İslami Ülkelerde Zina, Tecavüz ve Türk Kanunları

I – Kur’an da Zina ve Cezası

II – Türk Hukukuna Göre Zina ve Cezası Nedir?

III – Zinayı Engelleme Konusunda Türkiye Hukukundaki Zorlaştırılan Evlenme ve Boşanma Hükmü Toplumda Zinayı Engeller: Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarında Evlenmenin ve Boşanmanın Getirdiği Yükümlülükler ile 2 Günlük “Evlilik” Adı Altındaki Zinanın Engellenmesi

IV – Günümüz İslam Hukukunda Zina ve Cezası

V – İslam Alimlerine Göre Tüm Cinsel Yaklaşımlar Zinaya Girer

VI – İslam Alimlerine Göre Kadın erkek birlikteliğinde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir? Kız arkadaşlarla konuşmanın bir sakıncası var mıdır? Kadın ile erkek arasında caiz olmayan durumlar nelerdir?

VII– Teorik Olarak Şeriat Olsaydı, Üniversiteli Kızlar Hamile Kalıp Çocuklarını Öldürmezlerdi

VIII – Muta Nikahı Nedir?

IX – Gerçek Hayatta İslam ve Zina: Tek Gecede 8 Erkekle Muta Nikahı Kıyılan Kadın

X – Suriyeli

IX – Gerçekten Muta Nikahı Kur’an daki İslam Anlayışına Uygunmudur? Fuhuşun Adı’nın Legalleştirmek Amaçlı Muta Adı Altında İşlenmesi!

VIII – Günümüzde İslam Hukuku’nun Zinaya Zemin Hazırlaması: Evet Ama İslam Hukukunda İmam Nikahının Şartları Nelerdir?

IV – İslam Hukukunda Zinanın Sınırları

II – Kur’an’da Zina ve Cezası

III – Kur’an da Neden Zina İçin 4 Şahit İsteniyor?

V – Kur’an da Açıkças Nasıl Evlenileceği veya Zina’nın Ne Olduğu Bildirilmediyse, Ozaman Allah Zina ve Evlilik Kavramını Yaşanılan Ülkenin  Zina Hakkındaki Yorumuna Göre Değişiyor Olabilirmi?

IX – Hangisi Kur’an a Daha Uygun: Günümüzdeki İslam Hukuku vs Türkiye Hukuku; İslamiyet Zina Kapısını Açan Bir Din Olabilirmi?

IX – Zinayı Engelleme Konusunda İslam Hukuku vs Türkiye Hukuku: Hangi Boşanma Hükmü Toplumda Zinayı Engeller;Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarında Evlenmenin ve Boşanmanın Getirdiği Yükümlülükler ile 2 Günlük “Evlilik” Adı Altındaki Zinanın Engellenmesi

II – Kur’an’da Zina ve Cezası

III – Kur’an da Neden Zina İçin 4 Şahit İsteniyor?

IV – İslam Hukukunda Zina ve Cezası

V – Tüm Cinsel Yaklaşımlar Zinaya Girer

VI – Şeriat Olsaydı, Üniversiteli Kızlar Hamile Kalıp Çocuklarını Öldürmezlerdi

VII – Kadın erkek birlikteliğinde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir? Kız arkadaşlarla konuşmanın bir sakıncası var mıdır? Kadın ile erkek arasında caiz olmayan durumlar nelerdir?

VIII – Muta Nikahı Nedir?

IX – Hangisi Kur’an a Daha Uygun: Günümüzdeki İslam Hukuku vs Türkiye Hukuku; İslamiyet Zina Kapısını Açan Bir Din Olabilirmi?

XI – Peki Bu Adamların “Sizin Devletinizin Kurallarını Hiçe Sayıyoruz, İslam Adına Yanlış Birşey Yapmadık” Dedikleri ve İstediği İran Şeriatı Sonrası Kadınların Durumu Ne Olacak?

XII – İslami Devletlerde Tecavüz ve Cezası;

XIII – Türkiye Kanunlarında Tecavüz ve Cezası

XIV – Tecavüz ve Zina Kanıtında Bilimin Önemi: Bilim Olmasa ve Kişi “Bu Bir İftira, 4 Şahit Getirin” Diyene 4 Şahit Olarak Video Kayıtları ve DNA Örnekleri

XV – Zinanın Toplumda Serbest Bırakılması ile Tecavüz Kavramının Anlaşılamaması;

XVI – Sonuç?

.

 

I – Kur’an’da Zina ve Cezası

17:32 – Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.

24:2 – Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.

4:15 – Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

24:4 – Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkardırlar.

24:5 – Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

Nûr, ayet: 11-16.  ”Muhammed’ in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır. İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır. Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü’minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: ‘Bu apaçık bir iftiradır!’ demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır. Allah’ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız. Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: ‘Bu konuda konuşmamız yakışık almaz. Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.’ demeniz gerekmez miydi?”

Kuranda zina ile alakali tahmini 15 ayet geçiyor
4:15 – Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.
4:25 – Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).
17:32 – Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.
24:2 – Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.
24:3 – Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.
24:4 – Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkardırlar.
24:5 – Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
24:6 – Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesidir.
24:7 – Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
24:8 – Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi,
24:9 – Beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır.
25:68 – Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur.
33:30 – Ey peygamberin hanımları! sizden her kim bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah’a göre çok kolaydır.
60:12 – Ey Peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bey’at ederlerse onların bey’atlarını al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
65:1 – Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

(kaynak:  http://meal.ihya.org/kurandan-ayetler/kuranda-gecen-zina-ile-ilgili-ayetler.html)

 Kur’an da Neden Zina İçin 4 Şahit İsteniyor?

Renaultferrari

Her şeyde 2 sahit istendiği halde neden ZİNADA 4 şahit getirin diyor
çünkü Cenabı Hak hiç bir vakit kulunun toplum içinde yüzün kızardığını istemez
onun için diyor ki.. 2 kişi mi.. zina olayını kılıç kınına girer gibi gördü zina ediyordu…
biz kabul etmiyoruz.. 4 şahit getirsene bana diyor… 4 kişi getirilirse ifadeleri alınır..
tutuyormu tutmuyot mu ifadeler incelenir.. kopmlomu kopmlo değil mi.. bakılır
eğer bir pürüz görülürse..  3 sahit doğru söylüyor 4cü olayı sallıyorsa. o 4 şahiti.. toplum içinde derilerini vurulmak süretinden kırbaç cezası verilir..

ben kulumun ne yaptığını bilirim.. sen bana 4 şahit getirsene diyor
hayır.. o halde ceza yok.. sana ceza var… iddaa ve iftira ettiğin için
eğer 4 şahit getirilirse.. yani 4 şahit olayı kılıc kınına girer gibi görmüşse..
şahitlerin ifadeler incelenmiş.. doğru söyledikleri anlaşılmışsa
o zaman… zina edenler seks yapanlar 4 kişin önünde bu işi yapmışlardır… bunlarda AHLAK NAMINA bir şey kalmamış denilir.
topluma zararı olur.. denir.. ve cezalandırılır…

Anladını mı
neden herşeyde iki şahit istendiği halde Zinada 4 şahit isteniyor..
çünkü cenabı hak kulunun cemiyet içinde hiç bir vakit yüzünün kızardığına razı değildir..
4 şahit ister.. eğer zinada 4 şahit yoksa… yani ifadeler birbirini tutmuyorsa…
zina yaptıkları iddaa edilenler serbesttir.. 3 kişin önünde zina yapmış olsalar da serbesttir kimse ispatlayamamıştır yüzleri kızarılmaz..  bunlar zina yaptı diyen etrafa yayan o 3 şahit… 4cü şahit getiremediklerinden  toplum içinde onlara ceza verilir..

mesele: 4 şahitin ifadeleri alınıp incelenmesidir 

Misafir_nitrocan_*

Ben şunu anlamıyorum, zinayı kim gidip de 4 kişinin önünde yapıyor? Bu 4 kişi de bu işlem içerisinde yer alıyor mu yoksa? Öyleyse bu adamlar kadınla işlerini halledip sonra bir de şikayet mi ediyorlar?

Ve neden 4 şahit? 4 olunca daha sağlam mı oluyor? Sırf sevmedikleri bir kadına ceza çektirmek için 4 adam hayli hayli toplanabilir. 
Peki 1 video kaydı olur mu? 

Cedric

Zina’da 4 şahitin gerekliliği özel durumdur.

Ayşe ile ilgilidir.
Ayşe’nin Muhammed’i Safvan isimli biriyle aldattığı çevrede konuşuluyor. 

Bunun üzerine ilgili ayetler iniyor.

– “Muhammed’ in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır. İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır. Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü’minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: ‘Bu apaçık bir iftiradır!’ demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır. Allah’ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız. Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: ‘Bu konuda konuşmamız yakışık almaz. Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.’ demeniz gerekmez miydi?” (Nûr, ayet: 11-16.) .

Bu olayla ilgilidir 4 şahit meselesi.
Hadis kaynaklarını incelemeni öneririm ,neden 4 şahit sorusunun cevabını orada bulabilirsin. 

 

II – Türk Hukukuna Göre Zina Nedir?

Türk Hukukunda Zina;

 

ZİNA

1- Zinanın Tanımı ve Unsurları a– Evli olmak b– Başkası ile cinsi ilişki c– Kusurlu olma 2- Zinada Eşitlik Kuralı 3- Zinanın İspatı 4- Zina Mutlak Boşanma Sebebidir 5- Dava Hakkını Düşüren Nedenler a– Zina yapan eşin affedilmesi b– Dava açabilme süresi
1- ZİNANIN TANIMI ve UNSURLARI
Evli bir kadının kocasından başka bir erkekle, evli erkeğinde karısından başka bir kadınla cinsi ilişkide bulunmasına z i n a denir. Bir başka tanım ise; evli olan eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken, eşlerden biri karşı cinsten başka biri ile normal yolla, bilerek ve isteyerek cinsel münasebette bulunmasına z i n a denir.
Yürürlükteki kanunun yani; 8.12.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161’inci maddesi eski medeni kanunumuzun 129’uncu maddesinin karşılığıdır. Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden düzenlenmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.
Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmiş olduğu 4 Ekim 1926 tarihinden sonra evlilik müessesesi, Devlet organlarınca resmen kurulan ve Devlet kontrolüne bağlanan sosyal bir müessese haline getirilmiştir ve kurulmakta olduğu gibi bozulması da Devletin kendi organları olan mahkemeler vasıtasıyla denetlenmesi sağlanmıştır. Zira bugün ki yaygın sosyal düşünceye göre aile toplumun çekirdeği ve temeli olduğundan, toplumu ilgilendiren bu kurum tamamen özel bir münasebet olması düşünülemezdi. Bu sebeptendir ki evlenme ve boşanma, kuruluşunda ve bozuluşunda Devletin kontrolüne tabi sosyal bir kurumdur. Toplum ancak istikrarlı ve sağlam aile temeline dayanır. Zira soy bağı düzgün(nesebi sahih) çocuklar ancak kanun kurallarına göre meydana gelen meşru birleşmeden; yani evlenmeden meydana gelir.
Yasamıza göre, zinanın üç unsuru vardır. Bunlar; a- Evli olmak, b- Eşinden başka birisiyle cinsi ilişkide bulunma, c- Kusurlu olmadır.

A) Evli Olmak
Eşler fiilen ya da yargı kararıyla, ayrı yaşadıkları takdirde, evlilik birliği devam ettiğinden, eşlerden birinin başkasıyla cinsi ilişkisi zina sayılır. Boşanma davasının devamı sırasında eşlerden birinin üçüncü şahısla cinsi ilişkisi zina sayılacağı gibi, batıl bir evlenme yargıç kararının sonucuna kadar, zina suçu oluşmaz. Konu ile ilgili bir Yargıtay kararına göre,”Tarafların iki sene müddetle ayrılıklarına karar verildiği ve bu müddetin son bulmadığı beyanı ile zina ve haysiyetsiz hayat sürmeye istinaden açılmış bulunan davanın delilleri incelenmeksizin reddine karar verilmesi yolsuzdur.” (Y2HD 25.11.1948 5657-6054) Eşler evlilik ilişkisi devam ettiği sürece ayrılık, gaiplik, birlikte yaşamaya ara verilmiş olma gibi hallerde fiilen bir arada yaşamasalar dahi, içlerinden birinin eşinden başkası ile cinsel ilişkide bulunması zinadır. Çünkü zina, evlilik birliğinin eşlere yüklediği sadakat gösterme yükümlülüğünün en ağır şekilde ihlal edilmesi demektir. Evlilik hukuken son bulmadıkça karı kocanın sadakat gösterme yükümlülüğü devan eder. Bir arada bulunmamak, bu yükümlülüğü ihlal etme hakkını vermez. Karı kocadan biri henüz evli değilken, bir başkası ile cinsi münasebette bulunmaları zina değildir. Böyle bir münasebet evlendikten sonra duyulursa ve taraflar arasında şiddetli geçimsizlik doğrarsa, Medeni Kanunumuzun 134’üncü maddesine dayanan bir boşanma nedeni olabilir. Ancak böyle bir durumda zina nedeniyle boşanma davası açılamaz.
B) Başkasıyla Cinsel İlişki
Eşlerden birinin evlilik dışındaki homoseksüel münasebetleri; erkeğin erkekle, kadının kadınla cinsi ilişkileri, sevicilik, livata zina sayılmaz. Bu nevi hareketler için şiddetli geçimsizlik veya haysiyetsiz hayat sürmeye dayanarak boşanma davası açılabilir. Erkeğin yabancı kadınla normal olmayan cinsel ilişkisi zina sayılır. Zina için cinsiyet organlarının birleşmesi şarttır. Kadının başka bir erkekle, erkeğin başka bir erkekle, erkeğin de başka bir kadınla cinsi ilişki dışında kalan bedeni temasları bir birine ne kadar yakın olursa olsun zina sayılmaz. Bir Yargıtay kararına göre,”kocası evde bulunmayan kadının evine, sanık doktorun girmesi ve birlikte oturmaları zina suçunu işlediklerine kati delil olmaz”(CGK19.02.1951 4/12-2) Konu ile ilgili başka bir Yargıtay kararına göre,”kırda beraber gezmek ve diğerinin boynuna kol atmanın, ancak aşıkâne münasebette delâlet edip, zinanın vukuuna ve hatta teşebbüs haline vardığını ispat edemeyeceğine göre.”(Y4CD 11.11.1943 1048-11674) Yine konuyla ilgili başka bir Yargıtay kararına göre,”Sadece öpüşme zinaya delâlet etmez.”(Y4CD 18.05.1951 3776-3776) Zinanın söz konusu olabilmesi için, eşlerden birinin eşinden başka bir kişiyle cinsel ilişkide bulunmuş; yani cinsel ilişkinin fiilen gerçekleşmiş olması şarttır. Cinsel ilişki girişiminde bulunmak (teşebbüs etmek) örneğin; flört etme, mektuplaşma, cinsel ilişki hazırlıklarına girişme veya cinsel ilişki gerçekleşmeksizin yakın bedeni temaslar; sevişme, öpüşme ve sarılma biçimindeki davranışlar zina sayılmayacağı gibi karının kocasının izni olmadan sunî ilkah (yapay döllenme) yaptırması da zina değildir. Bir hayvanla cinsel temas da bulunmada zina değildir. Mamafih bu gibi davranışlar haysiyetsiz hayat sürme veya evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile boşanmaya neden olabilir.
C) Kusurlu Olma Kadının ve erkeğin eşinden başka kişi ile cinsi ilişki bulunması arzuya dayanmalıdır. Kusurdan bahsedilemiyorsa, zinadan söz edilemez. Erkek ve kadının eşi cinsi ilişkide olduğunu ve bu ilişkinin eşinden başka bir kişi ile vuku bulunduğunu anlayabildiği taktirde kusurlu demektir. Sezgin olmayan eşin,başkasıyla cinsi ilişkisinde kusur yoktur. Uyuşturucu madde verilerek evli kadının ırzına geçilmesi veya birden çok kişinin birleşerek, kadına zorla tecavüz etmelerinde kadının arzusunun olduğu kabul edilemez. Tehdit veya hayata kast gibi haller nedeniyle eşlerden biri zinaya razı olmuşsa, kusurunun olup olmadığının araştırılması gerekir. Maddi bir cebir olmaksızın manevi bir sebeple, yani tehditle(korkutularak) cinsi ilişkiye rıza gösteren bir kadının kusurlu olup olmadığı yolunda yazarlar “Çok ciddi ve ağır bir manevi tazyikle münasebette razı olan kadının veya kocanın kusurlu bulunmadığını” kabul etmektedirler. Hayat ve beden tamlığına yapılan tehditlerin etkisi altında cinsel ilişkide bulunma zina sayılmaz. Fakat bunun dışında, örneğin; mala karşı yapılan tehdit(lerin) etkisiyle yapılan cinsel ilişki zina sayılır. Yani; bu ikinci halde zina yapan eş kusurlu kabul edilir.
2-ZİNADA EŞİTLİK KURALI Kanunumuz özel bir boşanma nedeni olarak saydığı zina eylemi bakımından karı ile koca arasında herhangi bir ayrım yapmamıştır. Kadın gibi erkek de başkası ile bir kere cinsi ilişkide bulununca, boşanma nedeni gerçekleşmiş olur. Türk Ceza Yasası’nda zina suçu düzenlenirken kadın ile erkek arasında zina fiilinin teşekkülü açısından farklılık gözetilmiştir. Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilen maddelere göre (Eski Türk Ceza Kanunu 440’ıncı ve 441’incin maddeler) evli kadının kocasından başka bir erkekle bir defaya mahsus olsa bile zina suçunu meydana getirmeye yettiği halde; kocanın zina suçunu işlemiş sayılabilmesi için, karısından başka bir kadınla karı-koca gibi bir arada yaşama koşuluna bağlanmıştır. Söz konusu bu eşitsizliği Anayasa Mahkemesi kadının zinası ile ilgili olan 01.03.1926 tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 440’ıncı maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10’uncu maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 23.06.19998,E.1998/3,K.1998/28 sayılı kararı, Resmi Gazete 13 Mart 1999, sayı 23638) Erkeğin zinası ile ilgili olan, Türk Ceza Kanununun 441’inci maddesi T.C. Anayasası’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesi ile çeliştiğine karar vererek Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 23.09.1996,E.1996/15.K.1996/34 sayılı kararı, Resmi Gazete 27 Aralık 1996,Sayı 22860) Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu söz konusu iki iptal kararı neticesinde bugün zina, Türk Ceza Kanunu açısından suç olarak değerlendirilmemektedir. Ancak Türk Medeni Hukukun da mutlak bir boşanma sebebi olmaya devam etmektedir
3- ZİNANIN İSPATI
Zina davasını açan iddiasını, ispatla yükümlüdür. Son derece gizlilik içinde gerçekleşen zina fiilini kanıtlamak oldukça zordur. Bu nedenle her türlü delille ispat edinilebilir. Zina yapan eş suçüstü yakalanmışsa mesele yoktur. Yargıç hadiseyi gören tanıkların beyanlarını alarak veya bir tutanak tutulmuşsa, tutanağı inceleyerek zinanın meydana gelip gelmediğine karar verir. Meydana gelen olaylardan cinsi ilişkinin oluştuğu kolayca anlaşılabiliyorsa, yargıç zinayı sabit sayacaktır. Yukarıda da yeğnildiği gibi vukuunun ispatı büyük güçlükler arz ettiğinden aşağıdaki hallerde zinanın vukuuna delil teşkil ettiği içtihat olmuştur:
v Çocuk yapma kabiliyeti olmadığı tıbben sabit olan kocanın, karısının gebe kalmış olması, v Eşlerden birinin zührevi hastalıklarından(cinsel yolla bulaşıcı olan hastalıkların tümüne verilen ad) birine yakalanmış olması, v Kocanın izinli olarak 300 günden fazla eşinden ayrı olması ve evine döndüğünde kendisinden olmayacak doğum tarihi taşıyan çocuğun bulunması, v Karının, çocuğu başka bir kimseden olduğuna dair mektupla ikarı(açıkça söylemek, saklamadan beyan etmek) bulunması, v Karı kocadan birinin yabancı bir erkekle(karının) veya kadınla(kocanın) münasip olmayan yerlerde gezmeleri veya arabayla dolaşmaları, v Karı kocadan birinin yabancı bir erkekle veya kadınla bir odada yatmış veya kapanmış olmaları halinde, v Karının bir erkekle, erkeğin başka bir kadınla uygunsuz şekilde fotoğraf çektirmiş olması, v Karının bir başka erkekle yatak odasında yarı çıplak olarak yakalanması, v Karının veya kocanın başka bir erkekle cinsi ilişkide bulunduğunu itiraf etmesi, v Çocuğun kan gurubunun eşlerin kan gurubuna uygun olmaması, v Doktor raporu ile eşinin dışında cinsel ilişkide bulunduğunu belirleyen meni lekelerinin doktor raporu ile sabit olması, gibi.
4-ZİNA MUTLAK BOŞANMA SEBEBİDİR
Karı ve kocadan birinin zina yaptığı anlaşılınca yargıç boşanma kararı vermek mecburiyetindedir. Zina yüzünden boşanmaya karar verilebilmesi için müşterek hayatın çekilmez hale geldiğinin ispatına lüzum yoktur. Zina sebebine dayanılarak açılmış olan bir boşanma davasında davalı eş diğer eşin de zina etmiş olduğunu iddia ve ispat etse bile bu durum açılmış olan davayı düşürmez; yani “zinalar takas ve mahsup edilemez”. Bu bakımdan zina mutlak boşanma nedenidir. Konu ile ilgili bir Yargıtay kararına göre,”Zinaya dayanılarak açılan boşanma davasında; zinanın ispatı halinde, eşlerin barışmalarının ihtimal dahilin de bulunduğundan bahisle ayrılığa karar verilemez. Boşanmaya karar verilmelidir”.(Y2HD 14.04.1939 3609-1176) Yine konuyla ilgili başka bir Yargıtay kararına göre,”Karı ve kocanın halen başka bir erkekle(karının) ve kadınla(kocanın) zina etmekte olmaları onların zina sebebine dayanarak boşanma davası açmalarına engel olmaz. Böyle bir halde oluşan mevcut olaylar aile bağını derinden zedelemiş ve ortak hayat çekilmez bir hale getirilmiş sayılır. Kökünden sarsılmış bir aile birliğinin devamının da toplum için hiçbir faydası olamaz “.(Y2HD 20.02.1964 K .?. E .?.)”
5-DAVA HAKKININ DÜŞMESİ
Zina sebebi ile boşanma davası açma hakkı iki halde düşer. Bunlardan biri, dava hakkı olan tarafın zina yapan eşini affetmesi, diğeri ise belli süreleri geçmiş olmasıdır.(Medeni Kanun madde 161/1,2)
A-Zina Yapan Eşin Affedilmesi
Medeni kanunumuzun 161/3’e göre,”affeden tarafın dava hakkı yoktur” denmektedir. O hâlde, dava hakkı olan eş zina yapan eşini affederse artık dava hakkı ortadan kalkar Af açık veya örtülü olabilir, fakat mutlaka affeden eşin serbest iradesinin ürünü olmalıdır; yani aldatma veya korkutma yoluyla elde edilmiş olmamalıdır. Acaba eşin zinasına önceden râzı olma veya onu zinaya hazırlama ve yöneltme hâli bir af sayılabilir mi? Medeni Kanunumuz “zinaya önceden muvafakat etmekten” söz etmediğine göre, eşin zinasına razı olan taraf boşanma davası açamayacağı söylenemez. Mamafih doktrinde bu hâller de “af kapsamına sokmak ve dolayısı ile eşin zinasına razı olan veya onu bu yola iten tarafın artık boşanma davası açamayacağı kabul etmek” yönünde her ne kadar görüşler olsa da Yargıtay eşlerin birbirinin zinasına razı olmalarını ahlâka aykırı bulmuştur ve bunu af mahiyetinde görmemiştir. Konu ile ilgili bir Yargıtay Büyük Genel Kurulu kararına göre,”kocasının başkasıyla evli olmayan bir kadınla zina yapmasına önceden müsaade eden karının, fiilin işlenmesinden sonra Türk Ceza Kanunu’nun 108’inci maddesindeki süre içinde vukuu bulan şikayetin geçerli bulunduğuna dair”.(YBGK 23.05.1966 3-5) Karının ve kocanın bir memuriyette yükseltilmesi, bulunduğu makamı muhâfaza etmesi veya herhangi bir çıkar elde edebilmek için veyahut da boşanma sağlayabilmek maksadıyla eşini cinsi münasebette bulunmaya teşvik ederse eylemin vukuundan sonra zinaya teşvîk eden eş aleyhine boşanma davası açılabilir. Zina meydana geldikten sonra, dava hakkının afla kalkabilmesi için af beyanının zinayı yapan eşe yönelik olması gerekir. Affedenin sezgin olması, serbestçe karar vermesi gerekir. Af şarta bağlı olarak ta yapılabilir. Örneğin; eşin durumu düzeldiği takdirde veya aile birliği hayatına aykırı hareketlerinden vazgeçmesi halinde eşini affedeceğini belirte bilir. Eşine bundan böyle normal hareket etmediği takdirde “seni boşarım” demesi gibi. Boşanma davasının açılması veya boşanma talebinden vazgeçme, aile birliğinin devam etmesi af anlamına gelmez. Hatta eşi ile cinsi münasebette bulunmaya devam etmesi affa delil olmaz. Affın var olabilmesi için eşler arsında münasebettin dışta yabancılar tarafından samimi bir şekilde görülmesi gerekir. Eşlerin birlikte eğlence yerlerine gitmeleri, seyahate çıkmaları gibi durumlar barışma, af olarak taktir edilebilir. Konu ile ilgili bir Yargıtay kararına göre “Zina davasından vazgeçtikten sonra şiddetli geçimsizlik meydana gelmiş ise, zinaya dayanarak boşanmaya karar verilemez”.(Y2HD 14.06.1963 / 3540-4080)
B- Dava Açabilme Süresi
Medeni Kanunumuzun 161/2’inci maddesine göre “Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer”. Kanunumuzda sözü edilen süre zaman aşımı süresi olmayıp bir hak düşürücü süredir. Yargıç sürenin geçtiğini öğrenirse, bunu resen nazarı itibaren alır. Zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay geçince dava hakkının düşmesinin nedeni; zinayı öğrenen eşin boşanma davası açıp, açmayacağı hakkındaki şüphe ve kaygıların bir an önce ortadan kalkması aile birliğinin devamı hakkında bir an önce, herhangi bir karara varılabilmesi içindir. Uzunca bir sürenin kabulü halinde kuşkusuz ki aile birliği huzursuz olacaktır. Zinanın vukuu bulmasından itibaren yürüyen beş yıllık dava hakkının beş yıl sonun da düşmesinin sebebi ise geçen uzun zaman etkisi altında ört bas edilen bir olay meydana çıkartmakta ve çekişme konusu yapmaktan kaçınmak içindir. Uzun süre devam ede gelen aile birliğinin eski bir suç yüzünden dağıtmak doğru olmaz. Konu ile ilgili Yargıtay kararına göre “Karısının zinasına davacının öğrendiği tarihin tespiti hususunda toplanan delillerin taktiri hakime aittir” ( / . .? . . / ) Medeni Kanunumuzun 161’inci maddesinde öngörülen sürelerin geçmesi ile aldatılan eşin şiddetli geçimsizliğe dayanarak bir boşanma davası açması ve geçmiş zina olayını da geçimsizlik nedeni olarak ileri sürmesi mümkündür. Altı aylık sürenin başlaması için zinanın oluşumunun kesin olarak öğrenilmesi gerekir. Aldatılan eşin zinadan şüphelenmesi altı aylık sürenin geri sayımı için yeterli değildir. Bir Yargıtay kararına göre,”Zinayı öğrenme tarihinin araştırılması icap eder” denilmiştir.(Y2HD 15.05.1961 3341-3725) Başka bir Yargıtay kararında ise,”Devam eden zinada zaman aşımı olmaz” kararı alınmıştır.(Y2DH 24.10.1942 280-3802) Yine konu ile ilgili başka bir Yargıtay kararına göre ise,”Zina fiili bir kereye mahsusu olmayıp birçok defalar devam etmiş bulunmasına göre,olayda zaman aşımına başlangıç son fiilin vukuu bulduğu tarih göz önüne alınması gerekir” demiştir.(Y2HD 05.10.1939 3102-368)

(Kaynak: http://www.turkhukuksitesi.com/makale_631.htm)

 

İslam Hukukunda Zina;

Zina etmek, bir kadınla nikâhsız veya haksız olarak cinsel temasta bulunmak.
Arapça “zenâ” fiilinden mastar. Zinanın sözlük ve terim anlamı birdir. Bu da;
bir erkeğin kadınla bir akde veya haklı bir sebebe dayanmaksızın önden cinsel
temasta bulunmasıdır. Zina eden erkeğe “zânî” kadına ise “zâniye” denir.

Hanefîler, bir fıkıh
terimi olarak zinayı şöyle tarif etmişlerdir: İslâmî hükümlerle yükümlü bulunan
bir erkeğin, kendisine cinsel istek duyulacak yaştaki diri bir kadına, İslâm
ülkesinde nikâh akdine veya cariyelik gibi haklı bir nedene dayanmaksızın önden
cinsel temasda bulunmasıdır.

Zinada had cezasının uygulanması için, erkeğin cinsel
organının en az sünnet yerinin (haşefe) kadının cinsel organına girmiş olması
gerekir. Bundan daha azına meselâ; öpmek, sarılmak veya uyluk arasına sürtünmek
vb. hareketler haram olmakla birlikte had cezasını gerektirmez. Küçük çocuk ve
akıl hastası yükümlü olmadığı için bunların fiili de kendileri bakımından haddi
gerektirmez. Diğer yandan Ebû Hanîfe’ye göre erkek veya kadına arkadan temasta
bulunmak (livâta) zina hükmünde değildir. Çünkü bu, zina olarak nitelendirilmez.
Ebû Yusuf, İmam Muhammed, Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikîler aksi görüştedir. Ölü kadın
ve hayvan ile temas da zina hükmünde değildir. Çünkü bu gibi temasları selîm
fıtrat kabul etmez. Ayrıca erkek veya kadının zinaya zorlanmamış olması da
şarttır. Çünkü Raslüllah (s.a.s): “Ümmetimden hata, unutma ve zorlandıkları
şeyin hükmü kaldırıldı” (Buhârî, Hudûd, 22; Talâk, II; Ebû Dâvud, Hudûd, 17;
Tirmizî, Hudûd, 1; İbn Mâce, Talâk, 15) buyurmuştur.

Zinaya zorlanan kadına
had cezası gerekmediği konusunda İslâm bilginlerinin görüş birliği vardır.
Zinaya zorlanan erkeğe gelince, Şâfiîlere ve Mâlikîlerde tercih edilen görüşe
göre böyle bir erkeğe ne had ve ne de ta’zîr cezası gerekmez. Delil, yukarıdaki
hadis ve zorlanma özrünün bulunmasıdır. Ebû Hanîfe’nin ilk görüşüne göre zinaya
zorlama Devlet başkanı tarafından olmuşsa had gerekmez. Devlet başkanından
başkası zorlamışsa istihsân’a göre had uygulanır. Çünkü, zorlama ancak sultan
tarafından gerçekleşir. Ebû Hanîfe’nin istikrar bulan görüşü ise, zorlanana had
cezasını uygulamamasıdır. Çünkü bazan erkeğin istek dışı cinsel temasa gücü
yetebilir. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre iki durumda da zorlanana had cezası
uygulanmaz. İmam Züfer aksi görüştedir (el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyi’, 2. baskı,
Beyrut 1394/1974, VII, 34,180; eş-Şirâzi, el-Mühezzeb, Mısır t.y., II, 267; İbn
Rüşd, Bidâyetü’l-Mûctehid, II, 267; İbn Rüşd, Bidâyetû’l-Müctehid, II, 431; İbn
Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire,1970, VIII,187, 205; Vehbe ez-Zühaylî,
el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletüh, 2. baskı, Dimaşk 1405/1985, VI, 27 vd.; Ömer
Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslâmiyye ve İstilâhat-ı Fıkhıyye Kamusu, İstanbul 1968,
III,197 vd).

Zina
İslâm’da ve önceki bütün semâvî dinlerde haram ve çok çirkin bir fiil olarak
kabul edilmiştir. O büyük günahlardandır. Irz ve neseplere yönelik bir suç
olduğu için cezası da hadlerin en şiddetlisidir.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle
buyurulur:

“Zinaya
yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iş ve kötü bir yoldur” (el-İsrâ, 17/32).
“Onlar Allah ile birlikte başka ilaha dua etmezler. Haksız yere, Allah’ın haram
kıldığı kimseyi öldürmezler ve zina da etmezler. Kim bunları yaparsa cezaya
çarpar. Ona kıyamet gününde kat kat azap verilir ve o azabın içinde alçaltılmış
şekilde ebedî bırakılırlar” (el Furkân, 25/68).

Bekâr erkek veya bekâr kadının zina etmesinin cezası
yüz değnek, evli ve iffetli erkek veya kadının zina cezası ise taşla öldürme
(recm)dir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Zina eden kadın ve zina eden erkekten her
birine yüz değnek vurun. Eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız bunları
Allah’ın dinini uygulama hususunda acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir
topluluk da, onların cezasına şahid olsun” (en-Nûr, 34/2). Celde, ete geçmemek
üzere, yalnız deriyi etkileyecek şekilde vurmak demektir. Vuruşta yalnız kürk ve
palto gibi kalın elbiseler çıkartılır, diğerleri çıkarılmaz.

Evli, iffetli erkek veya
kadına recm cezası ise, sünnetle sabittir. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s) Mâiz’e ve
Benî Gâmid’ten bir kadına recm cezasını uygulamıştır. Recm’in meşrûluğu
konusunda sahabenin icmaı vardır.

Zina haddi Allah’a ait haklardandır. Bu, aileye, nesle
ve toplum düzenine karşı işlenen bir suç olduğu için toplum haklarından
sayılır.

Mezhep
imamları çocuk ve akıl hastasına zina haddinin gerekmediği konusunda görüş
birliği içindedir. Hadiste şöyle buyurulmuştur: “Üç kişiden kalem
kaldırılmıştır. Çocuktan büyüyünceye kadar, uyuyandan uyanıncaya kadar, akıl
hastasından iyileşinceye kadar” (Ebû Dâvud Hudûd, 17).

Zina Haddini Uygulamanın
Şartları

Öncelikle
şunu ifade etmek gerekir: Zina etmek, zina iftirasında bulunmak gibi had
cezasını gerektiren durumlarda aranan bazı şartların olması, bu şartlar olmazsa
ceza da verilmez anlamında değildir. Belirlenen şartlar olmadığı zaman Dinimizin
emrettiği had cezası verilmez demektir. Ancak Devlet Başkanının veya
görevlendirdiği hakimin vereceği cezalar vardır. Bunlara Tazir Cezası
denilmetedir ki, suçun cinsine göre hapis, dayak atma ve öldürme gibi cezalar
verilebilir. Nitekim Hanefî ve Mâlikîlere göre, İslâm devleti suçlarda tekrarı,
suç işlemeyi alışkanlık haline getirmek veya eşcinsellik gibi bazı suçları
işleyenlere ölüm cezası verebilir. Buna “siyaseten katl” denir. (İbn Âbidîn,
Reddü’l-Muhtâr, III, 196; ez-Zühaylî, a.g.e., VI, 200).

Zina eden erkek veya
kadına ceza uygulanabilmesi için bir takım şartların bulunması gerekir:

1- Zina edenin erginlik
çağına ulaşması gerekir. Ergin olmayan çocuğa had uygulanmaz. Akıl baliğ olan
bir kimse bir kız çocuğu ile cinsel ilişkiye girse, cocuğa had cezası gerekmez,
ancak onunla ilişkiye girene had cezası gerekir. Çünkü çocuk mükellef değilse de
akıl baliğ olan mükelleftir ve yaptıklarından sorumludur. (Bilmen, Ömer Nasuhi,
Hukuku İslamiye, 3/203, Zina Bölümü)

2- Akıllı olması gerekir. Akıl hastasına had
uygulanmaz. Akıllı bir erkek, akıl hastası bir kadınla veya akıl hastası bir
erkek akıllı bir kadınla zina etse, bu ikisinden akıllı olana had cezası
uygulanır.

3-
Çoğunluk fakihlere göre müslümana ve kâfire zina haddi uygulanır. Fakat
Hanefilere göre muhsan olan kâfire recm uygulanmaz, değnek vurulur. Mâlikîlere
göre kâfir bir erkek kâfir bir kadınla zina etse had uygulanmaz. Fakat zinasını
açığa vurursa te’dib edilir. Müslüman bir kadını zinaya zorlarsa öldürülür.
Şafii ve Hanbelîlere göre pasaportlu gayri müslim yabancılara ne zina ve ne de
içki içme cezası verilmez. Çünkü bunlar Allah haklarından olup, müste’menler bu
hakları üstlenmemiştir.

4- Zinanın istekle yapılmış olması. Çoğunluğa göre
zinaya zorlanana had uygulanmaz. Hanbelîler aksi görüştedir.

5- Zinanın insanla
yapılmış olması. Üç mezhebe ve Şâfiîlerde sağlam görüşe göre hayvanla temas
edene had cezası gerekmez, ta’zir uygulanır. Hayvan öldürülmez ve çoğunluğa göre
onun yenilmesinde de bir sakınca yoktur. Hanbelîlere göre ise, iki erkeğin
şahitliği ile hayvan öldürülür, eti haram olur ve hayvanın tazmin edilmesi
gerekir.

6- Zinanın
bir şüpheye dayalı olmaması gerekir. Bir kimse kendi eşi veya cariyesi sanarak
yabancı bir kadınla cinsel temasta bulunsa çoğunluğa göre had gerekmez. Ebû
Hanîfe ve Ebû Yusuf’a göre ise had gerekir. Çünkü burada failde şüphe vardır.
Mezhepler arasında ihtilaflı olan fasıt nikâhtan sonraki cinsel temasa had
gerekmediği konusunda da görüş birliği vardır. Velisiz veya şahitsiz evlenme
halinde durum böyledir. Bu da akitte şüphe bulunduğu içindir. Evlilik ittifakla
fasit olursa had uygulanır. iki kız kardeşi bir nikâhta toplamak, beşinci eşle
evlenmek, nesep veya sût cihetinden haram olan bir hısımla evlenmek, iddet
beklemekte olan kadınla veya üç talâkla boşadığı kadınla hulleden önce evlenmek
bu niteliktedir. Ancak bütün bunların haramlığını bilmediğini iddia ederse,
bunlarla olan cinsel temas haddi gerektirmez.

7- Zinanın dârul İslâm’da olması. İslâm Devlet
başkanının dârul harp veya dârul baği (âsiller ülkesi) üzerinde velâyet yetkisi
yoktur. Yani orada hadleri uygulamaya gücü yetmez.

8- Kadının diri olması.
Çoğunluğa göre, ölü kadınla cinsel temasta bulunana had gerekmez. Mâlikîlerde
meşhur olan görüş bunun aksinedir.

9- Cinsel temasın önden olması ve sünnet yerinin
girmiş olması. Arkadan ilişki yani livata Ebû Hanîfe’ye göre yalnız ta’zir
cezası gerektirir. Ebû Yusuf, İmam Muhammed ve diğer üç mezhebe göre ise livata
haddi gerektirir. Yabancı bir kadına cinsel organın dışında, uyluk, karın v.b
başka yerine temas ise yalnız ta’ziri gerektirir. Çünkü bu, şer’an kendisine bir
şey takdir edilmeyen münker bir fiildir.

Zinanın Cezası

Zinanın cezası, zina eden erkek veya kadının bekar ya
da evli olmasına göre değişiklik gösterir. Dayak, taşlâ öldürme, sürgün ve İslâm
Devletinin koyacağı bir ta’zir cezası bunlar arasındadır.

1- Yüz Değnek Cezası

Bekâr erkek veya kadının
zina cezası yüz değnek olup, Kur’ân-ı Kerîm’le belirlenen bir had cezasıdır.

“Zina eden kadın ve
erkekten her birine yüz değnek vurun” (en-Nûr, 34/2).

Dayak cezası uygulanan
zina suçlusunun, suçun işlendiği yöreden bir yıl süreyle sürgün edilmesi
İslâm’ın ilk dönemlerinde uygulanan bir ceza türü idi. Hz. Peygamber şöyle
buyurmuştur: “Bekâr’ın bekârla zinası için yüz değnek ve bir yıl sürgün. Dulun
dulla zinası için ise yüz değnek ve taşla recm vardır” (İbn Mâce, Hudûd, 7).
Ancak bu uygulama Nûr sûresi inmezden önceye aittir. Bu sûre inince bekârlar
için yalnız değnek (celde), evli (muhsan) olanlar için sünnetle recm cezası
belirlenmiştir (es-Serahsî, el-Mebsût, 3. baskı, Beyrût 1398/1978, IX, 36
vd).

Hanefilere göre
celde cezasına sürgün ilâve edilmez. Çünkü âyette celde zina cezasının tümünü
ifade eder. Ancak sürgün bir had cezası değil, İslâm Devlet başkanının görüşûne
bırakılan ta’zir cezası kabilindendir. O sürgünde bir yarar görürse uygular.
Nitekim, zina edenin tevbe edinceye kadar hapsedilebilmesi de bu
niteliktedir.

Şâfiî
ve Hanbelîlere göre celde ve bir yıl sürgün birlikte uygulanır. Sürgün yeri
seferîlik mesafesinden uzakta olmalıdır. Dayandıkları delil, yukarıda zikredilen
sürgün bildiren hadistir. Ancak kadın kocası veya mahrem bir hısmı ile birlikte
sürgüne gönderilir. Çünkü Hz. Peygamber; “Kadın, yanında kocası veya mahremi
bulunmadıkça yolculuğa çıkamaz” (Buharî, Taksîr, 4, Mescidü Mekke, 6, Sayd, 26,
Savm, 67; Ebû Dâvud, Menâsik, 3; Müslim, Hacc, 413-434; Tirmizî, Radâ’, 15)
buyurmuştur.

Mâlikilere göre ise yalnız erkek sürgün edilir, yani
bulunduğu beldeden uzakta hapsedilir. Kadın gittiği yerde de zina etmemesi için
sürgün edilmez.

Diğer
yandan sürgün hadisinin sonundaki dul için öngörülen celde ve taşla recmin
birlikte uygulanması dört mezhebe göre amel edilmeyen bir esastır. Çünkü muhsan
(evli) için yalnız recm uygulaması bildiren hadisler daha sahihtir. Nitekim Ebu
Hureyre ve Zeyd bin Hillit’ten bir topluluğun naklettiği işçi kıssası bunu ifade
eder. İşçisi ile zina eden evli kadın olayında Hz. Peygamber, bekâr olan işçi
için yüz değnek ve bir yıl sürgün cezasına, kadın için ise recm cezasına
hükmetmiştir (es-Serahsî, a.g.e., IX, 37; ez-Zühaylî, a.g.e., VI, 39).
Zâhirîlere göre, celde ve recm birlikte uygulanır. Onlar, sürgün hadisinin
sonundaki “…evli evli ile zinasına yüz değnek ve taşla recm vardır” kısmının
açık anlamına dayanırlar.

2- Recm Cezası:

Muhsan olan erkek veya kadının zinası için recm cezası
konusunda İslâm bilginleri görüş birliği içindedirler. Delil; Sünnet ve
İcmâ’dır.

Hz.
Peygamber’in evli olarak zina edene recm cezası uyguladığı tevâtüre ulaşan
hadislerle sabittir.

Bir hadiste şöyle buyurulur: “Müslüman bir kimsenin
kanı şu üç durumda helal olur. Zina eden evli kimse, nefse karşılık nefsi ve
İslâm toplumundan ayrılarak dinini terkedeni öldürmek” (Buhârî, Diyât, 6;
Müslim, Kasâme, 25, 26; Ebu Dâvud Hudûd, 1; Tirmizî, Hudûd, 15, Diyât, 10;
Nesâî, Tahrîm, 5, Kasâme, 6; İbn Mâce, Hudûd, Dârimî, Hudûd 2, Siyer, II).

Hz. Peygamber’in recm
uyguladığı olaylar şunlardır.

a- Evli bir kadınla zina eden bekâr için yüz değnek ve
bir yıl sürgün cezası uygulanmıştır. Allah elçisi bir sahabeyi kadına göndererek
şöyle buyurmuştur: “O kadına git, eğer suçunu itiraf ederse, onu recmet”
(Buhârî, Hudûd, 3, 38, 46, Vekâlet,13; Tirmizî, Hudûd, 5, 8).

b- Çeşitli yönlerden
sabit olan Mâiz olayı. Mâiz, zinasını itiraf etmiş ve Rasûlüllah (s.a.s) onun
recmedilmesini emir buyurmuştur (eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, VII, 95, 109;
Zeylaî, Nasbu’r-Râye, III, 314 vd).

c- Gâmidiyeli kadın zinasını ikrar etmiş ve doğumdan
sonra recm uygulannııştır (İbn Mâce, Diyât, 36; Mâlik, Muvatta ; Hudûd II; eş
-Şevkânî, Neylü’I-Evtâr, VII, 109).

İslâm ümmeti recmin meşrûluğu üzerinde icmada
bulunmuştur. Ancak hâricîler ekolü recmi inkâr etmiştir. Çünkü onlar tevatür
sınırına ulaşmayan haberleri delil olarak kabul etmezler (es-Serahsî, a.g.e.,
IX, 36).

İhsan Terimi
ve Kapsamı

İhsan bir
İslâm hukuku terimi olarak; bir erkek veya kadına had cezası uygulanabilmesi
için bunlarda şer’an bulunması gereken vasıfları ifade eder. Bu niteliklere
sahip erkeğe “muhsan”, kadına “muhsana” denir. Çoğulu “muhsanat” tır.

İhsan, zina iftirası
(kazf) ve recm ihsanı olmak üzere ikiye ayrılır.

Zina iftirası atılan
kimsenin muhsan sayılması için akıllı, ergin, hür, müslüman ve zinadan iffetli
bulunması gerekir. Bu nitelikler olunca iftiracıya âyette şu ceza öngörülür:
Namuslu ve hür kadınlara zina iftirası atan, sonra da bunu dört şahitle ispat
edemeyen kimselere seksen değnek vurun. Onların ebedî olarak şahitliklerini
kabul etmeyin. Onlar fâsıkların ta kendileridir” (en-Nûr, 24/4).

Ancak, kadın zinayı
ikrar eder veya iftiracı dört şahitle bunu ispat ederse had cezası düşer (bk.
“Kazf” mad)

Recm için
muhsan sayılmada ise erkek veya kadında yedi niteliğin bulunması şarttır. Bu
nitelikler şunlardır: Akıllı olmak, ergin bulunmak, hür ve müslüman olmak, sahih
nikâhlı bulunmak ve bu nikâhtan sonra eşiyle meni gelmese bile guslü
gerektirecek şekilde cinsel temasta bulunmak. Bu şartlardan herhangi birisi
bulunmazsa ceza yüz değneğe dönüşür. Bu duruma göre, küçük çocuk, akıl hastası,
köle, kâfir, fâsit nikâhla evli kimse veya cinsel temas olmayan mücerred nikâhla
evli kimse için “muhsanlık” söz konusu olmaz. Diğer yandan erkek muhsanlık
şartlarını taşır fakat karısı küçük, akıl hastası veya cariye olmak gibi bir
sebeple muhsan bulunmazsa, ondan bu arızalar kalktıktan sonra kocası onunla eşit
şartlarda yeniden cinsel temasta bulunmadıkça koca muhsan sayılmaz. Çünkü bu
yedi şartın eşlerde birlikte bulunması gerekir.

Ebû Yusuf’a göre, bir müslüman sahih nikâhlısı olan
bir gayri müslim kadınla cinsel temasta bulunmakla muhsan olur. Şâfiîler de bu
görüştedir (eş-Şirâzî, el-Mühezzeb, II, 268). Buna göre, biri küçük, diğeri
ergin, biri uykuda diğeri uyanık veya biri akıllı, diğeri akıl hastası olan
karıkoca cinsel temasta bulununca, ehliyetli olan muhsan sayılır, daha sonra
başkası ile zina ederse had cezası yalnız ona uygulanır.

Muhsanlık sıfatının
devamı için evliliğin devam etmekte olması şart değildir. Bu yüzden ömründe bir
defa evlenen ve eşiyle cinsel temasta bulunup da, dul kalmış olan kimse de
muhsan olabilir (Bilmen, a.g.e., III, 201).

(Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/article/2252/zina.html)

 

II – Kur’an’da Zina ve Cezası

17:32 – Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.

24:2 – Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.

4:15 – Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

24:4 – Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkardırlar.

24:5 – Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

Nûr, ayet: 11-16.  “Muhammed’ in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır. İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır. Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü’minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: ‘Bu apaçık bir iftiradır!’ demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır. Allah’ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız. Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: ‘Bu konuda konuşmamız yakışık almaz. Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.’ demeniz gerekmez miydi?”

 

Kuranda zina ile alakali tahmini 15 ayet geçiyor
4:15 Kadınlarınızdan zina edenlere karşı, içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar, şahitlik yaparlarsa, bu kadınları, ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.
4:25 Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).
17:32 Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.
24:2 Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.
24:3 Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.
24:4 Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkardırlar.
24:5 Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
24:6 Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesidir.
24:7 Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
24:8 Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi,
24:9 Beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır.
25:68 Yine onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur.
33:30 Ey peygamberin hanımları! sizden her kim bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah’a göre çok kolaydır.
60:12 Ey Peygamber! İnanmı