Kur’an’daki Çelişkili Ayetler Hakkında 2

Kur’andaki 7 gök Hakkında; 

….Yıldızlar, Ay ve 7 Gök Kuran birbiri üzerine kurulu 7 gök olduğunu söylüyor..67-Mülk 3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi

göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir

bozukluk görebiliyor musun?Ve ay 7 gök arasında bir yerdedir.71-Nuh15. Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle

ahenktar olarak nasıl yaratmış!16. Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.

 

buradaki 7 gök 2 anlamlıdır;

YEDI GOK ABIRI IKI ANLAMLIDIR :HEM DUNYANIN YEDI KATMANI – TRAPOSFER..MEZOSFER…VS – YEDI KATTIR BU ANLAMDA

KULLANILIR HEM DE EVRE YEDI KATMANDIR KI BIRINCI KAT GOK BIZIM GOZUMUZ ILE GORDUGUMUZ VE TELESKOPLAQRLA

INCELENEN GOKTUIR…AYETLERIN HANGI YEDI KATMANDAN BAHSETTIGINE DIKKAT ETMEK GEREKIR!BURADA

7 GOK TABIRI ILE KASTEDILEN ATMOSFER TABAKALARI DEGIL EVRENIN YARATILAN YEDI TABAKASIDIR! (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

7 Gök Hakkında;

Bu “yedi sema”nın tefsir ve yorumunda başlıca iki düşünce vardır: Birisi yerden Venüs’e kadar bir; Venüs’ten Merkür’e kadar iki; Merkür’den Güneş’e üç; Güneş’ten Merih’e yahut yine yerden Merih’e dört; Merih’ten Jüpiter’e beş; Jüpiter’den Satürn’e altı; Satürn’den daha ilerisine kadar yedidir ki, sonradan keşfedilmiş olan Üranüs ve Neptün gezegenleri ve daha keşfedilmesi mümkün olanlar hep bu yedinci hudud içinde demektir. Çünkü bu takdirde bu “yedi sema” özellikle yerin yaratılması üzerine tesviyeye dahil olanlardır…vs

“Yedi semâ”daki diğer düşünceye gelince: Dünyanın üstünde bütün yıldızların süslediği maddî âlemin hepsi bir semadır. Yedi semanın birincisidir. Ve bunun ötesinde bundan başka altı sema daha vardır. Bunlar ruhanî ve akla uygun olarak düşünüldükleri zaman fezanın cisimlere uygunluğu gibi aralarında uyma ve uygunluk kavramı daha açıktır. “Biz dünya semasını yıldızların zinetiyle süsledik.” (Saffât, 37/6) ifadesi de bunda açıktır. Ve İslâm’da tefsir âlimlerinin en büyüklerinin kanaatları budur….vs (Kaynak:Elmalılı hamdi yazır – kuran tefsiri)

 

Yarınbirgün bu 7 kat göğün ne olduğu keşfedilse;

burada birşeyi belirtmek istiyorum; kuran-ı kerimi bilimsel açıdan eleştiriken neden kendimize şu soruyu sormuyoruzki?; bilim ve felsefenin son sınırınamı ulaştıkki bu ayetlerin yanlış olduğunu iddia ediyorsunuz? Yaptığınız eleştiri nekadar mantıklı ve dürüst,tarafsız bir eleştiri olabilirki? Ve olurda yarın birgün birşekilde 7 kat göğün tam olarak nedemek olduğunu keşfedersek, ozaman bu ayeti eleştirenler kuran-ı kerimin bilimselliğini kabul edeceklermi? ,yoksa yine başka yönlerdenmi saldıracaklar?

İşte buyüzden butür eleştirilerin nekadar saçma,ve büyük bir haksızlık olduğunu objektif olan herhangi birisi bile kabul edebilir.

örneğin siz kuran-ı kerimdeki “7 kat gök” ayetini şu şekilde yorumlayabilirsiniz;

 

ATMOSFERİN KATMANLARI

Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olarak düzenlendiğidir:

Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29)

Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi… Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti… (Fussilet Suresi, 11-12)

Kuran’da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi, Dünya göğünü ifade etmek için de kullanılır. Kelimenin bu anlamı düşünüldüğünde, Dünya göğünün, bir başka deyişle atmosferin, 7 katmandan oluştuğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Nitekim bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir.19 Kimyasal içerik veya hava sıcaklığı ölçü alınarak yapılan tanımlamalarda, Dünya’nın atmosferi 7 katman olarak belirlenmiştir.20 Bugün halen 48 saatlik hava durumu tahminlerinde kullanılan ve “Limited Fine Mesh Model” (LFMII) olarak adlandırılan atmosfer modeline göre de atmosfer 7 katmandır. Modern jeolojik tanımlamalara göre atmosferin 7 katmanı şu şekilde sıralanmaktadır:

1- Troposfer

2- Stratosfer

3- Mezosfer

4- Termosfer

5- Ekzosfer

6- İyonosfer

7- Manyetosfer

Bu konuyla ilgili bir diğer mucizevi yön ise Fussilet Suresi’nin 12. ayetinde geçen “Her bir göğe emrini vahyetti” ifadesinde yer almaktadır. Yani ayette Allah’ın her tabakayı belli bir görevle görevlendirdiği belirtilmektedir. İleriki bölümlerde daha detaylı inceleyeceğimiz gibi, yukarıda saydığımız tabakaların her birinin insanların ve yeryüzündeki tüm canlıların yararı açısından çok hayati görevleri vardır. Yağmurların oluşmasından zararlı ışınların engellenmesine, radyo dalgalarının yansıtılmasından göktaşlarının zararsız hale getirilmesine kadar her tabakanın kendine özgü bir işlevi bulunmaktadır.

Aşağıdaki ayetler ise bize atmosferin 7 katmanının görünümü ile ilgili bilgi vermektedir:

 

“Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?” (Nuh Suresi, 15)

O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır… (Mülk Suresi, 3)

Bu ayetlerde Türkçeye “uyum” olarak çevrilen Arapça “tibakan” kelimesi, aynı zamanda “tabaka, bir şeyin uygun olan kapağı ve örtüsü” anlamlarına da gelir ki, üst katın alt kata uygunluğunu vurgular. Kelimenin çoğul kullanımında ise “tabaka tabaka” anlamı kazanmaktadır. Ayette tarif edilen tabaka tabaka halindeki gök, kuşkusuz atmosferi en mükemmel şekilde ifade eden açıklamalardır.

20. yüzyıl teknolojisi olmadan tespit edilmesi hiçbir şekilde mümkün olmayan bu bilgilerin, 1400 yıl önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim’de açıkça bildirilmesi ise elbette ki çok büyük bir mucizedir.

 

Ashab döneminde 7 kat gök arasındaki mesafe yanlış anlaşılmış, oyüzden bugün tam olarak açıklanamıyor olabilir;

Hz Muhammed (s.a.v) döneminde ashabın doğruluğundan şüphe edilmez fakat arzu edersinizki onlarda insandı ve o anda anlatılanları bazıları yanlış anladıkları için aralarında ihtilah çıkmış,hatta belki hepsi bunun gibi bazı konularda yanılmış bile olabilirler. Neyin doğru olduğunu ancak zamanla ilerleyen bilim bize anlatabilir. örneğin kütüb-ü sitte den aldığım şu hadisleri bir gözden geçirelim;

“—1661 – …”Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?” diye sordu.

“Hayır, vallahi bilmiyoruz!” diye cevapladılar.

“Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir.”

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi… (Tirmizî, Tefsir, Hâkka, (3317); Ebû Dâvud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mâve, Mukaddime 13, (193).)

Bir rivâyette şu açıklama yer alır: “Bu hadisi Câmiu’1-Usül sâhibi, Kütüb-i Sitte’ye dâhil kitaplardan hiçbirine nisbet etmemiştir.”

 

Katâde ve Abdullah’dan yapılan bir rivayet şöyle:

…”Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş bir dalga, korunmuş bir tavandır. Bunun üstünde diğer bir sema vardır” dedi ve böylece üst üste yedi semanın olduğunu söyledi. Sonra konuşmasına devamla:

“İkisi arasında ne (kadar uzaklık) var biliyor musuzıuz?” diye sorduktan sonra “Beş yüz yıl!” dedi. Sonra tekrar:

“Bunun gerisinde ne olduğunu biliyor musunuz? Bunun gerisinde su var. Suyun gerisinde Arş var. Allah, Arş’ın fevkindedir. Ademoğlunun ef’âlinden hiçbiri O’na gizli kalmaz” buyurdu. Sonra tekrar:

“Bu arz nedir, biliyor musunuz? Bunun altında bir diğer arz var, ikisi arasında beş yüz yıl var. Böylece yedi arzın varlığını birer birer saydı” hadisi zikretti…”

 

1662 – Abdullah İbnu Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan yapılan rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)şöyle buyurmuştur: “Allah yedi semayı yarattı. Her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesafesidir. ”

Derim ki: “Tirmizî’nin Câmi’inde yer alan Katâde hadisi, bazı takdim ve te’hirler, ziyâde ve noksanlarla Hasan Basri an Ebî Hüreyre tarikinden merfu olarak gelmiştir.

Allahu a’lem.(kaynak kütüb-ü sitte – alemin yaratılışı hakkında)

 

Belki birgün uzaylının biri çıkıp bize bu 7 kat göğü anlatacak;

“Biz beşinci boyuttan geliyoruz ama Dünya’nın atmosferine girebilmek için önce dördüncü boyuttan geçmeliyiz….

…Dördüncü boyut beşinci boyutla aynı değildir.Öyle olmamasının nedeni, onun yüksek boyutlarla aynı titreşim frekansına sahip olmamasıdır.Yine enerji konusuna dönüyoruz.Dördüncü boyutta, kendilerini tezahür ettiren paralel evrenler arasındaki farklılıkları görürüz.Dördüncü boyutta, bir çok evrenin yaratıkları aynı zamanda, bir arada var olurlar ve bir çok dünyanın varlıkları daha yüksek bir varoluş düzeyine giden yolda uyumlu bir hal bulurlar.Bu farklı boyutlar aslında aynı zamanda bir arada var olurken, onlar iki farklı ışık frekansı bandındadırlar.Biri diğerinden daha yüksek frekansta titreşir durur.”

Ve bizde aslında kuran-ı kerimdeki bu 1. kat gök ile 2. kat gök (veya 4.kat gök ile 5. kat gök) kavramlarından aslında 4.boyut veya 5. Boyut olduğunu,ve evrende toplam 7 boyut olduğunu,veya çokdahafazla boyut olmasına rağmen bizim üzerimizde 7 boyut daha olduğunu keşfedeceğiz ve bu ayetleri bu şekilde yorumlamaya başlayacağız.

Veya bizim dışımızda uzayda bizim gibi yaşayan 7 farklı ırk/içinde canlı yaşayan 7 farklı gezegen sistemi daha olduğunu keşfedeceğiz

 

6 Günde Dünyanın Yaratılışı:

Örneğin harun yahyanın 6 günde yaratılış hakkındaki yorumu;

veya Örneğin siz kuran-ı kerimdeki bu 6 günü harun yahya gibi şu şekildede yorumlayabilirsiniz;…

“ALTI GÜNDE YARATILIŞ

Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır… (Araf Suresi, 54)

Kuran ile modern bilim arasındaki uyumun bir örneği, evrenin yaşı konusudur: Kozmologlar evrenin yaşını 16-17 milyar yıl olarak hesaplamışlardır. Kuran’da ise tüm evrenin 6 günde yaratıldığı açıklanmaktadır. İlk bakışta farklı gibi görünen bu zaman dilimleri arasında aslında çok şaşırtıcı bir uyum vardır. Gerçekte, evrenin yaşı ile ilgili elimizde bulunan bu iki rakamın her ikisi de doğrudur. Yani evren, Kuran’da bildirildiği gibi 6 günde yaratılmıştır ve bu süre bizim zamanı algıladığımız şekliyle 16-17 milyar yıla karşılık gelmektedir.

1915 yılında Einstein, zamanın göreceli olduğunu, mekana, seyahat eden kişinin süratine ve o andaki yerçekimi kuvvetine bağlı olarak zamanın akış katsayısının da değiştiğini öne sürmüştür. Kuran’da 7 farklı ayette bildirilen evrenin yaratılış süresinin, zamanın akış katsayısındaki bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda bilim adamlarının tahminleri ile büyük bir paralellik içinde olduğu görülür. Kuran’da bildirilen 6 günlük süreyi, 6 devre olarak da düşünebiliriz. Çünkü zamanın göreceliği dikkate alındığında, “gün” sadece bugünkü koşullarıyla, Dünya üzerinde algılanan 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etmektedir. Ancak evrenin bir başka yerinde, bir başka zamanda ve koşulda, “gün” çok daha uzun sürelik bir zaman dilimidir. Nitekim bu ayetlerde (Secde Suresi, 4; Yunus Suresi, 3; Hud Suresi, 7; Furkan Suresi, 59; Hadid Suresi, 4; Kaf Suresi, 38; Araf Suresi, 54) geçen 6 gün (sitteti eyyamin) ifadesindeki “eyyamin” kelimesi, “günler” anlamının yanı sıra “çağ, devir, an, müddet” anlamlarına da gelmektedir.

Evrenin ilk dönemlerinde, zaman bugün alışık olduğumuz akış hızından çok çok daha hızlı akmıştır. Bunun nedeni şudur: Big Bang anında evren çok küçük bir noktaya sıkıştırılmıştı. Bu büyük patlama anından bu yana evrenin genişlemesi ve evrenin hacminin gerilmesi, evrenin sınırlarını milyarlarca ışık yılı uzağa taşıdı. Nitekim Big Bang’den bu yana uzayın geriliyor olmasının evren saatinin üzerinde çok önemli sonuçları oldu.

Big Bang anındaki enerji, evrensel saatin zaman akış hızını milyon kere milyon (1012) defa yavaşlatmıştır. Evren yaratıldığında, evrensel zamanın akış katsayısı -bugün algılandığı şekliyle- milyon kere milyon kat kadar daha büyüktü, yani zaman daha hızlı akmaktaydı. Dolayısıyla biz Dünya’da milyon kere milyon dakikayı yaşadığımız esnada, evrensel saat için yalnızca bir dakika geçmiş olur.

6 günlük zaman dilimi, zamanın göreceliği dikkate alınarak hesaplandığında, 6 milyon kere milyon (trilyon) güne denk gelmektedir. Çünkü evrensel saat, Dünya’daki saatin akış hızından milyon kere milyon daha hızlı akmaktadır. 6 trilyon günün karşılık geldiği yıl sayısı, yaklaşık olarak 16,427 milyardır. Bu rakam günümüzde evrenin tahmin edilen yaş aralığındadır.

6.000.000.000.000 gün / 365,25 = 16.427.104.723 yıl

Diğer yandan yaratılışın 6 gününün her biri -bizim zaman algımızla- birbirlerinden farklı zamanlara karşılık gelmektedir. Bunun sebebi zamanın akış katsayısının evrenin genişlemesiyle ters orantılı olarak azalmasıdır. Big Bang’den itibaren evrenin büyüklüğü her ikiye katlandığında, zamanın akış katsayısı yarıya düşmüştür. Evren büyüdükçe, evrenin ikiye katlanma hızı da gittikçe artan bir şekilde yavaşladı. Bu genişleme oranı, Fiziksel Kozmolojinin Temelleri adlı ders kitaplarında anlatılan, dünyanın her yerinde yaygın olarak bilinen bilimsel bir gerçektir. Yaratılışın her gününü, Dünya zamanıyla hesapladığımızda karşımıza aşağıdaki durum çıkar:

* Zamanın başladığı andan itibaren bakıldığında, yaratılışın 1. günü (1. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu süre, bizim zamanı Dünya’da algıladığımız şekliyle 8 milyar yıla eşittir.

* Yaratılışın 2. günü (2. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu, bizim algılarımızla bir önceki günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 4 milyar yıl.

* 3. gün (3. devre) ise yine bir önceki gün olan 2. günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 2 milyar yıl.

* 4. gün (4. devre) 1 milyar yıl,

* 5. gün (5. devre) 500 milyon yıl,

* ve 6. gün (6. devre) 250 milyon yıl sürmüştür.

* Sonuç: Yaratılışın 6 günü, yani 6 devresi, Dünya zamanı türünden toplandığı zaman, 15 milyar 750 milyon yıl bulunur. Bu rakam günümüzdeki tahminlerle büyük bir paralellik içindedir.

Bu sonuç 21. yüzyıl biliminin ortaya koyduğu gerçeklerdir. Bilim, 1400 yıl önce Kuran’da haber verilmiş bir gerçeği bir kere daha tasdik etmektedir. Kuran ve bilim arasındaki bu uyum, Kuran’ın, herşeyi bilen ve yaratan Allah’ın vahyi olduğunun mucizevi kanıtlarından biridir.

 

Evrenin 7 günde yaratılışı bir örneklemedir;

“Bir günde ki; bazıları bunu yalnız “Urûc”a bağlamışlarsa da tercih edilen hem “yüdebbiru”, hem “ya’rucu” fiillerinin ikisine birden tenâzu’ yoluyla taallukudur. Yani o emrin inmesi ve çıkması öyle bir günde, o kadar bir zamanda olur ki miktarı sizin saydıklarınızdan bin sene eder. Demek ki Allah’ın bir iradesinin hükmü olan bir emir, bir iş, bir olay bazen böyle bin senelik bir devir ile biter. Onun bir günü, böyle büyük bir devir teşkil eder. Onun için “gökleri ve yeri altı günde yarattı” denildiği zaman o günleri rastgele günler zannetmemelidir. Meâric Sûresi’nde (Meâric, 70/4) geleceği üzere bunun elli bin sene edeni de vardır. Demek ki, bin sene denilmesi örnek yoluyladır. Yahud bazı tefsircilerin dedikleri gibi “bin” tabiri uzun bir zamandan kinâyedir. Dolayısıyla daha az ve daha çok olmasına engel değildir.”(kaynak: elmalılı Hamdi Yazır – kur’an tevsiri)

 

Zaman Kavramı Hakkında;

fatiha;

Gerek Arapça’da ve gerek Türkçe’de olsun bu gibi yerlerde yevm ve gün kelimelerinin mutlak surette vakit mânâsına kullanıldığı da bilinmektedir. Bugün ne bir gündüz, ne bir gece ve ne bir gündüzle gecenin toplamı olan yirmi dört saat mânâlarına olmayıp gerek gün, ay, yıl, asır, devir v.s. gibi bildiğimiz ve gerek bilmediğimiz zaman ölçülerinden herhangi biri olabilir. (Dünyanın kendi ekseni etrafında bir defa dönme süresi bir gündür, yok olmak ise bir nefeste olur). “Bugün dünya, yarın ahiret” deriz ve bunun için dünya günlerine göre ahiret günleri “bin sene” veyahut “elli bin sene” gibi ölçülerle anlatılagelmiştir.

Bu açıklamadan anlaşılır ki, “yevmi’d-dîn” bütün ümitlerin veya ümitsizliklerin ileride Allah’ın terazisinden geçerek en son gerçek şeklini bulduğu ve herşeyin birbirlerinden tamamen ayrıldığı kesin olarak bilinen son andır. (kaynak: elmalılı Hamdi Yazır – kur’an tevsiri)

 

bu yorum, şimdiki gözlemlerimize dayanarak yaptığımız bir yorumdur;

örneğin buradaki yorum,biz insanların şimdiki bilimi gözönüne alarak yaptıkları bir yorumdur.

Fakat;belki ileride teknoloji öyle bir gelişecek,öyle bir zaman gelecekki,bilimin evrenin 7 parçadan oluştuğunu,ve bizim içinde bulunduğumuz evreninde kendi çevresinde tıpkı dünya gibi 1 tamtur dönüşü tamamladığı ve bu her 1 tam turun dünya zamanı ile yaklaşık olarak 2.83 milyar yıl sürdüğünü,doğal olarakta bizim dünyamızın bu şekilde “6 gün” de yaratıldığını keşfedeceğiz ve dahaönce bu konu hakkında yaptığımız “6 evre” yorumunu yeni bilimsel keşiflere dayanarak terkedip,dünaynın gerçektende 6 günde yaratıldığını kabul edeceğiz,bu ayeti bu şekilde yorumlamaya başlayacağız.

Peki böyle bir durum oluşsa,bu yorum hakkındada “evirip çevirip kurana uydurma” diyebilirmiyiz? Diyemeyiz çünkü 1 gün nedir,dünyanın kendi çevrsinde dönüşü. Kuran-ı kerimde zaman hakkında ne der;2 ayette zamanın bizim hesapladığımız zaman gibi olmadığını belirtir.

İşte bunlarıda gözönüne alırsak,burada kastedilen bir günün dünyanın kendi etrafında değilde,belkide evrenin kendi etrafında bir tam tur dönmesi olarak yorumlayabiliriz ve bu kesinlike bir “kuranı modern bilime uydurmaya çalışma çabası” olmaz.

 

(hz.)muhammed, yıldızların boyutunu bilmediği için onları kandile benzetmiştir;

Muhammed, yıldızların mesafelerini tam olarak tayin edemediği için onların boyutlarını da bilememektedir ve muhtemelen

onların aydan daha küçük olduğunu zannederek, onları birer kandile benzetmiştir. Ve bu kandiller

dediği yıldızlar, dünyaya en yakın olan gökte kurulmuştur..67-Mülk 5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle

donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.37-Saffat 6. Biz yakın

göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.

 

Evrenle yıldızı karşılaştırısak, yıldızlar kandil gibi kalırlar;

EVRENIN BUYUKLUGUNU DUSUNUNUZ.DUNYAMIZ GUNES SISTEMINDE UFACIK BIR ADA.SAMANYOLU GALAKSISINDE GUNES

SISTEMI BIR HIC- 250.000.000.000 GALAKSIDEN BIRI…AYETTEKI IFADEYE DIKKAT ” YAKIN GOK” ISTE BILIMSEL MUCIZE BU!

BIRDE INSANLAR ACISINDAN BAKILARAK KULLANILAN IFADE ILE ” BU YAKIN GOK ” TABIRI ILE GUNES

SISTEMI VE BELKI SAMANYOLU GALAKSISINDEKI YIDIZLARDAN BAHSEDILIR … SEYTAN TUM EVRENDE SERBEST

DOLASABILIRKEN AYETLERIN INDIRILDIGI DUNYA VE ONUN CEVRASINDEKI – YLDIZ- GEZEGENLER …- SINIRINA GELINCE

KENDISI ENGELLENMEKTEDIR… KANDIL KELIMESI MECAZI BIR IFADEDIR.Mecaz, bir sözü hakiki manasının

dışında kullanma sanatıdır zaten.”Yeryüzü ZİNETİNİ takınıp süslendiği”(10/24)

Bu ayetteki terkipte yeryüzünün zinet takmasından söz ediliyor. Halbuki zineti insanlar,

takar. Öyleyse buradaki terkipten yeryüzünün yeşermesi

kasdedilmiştir. “Bütün genişliğine rağmen yeryüzü başınıza DAR gelmişti.” (9/25)

Bu ayetin terkibinden maksat da yeryüzünün daralması değil, kalblerin neşesini

kaybedip kederle dolmasıdır.”Onların TİCARETİ kazanmadı.” (2/16)Bu ayetteki “kazanç”

ve “ticaret” kelimeleri mecâzdır.”Onun ANASI haviyedir.” (101/9)Ayetteki “haviye/cehennem”in

‘ana’ olarak takdim edilmesi mecazîdir. Ana çocuğuna sığınak olduğu gibi cehennemde

kafire sığınak gibi gösterilmiştir.İzzudddin b. Abdusselam(660/1261),

“el-İşâre ile’l-İcaz…” adında mecaz konusunda çok güzel bir eser yazmış ve konuyu

bütün detaylarıyla incelemiştir. Mecaz için 70’e yakın çeşit verirken; teşbih mecazı

için 109 çeşit belirler. (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

İddia edildiği gibi gökte bozuklu olup olmadığı iddiasını nasıl anlayabilirizki?;

41-Fussilet 12. Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı

kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.Burada da anlatımlar oldukça

karışıktır.. Mülk 3 de, yedi göğün birbirleri ile belli bir uyum içinde olduğunu söylemektedir..

YEDI GOK BIRBIRI ILE AHENK ICINDE AMA SEN GOREBILDIGINDEN MESULSUN ONLARA BAK VE AHENGI GOR.O

GORDUGUNDE AHENK YOK MU…?ZATEN YEDI GOK BIRBIRI ILE AHENK ICINDE OLMASA – GOK TASLARINDAN

KUYRUKLU YILDIZLARA…- BU AHENGIN BOZULDUGUNU EMIN OLUN ONCE BIZLER FARKEDERDIK…

 

Bir bozukluk olup olmadığının anlaşılması bu yedi göğün görülmesi ile mümkün olabileceğine göre, ayet

içindeki soruda biz yedi göğün insan gözü ile görülebildiğini anlarız.. Aynı şekilde Nuh 15’de, benzer ifade vardır..

YANLIS MANTIK !ENDONOZYADAKI TSUNAMININ KAYNAGI OKYANUS AMA BU DEPREMIN UZANTISI -TESIRI TA

AFRIKAYA KADAR UZANDI…” SEN EY INANAN , GORUNEN GOK – GOZ- TELESKOP …ILE GORUNEN …

– YUZUNDE BIR BOZUKLUK GOREMEZSIN , ONA BAK…GOREMEDIGIN VE VAR OLAN GOK ISE O YUCE YARATICININ

KUDRETININ GOSTERGESI OLARAK VAR EDILMSITIR VE CINLER ICIN YARATILMISTIR…BIZLE DUSEN ULASABILDIGIMIZ

KADARI ILE OLAN GOKTE BIR BOZUKLUK GORUP GOREMEYECEGIMIZ ILE ALAKALI.. BELKIDE ASIL MESELE ” GORMEK ”

KELIMESI ILE ALAKALI…SANA BASKA BIR ORNEK VEREYIM.BABAN DIN OGRETMENI DEDIN.FIL SURESINI

EZBERE BILIRSIN. ” ELEMTERE KEYFE FEALERABBUKE…” :RABBININ FIL ORDUSUNA NE YAPTIGINI ” GORMEDIN MI” DIYE

AYET VARDIR.TERA FIILININ KOKU “REA ” DIR VE GORMEK ANLAMINA GELIR.AMA BU KITABI -HASA ALLAH

TA GONDERSE , HZ. RESULDE YAZSA – BUNU HERKES BILMKETEDIR KI HZ RESUL FIL

VAKASI SIRASINDA DAHA ” DOGMAMISTIR…ISTE AYNI MANTIK BURADA VE AYETTE GORMEDIN MI DEN

KASIT ” GORMUS GIBI BILMEDIN MI ” ANLAMINDADIR.YANI BURADAKI GORMEK ” KESIN BILGI ” IFADE EDER …GOZ

ILE BAKMAK DEGIL MECAZI ANLAMI IFADE EDER .KESIN BILGIYI…ZATEN NUH 15. AYETTEDE

” ELEMTERA GEYFE HALAKALLAH …” BUYURULURKEN YINE” REA ” KOKUNDEN GELEN FIIL KULLANILIR…

MULK SURESINDEKI ” GOZUNU CEVIR BAKALIM BIR CATLAK GOREBILECEK MISIN

” MEALINDEKI AYETTEN KASIT GECE VEYA GUNDUZ GOKTE CATLAK YARIK ARAMAK DEGIL

” ARASTIRMA VE INCELEMEYE YONELTMEKTIR” INSANLARI…SANA BIR ORNEK . POLIS , YARDIMCISINA :

” CEVREYE BIR BAK” DESE VE YARDIMCI SAGA SOLA BAKIP ” EE BAKTIM NE OLMUS ” DESE…SEN NE

DUSUNURSUN.” YAHU CEVREYI INCELE DEMEK ISTEDI , ARASTIR DELIL TOPLA DEMEK ISTEDI ” DEMEZMISIN…

ISTE AYNISI…SENIN TEK EKSIGIN TEFSIR USULU KONUSUNDA EKSIKLERININ OLMASI .TEFSIR ILMINDE

” MECAZIN ” ONEMINI TAM KAVRAYAMAMAN… (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Bizden milyarlarca yıl uzaktaki yıldı 1. gökteyse, diğer 6 göğü nasıl görebiliriz;

Buraya kadar ki ayetlerden, gökyüzünde 7 tane gökyüzü olduğunu, bizim bunları görebildiğimizi ve

yıldızların ise birinci gökyüzünde olduğunu anlamaktayız.. Bize milyarlarca ışık yılı uzaklıkta

olan yıldız dahi birinci gökyüzünde olduğuna göre, insanın diğer 6 gökyüzünü nasıl görebildiğini

anlamak mümkün değildir.

 

Bizim hedefimiz gücümüzün ölçüsünce bunları görebilmektir;

DENIZDEN BIR DAMLA DENIZ HAKKINDA EPEY BILGI VERIR…BIZE DUSEN YEDI KAT GOK YUZUNU DOLASIP INCELEMEK DEGIL,

GUCUMUZ OLCUSUNDE GOGE BAKIP, INCELEYIP ARASTIRIP ULASABILDIGIMIZ YERLERDEKI AHENK VE DUZENI GOREBILMEK… (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

(Hz)Muhammed güneşi gökte görünce, onun direkasiz orada durduğu yorumunu yapmıştır;

Rad 2: gökleri gördüğünüz şekilde direksiz kaldıran allahtır……… Yorum: Günlük hayatta hiç birşeyin

havada duramayacağını biliriz(havadan ağır şeyler veya motorsuz araçlar için bu dediğim

geçerli değil, ki muhammedin zamanında havadan hafif cisimler veya motorlu araçlar

yoktu.) dolayısıyla birşeyin havada durması için onun altında bir destek, bir dayanak olması

gerektiğidir. gerçi o zaman da havada durmuş olmaz, sadece o desteğin üzerinde durmuş olur ya.

Neyse, eski insanlar gezegenlerin, yıldızların, ayın, güneşin ve yine katı bir sınırının var olduğu kabul edilen

göklerin de altında bir destek(direk) olması gerektiğini düşünmüşler, ama böyle birşeyin olmadığını da görüyorlar

ve biliyorlar. akıllarında bir soru işareti var. muhammed de bu soru işaretini “onları öyle tutan allahtır ”