleşmeyi, bir arada olmayı daha iyi hissetmek gerektiğini dile getirdi. Miladi yeni yıla da yarın akşam girileceğini ifade eden Bardakoğlu, her yenibaşlangıcın, ”yeni bir dua ve geçmişi sorgulayıp ders alma zamanı” olduğunu söyledi.

Bardakoğlu, ”İslam dini eğlenmeyi yasaklamıyor. Meşru ölçüler içinde, harama bulaşmadan, günaha bulaşmadan insanların doğumları, başarıları, mezuniyetleri, ev sahibi olmaları ve yeni bir yıla girmeleri kutlanabilir” diye konuştu.

Yeni bir yıla girerken geçmişten ibret almanın ve geleceği ona göre inşa etmenin önemine değinen Bardakoğlu, yeni yılın bir önceki yıldan daha güzel olmasını temenni etti.

”Milli Piyango da dahil olmak üzere tüm şans oyunlarının dinen haram olduğunu”ifade eden Bardakoğlu, ”Milli Piyango’nun haram olduğunu, günah olduğunu Din İşleriYüksek Kurulumuz defalarca açıkladı. Türkiye’de din işleriyle devlet işleri birbirinden ayrıdır. Bir şeyi şahısların veya devletin yapmış olması, o yapılan şeyin dinen haram olmasını engellemez. Devlet bir şey yapar, o işin devlet bakımından, yasalar bakımından uygunolduğu anlamına gelir. Ancak dinen hükmü ayrıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

http://www.haber7.com/guncel/haber/467414-yeni-yila-girmeyi-kutlamak-gunah-mi

 

IV – Yeni Yıl Pagan Kültürü Sembolleri

yılbaşı kutlamak pagan kültürdür

batının özünde olan kültür pagan kültürüdür, her ne kadar din olarak hristiyan gibi gözkselerde hristiyanlık öncesi dinleri olan paganlığın örf ve adetlerini bırakmadılar, bu dünya genelinde hakim kültür olarak ateizmin yerleşmesine neden oldu, yılbaşı, sevgililer günü gibi sözüm ona günler pagan kültürüne ait ateist ögeler içeren günlerdir, amerikan sineması için denilir ki mutlaka kilise ve hastane gösterilir, peki gösterilirde bu oynayan karakterlerin hiç bir kötü davranışı din ögesi ışıgında incelenmez, zina ederler, içki içerler uyusturucu kullanırlar falan falan, yani din ögesi yaşantıya yansımaz asla, bu sebeble misyoner bir özelligi yoktur, genel karakter ateist karakterdir, kişiye baglı özgürlükler sınırı içinde ele alınır durumlar, din hayata kuşatan bir öge asla degildir.

 (affetmem cizerim, 31.12.2012 17:03)

 

noel denilen zımbırtı hz isa nın doğum günü değildir.roma imparatorluğunun mitra bayramıdır.noel isa’dan önceki dönemde ,’ölen ve ölümden kalkan’ tanrılara sunulan tapınmadan alınmıştır ve bu kutlamalar genellikle 21-25 aralıkta yapılırdı.

hıristiyanlık 4.yy ın ortalarında bu pagan kutlamayı kendi gelenekleri arasına kattı.

bazı sözümona müslümanlar da ordan alıp kendi kültürlerine kattılar.tüm dünya putperest olduk çıktık.hadi bakalım hayırlısı.

 (turk kizi, 31.12.2012 17:08)

http://www.uludagsozluk.com/k/y%C4%B1lba%C5%9F%C4%B1-kutlamak-pagan-k%C3%BClt%C3%BCrd%C3%BCr/

 

Yılbaşı Neyin Miladı?

Allah Rasulü (s.a.v.) dar-ul beka’ya göç etmeden önce ümmetinin başına gelecek felaketler hakkında bir takım haberler vermişti. Bunların en çarpıcı olanı kuşkusuz Buhari’nin sahihinde geçen şu hadisi şeriftir:
“Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler deliğine girseler, siz de girmeye kalkışacaksınız. Bunun üzerine sahabe Rasulullah’a Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca, Rasulullah (s.a.v.) da sesini yükselterek ya kim olacaktı? diye cevap vermiştir.” (Buhari.Tecrid 9/1410.)
Allah Rasulü (s.a.v.)’in hadisi şeriflerinde beyan buyurduğu Hıristiyan ve Yahudi toplumları “taklid”; özellikle Tanzimat’tan bu yana batılı paradigma ekseninde önce düşün dünyamızın ardından da yaşam biçimimizin şekillenmesiyle sonuçlandı. Bu şekillenme neredeyse batılı toplumlarla -onların üretiyor ve bizim taklid ediyor olmamızın dışında- hiçbir fark bırakmayacak ölçüde bizleri aynileştirdi. Özellikle son yüzyıllık batıya öykünme ve taklid etme maceramızın ardından geldiğimiz noktada ümmetimiz kendi kimliğini, aidiyetini, medeniyetine ait kodlarını kaybetme ve nihayetinde kendisi olarak var olamama tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.
İşte bu taklidin belirgin bir şekilde gün yüzüne çıktığı alanlardan birisi de 1400 yıl İslam toplumu açısından zamanın akışını belirleyen hicri takvimin yerine miladi takvimin benimsenmesi ve dolayısıyla 1 Ocak tarihinin yılbaşı olarak kabul edilmesi olmuştur. Hıristiyan kültürü içinde özel bir yeri ve anlamı olan 1 Ocak tarihi yani yılbaşı Müslümanların yaşadığı topraklarda da tıpkı batıda olduğu gibi karnaval havasında kutlamalara dönüşmüştür.
Peki, nedir bu yılbaşı?
Hıristiyanlığı benimsemeden önce eski Roma’da putperest ayinlerinin en önemlilerinden birisi de gücü sembolize eden “güneş tanrısı” Mitra’ya tapınmaktı. Güneş tanrısı Mitra’nın doğum gününün 25 Aralık olduğuna inanılırdı.
Romalıların M. IV. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul etmelerinin ardından din adamları ve kilise otoritesi Romanın pagan kültürü içinde yer alan ritüelleri ve bayram günlerini benimsediler. Eski Roma pagan kültürünün ürünü olan putperest ayin ve festivallere meşruiyet kazandırmak için bunları Hıristiyan mitolojisi içinde üretilmiş ritüellerle ilişkilendirdiler. Hz. İsa (a.s.)’ın doğumu hakkında net bir bilgiye sahip olmayan Hıristiyan din adamları eski Roma’da güneş tanrısı Mitra’nın doğum günü olarak kabul edilen 25 Aralık’ı Hz. İsa (a.s.)’ın doğum günü olarak kabul ettiler. 25 Aralık-1 Ocak tarihi, eski Roma takviminde Güneş Tanrısı Mitra’nın doğum günüyle, Saturnali festivalindeki “gündönümü”nün birleşimi olarak bir hafta süreyle kutlanırken, Batı Hıristiyanlarınca İsa Peygamber’in doğum günü kutlamasına dönüştürülmüştür.
Yılbaşı, Hıristiyanların dinlerini putperest kadim Roma kültürüne benzetme çabalarının sonucunda önem kazanmış bir gündür. Kutsal algısını yerin ve göğün yaratıcısı bir tek ilah olan Allah (c.c.)’dan alan Müslümanların Ramazan ve Kurban bayram günlerinin dışında -hele pagan Hıristiyan kültürünün icad ettiği bir gün olan yılbaşına- bir başka güne özel bir kıymet ve değer atfetmeleri hangi amaç ve niyetle olursa olsun caiz değildir. Zira bu Allah Rasulü (s.a.v.)’in şiddetle yasakladığı “benzeme” anlamına gelmektedir.
Rasulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bir kavme benzerse onlardandır” (Ebu Davud/Libas: 4031)
Allah Rasulü (s.a.v.) Medine’ye hicret ettikten sonra halkın kadim Fars uygarlığının etkisi ile Nevruz ve Mihrican günlerini kutladıklarını görmüş ve “Allah bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı iki günle değiştirdi: Kurban ve Fıtır (Ramazan) Bayramı.” buyurmuş. (Ebu Davud, Salat, 245, Nesai. Iydeyn, 1)
Sonuç olarak modern paradigma Müslüman bilinci icad eden kodları kendine ait olanla değiştirdi, yeni bir tarih algısı icad etti. İnsanları karanlıklardan gerçek aydınlığa çıkartması için Allah M. VII. yüzyılda bir din göndermişken “aydınlanma”yı 1789 sanayi devrimi/batı aydınlanmacılığı ile ilişkilendirdiği gibi zamanın başlangıcını da Hıristiyan pagan kültürünün ürünü olarak miladi takvimin başlangıcı ile ilişkilendirdi. Böylece bizler batı merkezli icad edilmiş bu zaman algısı içinde kendi kimliğini yitirmiş toplumlar olduk.
Miladi takvimin benimsenmesi ve bu takvimin başlangıcının yeni yılbaşı olarak kutlanması hicri takvimi 1400 yıl kullanmış olan ve böylece zamana farklı anlamlar yükleyen İslam ümmetinin kendi medeniyeti ile bağını koparmasının miladı olmuştur.
Unutmayalım ki bizler, kıblesi kutsal Mescid-i Aksa iken Mescidi Harama çevrilmiş bir ümmetiz. Rabbimiz, dinlerini tahrif etmiş Hıristiyanlarla aynı kıbleye yönelmemize dahi razı değilken nasıl olurda bizler Hıristiyan pagan kültürünün ürünü olan yılbaşını takvimin başlangıcı olarak benimser ve o günü kutlanması gereken bir gün olarak kabul ederiz?
İbn-i Ömer (r.a.)’den gelen bir rivayete göre Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse müşriklerin bayramlarına katılmak suretiyle onlara benzerse, o kimse kıyamet günü onlarla beraber haşrolunur.” (Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra)
Ali-İmran suresinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ
“Kim İslâm’dan başka bir dine yönelirse, o din ondan kabul edilmez ve ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.” (Ali-İmran: 85)

www.twitter.com/abdurrahimsen

http://www.timeturk.com/m/yazi.asp?id=36292

 

V – Santaism: Cehennemden Gelen Noel Babaya Tapanlar (Dalga Geçen Yazı)

 

Santaism

Evil Santa

Hail Santa… or else

Santaism is an obscure religious sect that sprung from the ancient practice of satanism.

editWhat Is Santaism?

Santaism is a religion that hails from Middlesex, in England. Practiced chiefly by white middle aged males, the Church of Santa has a membership numbering upwards of the tens.

editHistory Of the Santaist religion

Before Santanism was introduced to Norway in the 80′s, the official religion was Pasdafrian and Norways leader was called Pope Bill Nye The Science gonnoreah. In the year of 1979, in one of the two supermarkets existing in Norway (the one situated off the coast of George Bush) two deranged and drunk vikings (died out in 1980 as a cause of Pope John Paul II’s not-so-successful attempts to be the most popular Dragqueen-Bob Sagget- Marshmallow) were trying to sell liquid Armadillo’s in bottles called Coca-Cola, a beverage collected one one not so famous viking-raid to England. Santa sent images of himself through the alternate dimension he uses accessable only by he who HOLDS THE BAG!, and they liked the pictures of the big fat man (who shows all signs of bulemi) and how he were dressed in the colour of 999BLOOD999! Since they were heavily drunk on karsk and moonshine after some barjumping yesterday they believed that their only purpose in life was obeying their true allmighty SANTACLAUSE! They forced their new religion on space Otters, The original cast of That 70′s show, the Flying spaghetti monsters grandmother and other half squid Giant englishmen. (including the Norwegians) plus 7 toasters fused together with liquid Aardvarks (which were to walk on the moon one year later accompanied by chinese people and the very few Babies who where not on fire!) No-one could resist the loving hugs of santas army of elves and snowmen, this will eventually lead to the worlds destruction in 2012 when santa decides to put the world back in his bag puting the world in chaos by turning everything that is not PEOPLE! into christmas wrapping (including water and all the Chinchillas).

editFake…. possibly real in another dimension Roots of Santaism

Santaism was begun in 1236 by James the Mildly Retarded (Born James Cousins) in Middlesex. The religion was founded entirely by accident after he dropped his bible into a puddle whilst out walking. The conclusion that James drew from this was that the puddle must have been sent from hell itself to correct the current lies, as, miraculously, the water had somehow blurred the ink throughout his bible! As such, Satan, became Santa. James began a systematic conversion of as many of the townspeople as possible to this new religion. Without planning, Santaism became exremely popular in the village, surpassing christianitybuddhism, and even old fashioned satanism.

With this many followers, James was able to vent his imagination and create a large amount of mythos surrounding the practice of Santaism, thereby creating the sect we have today. James unfortunately was murdered by inquisitors when they torched the entire village one night in 1274. It is said that all the animals were struck dumb as a mark of respect (the night was recorded in Santanic history as Silent Night, Holy Night).

editLion Taming

Ex-Satanist Anton Szandor LaVey, has recently been appointed head of the Lion Tamers Association and all round Organ Grinder. He issued a statement that he never really shook George’s Bush’s hand, that it was in fact a forgery. They cut out Obama’s image and pasted in Mr. Bush’s. Mr. LaVey apologizes that his face was on the Eagles’ album “Hotel California”. He recently released a statement against Jacob Aranza stating that the place mentioned in the song is not in fact the Church of Satan, but it does in fact refer to the coffee shop next door to the Church.

editBeliefs of Santists

Santaists believe strongly in the forces of evil. A Santist believes that, come the day of judgement, Santa will arise from hell to take vengeance upon all those who do not practice the dark arts, and give nicely wrappedpresents to those who do. Santa will reign for five thousand years, in a world of firebrimstone, and infernal snow.

Santa hanging

A group of Santists performing Dildo! Merrily on High.

In worshipping Santa, the Santist has many rituals at his disposal, the most popular of which is the Ding Dong! Merrily on High (shown). To the sound of Santanic Music, the Santist ceremonially escorts a victim, dressed in the guise of Santa, to a high street sign and on the stroke of midnight, hangs them. He then takes all their belongings, wraps them, and places them beneath the ceremonial tree, before torching the lot.

Due to the relative difficulty of performing the ritual of the Dildo! Merrily on High, it is a relatively rare occurence. Far more popular is the practice of driving through Red Light Districts with baseball bats and knocking overprostitutes, all the while chanting “Fa la la la la”, a ritual known as “Deck the Whores”.

Santanic Music

Santanic Music

The following rituals are also popular. Given is the ritual, and its Santanic name:

  • Ritualistic Birthing and Naming of a firstborn boy (Santa Baby)
  • Performances of Santanic folklore by male children (The Little Drama Boy)
  • Dressing as Asian Women and performing firelit dances (We Three Queens Of Orient Are)
  • Punching Caribou (Rudolph, The Red Nosed Reindeer)
  • Punching each other (All I Want For Christmas Is My Two Front Teeth)
  • The Running of the Reindeer (Grandma Got Run Over by a Reindeer) see also The Running of the Bulls
  • All women who are married and have children are required to kiss a large portrait of Santa Claus while the children watch (I Saw Mommy Kissing Santa Claus)
  • The festival lasts for twelve days (The 12 Days of Christmas)

Famous Santists

editSee also

http://uncyclopedia.wikia.com/wiki/Santaism

 

VI - 31 Aralık Mekke’nin Fethidir. Hıristiyan bayramı olan Noel yılbaşı kutlamaları adı altında, kapitalist Batı tarafından Müslüman ülkelere pazarlanırken, Türkiyede her sene 31 Aralıkta aynı rezillikler yaşanıyor. Yılbaşı ve Noel Kutlamalarına Hayır! Kutlamıyoruz, Katılmıyoruz!

31 Aralık Mekke’nin Fethidir

Hıristiyan bayramı olan Noel yılbaşı kutlamaları adı altında, kapitalist Batı
tarafından Müslüman ülkelere pazarlanırken, Türkiyede her sene 31 Aralıkta aynı
rezillikler yaşanıyor.

31 Aralık Mekke'nin Fethidir

Hıristiyan bayramı olan Noel yılbaşı kutlamaları adı altında, kapitalist Batı
tarafından Müslüman ülkelere pazarlanırken, Türkiye’de her sene 31 Aralık’ta
aynı rezillikler yaşanıyor. Kutlama adı altında içki ve fuhuş meşru
gösterilirken, yapılan taşkınlıklar, görmezden geliniyor. Sokaklar kendini
kaybetmiş insanlar tarafından esir alınırken, tacizler, kavgalar, küfürleşmeler,
atılan nağralar, yapılan gürültüler, yılbaşı kutlamalarının gerçek yüzü olarak
karşımıza çıkıyor. İslam’ın koyduğu yasakların güle oynaya çiğnendiği bugünde
insanlar adeta Yaradan’ın emirlerine savaş açıyor. Bu hadbilmezliğin sonu belli.
Hüsran ve gözyaşı. Bunun en açık göstergesi için 1 Ocak sayılı gazetelere
bakmanız yeterli.

MÜSLÜMANLARIN İKİ DİNİ BAYRAMI VAR

Peygamberimiz (S.A.V.) hicret edip Medine’ye gelince, Medine halkının birtakım
günleri kutlayıp bayram yaptıklarını görür. Bunun üzerine onlara: “Bunlar
nedir?” diye sorar. Onlar da: “Bunlar cahiliye devrinde kutlaya geldiğimiz özel
günlerdir. Bu günlerde hep sevinir, eğleniriz” derler. Bunun üzerine
Peygamberimiz (S.A.V.): “Allah bunlara karşılık bunlardan daha hayırlı iki günü
size vermiştir ki, bunlar Fıtır (Ramazan Bayramı) ve Kurban Bayramı günleridir.
Artık bundan sonra bu iki günde sevinip eğlenin” diye buyurur.

(Yusuf el Kardadavi Fetavai Muassire: c. 4. s. 97)

“Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”

Abdullah b. Ömer (R.A.)’den rivayete göre Resulûllah (S.A.V.) Efendimiz: “Kim
bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır” buyurmuşlardır. Amr b. Şuayb
(R.A.)’ın, dedesinden rivayetine göre Resulûllah (S.A.V.) Efendimiz: “Bizden
başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudilere ve Hıristiyanlara
benzemeyiniz…” buyurmuşlardır. “Ey iman edenler! Şarap, kumar, tapmak için
dikilen taşlar, putlar, fal ve şans okları ancak şeytan işi birer pisliktir.
Bunlardan kaçının, uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumar
yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, ALLAH Teâlâ’yı anmaktan ve
namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?”

Maide Suresi: 90-91

Emperyalist güçler eğlence adı altında İslam dünyasının bağrına ‘Noel Haçı’
dikiyorlar. Bunun en bariz örneği ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta cami avlusuna
Noel ağacının dikilmesiyle gözler önüne serildi.

BU REKORU DA KIRDILAR

Devlet eliyle oynatılan kumarın resmi adresi olan Milli Piyango, bugün 2013
yılının en büyük kumar oyununa imza atıyor. Devlet, 800 lirayı hak gördüğü
asgari ücretlinin cebindeki paraya zengin olma hayali satarak el koyuyor. Bunu
da Milli Piyango adı altında kumar oynatarak yapıyor. Yılbaşı çekilişinde 500
milyon liralık bilet satışının 129 milyon 18 bin lirası devletin kasasına
girerken en fazla 13 kişi de milyoner olabilecek.,

http://www.fibhaber.com/nevsehir/31-aralik-mekkenin-fethidir-h13466.html

 

haber

 

Noel Baba’nın Değil, Dede Korkut’un Torunlarıyız!

Her yeri büyüleyici, huzur verici bir beyazlığa bürüyen karlarıyla birlikte geldi bir Aralık ayı daha…

Ankara’nın sokaklarına, dükkânlarına, hatta mahallemizdeki ekmek fırınının bile girişine koyulmuş ışıklı çam ağacına, apartman dairelerinin perdesi açık bırakılmış pencerelerinden görülen ışıklarla süslenmiş çam ağaçlarına, süslemelere şöyle bir göz attıktan sonra ‘’Noel Ayı’’ mı demeliydim bilemiyorum doğrusu…

Noel, temelinde dini bir olgu olmasına karşın, batı ülkelerinde, daha doğrusu Hıristiyan ülkelerde dahi Türkiye’deki kadar abartılmaz bu kutlamalar ve hazırlıklar. Bunu uzun bir süre Avrupa’da yaşamış biri olarak dile getiriyorum. Avrupa’da Noel kutlamalarının hazırlıkları aylar öncesinden başlar, tüm caddeler, sokaklar süslenir, şehir merkezlerine ve alışveriş merkezlerine ışıklarla süslenmiş çam ağaçları yerleştirilir. Miladi takvime göre 31 Aralık yılın son günü, 1 Ocak da yeni yılın ilk günü olduğundan kutlamalar yapılır. Dışarıdan bakınca görünüm budur. Oysa gerçekte Hıristiyanların büyük bir ihtişamla asıl kutladıkları 1 Ocak Yılbaşı değil, 24 Aralık Noel Arifesi ve 25 Aralık Noel Günü’dür. Katolik Kilisesi ve Bazı Anglikan Kiliseleri 24 Aralık gece yarısını Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul ettiklerinden dolayı yapılır bu kutlamalar. Aralık ve Ocak ayında Müslümanların 3 aylardaki Kandilleri gibi, özel günleri vardır. Ortodokslar için ise bu gün 7 Ocak’tır. Elbette yalnızca partiler yapılmaz, 20 gün boyunca her yer tatildir, oruç tutulur, ibadet edilir… Onların orucu biraz farklıdır; belli şeyleri yiyip içmezler. Ve Avrupa’da bulunduğum süre boyunca gördüğüm kadarıyla bu kutlamalarda içkinin dozunu asla kaçırmazlar.

Noel Baba ise Nicholas adında, Antalya yakınlarında doğmuş, Likyalılar zamanında yaşamış bir azizdir, yani Katolik bir Piskopos’dur. Onun hakkında birçok mucizevî rivayetler vardır. Bu yazıyı Noel Baba’nın ya da daha doğru bir ifadeyle Aziz Nicholas’ın özgeçmişi ya da hediye getirişi hakkındaki öykülere dair açıklamalarla doldurmak istemediğimden; Noel Baba, Hıristiyanların Ulu’sudur, aksalıdır ve Hıristiyanlar bu ulu kişilerini anmak, daha çok da dinlerini halklarına anlatmak, sevdirmek için mitlerden yararlanarak oluşturmuşlardır bu kutlamaları diyerek noktalıyorum. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için internetten dahi pek çok şey bulabilmek mümkündür.

Asıl değinmek istediğim bizim ulularımız… Türk Milletinin mazisi insanlık tarihi kadar eski olduğundan Türk uluları saymakla bitmez elbet. Lakin Noel Baba’yla bir kıyas yapmak istediğimizde, buna en yakını Dede Korkut’tur zannımca; kut veren, ad veren, soy soylayan, boy boylayan, boyları kötülüklerden koruyan Dede Korkut… Toyların (düğün), şölenlerin, bayramların vazgeçilmezi Dede Korkut…

Niye böyle bir kıyas yapma ihtiyacı duyduğuma gelince; bunun sebebi öz değerlerimizi bilmeyişimize, onları anmayışımıza, onlara sahip çıkıp, bu değerleri yaşatamayışımıza ve bu nedenle başka kültürlere hayran oluşumuza duyduğum hayrettir…

Tarih boşluk bırakmaz, bırakılmış bir boşluğun yerini hızla bir başkası alır. Türk Milleti kendi milli ve kültürel değerlerine, ulularına, tarihine, sanatına sahip çıkmazsa, bu değerleri gelecek nesillerine aktaramazsa yerini başka milletlerin değerleri ve o değerlere duyulan özen, hayranlık dolduracaktır.
Ulu önderimizin, Ata’mızın deyişiyle;

“Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır.”

Bana göre esaretin en büyüğü siyasi esaret değildir; kültürün, sanatın, milli değerlerin başka milletlerin sömürgesi olmasıdır. Kendi dilini konuşmaktan gurur duymayan, kendi dilinin dilbilgisini, inceliklerini öğrenmeyerek, onu düzgün konuşmaya ve yazmaya gayret etmeyerek, onun yerine yabancı dillere hayranlık duyan, eğitimini yabancı dillerde alan kişilerin ya da milletlerin bağımsızlığından ne kadar söz edilebilir ki?

Elbette yabancı dilleri öğrenmek, farklı kültürleri ve milletleri tanımak lazımdır. Lakin bunu yaparken kişi önce ferdi olduğu milletin dilini, kültürünü, milli değerlerini iyi bilmelidir. Onlara sahip çıkmalı, bu değerleri korumalıdır. Sonra istediği kadar dil öğrenmesinde, farklı kültürleri tanımasında bir sakınca yoktur. Aksine bunları yapmak milletimizin geleceği için daha da yararlı olacaktır. Çünkü kendi içine kapanmış, dış dünyadan kopuk milletlerin muasır medeniyetlerin seviyesine ulaşması mümkün değildir. Bu nedenle her alanda; eğitimde, kültürde, sanatta, siyasette, teknolojide diğer milletleri yakından takip etmek lazım gelir; lakin kendi özünden kopmadan…

Kendi milli varlığından, milli değerlerinden kopuk yaşayan kişi kökleri olmayan bir ağaca benzer; böyle bir ağaç ne kadar güçlü ve kalın bir gövdesi, ne kadar güzel yaprakları, dalları, çiçekleri olsa da kısa bir süre sonra yaşamını yitirmeye mahkûmdur. İnsanlar ölümlüdür, lakin milletler ölümsüzdür. Milletlerin ölümsüzlüğü ise, fertlerinin milli köklerinden kopmadan yaşamasına bağlıdır.

Bu nedenle dünyanın tamamında ortak kutlamalar yapılıyor diyerek, Miladi Takvim’i kullanıyor oluşumuzu bahane ederek, yeni yıl kutlamalarının başka dinlerin kutlamalarına dönüşmesine müsaade etmemeliyiz. En azından bu kutlamaları kendi gelenek ve göreneklerimiz çerçevesinde gerçekleştirmeliyiz.

Şimdiden yılbaşı ağaçlarını hazırlamış, yılbaşı için özel elbiseler diktirmiş, lüks mekânlarda yer ayırtmış kişiler bu söylediklerime tepki göstereceklerdir muhtemelen, ‘’Biz Noel’i değil, Yılbaşı’nı kutluyoruz’’ diyerek.

Türk Milleti yılbaşını dükkânları, sokakları, alışveriş merkezlerini Noel Baba kılığında dolaşan kişilerle doldurarak, çam ağaçlarını süsleyerek, içkili eğlenceler düzenleyerek mi kutlar?

Kaldı ki Türk Milleti’nin yılbaşı 21 Mart’tır, Yeni Gün’dür, Nevruz’dur. Eğer bir kutlama yapılacaksa o gün yapılmalıdır. İşte size 21 Mart’ın önemine dair birkaç kanıt;

21 Mart’ta gece gündüz süresi eşittir.
21 Mart Baharın gelişinin müjdecisidir. Bahar Bayramı’dır. Baharın gelişi kutlanır.
21 Mart, 12 Hayvanlı Türk Takvimi’nin yılbaşıdır.
21 Mart, Ergenekon’dan çıkış günüdür.
21 Mart Demirciler Bayramıdır.
21 Mart’ı tüm Türk Cumhuriyetleri ve işgal altında bulunan Türk illeri ortak bir şekilde bayram olarak, yılbaşı olarak kutlar.

Sizce de yetmez mi bu liste Yılbaşını 21 Mart’ta kutlamaya? Noel Baba’nın değil, Dede Korkut’un torunları olmaya?.. İşte tahayyülümdeki yılbaşı kutlamaları:

Uyansın Türk Milleti, Türk illerine gün doğsun,

Toylar kurulsun, kımızlar sunulsun,

Kopuzlar çalınsın, davullar vurulsun,

Güreş tutsun yiğitler, Zeybek oynasın Efeler…

Dede’m Korkut gelsin,

Ulusumuza kut versin,

Soy soylasın,

Boy boylasın,

Yurdumuzu, milletimizi yağılardan korusun…

http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/…unlariyiz.html

http://babakurtyaslanmayanbozkurt.blogspot.com/2012_12_01_archive.html

 

Noel, kapitalizm ve getirdikleriyle birlikte toplumsal bir isyandır

Yılbaşı, modern çağın en büyük belası olan kapitalizm ve getirdikleriyle birlikte toplumsal bir isyana…

Bartın Anadolu Gençlik Derneği, Hükümet caddesinde Arap Camii önünde Öğle namazı çıkışı “NOEL KUTLAMALARINA HAYIR” slonıyla bir basın açıklaması yaptı.

Anadolu Gençlik Derneği Bartın Şubesi’nin organize ettiği ve bir çok Sivil Toplum Kuruluşunun destek verdiği basın açıklaması Hükümet Caddesi’nde gerçekleşti.

AGD Üniversite Komisyonu üyesi Gazi Gedikoğlu’nun okuduğu basın metni:

Basın açıklaması;

“Bismillahirrahmanirrahim

Değerli Basın Mensupları ve Bartın Halkı;

Bütün bir Hıristiyan aleminin yeni yıla girdiğimiz şu günlerde kutlamakta oldukları Noel kutlamalarının biz Müslümanlar ile hiçbir şekilde alakası yoktur. Hıristiyan aleminin yeni yıl ile alakalı etkinlikler düzenlemesi çok tabi iken ülkemizdeki Müslüman insanların bu etkinliklere en az Hıristiyanlar kadar ilgi göstermeleri ise bir o kadar üzücüdür.

Batı, kendi dini bir vecibesi olan Noel kutlamalarını yeni yıl kutlamaları altında bütün bir İslam alemine empoze etmeye çalışmaktadır. Meselenin sadece yeni yıl kutlamaları olmadığı aşikardır. Yılbaşı, modern çağın en büyük belası olan kapitalizm ve getirdikleriyle birlikte toplumsal bir isyana dönüşmüştür.

Müslümanlar ömürden geçen bir yılın muhasebesini yapmak yerine, çılgınca naralar atmakta, insan olmaktan çıkacak kadar sarhoş olarak her türlü ahlaksızlığı yapmakta, dününü unutturmaya çalışanların tuzaklarına düşmektedirler. Piyango kuyruklarında kendilerine talih kuşunun konmasını bekleyenler Rızkı sadece ALLAH’ın verdiğini unutmamalıdırlar. Evlerine yılbaşı münasebeti ile çam ağaçları kestirip alanlar bir gün o ağaçlardan yapılan tabutların içlerine konulacaklarını hatırlarından çıkarmamalıdırlar.

Müslümanlar, buldukları her fırsatta İslam Alemini ve mazlum insanların canına, malına ve ırzına tecavüzden kaçınmayan batılı zihniyetin bayramını kutlamayı derhal bırakmalıdırlar. Kurban bayramında hayvan kesilir mi diyerek İslam Aleminin yobaz olarak gösterildiği bir dönemde yıl başı kutlamaları ile alakalı hindi kesme işinden vazgeçmelidirler. Bizler Müslüman insanlarız! Kendi dini bayramlarımız ve dini günlerimiz bizlere yetmiyor mu? Toplumumuzun uğramış olduğu bu manevi tahribat noel kutlalamarı ile daha korkunç bir hal almakta ve gençlerimiz şuursuz bir şekilde dininden ve ideallerinden alıkoyulmaktadır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) buyurduğu gibi ‘Kim bir kavme benzerse o ondandır’ Hadisi Şerifi gün gibi ortada iken biz Müslüman insanlar noel safsatasını nasıl kutlayabiliriz Yüce rabbimizin kitabında buyurduğu ‘Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin’ ayetin gün gibi ortada iken biz bu noel safsatasını nasıl kutlayabiliriz!

Çok değil daha 90 yıl önce kurtuluş savaşı ve Milli Mücadele döneminde Erkeği ile kadını ile genci ile yaşlısı ile topyekün bir var olma savaşı verdiğimiz batıl ve batı zihniyetin dini bayramını nasıl kutlaya biliriz. Atalarımızın mezarlarında sızlamasına vicdanınız el veriyor mu? Noel, bir Hıristiyan ibadetidir ve biz Müslümanlar derhal ve acil olarak bizi küfre götürecek bu gevur adetinden vazgeçmelidirler! ‘ ALLAH fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez ‘ !!! Sorulduğu zaman ben Müslüman’ım diyenlere sesleniyoruz. Sen kendi dinini yaşamazsan başkaları sana kendi dinini yaşatır. Bu soruyu kendimize sormamız gerekiyor. “Biz aslımızdan neden bu kadar uzaklaştık?” Kalbinizin sesini dinleyin ve bu oyuna son verin.

http://bartingundem.com/2013/12/31/noel-kapitalizm-ve-getirdikleriyle-birlikte-toplumsal-bir-isyandir/

 

 

VI – Noel Kutlamalarına Tepki: Noel Babayı Önce Sünnet Ettiler, Sonra Bıçakladırlar

Noel Baba’ya sünnet!

İstanbul Üniversitesi’nde şişme Noel Babalı, çok farklı bir eylem vardı!


Noel kutlamak isteyen Müslümanlara karşı çıkan gruplar bir süredir sosyal medya üzerinden yaptıkları çağrıları bugün eyleme dönüştürdü. 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi içindeki Hergele Meydanı’nda saat 12.30′da toplanan grup Beyazıt Meydanı’nda eylem yaptı. Bir grup öğrenci, şişme Noel Baba’yı önce sünnet ederek ardından bıçaklayarak protesto gösterisinde bulundu.



YUMRUKLU DAVET!
Noel Baba’ya yumruk atan takkeli kaslı adam posterlerini Saadet Partisi’nin gençlik kolunun hazırladığı belirtiliyordu. Posterde “Yılbaşı ve Noel kutlamalarına HAYIR!” sloganı vardı.


BIÇAKLI EYLEM
Şişme Noel Baba’yı bıçaklama eylemi çağrıların yapıldığı sosyal medyada dalga konusu oldu.

http://haber.gazetevatan.com/noel-babaya-sunnet/595654/184/haber

 

 

Yılbaşı kutlamalarına karşı olduklarını söyleyen Saadet Partisi’nin gençlik örgütü olarak bilinen Anadolu Gençlik Derneği’ne üye bir grup, İstanbul Üniversitesi önünde, temsili şişme Noel Baba’yı önce sünnet ettiler ardından da bıçakladılar.

Daha önce yaptıkları afişle gündeme gelen ve grup, afişte Noel Baba’yı yumruklayan takkeli bir adamı resmettiler ve “Yılbaşı ve Noel kutlamalarına HAYIR!” dediler.

Fen-Edebiyat Fakültesi’nde toplanan ve “Edep Ya Hu” yazılı bir pankartla yürüyen grup tekbir getirerek Beyazıt Kampusu ana kapısına gitti. Kampus dışında çevik kuvvet ekiplerinin önlem aldığı görüldü. “No’el’den hayır gelmez”, “Noel Müslümanlığa indirilen bir darbedir” yazılı pankartların yer aldığı gösteride basın açıklaması yapan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Mücahit Çaykaravi. Müslümanların Yılbaşı gecesinin Muharrem ayının birinci gecesi olduğunu belirtti. İslam dininde Noel ve yılbaşı kutlamalarının yeri olmadığını söyleyen Çaykaravi, “İslam’da yeni yıl Muharrem ayının birinci günü ile başlar. Dinimizde Noel ve yılbaşı kutlamalarının hiçbir yeri bulunmamaktadır. Bu yılbaşının biz Müslümanlar için, resmi ve milletlerarası bir takvim başlangıcı olmasından başka hiçbir kıymet ve değeri asla yoktur” diye konuştu.

Yılbaşı kutlaması, Noel ağacı süslemesi, Noel babanın hediye bırakması gibi adetlerin toplumda kültürel tahribata ve kimlik bunalımına yol açtığını ifade eden Çaykaravi, bu adetlerin yeni yetişen kuşakları kendi öz değerinden koparıp, batının yaşam tarzına alıştırdığını, giderek Hıristiyanların değer ve inançlarını benimsemeye götürdüğünü belirtti. Protesto gösterisini Hıristiyanofobi, gayri Müslim düşmanlığı nefret suçu olarak nitelendirenlere yanıt veren Çaykaravi, gayri Müslim azınlıklara kin ya da düşmanlık beslenmediğini söyleyerek, “Gayri Müslim azınlıkların bütün hakları İslam devletinin ve Müslümanların teminatı altındadır”dedi. Grup basın açıklamasının ardından Noel baba şeklindeki balon maketin önüne bira kutuları, haç ve enjektör koydu. Beyazıt Meydanı’ndaki protestoyu izleyen bir öğrenci Noel’in kutlanmasına yönelik tepkiyi mantıklı bulduğunu ancak Türkiye’de yılbaşı kutlamalarının İsa’nın doğumuna ya da Noel’e yönelik olmadığını söyledi. Bir başka öğrenci ise eylemcileri haklı bulduğunu belirterek Yılbaşını alkol almanın bir bahanesi olarak gördüğünü belirtti. Başka bir öğrenci ise okuldaki Hıristiyan öğrencilerin bu protesto nedeniyle rahatsız olduklarını, onların da kültürlerine saygılı olunması gerektiğini ifade etti.

Odatv.com

http://www.odatv.com/n.php?n=noel-babayi-bicakladilar-2612131200

Yılbaşının yaklaşmasıyla birlikte Türkiye’deki muhafazakar kesimler Noel’e karşı eylem çağrıları yapmaya başladılar.

Saadet Partisi’nin gençlik kolları olarak bilinen Anadolu Gençlik Derneği adlı grup, hazırladıkları afişte Noel Baba’yı yumruklayan takkeli bir adamı resmettiler ve “Yılbaşı ve Noel kutlamalarına HAYIR!” diyerek Beyazıt’ta eylem yapacaklarını duyurdu.

Grup hazırladıkları ‘Yılbaşı Toplumsal bir isyandır!’ başlıklı metinlerinde “Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü Öğrencileri olarak ülkemizde kutlanan yılbaşı ve Noel kutlamalarının yanlış olduğunu ve bunun Müslümanlığımıza indirilen bir darbe olduğunu haykırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Hıristiyanlığa dair de rencide edici ifadelerin yer aldığı metinde “Hz. İsa (A.S.)ın 1 Ocak’ta doğup doğmadığı kesin olarak belli değildir. 25 Aralık-6 Ocak tarihleri arasında doğduğu kabul edilmektedir. Bu tarihler arasında Hıristiyanlar Noel adı altında yılbaşı eğlencelerine başlarlar. Görülüyor ki, aslından uzaklaştırılmış ve tahrif edilmiş Hıristiyanlık, Peygamberinin doğum gününde bile bir kesinlik ve bir açıklık getirmekten uzaktır” denildi.

“MAALESEF MÜSLÜMAN YURDUMUZDA DA ŞENLİKLERE DÖNÜŞTÜ”

“O geceyi neşeli geçirmek için her şeyi unutup, kendilerini zevk ve sefaya verirler” denen açıklama şöyle devam etti: “Çam ağaçlarını süsleyip püsleyerek dükkân vitrinlerine, evlerinin en değerli köşelerine yerleştirirler. Birbirleriyle tebrikleşirler. Dinî bir atmosfer içinde geçen Noel bayramı akabinde ise, yeni yıla giriş büyük bir çılgınlıkla, lüks ve israfla kutlanır. Hıristiyan ülkelerdeki dinden kaynaklanan bu eğlenceler, 31 Aralık günü en yüksek seviyeye ulaşır. İnsanlar adeta çılgınlaşarak kendilerinden geçerler. Kumar, içki, dans partileri düzenlerler. Kökeni itibarı ile dinsel bir tören olan Noel, Hıristiyan ülkelerinde şenlikler ile kutlanırken maalesef Müslüman yurdumuzda da büyük meydanlarda şenliklere dönüştürülüyor.”

İşte o afiş:

http://www.odatv.com/n.php?n=daha-biz-ne-diyelim-2412131200

 

Sosyal Medyada Durum Hakkında Yorumlar;

.

 

VII – Noel Baba Figürü Hristiyan Aziz Papazınmıdır Yoksa Coca-Cola’nın Oluşturduğu Bir İmajmıdır?

Noel Baba

Noel BabaNoel gecesi çocuklara hediye bıraktığına inanılan efsanevi kişi.[1]

Elfleri ile birlikte çocuklar için oyuncaklar yapar. Çocuklar kendisine mektupla Noel için hangi hediyeyi istediklerini bildirirler. Noel Baba da ren geyiklerinin çektiği uçan kızağını hediyelerle doldurur ve evlere bacalardan girerek herkesin hediyesini dağıtır. Bu arada çocuklar tarafından kendisi ve geyikleri için bırakılan süt, kurabiye, havuç gibi yiyecek ve içecekleri tüketirler.[1]

Noel Baba günümüzde kır saçlı, uzun kır sakallı, sevimli, koca göbekli, tonton birisi olarak resmedilir. Beyaz tüyleri olan kırmızı bir cübbe giymekte aynı görüntüde bir de kukuleta takmaktadır. Evinin yeri ülkelerin geleneklerine göre değişiklik göstermektedir. Kuzey Kutbu,Finlandiya‘daki Korvatunturi, İsveç‘teki Dalecarlia veyaGrönland bunlardan bazılarıdır. Bazı ülkelerde Noel Babagrottoları kurulur ve çocuklar Noel Baba kılığındaki oyuncuların dizlerine oturarak hediye olarak ne istediklerini söylerler.

Etimoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

Noel Baba birçok dilde, azizNikolaKlausNoel ve baba sözcüklerinin türevlerinden oluşturulmuş isimlerle anılır: Santa Claus, Papa Noel vs. Bunun haricinde bazı Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde kullanılan Kris Kringle ismi, ilk kez Martin Luther tarafından kullanılan Almanca Christkind (Çocuk Mesih) adının yozlaşmış halidir. Bu isim Noel Baba’nın yerini alması için o dönemin tutucu Katolik çevreleri tarafından benimsenirken, Protestan Kiliseleri daha laik bir isim olan Noel Baba ve türevlerini benimsemişlerdir.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Noel Baba efsanesi ve 6 Aralık‘ta çocuklara şekerleme ile hediye verilmesi geleneğinin, Piskopos Nikola’yı konu alan Hollanda efsanesi Sinterklaas‘a dayandığı kabul edilir.[1] Bu efsane ilk kez Hollandalı göçmenler vasıtasıyla Amerika‘daki New Amsterdam’a (günümüz New York City‘si) ulaşmıştır.[1]

Piskopos Nikola[değiştir | kaynağı değiştir]

Piskopos Nikola (Barili Nikola ya da Myralı Nikola olarak da bilinir), Likya‘nın Myra yöresinde (günümüzdeDemre) yaşamış[2] bir 4. yüzyıl Hristiyan azîzidir.[1] Yunanistan‘ın, Rusya‘nın, çocukların ve denizcilerin azizidir. 6 AralıkAziz Nikola Günü olarak kutlanır.[3] 6 Aralık tarihinde birçok ülkede çocuklara hediyeler verilir.[2]

Nikola’nın varlığını destekleyen tarihi bir doküman mevcut değildir. Antik Likya‘nın liman kenti Patara‘da doğduğu kabul edilir. Gençliğinde Filistin ve Mısır‘ı dolaştı. Likya’ya döndükten sonra Myra piskoposu oldu.Roma İmparatoru Diocletian döneminde Hristiyanların gördüğü zulüm esnasında tutuklandı. İmparatorBüyük Konstantin döneminde serbest bırakıldı ve 325 yılındaki İznik Konsili‘ne katıldı. Öldükten sonra Myra’daki kilisesinin mezarlığına gömüldü. 6. yy’a gelindiğinde türbesinin ünü bayağı yayılmıştı. 1087 yılında İtalyan denizciler ya da tüccarlar kemiklerini İtalya‘nın Bari kentine götürdüler. Bu nakil, Nikola’nın Avrupa’daki ününü büyük oranda artırdı ve Bari bir hac merkezi haline geldi. Nikola’nın kemikleri bugün Bari’deki 11. yy yapımı Aziz Nikola Bazilikası‘ndadır.[2]

Günümüzdeki Noel Baba imajı[değiştir | kaynağı değiştir]

Thomas Nast‘ın 1881 tarihli bir Noel Baba çizimi.

Günümüzdeki Noel Baba imajı, karikatürist Thomas Nast‘ın 3 Ocak 1863 tarihli Harper’s Weekly dergisinde yayınlanan çizimlerine dayanır.[1] Nast’ın çizimleri ise 1822′de Amerikalı şair Clement Clarke Moore‘un yazdığı kabul edilen ve ölümünden sonra kendisine atfedilen,A Visit from Saint Nicholas (Aziz Nikola’nın Ziyareti) ya da “Twas the Night Before Christmas” (Noel’den Önceki Geceydi) olarak bilinen şiirden esinlenmiştir.[1]

Popüler Noel Baba imajı, çizer Haddon Sundblum‘un, 1931 yılından itibaren Coca-Cola şirketi için hazırladığı çizimlerle son halini almıştır.[1]Sundblum’un Noel Baba’sı, şişman, beyaz sakallı, uçları beyaz kürklü kırmızı bir kıyafet giyen, siyah kemerli, siyah çizmeli, yumuşak kırmızı şapkalıydı.[1]

Mitolojik unsurlar[değiştir | kaynağı değiştir]

320 yılından önce Cermen kültüründe mevcut olan yılbaşında hediye verilmesi, İskandinav Mitolojisi‘ndeki tanrı Odin‘e dayanır.[4] Odin, uçan atı Sleipnir ile avlanmaya gittiğinde, çocuklar Sleipnir için çizmelerinin içine havuç ve saman koyupşöminenin yanına asarlardı. Odin’in bu iyilik karşılığında çocuklara hediye ve şekerlemeler getirdiğine inanılırdı. Zamanla bu gelenek Avrupalı göçmenler vasıtasıyla Amerika’ya ulaştı. Çizme yerine büyük çoraplar kullanılmaya başlandı ve bu gelenek Noel’e dahil oldu.[4]

http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel_Baba

 

Noel Baba’nın Hikayesi;

Eşi ve elfleri ile birlikte Noel icin oyuncaklar hazirlayarak geciren sonra o yilbaşi hediyelerini ucan ren geyiklerinin cektigi kizagiyla gelip dagitan kukuletali, beyaz sakalli tonton bir dede, Noel Baba. Aslinda Noel Baba bir masal gibi duşunulse de, insanlara yilbaşinda yeni umutlar sundugu icin herkes tarafindan sahiplenilir ve her kultur onun icin  farkli hikayeler soyler. Noel Baba’nin kulturden kulture yaşadigi yer, ismi, hikayesi degişir. Bazilarina gore Noel Baba Antalya’da yaşar, bazilarina gore ise Kuzey Kutbunda, Finlandiya’daki Korvatunturi, Isvec’teki Dalecarlia veya Gronland’ta yaşar.

Yilbaşinda Noel Baba ve Ren Geyikleri

Noel Baba’nin ismi de kulturden kulture hatta dilden dile farklilik gosterir. Santa Claus, Saint Nicholas, Saint Nick, Father Christmas, Kris Kringle, Santy veya Santa gibi bircok ismi vardir. Bu isimlerin hepsinin kokeni Saint Nicholas’a dayanir. Ama Santa Claus ismi dunya capinda daha cok sevilmiş ve bu isimle anilmiştir. Hatta dillere gore”Santa” yerine  farkli kelimeler  de gelmiştir. Italya`da “Babbo Natale”, Brezilya`da “Papai Noel”, Cek Cumhuriyeti`nde “Deda Mráz”, Portekiz`de “Pai Natal”, Romanya`da “Moş Craciun”, Almanya`da “Weihnachtsmann”, Irlanda`da “Daidí na Nollag”, Fransa`da “Le Père Noël”, Ispanya ve Meksika`da “Papa Noel”, Turkiye`de “Noel Baba” gibi.

Noel Baba’nin ortaya cikişi ile ilgili de farkli hikayeler vardir. Bunlardan en gercekcisi Yilbaşi ruhunun nasil ortaya ciktigini anlatan, Turkiye dogumlu tarihsel bir figur olan psikopos Saint Nicholas`in (Nikola) fakirlere hediye dagitmasina dayanan hikayedir. Bilinen en meşhur yardimi da, uc kizi olan bir babayla arasinda gecenlerdir. Bu olayin 320′li yillarda gercekleştigine inanilir. Fakir bir baba kizlarina ceyiz parasi karşilayacak durumu yoktur, bu yuzden hicbir erkek onlarla evlenmek istemez. Oldukca egitimli ve zengin bir aileden gelen Nikola da uc kizi icin uc kulce altini geceleyin gizlice fakir adamin penceresinden iceri atar. Hikaye’nin bu noktada bircok versiyonlari mevcuttur. Bu uc kulce altinin 3 gun arayla ya da 3 yil ard arda atilmasi ile ilgili; ancak sonu aynidir. Fakir adam cikip kendisini gorunce şaşirir ve o’na teşekkur eder; bir rahip olan Nikola da “Bana degil, Tanri’ya teşekkur et.” der. Bu olayin ortaya cikmasindan sonra, o yorede bircok gizlice yapilan yardimlarin aslinda Nikola tarafindan yapildigi anlaşilir. Nikola’nin olumunden sonra da yore halki birbirlerine gizlice hediye vermeye başlarlar ve bir yilbaşi gelenegi oluşur. Diger bir hikaye ise  gunumuzdeki Noel Baba imajinin, 1931′de Haddon Sundblom adli cizerin Coca Cola reklamlari icin yaptigi cizimlerden ortaya ciktigidir. Ne var ki Coca Cola reklamlarindan cok once, 19. yuzyilin başinda Noel Baba’nin ceşitli cocuk kitaplarinda ve karikaturlerde gunumuzde ki Noel Baba imajina benzer şekilde resmedildigi gorulmuştur. 1862 Noel’inde Noel’in henuz ABD’de tatil donemi olmadigi ve Noel Baba figurunun kullanilmadigi donemde Thomas Nast adli Amerikali karikaturist Harper’s Weekly adli derginin kapaginda Noel Baba figurunu kullanmiş ve kimilerince Noel Baba’nin mucidi kabul edilmiştir.

Yilbaşi Kahramani Noel Baba

Noel Baba ister bir aziz isterse bir karikatur olsun. Insanlarin umut etmek icin masallara ihtiyaci vardir. Siz de yeni yila umutla bakin ve yilbaşinda hediyelerinizi Noel Baba’dan isteyin. Noel Baba getiremese bile eminim bir başkasi sizin icin onu başucunuza koyacaktir.

Kaynaklar:

[1],http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel_Baba
[2],http://www.unutulmuyor.com/bunlari-biliyormuydunuz/18570-noel-baba-kimdir-aziz-nicholaos-kimdir.html

http://www.iyikidogdun.net/okumadan-gecmeyin/noel-babanin-hikayesi/

 

Noel Baba Efsanesi ve Coca-cola “Gerçeği”

Dünyevi zevklere mesafeli duran ama dinsel kimliğini de çok ön planda tutmamaya özen gösteren biri olarak tarif edilen Noel Baba, nasıl kapitalizmin en güçlü ve yaygın imaj figürlerinden birine dönüştü?

“Noel baba, bana iki portakal ve şehir işi dört bisküvi getirsin”

Guney Julland, 1948, bir çocuk dileği

Bu kadar sıradan istekleri karşılamakta bile zorlanan Noel Baba’ya ne oldu da, çağımızın arsız abuklukları olan ATM ve benzeri mekanları mesken tutan monotip Noel Baba’lar önümüzü kesip,  bize akıllı cihazlar, son model tabletler satmak için kırk takla atar oldular… Bunun için Noel Baba’nın metalaşma serüvenine bakmak gerek.

Roma imparatoru Diocletian’ın Hıristiyanlara karşı başlattığı tutuklama harekatından kurtulamayan Saint Nicholas (Noel Baba), büyük imparator Konstantin zamanında özgürlüğüne kavuşarak, İznik Konsül’üne bağlanır. Ölümünden sonra  ise Myra (Demre) yakınlarına gömülür.  11. yüzyılda,  İtalyan denizciler, Myra’dan aldıkları kemiklerini,  İtalya’da yeniden defnederler.  Böylece Saint Nicholas’nın efsaneleri Avrupa’ya yayılır. Efsanelerin,  kat ettikleri coğrafyaların farklı yorumları dikkate alınmadığında, ortak yanı  Hıristiyanlık inancının sembollerinden biri yapılmış, yari kutsal kişinin serüvenidir…

Serüven, iç savaş yıllarında (1775-83 ) büyük mutsuzluklara bir kaç gün mola verdirmek için, Hollandalılar ile birlikte Amerika’ya ayak basar. Germen’lerin dini ekolüne sıkı sıkıya bağlı Saint Nicholas’nın efsanesi bu kıtada, başına geleceklerden habersiz, Hollandalıların kurduğu New Amsterdam (New York City)  şehrinde, uzun bir süre Noel’de dükkanların ön vitrinlerini süsler.

1929 Krizi ve Noel Baba

Noel Baba’yı ilk çizen Amerikalı karikatürist, Thomas Nast, (1863) onu, efsanelerin dışında, dünyevi zevkleri de olan biri gibi çiziyordu. Bu, aslında kilise tarafından da desteklenen efsaneye bir karşı çıkışı da temsil ediyordu; ama hala dinsel kimliği ön plandaydı. İngiltere’de sanayi devriminin yankıları Amerika’ya ulaştığında Noel Baba’nın da sekülerleşme macerası başlıyordu.

Kapitalizmin “milli içeceği” haline gelen ve saniyede sekiz bin adet tüketildiği hesaplanan Coca-cola’nın Noel Baba ile olan ticari ilişkisi 1929 dev krizi olmasaydı başlar mıydı bilinmez!

Kriz, Amerika’da birkaç gün içinde her şeyi alt üst edecek (bir hafta içinde 4 bin banka ve binlerce irili ufaklı şirketin iflas ettiği ülkede insanlar buldukları arsalarda sebze yetiştirip takas ederek yaşamda  kalmaya çalıştılar) ve on yıl sürecekti…

Kapitalizmin bu derin bunalımının insanları sürüklediği sert depresyondan onları korumak (!) için sinema ve reklam sektörü kolları sıvadı. Sokaklarda yarı aç yarı tok yaşayan  insanların gülecek hali kalmamıştı ama sinema ve reklam panoları gülen, dans eden insanlardan geçilmiyordu. İşte aşağı yukarı böyle depresif bir ortamda, 1930 yılında, Coca-cola şirketi, Noel Baba’yı yeniden üretti…

Siparişi üstlenen İsveçli Haddon Sundblom’un Noel Baba’sı, süre gelen gelenekten radikal kopuşun bütün özelliklerini taşıyordu. Salt motivasyon açısından  değil,  Noel Baba’nın ülkeden ülkeye farklılık gösteren giysisinin rengi bile Coca-cola’nın rengi olan kırmızı beyaz ile değiştirilerek tescilleniyordu. O güne kadar dünyevi zevklere mesafeli duran ama dinsel kimliğini de çok ön planda tutmamaya özen gösteren biri olarak çizilen Noel Baba, bundan sonra,  kapitalizmin en güçlü ve yaygın imaj figürlerinden birine dönüşüyordu.

Artık, uzun kış gecelerinde, çocukların onun getireceği hediyelerin hayali ile uykusuz kaldıkları Noel Baba gitmiş, yerine gazlı ve kokain özütlü bir içecek pazarlayan bir çerçi gelmiştir. Coca-cola’nın Haddon Sundblom’a çizdirdiği bütün Noel Baba’ların ortak özelliği, Noel Baba’nın bir ticaret metası olmasının yanında, pazarladığı metanın alıcı kitlesi olarak çocukları da müşteri portföyüne eklemiş olmasıydı… Çocuklar, artık kendisinden getirmesini diledikleri eşyaları talep etmekten vazgeçirilerek, arzuladıkları metaları talep eden tüeticilere dönüşmüşlerdir…

Dünyanın taşınabilir suyunun  yüzde 25′ine sahip dünyanın en meşhur koka yaprağı ithalatçısının maskotu Noel baba, artık, 1930′çda insanlara güzel yarınların olabileceğine dair  umut veren gülümsemesiyle bile bakmıyor… Adeta dokunulmaz bir suç örgütünün müstehzi bakısıyla sırıtıyor… (ON/HK)

Kaynaklar:
1-      Ana Britanica ansiklopedisi

2-      Vikipedia

3-      The history of Saint Nicholas and Christianity A.Drustoff

4-      www.jesus.savior.com

5-      www.snopes.com

6-      www.coca-colacompany.com

7-      www.multilingualliving.com

http://www.bianet.org/biamag/dunya/143066-noel-baba-efsanesi-ve-coca-cola-gercegi

 

Noel Baba nın kıyafeti neden kırmızıdır.Neden ayrıca sakallıdır.

randlemacmurphy.:
noel baba nın kıyafeti neden kırmızıdır.neden geyiklerle gezer.neden sakallıdır.sakalı kesip bıyıkbıraksa olmazmı.

arayıcı:
Çünkü kırmızıyı seviyor, geyik etinide seviyor arasıra onları kesip yiyor, ayrıca yüzünde yara izi var görünmemesi için sakal bırakıyor.Göbekli çünkü çok bira içiyor.

fantastic:
Dünyada herşeyin bir anlamı oluyor tabi : )böyle bir tez öner sürmüşler : )

Alıntı

Bugüne kadar hiç kırmızı kıyafetle dolaşan bir adam görmedik, Noel baba’dan başka. Peki bu Noel Baba neden kırmızı renk kıyafetle çıkıyor karşımıza hep?

Olayı uzatmayalım. 18.ci yüzyıldan itibaren bazı eserlerde Santa Claus, sakallı bir tonton ihtiyar olarak resmedilmiştir.

1930′lu yıllarda da satışlarında düşüş yaşayan Coca Cola firması Noel Baba figürüne kendi renklerini yansıtan kırmızı kıyafet giydirerek, elinde coca cola şişesiyle başlattığı reklam kampanyasıyla satışlarında epey artış sağladı. Bunun yanında da Noel Baba artık kırmızı kıyafetiyle anılır olmaya başlandı.

Bugün bile kullanılan kırmızılı figür reklam kampanyasının devamı sayılabilir.Hristiyan dünyası da bugün bilinçsizce Noel Baba’ya kırmızı kıyafet giydirip, palyaço kırmızısı kıyafetleri içerisinde bu saygın kişiliğe verdiği zararın farkında mıdır acaba?

Hadi hristiyanları bırakalım bir kenara ya biz müslümanlar neden evlerimizde bu reklam kampanyasını çocuklarımıza sevdirme gayretine gireriz acaba? Bu galiba verilmesi en zor cevap olsa gerek.

Tabi bunun mitolojik kökenli bence buda ama cokda kafa yorulacak birşey diye düşünüyorum,gayette kırmızı yakisiyor :)

arayıcı:
Hiristiyan dünyası kendi dini değerleriyle alay etme konusunda pek mahir.Öte yandan müslümanlar yüzyılların getirdiği düşmanlığın sonucu bir ikileme giriyor. Neden kadim hiristiyanlığın değerlerine sahip çıkmıyoruz ? neden tevhid mücadelesi vermiş azizleri hatırlamıyoruz? bir çoğunun mezarı anadoluda, kendi dinimizin azizlerini ziyaret ederken neden onları ihmal ediyoruz? Onlar bizden değil mi. Kuran da Allah onları hatırlatıp överken biz onlara neden yabancılaşıyoruz? İsa kimin peygamberi onların mı yoksa bizimmi? Çok haklı olarak kendi dinimizin peygamberine bir hakaret ortaya çıktığında tepki veriyoruz ama İsaya yapılan onca hakarete sessiz kalıyoruz. Bütün peygamberler bizim değilmiy di? Neden yüce peygamberlerin sembolu “davud yıldızını” aşağılıyor bir bayrak üzerinde yakıp ayağımızın altına alıyoruz. o sembol inandığımız yaratıcıyı temsil etmiyormuydu.Düşmanlık bazen gözleri kör eder. kör bir gözle ancak kişi kendisini vurur.

NUİT:
oel Baba’nın Kısa Tarihi
Noel Baba, orijinal adıyla (Amerikan) Santa Claus, 24 Aralık’ı 25′e bağlayan gece (Noel gecesi) yıl boyunca uslu duran çocuklara hediyeler dağıtmak üzere rengeyiklerinin çektiği arabasıyla dünyayı dolaşan bir hayal kahramanıdır.

Asıl adı Sinterklaas (Saint Nicolaas) olan Hollandaca kelime, New Amsterdam’a (New York) göç eden İngiliz tarafından yanlış telaffuz edilmesi sonucu Santa Claus olarak İngilizceye yerleşmiştir. Santa Claus, kökleri St. Nicholas’a dayanan bir Hollanda halk hikâyesinden doğmuştur. Aziz Nicholas Akdeniz kıyısında Myra (Patara civarı) kentinde 4. yüzyılda yaşamış bir piskopostur. St. Nicholas tüm varlığını ihtiyacı olanlara, acı çekenlere, hastalara yardım ederek harcamayı seçmiştir. Bu hayırseverlik zamanla bir efsaneye dönüşmüştür. St. Nicholas hakkında birçok rivayet vardır, bunlardan en meşhur olanı bir baba ve üç kızı arasında geçer.

Fakir babanın kızlarının drahomasını oluşturmaya yetecek kadar parası yoktur, hiçbir erkek kızlarıyla evlenmek istemez, bu durumda kızların kötü yola düşme tehlikesi vardır. Ama St. Nicholas bir gece, yatağında uyuyan babanın açık penceresinden içeri altın dolu bir kese atar ve kızların kaderini değiştirmiş olur. Sinterklaas figürü Hollanda’da, Belçika’da ve Almanya’da başlıca kutlamaların öznesi olmuştur. Sinterklaas’ın ölüm günü 6 Aralık’tır ve 5 Aralık gecesi kutlama yapılır. Bu ülkelerde St. Nicholas farklı bir dini figür olarak Noel’den bağımsız kutlanırdı. Ressam Alexander Anderson ilk Amerikalı Nicholas imajını yaratmak için görevlendirilir ve böylece Nicholas çocuklara hediye dağıtan bir role bürünür. 1823′te ‘A Visit From St. Nicholas’ bugün daha iyi bilinen ismiyle ‘The Night Before Christmas’ şiiriyle Santa Claus imajı popülerleşti, karikatürize edilirken de bu şiir temel alındı. Noel’in henüz ABD’de tatil olmadığı ve Noel Baba figürünün kullanılmadığı 1862 yılında Amerikalı karikatürist Thomas Nast, Harper’s Weekly adlı derginin kapağında Noel Baba figürünü kullandı ve bugünkü görünüşüne çok benzemekteydi. Ama Noel Baba, asıl şöhretini bir meşrubata borçlu. Haddon Sundblom 1931′den itibaren Coca-Cola reklamları için 35 yıl boyunca Santa Claus figürü çizdi. Ve Santa Claus tüm bilbordlarda, dergilerde, tezgâhlarda Amerikalılara Coca-Cola’yı ‘her mevsim susuzluğun çözümü’ olarak görmesi için cesaret verdi. Artık 1950′lerde Santa Claus her yerdeydi.

NUİT:
Her  toplum ve dünya kendi içerisinde pek çok idol barındırır. Noel baba da bunlardan biridir. Aziz oolması-Hristiyan olması, psikopos olması filan özünü değiştirmez. Özü bu dünyada adamın birinin yeni yıl yıla girerken umut dağıtmasıdır.,Şekli şemali reklamlarda  satış için kullanılsa da bütün dinlerin temelinde   pozitif değerlerin olduğu düşündüren  bir sembol olmuştur. Ne bir müslümanlar hiristiyanlşır, ne de din elden gider. Umut o dolu bir yıl olsun

http://www.ruhunyolculugu.com/noel_baba_nin_kiyafeti_neden_kirmizidirneden_ayrica_sakallidir-t8261.0.html;wap2=

 

VII – Kapitalizmin Doğurduğu Tonton Kırmızı Elbiseli Noel Baba Figürünün Ekonomiye Katkısı!

yılbaşı ekonomi

 

Günde 1 milyar 700 milyon şişe Ürün Satan Coca-Cola!

Noel Baba

Fıkra’yı müftü yazdı.

Kıssadan hisse’sini biz yazalım.

*

Aslında…
Dolaptan girdi.
Buzdolabından!

*

Hıristiyan filan diyorlar ama, Papa dahil, kimsenin umurunda değildi. Taaa ki, 1930’a kadar… Amerikan zekası Coca Cola, günde 9 milyon şişe satıyor, ne yapsak da daha fazla satsak diye kafa yoruyordu. Şirin bi reklam figürü yaratıp, çocukların ilgisini çekmeye karar verdiler.

*

Dönemin en yetenekli illüstratörü Haddon Sundblom’la anlaştılar. Amerikan Sanat Akademisi mezunu Sundblom, göçmen bi ailenin çocuğuydu, babası Finlandiyalı, annesi İsveçli’ydi.

*

Popüler kültürde yeri olmayan, o güne kadar sadece 1863 senesinde, o da sadece bir kez, siyah-beyaz resmedilen hayali kişilik Aziz Nikolas’ı aldı, ak saçlı, ak sakallı, koca göbekli, tonton dedeye çevirdi. Dini tınıdan kurtulmak için, Aziz’i, yani Saint’i attı, kulağa daha arkadaşça geliyor diyerek, Santa dedi, Santa Claus yaptı. Dünya çapında en çok reklam yatırımı yapılan renklere, Coca Cola’nın kırmızı-beyaz-siyah renklerine boyadı, bilekleri beyaz tüylü kırmızı cüppe, beyaz ponponlu kırmızı kukuleta, siyah kemer ve siyah çizme giydirdi. Kendisi İskandinav kökenli ya… Geyikleri ilave etti, çocuksu düşleri gıdıklamak için, bindirdi kızağa, uçurdu.

*

Coca Cola da satışta uçtu… Gazeteler, dergiler, duvarlar, panolar, el ilanları, her taraf bu sevimli reklam figürüyle donatıldı. Hollywood üstüne atladı, aynı tip’le filmler çevrildi. Ardından icat edilen televizyon derken, popüler kültürün ayrılmaz parçası haline geldi.

*

Kıssadan hisse’ye gelince…

*

Noel Baba, kırmızı-beyaz, Coca Cola gibi, aynı zamanda Türk bayrağı renkleri.

*

Ve, bugün, günde 1 milyar 700 milyon şişe satan Amerikan zekâsı Coca Cola’nın zirvesinde, bir Türk evladı… Zekâsıyla, Amerika’da Amerikalıların önüne geçen Muhtar Kent oturuyor.

*

Müftü hâlâ kapıda.
Bacayı kolluyor.
Ki, yılbaşı gecesi ev ev dolaşmak
için sesten 3 bin kat hızla uçması
gereken şerefsiz içeri sızmasın.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19567586.asp

 

Yılbaşı, kapitalizm ve soygun

Yılbaşına sayılı bir zaman kaldı. Yılbaşı çılgınlığı tüm yurdu etkisi altına almış durumda. Alışveriş, milli piyango, alkollü mekanlar ve geceyi sokakta geçirmeye hazırlananlar… Konu hakkında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, bir açıklama yaparak, “İçkiyle kumarla, piyangolarla, lotolarla, totolarla toplum üzerinde bir erozyon yapılıyor” derken, Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya da, “Yılbaşı gibi özel günler aracılığıyla, kapitalizm insanlara tüketme kültürü aşılıyor” diye konuştu

Yılbaşına sayılı günler kaldı. Bazıları yılbaşı planlarını şimdiden yaptı. Kimisi içkili mekân arıyor, kimisi alışveriş çılgınlığı yaşıyor. Bazıları yılbaşı biletlerini aldı, zengin olma hayalleri kuruyor. Kimisi ‘Bir umut diye’ bağlıyor sözlerini. Ancak hiç kimse sorgulamıyor bu kültür bize ne kadar uygun? Bu sistem tam olarak neye hizmet ediyor? diye. Konu hakkında en net uyarı ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’den geldi. Görmez, yılbaşı kutlamalarıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı: “Noel tüketim ekonomisi üzerinden çocuklar üzerinde bir kültür ve kimlik erozyonu oluşturmak doğru değildir.”

Amaç kapitalist güçlere hizmet

Konu hakkında Milat’a konuşan Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya ise, başkanın açıklamalarının çok yerinde ve isabetli olduğunu belirterek, “Yılbaşı gibi özel günler kapitalizmin insanları tüketmeye yönlendirilmesi için üretilmiş sömürü aracından başka bir şey değildir. Burada amaç tüketimi artırarak, üretimi elinde bulunduran kapitalist güçlere daha fazla gelir elde etmektir” diye konuştu.

Bankaların yeni yıl kredi oyunu

Yeni yılın başlamasına az bir süre kala, bankaların vatandaşlara kredi vermek için sıraya girdiğini vurgulayan Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Kaya, “Bankalar yeni yıl gelince harekete geçiyor. Vatandaşlara kredi vermek, borç altına sokmak için kendi amaçlarına uygun şekilde kampanyalar yaparak, krediler veriyor. Vatandaşlarda yeni yılın cazibesine kapılarak, bu kredileri kullanıyor. Ve ardından yoğun bir alıveriş çılgınlığının içine itiliyor. Burada kazanan elbette kapitalizm oluyor” dedi.

Toplumun altı oyuluyor

Paranın kapitalizmi ayakta tutan en önemli etken olduğunu ifade eden Kaya, “Para insanlarının duygularını köreltmiş. İnsanlar artık kendilerini maddiyat ile tartar hale geldi. Para parayı besliyor mantığıyla ortaya çıkan kapitalizme herkes ortak oluyor.  Toplum içerisinde, adam olsaydın paran olurdu, araban olur, evin olurdu bilinci yerleşmiş. Bu bilinç bizi uçuruma sürükleyerek, toplumuzu ayakta tutan değerlerimize de zarar veriyor. Bu bilincin aciliyetle değişmesi gerektiği kanaatindeyim” şeklinde konuştu.

Özel günlerde alışveriş patlaması

Kaya özel günlerde kredi kartı ile yapılan alışverişlerde patlama yaşandığını kaydederek, “2012 yılında kredi kartıyla yapılan harcama tutarlarına baktığımız zaman ilginç bir istatistik ortaya çıktığını görüyoruz. Normal günlerde kredi kartı ile yapılan harcamaların tutarı 250 milyar TL civarında. Ancak yılbaşı, anneler günü, sevgililer günü ve diğer özel günlerde bu rakamlarda müthiş bir yükselme olduğunu görüyoruz. Özel günlerde kredi kartı ile yapılan harcamaların tutarı 1 milyar TL’yi aşıyor. Burada kapitalist ekonominin amacına ulaştığını rahatlıkla görebiliyoruz” dedi.

Nazım Kaya, son olarak ise, “Gönül ister ki her yılbaşı bizim iç içe geçmiş muhasebelerimizi yaparak insanlığımızı yeniden kurduğumuz, vicdan muhasebemizi yaptığımız, geçmişte ne yaptım bundan sonra ne yapmalıyım diye düşündüğümüz günler olsun. Lakin henüz bunu yeterince görmek mümkün değil” sözlerine ekledi.

http://www.milatgazetesi.com/yilbasi-kapitalizm-ve-soygun-/38460/#.UsP89vRdWSo

 

Yılbaşı Eğlenceleri ve Kapitalizm

2012 yılına girmeye hazırlandığımız bu günlerde tatilden keyif almak isteyen herkesin yapmayı planladığı şey eğlenmek.. Eğlenmek, hak edilen bir şey mi? Yoksa eğlenmek insan olmanın, insan olarak elde edilen şeylerin kapsadığı bir şey mi?

Beklentilerimizi neye göre ayarlamamız gerekiyor? Neyi ne kadar istememiz gerekiyor? Ya da tek şeyi bile istemeden, hissetmeden yaşamayı başarmak, hayatı böyle korunarak yaşamayı bir sevgi gösterisi olarak kabul etmeye devam ederek mi göğüslemeliyiz? Bizi seven ve değer verdiğine inandığımız insanlara karşı daha sakin olmaya çalışarak, aslında bizi düşünmesi gereken onlarca insanın hayatımızdan çaldıklarını düşünerek nereye kadar gidebiliriz.. Farklı bir yaşam belki bazıları için o kadar da farklı değildir. Ama bilinmesini istediğim ve özellikle üzerinde durduğum şey, insanların büyük kısmının farklı bir yaşam değil normal bir yaşam istediği gerçeğinin atlanmaması. Farklı ve normal kavramlarının içsel kaosuna girmeden, yani neyin neden normal sayıldığına saydırmadan devam etmek istiyorum.

Eğlence mekanlarının zengin, genç hatta hayatı ciddiye almayan insanlar için olduğunu düşünenler çoktur. Burada olanların dünya sorunlarını, burada olmak isteyip de burada olamayanların dertlerini ciddiye alacaklarını sanmıyorum bende. Çünkü buraya gelen kişiler zaten kendi kişisel problemlerinden kurtulmak ve iç dünyalarından uzaklaşmak için geliyorlar. Eğlenmek, aslında sadece bu işe yarar. Eğlenmek, üzüntü veren düşünce ve davranışlardan uzaklaşarak yapabileceğiniz bütün her şeydir. Ve bunu yapmak için en iyi yerler eğlence mekanlarıdır.. Alkollü veya alkolsüz, yapabileceğiniz tüm o kötü şeylerden uzaklaşma isteği ve davranışları buralarda mümkündür.

Mi acaba?

Farkında olmak bir çok şeyi değiştiriyor. Farklı konularda farklı görüşler savunmak, bu ayrımı yapabilmek.. Hepsi arasında ince, görünmez bir çizgi de olsa bunu yapabilmek güzel. Bu farkındalığı yaşamak güzel. Sizlere bir tespitimden bahsetmek ve aslında gerçeğin nasıl da saptırıldığını anlatmak  istiyorum. Bazen hayata o kadar kaptırırız ki, gerçeği görmekte zorlanırız. Bunda etken hayattır diye zannederiz. Aslında neyi nasıl algıladığımızdan tutun da, neyin nasıl olması gerektiğine kadar bütün bu süreci yöneten tek bir şey vardır. Günümüz dünyası için de vazgeçilmesi mümkün olmayan bir güç bu.

Kapitalizm!

Kapitalizm bize bir çok şeyi öğütler. En başta çok para kazanmamız gerektiğini, bu paraları asla biriktirmemiz gerektiğini.. Bu paraları nasıl harcamamız gerektiğini.. Para kazanmayı da harcamayı da emreder bilinçaltımıza. Ve bizler, hayatımız boyunca para kazanıp harcamak için köleleşiriz. Akşam yemeklerinde kola içmenin aile saadeti ile özdeştiğini kapitalizm öğretmiştir. Aynı şekilde üzgün olduğumuzda sigara içmeyi de.. Alkol almayı da.. Tüm bunları zenginlik belirtisi olarak kullanabileceğimiz ve bunun sosyal statü için sınıf atlama ile aynı kefeye girdiği gerçeğini de.. Kaliteli bir ayakkabı, marka bir ceket, puro ve viski. Özel, spor son model bir araba.. Lüks bir ev.. Bir ev daha.. Tüm bu arsızlığın bize öğrettiği, nasıl yaşamamız gerektiği değildir, nasıl hissetmemiz gerektiğidir.

Köleleşmenin de üstünde, nasıl hissetmemiz gerektiğine kadar yani ruhumuza kadar bizi yöneten bu döngü, yılbaşı gecesi eğlence mekanlarını doldurmamız gerektiğini de bizlere öğretiyor. Başka türlü bir eğlencenin mümkün olamayacağını da. Sıkıntılarımızdan, bizi rahatsız eden düşünce ve davranışlardan kurtulmanın tek yolu olarak bunu öğrendik, başka türlüsünü denemeye cesaretimiz yok.

Gerçeği değil, yanlış hislerini değiştirebilen kahramandır artık. Neyi nasıl hissetmesi gerektiği dayatılan kişinin sahte hisleriyle mutlu olması, gerçekliği göğüsleyebilenlerin ve bu gerçek hislerle yaşamayı başaranların zaferidir. Eğlenmenin adını koymayı, eğlenme formülünü belirleyenlere kafa tutmayı başarbildiğimiz sürece gerçekten eğlenebiliriz. Herkesin yeni yılı mutlu, eğlenceli ve keyifli geçsin.. Mutlu yıllar!

http://haber.engelliler.gen.tr/yilbasi-eglenceleri-ve-kapitalizm/

 

Yılbaşı ve eğlence kültürümüz nasıl değişti? | Mili Piyango Çekilişi

Mili Piyango çekilişi sadece bir talih oyunu değildir! Bu videoda Milli Piyango’nun tarihçesini ve bir gelenek halini alan yılbaşı kutlamalarıyla olan ilişkisini izleyeceksiniz. Türkiye’de yılbaşı anlayışının, yabancı ülkelerin yılbaşı anlayışlarıyla uyumlu hale getirilmeye çalışılması ve bu uğurda kullanılan yılbaşı büyük ikramiyeleri anlatılıyor. Yaşam-kültür kategorisinde yer alan ve yılbaşı eğlencesi anlayışının geçirdiği değişimle ilgili neden sonuç ilişkisi kurmanızı sağlayan eğitici bir video. Bu incelemeyi izledikten sonra, Mili Piyango çekilişi artık sizin için sadece Mili Piyango çekilişi olmayacak.

http://www.superlotosonuc.com/yilbasi-piyangosu-gelenegimiz-hangi-nedenlerle-olusturuldu-ve-tuketim-toplumu-iliskisi.html

 

Yılbaşında Ne İstiyorsan Yap, Ama Enazından 1 Gece İçin Çam Ağacı Kesme;

bir gece için ağaç kesme

.

 

Bir Cevap Yazın