Kur’an’daki Çelişkili Ayetler Hakkında 2

Kur’andaki 7 gök Hakkında; 

….Yıldızlar, Ay ve 7 Gök Kuran birbiri üzerine kurulu 7 gök olduğunu söylüyor..67-Mülk 3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi

göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir

bozukluk görebiliyor musun?Ve ay 7 gök arasında bir yerdedir.71-Nuh15. Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle

ahenktar olarak nasıl yaratmış!16. Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.

 

buradaki 7 gök 2 anlamlıdır;

YEDI GOK ABIRI IKI ANLAMLIDIR :HEM DUNYANIN YEDI KATMANI – TRAPOSFER..MEZOSFER…VS – YEDI KATTIR BU ANLAMDA

KULLANILIR HEM DE EVRE YEDI KATMANDIR KI BIRINCI KAT GOK BIZIM GOZUMUZ ILE GORDUGUMUZ VE TELESKOPLAQRLA

INCELENEN GOKTUIR…AYETLERIN HANGI YEDI KATMANDAN BAHSETTIGINE DIKKAT ETMEK GEREKIR!BURADA

7 GOK TABIRI ILE KASTEDILEN ATMOSFER TABAKALARI DEGIL EVRENIN YARATILAN YEDI TABAKASIDIR! (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

7 Gök Hakkında;

Bu “yedi sema”nın tefsir ve yorumunda başlıca iki düşünce vardır: Birisi yerden Venüs’e kadar bir; Venüs’ten Merkür’e kadar iki; Merkür’den Güneş’e üç; Güneş’ten Merih’e yahut yine yerden Merih’e dört; Merih’ten Jüpiter’e beş; Jüpiter’den Satürn’e altı; Satürn’den daha ilerisine kadar yedidir ki, sonradan keşfedilmiş olan Üranüs ve Neptün gezegenleri ve daha keşfedilmesi mümkün olanlar hep bu yedinci hudud içinde demektir. Çünkü bu takdirde bu “yedi sema” özellikle yerin yaratılması üzerine tesviyeye dahil olanlardır…vs

“Yedi semâ”daki diğer düşünceye gelince: Dünyanın üstünde bütün yıldızların süslediği maddî âlemin hepsi bir semadır. Yedi semanın birincisidir. Ve bunun ötesinde bundan başka altı sema daha vardır. Bunlar ruhanî ve akla uygun olarak düşünüldükleri zaman fezanın cisimlere uygunluğu gibi aralarında uyma ve uygunluk kavramı daha açıktır. “Biz dünya semasını yıldızların zinetiyle süsledik.” (Saffât, 37/6) ifadesi de bunda açıktır. Ve İslâm’da tefsir âlimlerinin en büyüklerinin kanaatları budur….vs (Kaynak:Elmalılı hamdi yazır – kuran tefsiri)

 

Yarınbirgün bu 7 kat göğün ne olduğu keşfedilse;

burada birşeyi belirtmek istiyorum; kuran-ı kerimi bilimsel açıdan eleştiriken neden kendimize şu soruyu sormuyoruzki?; bilim ve felsefenin son sınırınamı ulaştıkki bu ayetlerin yanlış olduğunu iddia ediyorsunuz? Yaptığınız eleştiri nekadar mantıklı ve dürüst,tarafsız bir eleştiri olabilirki? Ve olurda yarın birgün birşekilde 7 kat göğün tam olarak nedemek olduğunu keşfedersek, ozaman bu ayeti eleştirenler kuran-ı kerimin bilimselliğini kabul edeceklermi? ,yoksa yine başka yönlerdenmi saldıracaklar?

İşte buyüzden butür eleştirilerin nekadar saçma,ve büyük bir haksızlık olduğunu objektif olan herhangi birisi bile kabul edebilir.

örneğin siz kuran-ı kerimdeki “7 kat gök” ayetini şu şekilde yorumlayabilirsiniz;

 

ATMOSFERİN KATMANLARI

Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olarak düzenlendiğidir:

Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29)

Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi… Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti… (Fussilet Suresi, 11-12)

Kuran’da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi, Dünya göğünü ifade etmek için de kullanılır. Kelimenin bu anlamı düşünüldüğünde, Dünya göğünün, bir başka deyişle atmosferin, 7 katmandan oluştuğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Nitekim bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir.19 Kimyasal içerik veya hava sıcaklığı ölçü alınarak yapılan tanımlamalarda, Dünya’nın atmosferi 7 katman olarak belirlenmiştir.20 Bugün halen 48 saatlik hava durumu tahminlerinde kullanılan ve “Limited Fine Mesh Model” (LFMII) olarak adlandırılan atmosfer modeline göre de atmosfer 7 katmandır. Modern jeolojik tanımlamalara göre atmosferin 7 katmanı şu şekilde sıralanmaktadır:

1- Troposfer

2- Stratosfer

3- Mezosfer

4- Termosfer

5- Ekzosfer

6- İyonosfer

7- Manyetosfer

Bu konuyla ilgili bir diğer mucizevi yön ise Fussilet Suresi’nin 12. ayetinde geçen “Her bir göğe emrini vahyetti” ifadesinde yer almaktadır. Yani ayette Allah’ın her tabakayı belli bir görevle görevlendirdiği belirtilmektedir. İleriki bölümlerde daha detaylı inceleyeceğimiz gibi, yukarıda saydığımız tabakaların her birinin insanların ve yeryüzündeki tüm canlıların yararı açısından çok hayati görevleri vardır. Yağmurların oluşmasından zararlı ışınların engellenmesine, radyo dalgalarının yansıtılmasından göktaşlarının zararsız hale getirilmesine kadar her tabakanın kendine özgü bir işlevi bulunmaktadır.

Aşağıdaki ayetler ise bize atmosferin 7 katmanının görünümü ile ilgili bilgi vermektedir:

 

“Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?” (Nuh Suresi, 15)

O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır… (Mülk Suresi, 3)

Bu ayetlerde Türkçeye “uyum” olarak çevrilen Arapça “tibakan” kelimesi, aynı zamanda “tabaka, bir şeyin uygun olan kapağı ve örtüsü” anlamlarına da gelir ki, üst katın alt kata uygunluğunu vurgular. Kelimenin çoğul kullanımında ise “tabaka tabaka” anlamı kazanmaktadır. Ayette tarif edilen tabaka tabaka halindeki gök, kuşkusuz atmosferi en mükemmel şekilde ifade eden açıklamalardır.

20. yüzyıl teknolojisi olmadan tespit edilmesi hiçbir şekilde mümkün olmayan bu bilgilerin, 1400 yıl önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim’de açıkça bildirilmesi ise elbette ki çok büyük bir mucizedir.

 

Ashab döneminde 7 kat gök arasındaki mesafe yanlış anlaşılmış, oyüzden bugün tam olarak açıklanamıyor olabilir;

Hz Muhammed (s.a.v) döneminde ashabın doğruluğundan şüphe edilmez fakat arzu edersinizki onlarda insandı ve o anda anlatılanları bazıları yanlış anladıkları için aralarında ihtilah çıkmış,hatta belki hepsi bunun gibi bazı konularda yanılmış bile olabilirler. Neyin doğru olduğunu ancak zamanla ilerleyen bilim bize anlatabilir. örneğin kütüb-ü sitte den aldığım şu hadisleri bir gözden geçirelim;

“—1661 – …”Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?” diye sordu.

“Hayır, vallahi bilmiyoruz!” diye cevapladılar.

“Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir.”

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi… (Tirmizî, Tefsir, Hâkka, (3317); Ebû Dâvud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mâve, Mukaddime 13, (193).)

Bir rivâyette şu açıklama yer alır: “Bu hadisi Câmiu’1-Usül sâhibi, Kütüb-i Sitte’ye dâhil kitaplardan hiçbirine nisbet etmemiştir.”

 

Katâde ve Abdullah’dan yapılan bir rivayet şöyle:

…”Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş bir dalga, korunmuş bir tavandır. Bunun üstünde diğer bir sema vardır” dedi ve böylece üst üste yedi semanın olduğunu söyledi. Sonra konuşmasına devamla:

“İkisi arasında ne (kadar uzaklık) var biliyor musuzıuz?” diye sorduktan sonra “Beş yüz yıl!” dedi. Sonra tekrar:

“Bunun gerisinde ne olduğunu biliyor musunuz? Bunun gerisinde su var. Suyun gerisinde Arş var. Allah, Arş’ın fevkindedir. Ademoğlunun ef’âlinden hiçbiri O’na gizli kalmaz” buyurdu. Sonra tekrar:

“Bu arz nedir, biliyor musunuz? Bunun altında bir diğer arz var, ikisi arasında beş yüz yıl var. Böylece yedi arzın varlığını birer birer saydı” hadisi zikretti…”

 

1662 – Abdullah İbnu Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan yapılan rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)şöyle buyurmuştur: “Allah yedi semayı yarattı. Her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesafesidir. ”

Derim ki: “Tirmizî’nin Câmi’inde yer alan Katâde hadisi, bazı takdim ve te’hirler, ziyâde ve noksanlarla Hasan Basri an Ebî Hüreyre tarikinden merfu olarak gelmiştir.

Allahu a’lem.(kaynak kütüb-ü sitte – alemin yaratılışı hakkında)

 

Belki birgün uzaylının biri çıkıp bize bu 7 kat göğü anlatacak;

“Biz beşinci boyuttan geliyoruz ama Dünya’nın atmosferine girebilmek için önce dördüncü boyuttan geçmeliyiz….

…Dördüncü boyut beşinci boyutla aynı değildir.Öyle olmamasının nedeni, onun yüksek boyutlarla aynı titreşim frekansına sahip olmamasıdır.Yine enerji konusuna dönüyoruz.Dördüncü boyutta, kendilerini tezahür ettiren paralel evrenler arasındaki farklılıkları görürüz.Dördüncü boyutta, bir çok evrenin yaratıkları aynı zamanda, bir arada var olurlar ve bir çok dünyanın varlıkları daha yüksek bir varoluş düzeyine giden yolda uyumlu bir hal bulurlar.Bu farklı boyutlar aslında aynı zamanda bir arada var olurken, onlar iki farklı ışık frekansı bandındadırlar.Biri diğerinden daha yüksek frekansta titreşir durur.”

Ve bizde aslında kuran-ı kerimdeki bu 1. kat gök ile 2. kat gök (veya 4.kat gök ile 5. kat gök) kavramlarından aslında 4.boyut veya 5. Boyut olduğunu,ve evrende toplam 7 boyut olduğunu,veya çokdahafazla boyut olmasına rağmen bizim üzerimizde 7 boyut daha olduğunu keşfedeceğiz ve bu ayetleri bu şekilde yorumlamaya başlayacağız.

Veya bizim dışımızda uzayda bizim gibi yaşayan 7 farklı ırk/içinde canlı yaşayan 7 farklı gezegen sistemi daha olduğunu keşfedeceğiz

 

6 Günde Dünyanın Yaratılışı:

Örneğin harun yahyanın 6 günde yaratılış hakkındaki yorumu;

veya Örneğin siz kuran-ı kerimdeki bu 6 günü harun yahya gibi şu şekildede yorumlayabilirsiniz;…

“ALTI GÜNDE YARATILIŞ

Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır… (Araf Suresi, 54)

Kuran ile modern bilim arasındaki uyumun bir örneği, evrenin yaşı konusudur: Kozmologlar evrenin yaşını 16-17 milyar yıl olarak hesaplamışlardır. Kuran’da ise tüm evrenin 6 günde yaratıldığı açıklanmaktadır. İlk bakışta farklı gibi görünen bu zaman dilimleri arasında aslında çok şaşırtıcı bir uyum vardır. Gerçekte, evrenin yaşı ile ilgili elimizde bulunan bu iki rakamın her ikisi de doğrudur. Yani evren, Kuran’da bildirildiği gibi 6 günde yaratılmıştır ve bu süre bizim zamanı algıladığımız şekliyle 16-17 milyar yıla karşılık gelmektedir.

1915 yılında Einstein, zamanın göreceli olduğunu, mekana, seyahat eden kişinin süratine ve o andaki yerçekimi kuvvetine bağlı olarak zamanın akış katsayısının da değiştiğini öne sürmüştür. Kuran’da 7 farklı ayette bildirilen evrenin yaratılış süresinin, zamanın akış katsayısındaki bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda bilim adamlarının tahminleri ile büyük bir paralellik içinde olduğu görülür. Kuran’da bildirilen 6 günlük süreyi, 6 devre olarak da düşünebiliriz. Çünkü zamanın göreceliği dikkate alındığında, “gün” sadece bugünkü koşullarıyla, Dünya üzerinde algılanan 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etmektedir. Ancak evrenin bir başka yerinde, bir başka zamanda ve koşulda, “gün” çok daha uzun sürelik bir zaman dilimidir. Nitekim bu ayetlerde (Secde Suresi, 4; Yunus Suresi, 3; Hud Suresi, 7; Furkan Suresi, 59; Hadid Suresi, 4; Kaf Suresi, 38; Araf Suresi, 54) geçen 6 gün (sitteti eyyamin) ifadesindeki “eyyamin” kelimesi, “günler” anlamının yanı sıra “çağ, devir, an, müddet” anlamlarına da gelmektedir.

Evrenin ilk dönemlerinde, zaman bugün alışık olduğumuz akış hızından çok çok daha hızlı akmıştır. Bunun nedeni şudur: Big Bang anında evren çok küçük bir noktaya sıkıştırılmıştı. Bu büyük patlama anından bu yana evrenin genişlemesi ve evrenin hacminin gerilmesi, evrenin sınırlarını milyarlarca ışık yılı uzağa taşıdı. Nitekim Big Bang’den bu yana uzayın geriliyor olmasının evren saatinin üzerinde çok önemli sonuçları oldu.

Big Bang anındaki enerji, evrensel saatin zaman akış hızını milyon kere milyon (1012) defa yavaşlatmıştır. Evren yaratıldığında, evrensel zamanın akış katsayısı -bugün algılandığı şekliyle- milyon kere milyon kat kadar daha büyüktü, yani zaman daha hızlı akmaktaydı. Dolayısıyla biz Dünya’da milyon kere milyon dakikayı yaşadığımız esnada, evrensel saat için yalnızca bir dakika geçmiş olur.

6 günlük zaman dilimi, zamanın göreceliği dikkate alınarak hesaplandığında, 6 milyon kere milyon (trilyon) güne denk gelmektedir. Çünkü evrensel saat, Dünya’daki saatin akış hızından milyon kere milyon daha hızlı akmaktadır. 6 trilyon günün karşılık geldiği yıl sayısı, yaklaşık olarak 16,427 milyardır. Bu rakam günümüzde evrenin tahmin edilen yaş aralığındadır.

6.000.000.000.000 gün / 365,25 = 16.427.104.723 yıl

Diğer yandan yaratılışın 6 gününün her biri -bizim zaman algımızla- birbirlerinden farklı zamanlara karşılık gelmektedir. Bunun sebebi zamanın akış katsayısının evrenin genişlemesiyle ters orantılı olarak azalmasıdır. Big Bang’den itibaren evrenin büyüklüğü her ikiye katlandığında, zamanın akış katsayısı yarıya düşmüştür. Evren büyüdükçe, evrenin ikiye katlanma hızı da gittikçe artan bir şekilde yavaşladı. Bu genişleme oranı, Fiziksel Kozmolojinin Temelleri adlı ders kitaplarında anlatılan, dünyanın her yerinde yaygın olarak bilinen bilimsel bir gerçektir. Yaratılışın her gününü, Dünya zamanıyla hesapladığımızda karşımıza aşağıdaki durum çıkar:

* Zamanın başladığı andan itibaren bakıldığında, yaratılışın 1. günü (1. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu süre, bizim zamanı Dünya’da algıladığımız şekliyle 8 milyar yıla eşittir.

* Yaratılışın 2. günü (2. devre) 24 saat sürmüştür. Ancak bu, bizim algılarımızla bir önceki günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 4 milyar yıl.

* 3. gün (3. devre) ise yine bir önceki gün olan 2. günün yarısı kadar sürmüştür. Yani 2 milyar yıl.

* 4. gün (4. devre) 1 milyar yıl,

* 5. gün (5. devre) 500 milyon yıl,

* ve 6. gün (6. devre) 250 milyon yıl sürmüştür.

* Sonuç: Yaratılışın 6 günü, yani 6 devresi, Dünya zamanı türünden toplandığı zaman, 15 milyar 750 milyon yıl bulunur. Bu rakam günümüzdeki tahminlerle büyük bir paralellik içindedir.

Bu sonuç 21. yüzyıl biliminin ortaya koyduğu gerçeklerdir. Bilim, 1400 yıl önce Kuran’da haber verilmiş bir gerçeği bir kere daha tasdik etmektedir. Kuran ve bilim arasındaki bu uyum, Kuran’ın, herşeyi bilen ve yaratan Allah’ın vahyi olduğunun mucizevi kanıtlarından biridir.

 

Evrenin 7 günde yaratılışı bir örneklemedir;

“Bir günde ki; bazıları bunu yalnız “Urûc”a bağlamışlarsa da tercih edilen hem “yüdebbiru”, hem “ya’rucu” fiillerinin ikisine birden tenâzu’ yoluyla taallukudur. Yani o emrin inmesi ve çıkması öyle bir günde, o kadar bir zamanda olur ki miktarı sizin saydıklarınızdan bin sene eder. Demek ki Allah’ın bir iradesinin hükmü olan bir emir, bir iş, bir olay bazen böyle bin senelik bir devir ile biter. Onun bir günü, böyle büyük bir devir teşkil eder. Onun için “gökleri ve yeri altı günde yarattı” denildiği zaman o günleri rastgele günler zannetmemelidir. Meâric Sûresi’nde (Meâric, 70/4) geleceği üzere bunun elli bin sene edeni de vardır. Demek ki, bin sene denilmesi örnek yoluyladır. Yahud bazı tefsircilerin dedikleri gibi “bin” tabiri uzun bir zamandan kinâyedir. Dolayısıyla daha az ve daha çok olmasına engel değildir.”(kaynak: elmalılı Hamdi Yazır – kur’an tevsiri)

 

Zaman Kavramı Hakkında;

fatiha;

Gerek Arapça’da ve gerek Türkçe’de olsun bu gibi yerlerde yevm ve gün kelimelerinin mutlak surette vakit mânâsına kullanıldığı da bilinmektedir. Bugün ne bir gündüz, ne bir gece ve ne bir gündüzle gecenin toplamı olan yirmi dört saat mânâlarına olmayıp gerek gün, ay, yıl, asır, devir v.s. gibi bildiğimiz ve gerek bilmediğimiz zaman ölçülerinden herhangi biri olabilir. (Dünyanın kendi ekseni etrafında bir defa dönme süresi bir gündür, yok olmak ise bir nefeste olur). “Bugün dünya, yarın ahiret” deriz ve bunun için dünya günlerine göre ahiret günleri “bin sene” veyahut “elli bin sene” gibi ölçülerle anlatılagelmiştir.

Bu açıklamadan anlaşılır ki, “yevmi’d-dîn” bütün ümitlerin veya ümitsizliklerin ileride Allah’ın terazisinden geçerek en son gerçek şeklini bulduğu ve herşeyin birbirlerinden tamamen ayrıldığı kesin olarak bilinen son andır. (kaynak: elmalılı Hamdi Yazır – kur’an tevsiri)

 

bu yorum, şimdiki gözlemlerimize dayanarak yaptığımız bir yorumdur;

örneğin buradaki yorum,biz insanların şimdiki bilimi gözönüne alarak yaptıkları bir yorumdur.

Fakat;belki ileride teknoloji öyle bir gelişecek,öyle bir zaman gelecekki,bilimin evrenin 7 parçadan oluştuğunu,ve bizim içinde bulunduğumuz evreninde kendi çevresinde tıpkı dünya gibi 1 tamtur dönüşü tamamladığı ve bu her 1 tam turun dünya zamanı ile yaklaşık olarak 2.83 milyar yıl sürdüğünü,doğal olarakta bizim dünyamızın bu şekilde “6 gün” de yaratıldığını keşfedeceğiz ve dahaönce bu konu hakkında yaptığımız “6 evre” yorumunu yeni bilimsel keşiflere dayanarak terkedip,dünaynın gerçektende 6 günde yaratıldığını kabul edeceğiz,bu ayeti bu şekilde yorumlamaya başlayacağız.

Peki böyle bir durum oluşsa,bu yorum hakkındada “evirip çevirip kurana uydurma” diyebilirmiyiz? Diyemeyiz çünkü 1 gün nedir,dünyanın kendi çevrsinde dönüşü. Kuran-ı kerimde zaman hakkında ne der;2 ayette zamanın bizim hesapladığımız zaman gibi olmadığını belirtir.

İşte bunlarıda gözönüne alırsak,burada kastedilen bir günün dünyanın kendi etrafında değilde,belkide evrenin kendi etrafında bir tam tur dönmesi olarak yorumlayabiliriz ve bu kesinlike bir “kuranı modern bilime uydurmaya çalışma çabası” olmaz.

 

(hz.)muhammed, yıldızların boyutunu bilmediği için onları kandile benzetmiştir;

Muhammed, yıldızların mesafelerini tam olarak tayin edemediği için onların boyutlarını da bilememektedir ve muhtemelen

onların aydan daha küçük olduğunu zannederek, onları birer kandile benzetmiştir. Ve bu kandiller

dediği yıldızlar, dünyaya en yakın olan gökte kurulmuştur..67-Mülk 5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle

donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.37-Saffat 6. Biz yakın

göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.

 

Evrenle yıldızı karşılaştırısak, yıldızlar kandil gibi kalırlar;

EVRENIN BUYUKLUGUNU DUSUNUNUZ.DUNYAMIZ GUNES SISTEMINDE UFACIK BIR ADA.SAMANYOLU GALAKSISINDE GUNES

SISTEMI BIR HIC- 250.000.000.000 GALAKSIDEN BIRI…AYETTEKI IFADEYE DIKKAT ” YAKIN GOK” ISTE BILIMSEL MUCIZE BU!

BIRDE INSANLAR ACISINDAN BAKILARAK KULLANILAN IFADE ILE ” BU YAKIN GOK ” TABIRI ILE GUNES

SISTEMI VE BELKI SAMANYOLU GALAKSISINDEKI YIDIZLARDAN BAHSEDILIR … SEYTAN TUM EVRENDE SERBEST

DOLASABILIRKEN AYETLERIN INDIRILDIGI DUNYA VE ONUN CEVRASINDEKI – YLDIZ- GEZEGENLER …- SINIRINA GELINCE

KENDISI ENGELLENMEKTEDIR… KANDIL KELIMESI MECAZI BIR IFADEDIR.Mecaz, bir sözü hakiki manasının

dışında kullanma sanatıdır zaten.”Yeryüzü ZİNETİNİ takınıp süslendiği”(10/24)

Bu ayetteki terkipte yeryüzünün zinet takmasından söz ediliyor. Halbuki zineti insanlar,

takar. Öyleyse buradaki terkipten yeryüzünün yeşermesi

kasdedilmiştir. “Bütün genişliğine rağmen yeryüzü başınıza DAR gelmişti.” (9/25)

Bu ayetin terkibinden maksat da yeryüzünün daralması değil, kalblerin neşesini

kaybedip kederle dolmasıdır.”Onların TİCARETİ kazanmadı.” (2/16)Bu ayetteki “kazanç”

ve “ticaret” kelimeleri mecâzdır.”Onun ANASI haviyedir.” (101/9)Ayetteki “haviye/cehennem”in

‘ana’ olarak takdim edilmesi mecazîdir. Ana çocuğuna sığınak olduğu gibi cehennemde

kafire sığınak gibi gösterilmiştir.İzzudddin b. Abdusselam(660/1261),

“el-İşâre ile’l-İcaz…” adında mecaz konusunda çok güzel bir eser yazmış ve konuyu

bütün detaylarıyla incelemiştir. Mecaz için 70’e yakın çeşit verirken; teşbih mecazı

için 109 çeşit belirler. (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

İddia edildiği gibi gökte bozuklu olup olmadığı iddiasını nasıl anlayabilirizki?;

41-Fussilet 12. Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı

kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.Burada da anlatımlar oldukça

karışıktır.. Mülk 3 de, yedi göğün birbirleri ile belli bir uyum içinde olduğunu söylemektedir..

YEDI GOK BIRBIRI ILE AHENK ICINDE AMA SEN GOREBILDIGINDEN MESULSUN ONLARA BAK VE AHENGI GOR.O

GORDUGUNDE AHENK YOK MU…?ZATEN YEDI GOK BIRBIRI ILE AHENK ICINDE OLMASA – GOK TASLARINDAN

KUYRUKLU YILDIZLARA…- BU AHENGIN BOZULDUGUNU EMIN OLUN ONCE BIZLER FARKEDERDIK…

 

Bir bozukluk olup olmadığının anlaşılması bu yedi göğün görülmesi ile mümkün olabileceğine göre, ayet

içindeki soruda biz yedi göğün insan gözü ile görülebildiğini anlarız.. Aynı şekilde Nuh 15′de, benzer ifade vardır..

YANLIS MANTIK !ENDONOZYADAKI TSUNAMININ KAYNAGI OKYANUS AMA BU DEPREMIN UZANTISI -TESIRI TA

AFRIKAYA KADAR UZANDI…” SEN EY INANAN , GORUNEN GOK – GOZ- TELESKOP …ILE GORUNEN …

- YUZUNDE BIR BOZUKLUK GOREMEZSIN , ONA BAK…GOREMEDIGIN VE VAR OLAN GOK ISE O YUCE YARATICININ

KUDRETININ GOSTERGESI OLARAK VAR EDILMSITIR VE CINLER ICIN YARATILMISTIR…BIZLE DUSEN ULASABILDIGIMIZ

KADARI ILE OLAN GOKTE BIR BOZUKLUK GORUP GOREMEYECEGIMIZ ILE ALAKALI.. BELKIDE ASIL MESELE ” GORMEK ”

KELIMESI ILE ALAKALI…SANA BASKA BIR ORNEK VEREYIM.BABAN DIN OGRETMENI DEDIN.FIL SURESINI

EZBERE BILIRSIN. ” ELEMTERE KEYFE FEALERABBUKE…” :RABBININ FIL ORDUSUNA NE YAPTIGINI ” GORMEDIN MI” DIYE

AYET VARDIR.TERA FIILININ KOKU “REA ” DIR VE GORMEK ANLAMINA GELIR.AMA BU KITABI -HASA ALLAH

TA GONDERSE , HZ. RESULDE YAZSA – BUNU HERKES BILMKETEDIR KI HZ RESUL FIL

VAKASI SIRASINDA DAHA ” DOGMAMISTIR…ISTE AYNI MANTIK BURADA VE AYETTE GORMEDIN MI DEN

KASIT ” GORMUS GIBI BILMEDIN MI ” ANLAMINDADIR.YANI BURADAKI GORMEK ” KESIN BILGI ” IFADE EDER …GOZ

ILE BAKMAK DEGIL MECAZI ANLAMI IFADE EDER .KESIN BILGIYI…ZATEN NUH 15. AYETTEDE

” ELEMTERA GEYFE HALAKALLAH …” BUYURULURKEN YINE” REA ” KOKUNDEN GELEN FIIL KULLANILIR…

MULK SURESINDEKI ” GOZUNU CEVIR BAKALIM BIR CATLAK GOREBILECEK MISIN

” MEALINDEKI AYETTEN KASIT GECE VEYA GUNDUZ GOKTE CATLAK YARIK ARAMAK DEGIL

” ARASTIRMA VE INCELEMEYE YONELTMEKTIR” INSANLARI…SANA BIR ORNEK . POLIS , YARDIMCISINA :

” CEVREYE BIR BAK” DESE VE YARDIMCI SAGA SOLA BAKIP ” EE BAKTIM NE OLMUS ” DESE…SEN NE

DUSUNURSUN.” YAHU CEVREYI INCELE DEMEK ISTEDI , ARASTIR DELIL TOPLA DEMEK ISTEDI ” DEMEZMISIN…

ISTE AYNISI…SENIN TEK EKSIGIN TEFSIR USULU KONUSUNDA EKSIKLERININ OLMASI .TEFSIR ILMINDE

” MECAZIN ” ONEMINI TAM KAVRAYAMAMAN… (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Bizden milyarlarca yıl uzaktaki yıldı 1. gökteyse, diğer 6 göğü nasıl görebiliriz;

Buraya kadar ki ayetlerden, gökyüzünde 7 tane gökyüzü olduğunu, bizim bunları görebildiğimizi ve

yıldızların ise birinci gökyüzünde olduğunu anlamaktayız.. Bize milyarlarca ışık yılı uzaklıkta

olan yıldız dahi birinci gökyüzünde olduğuna göre, insanın diğer 6 gökyüzünü nasıl görebildiğini

anlamak mümkün değildir.

 

Bizim hedefimiz gücümüzün ölçüsünce bunları görebilmektir;

DENIZDEN BIR DAMLA DENIZ HAKKINDA EPEY BILGI VERIR…BIZE DUSEN YEDI KAT GOK YUZUNU DOLASIP INCELEMEK DEGIL,

GUCUMUZ OLCUSUNDE GOGE BAKIP, INCELEYIP ARASTIRIP ULASABILDIGIMIZ YERLERDEKI AHENK VE DUZENI GOREBILMEK… (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

(Hz)Muhammed güneşi gökte görünce, onun direkasiz orada durduğu yorumunu yapmıştır;

Rad 2: gökleri gördüğünüz şekilde direksiz kaldıran allahtır……… Yorum: Günlük hayatta hiç birşeyin

havada duramayacağını biliriz(havadan ağır şeyler veya motorsuz araçlar için bu dediğim

geçerli değil, ki muhammedin zamanında havadan hafif cisimler veya motorlu araçlar

yoktu.) dolayısıyla birşeyin havada durması için onun altında bir destek, bir dayanak olması

gerektiğidir. gerçi o zaman da havada durmuş olmaz, sadece o desteğin üzerinde durmuş olur ya.

Neyse, eski insanlar gezegenlerin, yıldızların, ayın, güneşin ve yine katı bir sınırının var olduğu kabul edilen

göklerin de altında bir destek(direk) olması gerektiğini düşünmüşler, ama böyle birşeyin olmadığını da görüyorlar

ve biliyorlar. akıllarında bir soru işareti var. muhammed de bu soru işaretini “onları öyle tutan allahtır ”

diyerek yanıtlıyor.E tabi biz bugün biliyoruz ki, bunların orada durması için altlarında

bir direk olmasına gerek yok, çünkü bulundukları yerde dünyanın onlara uyguladığı çekim düşük,

dolayısıyla onlar dünyaya düşmüyorlar. ki zaten dünyaya düşebilecek bir tek ay var. düşse düşse dünya

güneşin veya diğer yıldızların üstüne düşer.(düşemeden erir gider ya o ayrı konu). göğün

dünyaya düşmesi diye birşey zaten sözkonusu değil.

 

Abi, zaten sen cevabını vermişsin soruda;

ADAM BIR SAATTIR ALLAH’IN YAPTIGINI ANLATIYOR, DUNYANIN CEKIM KUVVETI ILE DUNYANIN DONMESI ILE OLUSAN

– BIR BAKIMA SAVRULMA GUCU – ARASINDAKI DENGEDEN OLUSAN INCE AYAR VE BUNU YAPAN ALLAH’TIR NOKTASINA

GELIYOR AMA ITIRAFA SIRA GELINCE DURUYOR.BIZ CUMLEYI BITIRELIM.ISTE BU AYARI YAPAN ALLAH’TIR…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Kur’anda dünya düzdür!;

Hicir 19: Biz yeri yaydık, üzerinde sabit dağlar bıraktık. Yorum 1: “yeri yaydık” ifadesi kesinlikle yeri bir

tepsi gibi gösteren bir ifadedir. yani bir masa üzerinde hamur yaymak gibi. hamuru küre şeklinde yaymazsınız.

hatta hiçbir şeyi küre şeklinde yaymasınız.ancak bazı yeni kuran tercümelerinde, bu gafı gören uyanık

dinadamları bunu “yeri yuvarladık” diye çevirmişlerdir2: Dağların yerin üzerine daha sonradan bırakıldığı söyleniyor.

ama biz biliyoruz ki dağlar volkanik ve tektonik haraketler sonucunda oluşmuş

coğrafi yapılardır. öyle gökten zembille inmiş değillerdir. 3-Depremi dağlar mı önlüyo şimdi yani, e hadi

hiç deprem olmasa neyse de daha 4 yıl önce sallandık.

“AYETIN TAM MEALI “ YERI SIZIN ICIN DOSEK GIBI YAPTIK-YAYDIK :: YANI YATAKTA NASIL INSAN RAHATSA YERYUZUNDE

DE OYLE… YERIN CEKIM KUVVETI YERINE KALDIRMA SUYUN KALDIRMA KUVVETI YERINE CEKME KUVVETI OLSA IDI HALIMIZ

NICE OLURDU…HADI – HASA – ATEISTCE DUSUNELIM AZICIK.TANRI BURADA DALGINLIK YAPSA BIZ NASIL “ DOSEGIMIZDE

“ DURABILIRDIK.TOPRAK’A ATIYORUZ OLU TOHUMU- ICINDE CD GIBI YUKLENMIS BILGI VAR…- BASLIYOR ISINI YAPMAYA…

BUYUMEYE…YEDIGIMIZ ICTIGIMIZ TOPRAKTAN… KUR’AN DUNYAYA DUZ DIYE BAKMAZ… ZÜMER SURESI 5. AYETTE GECEN

“ TEKVİR “ KELIMESINI BIR SEYIN BASKA BIR SEYE SARILMASI ANLAMINA GELDIGINI – MESELA BASA SARIK SARMA GIBI

– AYETTE GECEN GECE GUNDUZUN TEKVIR EDILMESI ILE NEYIN KASTEDILDIGI ORTAYA CIKMAKTADIR… DAGLARIN DEPREMI

ENGELLEDIGINI BILMIYOR CAHIL ATESIT…kuranmucizeleri.com ADRESINDE “ DAGLARIN GOREVI “ BASLIGINA MURACAAT

LUTFEN …ATEISTLIK ANCAK BU KADAR CEHALETLE MUMKUN OLUYOR GALIBA…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

Allah arıları insan içinmi yarattı?;

Nahl 68-69: Burada tanrının bal arılarına emrettiği ve onların da insnalar için şifalı içecekler, ballar yaptığı anlatılıyor.

Yorum: Bal arıları, ballarını insan yesin diye değil, kış geldiğinde yeni oluşan larvaların(yavru arıların) beslenmesi için

yaparlar. ama insan oğlu her zamnaki gibi bir vahşet örneği gösterir ve bu yavru arıların besinini onların elinden alır.

 

Eğer insan arıların bütün ballarını alsa, arılar biteri zaten;

AYETIN MEALI: “ ONLARIN KARINLARINDAN TÜRLÜ RENKLERDE ŞERBETLER ÇIKAR, ONDA İNSANLAR İÇİN BİR ŞİFA VARDIR.

ŞÜPHESİZ DÜŞÜNEN BİR TOPLULUK İÇİN GERÇEKTEN BUNDA BİR AYET VARDIR” BU MEALDEN YUKARIDAKI YORUMA NASIL

ULASLIR…? AYRICA AYETTE BALI ARI INSAN ICIN YAPAR ANLAMI CIKARILSA BILE BALIN TAMAMI ALINSA IDI DEDIGI DOGRU IDI

AMA YAVRULAR ICIN “ BIRINCI KAT ARIYA BIRAKILIR IKINCI KATTAKI – 8*8 FORMULU , ARI ÜRETİCİLERİ BİLİR……– BAL ALINIR

, HEPSINI ALSALAR ZATEN NESIL BITER…“ YANI ARI GOREVINI YERINE GETIRIR AMA INSANLARA DA HIZMET EDER. BALIN

OZELLILLERI ORTADA . FRAVUN’UN MEZARINDAKI BAL BILE HALA “ KAHVALTIDA YENILEBILECEK “ OZELLIKTE…!

KONUYU DAGITMAYALIM….KISACA BALDA SIFA VARDIR DENIYOR VE BIR SURU SIFA VAR…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

Melekler gök küredemidir?;

Furkan 25:O gün beyaz bulutla gök yarılacak melekler yere inecekler. Yorum: 1- Demek ki, melekler göğün üstündeler.

yine gökküre inancı. bakın şimdiye kadar bu olgu karşımıza çok çıktı. bu dediğim gibi aristo zamanından gelen bir

düşündedir. en dış kürenin dışında her şeyi harekete geçiren bir tanrı vardır. ki buna benzer örnekleri kuranda da görüyoruz

 

Burada bir kıyamet sahnesi anlatılır;

“O GÜN GÖK PARÇALANARAK BEYAZ BULUT KÜMELERİNE DÖNÜŞÜR VE MELEKLER BÖLÜK BÖLÜK İNERLER “ KLASIK KIYAMET

SAHNESI. NEREDE BU AYET, NEREDE YUKARIDAKI YORUM…? BU NE ZORLAMA.ONCEDEN HUKUM VERIP AYETLERDEN O SABIT

FIKIRE DELIL ARAMA VE BULMAYA CALISMA MANTIGI…MELEKLER DUNYADA DA VAR UZAYDA DA…GOREVI –SIRASI GELEN ISINI

YAPMAK UZERE HAREKETE GECER…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

Karıncaların hz süleymanı hissetmesi ve onunla konuşması imkansızdır;

Neml 18: …bir dişi karınca: “karıncallar! yuvalarınıza girin ki süleyman ve ordusu farkında olmadn sizi ezmesin” dedi.

Yorum: Karıncaların ve diğer böcüklerin algılamasal sınırlamları nedeniyle insanları algılaması söz konusu değildir.

hele hele kendi aralarında konuşması, hatta insanların adlarını söyleyerek konuşması mümkün değilidir. matematik

ve kuantum mekaniği de bilemezler.

 

Evet ama hayvanlarda 6. his vardır;

HAYVANLARDAKI 6. HIS INSANLARDAN DAHA GELISMISTIR.DEPREMI ONCEDEN HISSEDEN KOPEK-FARE-KUSLAR…GIBI…

GUCLU VE KALABALIK BIR ORDUNUN YERDE OLUSTURACAGI SARSINTI VE KENDI ARALARINDAKI OZEL HABERLESME ILE

BIRBIRLERINE HABER VERMELERI GAYET DOGAL BIR OLAYDIR.ITRAZ EDILECEK – ATEIZM ACISINDAN – TEK NOKTA

HZ. SULEYMAN’IN ADININ BILINMESI OLAYIDIR…O DA BALIGIN UCMASINA INANMAKTAN – DARWINIZM… DAHA

MANTIKLIDIR…- ATEISTE PEYGAMBERLERIN HAYVANLARLA KONUSABILIDIGINI ANLATMAYA GEREK YOK…GUNUMUZDE

– BASTA BALINA – BAZI KUSLAR … -YUNUS…- OLMAK UZERE HAYVANLARIN DILERI COZULMEYE CALISILIYOR.BIRAKIN

HAYVANI BITKILERIN TEPKILERI ARASTIRILIYOR…BUNU PEYGAMBERLERIN ONCEDEN COZDUGUNE – KI BUNA MUCIZE

DENIR- ATEISTI INANDIRMAYA CALISMAK DEVE HENDEK HIKAYESINE OLAYI DONDURMEKTRI…AYRI KONU! (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Gök nasıl dünyaya düşer;

Hac 65: ….yerin üstüne düşmemesi için göğü O(allah) tutar. meğer ki

kıyamette onun izniyle düşmüş olsun…. Yorum: Gök yerin üzerine nasıl düşer, böyle bir şey sözkonusu değildir.

hemen bazı bilimsel dinciler diyecek ki. “biliyorsunuz evren genişliyor, ve bir ihtamalle bu genişlemesi sona

erip, tekrardan çökmeye başlayacaktır. çökme olayı ise düşme olayını çağrıştırır.”

1- Bir kere bu ihtimale gerçekleşmiş olsa bile, evren çökmeye ve büzülmeye başladığında, evren yani

dini terimyile gökler dünyanın da içinde bulunduğu samanyoluna kadar gelinceye kadar dünya çoktan yokolmuş oalcaktır.

çünkü güneş 5 milyar yıl sonra evriminin sonuna gelecek ve patlayıp dünya dahil

tüm güneş sistemini yokedecektir. evrenin büzüşüp dünyaya düşmesi ise(ki neden

özellikle dünyaya düşüyor onu anlamadım, dünyanın hiçbir merkezi konumu yoktur

evren içinde) en az 12 milyar yıl alacaktır. 2-hadi diyelim ki bu süreler önemsiz, koskoca evrenin dünyaya düşmesini

hangi insanın aklı alır. hadi diyelim ki düşmeye başladı, yani evren düşerken dünyay yaklaşırken,

kütle çekimi etksiyle dünyayı çeker ve evren(gökler) dünayaya değil dünya göklere(evrene) düşer.öfff, amma da karıştı ha.

kısacası çok saçma.

 

Olay big-bag’in tersi gibidir;

TAM AKSINE , BUZUSNE BASLAYINCA HER SEY ICIICE GECER.O SIRADA – DUNYANIN MERKE ZOLMASINA GEREK YOK GOK –YER

ILE BIRLESIR-BUZUSUR VE TUM EVREN TEKRAR TEK KARANOKTA’YA DOGRU CEKILIR…BIG BANG’IN TERSINI DUSUNUN…TEK

NOKTA PATLIYOR EVREN KADEME KADEME OLUSUYOR… KIYAMET TAM TERSI HER SEY TEK NOKTAYA DOGRU CEKILIYOR …

O SIRADA YER ILE GOK YAKINLASACAK YAKINLASACAK BIRLESECEK …DIGER TUM KAINAT ILE TEK NOKTAYA AKACAK…

ASLINDA ATEISTIMIZ TAM IMANA YAKLASMISKEN YENIDEN FIRE VERIYOR… KENDI BILIR…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Dünyanın Şekli Hakkında;

Allah dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyormuda bunu direk yazmıyor?;

Müminun 80: ……geceyle gündüzün birbiri ardına gidip gelmesi onun emriyledir……..

Cevap: Neden dünyanın dönmesi onun emriyledir demiyor da böyle diyor. çünkü dünyanın döndüğünü bilmiyor.

daha doğrusu dünyanın yuvarlak olduğunu bilimyor ki döndüğünü bilsin. ve hiç bir ayette kesin olarak

yuvarlıklıktan bahsedilmiyor.

 

 

ulan, Kur’an fen kitabımı;

YAHU ATEIST ADAM …KUR’AN FEN KITABIMI …AMAC INSANLARIN IYI –AHLAKLI OLMASINI SAGLAMAK…

TEMEL HEDEF BU….ADAM FIZIK KURALLARINI HEMDE TAM FEN KITAPLARINDA YAZAN HALI ILE ISTIYOR…

KUR’AN’DA BILIMSEL AYETLER YOK MU VAR BIR SURU …AMA ASIL AMAC KUR’AN’IN ALLAH TARAFINDAN

GONDERILDIGININ ISPATI OLMALARI BU AYETLERIN …GUNUMUZDE YENI BULUNDU KURANDA ISE 1400 SENE

ONCE VARDI VEYA HALA GUNMUZDE BIILE BULUNAMADI – MESELA ESYA NAKLI … SULEYMEN AS. KISSASINDA

GECER …- SIMDI DUSUNELIM.HZ. RESUL PUTLARA TAPANLARA FEN DERSI VERIYOR…ADAMLAR ZATEN ONA “ DELI

CINLI “ DIYOR…BI DE KOZ MU VERSIN ELLERINE…AMA ZAMANLA ANLASILACAK IPUCLARI SERPISTIRILMIS

AYETLER ARASINA…VE DUNYANIN DONMESI, DUNYANIN YUVARLAK OLMASI- KI YUVARLAK DEGIL ,GEOIT’ TIR…

AMA ATEISTIMIZE FAZLA YUKLENMEYELIM …- (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Ay ve güneş,dünya çevresindemi döner;

Yasin 40: Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir, her biri feleklerinde yüzerler.

Yorum: İşte bu da güneş ve ayın ikisnin de dünya etrafında döndüğü anlamına gelen bir ayettir.

şimdi dikkat edin, bir şeyin başka bir şeye yetişmesi için aynı yönde ve doğrultuda veya yörüngede olması

gerekir. yani burada güneşin ve ayın aynı yörüngede döndükleri varsayılmıştır. ama sadece ay dünya etrafında

döner, dünya ise güneş etrafında döner. dolayıysla güneşin aya yetişmesi diye bir şey zaten sözkonusu olamaz.

 

Sizde, iman edilecek ayetten kafirliğe ulaşıyorsunuz;

EE. KUR’AN’DA ONU DIYOR.BIZBIRLERINE YETISEMEZ…BIR KARISIKLIK YOK, HEPSI

DUZEN- AHENK ICINDELER DIYOR AYET…AYETE DIKKAT :AY GUNES VE GECE-GUNDUZ – OLAYLARININ

VUKU BULDUGU DUNYA!- UCUNUN DE -FELEK- YORUNGESI VAR VE YUZERLER DENIYOR… BILIMDE UCUNUN

YORUNGESINI BELGELIYOR.IMAN EDILECEK AYTETTEN KAFIRLIGE DELIL ARIYOR ATEISTIMIZ…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Gökte kapımı vardır?;

Hicr 14-15: Biz onlara gökten bir kapı açsak, onlar da o kapıdan yukarı çıksalar yine inanmazlar. :

 

Olay tıpkı karadelik gibi;

KARA DELİKLER …Zamanı sıfıra indiren 6. boyut…!Ayrıca Kuran’da “kapı ” toplumun refahı için gerekli olanların

geliş yolu anlamında kullanılır…Örneğin A’raf suresi 96 . ayette : ” …onların üstüne gökten ve yerden nice

bereket kapıları açardık ,…” buyurulur..En’am suresi 44. ayettede yine aynı anlamda kapı kelimesi kullanılmıştır!…Görüldüğü gibi kapı mecazi bir ifadedir…zaten kuran mecaz ifadelerle doludur…bu

tefsir usulundeki temel kurallardandır! (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Yıldızlar bize yakınmıdır?;

Saffat 6: Yakın olan gökyüzünü yıldız donanmalarıyla donatan biziz. Yorum: Gökyüzü ve yakınlık. gökyüzüne

baktığımızda gerçekten de gök cisimlerinin bize yakın olduğu görülür. hele bazı geceler ayı

tutabileceğinizi sanırsınız. ama aslında gökyüzü inanılmaz derinlikte yani uzaklıktadır. bize en uzak

quasarın(bir gök cismi) en azından 12 milyar ışık yılı uzakta olduğunu biliyoruz. Ayrıca yere yakın kısımı

değil tüm evren yıldızlarla doludur, en yakında(4 bin ışık yılı) da en uzakta da (12 milayr ışık yılı) yıldızlar vardır.

 

yakınlık, ama neye göre yakınlık? (belki evrenin keşfedilmeyen kısmına göre yakın)

YAKINLIK TAMAMDA NEYE GORE YAKINLIK …NEDEN DORT BIN ISIK YILI UZAK DEGIL NEDEN 12 MILYAR ISIK YILI UZAK…

BELKI DE 5O MILYAR ISIK YILI ASIL UZAK OLAN…” TUM EVREN YILDIZLARLA DOLUDUR “ DERKEN EVRENI ATEISTIMIZ

12 MILYAR ISIK YILINA SIGDIRDI MASALLAH … NE BILIMSELLIK AMA… PEKI SORU . DERINLIKTE UZAKLIK VARDIR DA

YAKINLIK NEDEN YOKTUR…ILA KUR’AN’A ZIT OLCAGIM DERKEN BU NE IKILEM…?DUNYANIN CEVRESINDEKI

GALAKSI,HATTA BELKI DE NEBULALAR HEP YILDIZLARLA DONANMIS BU KADAR.KIM YAPMIS : ALLAH… AMENA…! HATTA

AYETTEN BIZE BLIMSEL IPUCLARI BILE SUNULUYOR…YAKIN GOK DISINDA KALAN UZAK ALMED

YILDIZLAR YOK!ISTE IPUCU…ASTRONOMI ILE ILGILENENLERE NOBEL ODULU ALDIRTACAK BIR IPUCU…!(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

Neden Allah bukadar çok anlama gelen kelimeler kullanmış;

gelelim bu olayın doğruluğuna. tabiki doğru değil, burada kastedilen düpedüz “gün”dür. çünkü arapçası

“yevm” dir. günlük dilde de kullandığımız yevmiye=gündelik demektir. yok efendim neymiş, arapçada

evre anlamına da gelirmiş. hayır efendim, o zaman sadece evre anlamında gelen kelimeyi

kullansaydı. üstelik tanrı neden bu kadar anlaşılması güç bir dil seçmiş onu da anlamış değilim.

bir kelimenin 6 anlama geldiği bir dil ne kadar anlaşılır ne kadar kutsal olur ki.

 

Çünkü zaman izafidir;

YEVM KELIMESININ BIZIM BILDIGIMIZ MANADA 24 SATE ISARET ETMEDIGINI YUKARIDAKI

AYETTE GORDUK ZATEN.BIR GUN BIN YIL GIBIDIR.DIGER AYET ELLIBIN YILDAN BAHSEDER…

BIR GUN ICIN…IZAFIYET TEORISI YANI….AMA ATEIZM MANTIGI DA FERASETI DE KOR EDIYOR

ISTE… HA ALLAH NEEN YEVM KELIMESINI KULLANDI DA BASKA KELIME KULLANMADI …ISTE SENIN

ILE BENI AYIRT EDEBILMEK ICIN …GERCEK YUZUMUZU BIZZAT KENDIMIZ ORTAYA KOYALIM DIYE…!

ARAPCANIN OZELLIGI VE KUR’AN’IN ESKIMEZLIGININ NEDENLERINDEN BIRI DE BURADA YATIYOR…

ARAPCA DA IR KELIME BIR KAC ANLAMA GELEBILIR – HER DILDE OLDUGU GIBI…AMA ARAPCA DA BU

GENEL BIR KURALDIR…- ATEISTIMIZIN ZIHNI ALGILAYAMADIGI ICIN SINIRLARINI ZORLAYAN SEYLERI

HEMEN INKAR EDIYOR …BIR ORNEK VERELIM: ALAK SURESI 2. AYET: ALLAH INSANI ALAK’TAN YARATTI.

NEDIR ALAK: TEMELDE UC ANLAMI VAR: 1-KAN PIHTISI 2-BIR YERE YAPISIP SARKAN ET 3-SULUK

SIMDIYE DEK ISLAM ALIMLERI ILK ANLAM ILE AYETI TERCJUME EDERLERDI. ALLAH INSANI

KAN PIHTISINDAN YARATTI..DOGRU … AMA IKINCI ANLAM : ANA RAHMINDEKI EMBRIYO – RAHME

YAPISIP SARKAN ET PARCASI – ZAMANLA INSANLARIN DIKKATINI CEKTI…VE ARTIK AYET TERCUME EDILIRKEN

“ ALLLAH INSANI EMBRIYODSAN YARATTI 1 DIYE TERCUME EDILIYOR…ISIN ILGIN YONU EMBRIYONUN

SULUK DENEN HAYVAN’A DA BENZER OLMASI… ATEISTIMIZ BUNU OKUSA FITTIRIRDI HERHALDE…(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Gökte yarık olduğu iddiası,gök kubbeyemi işaret eder?;

2- Gökte yarık yok, diyor. yarık, ancak katı bir cisimde olur. bu ise göğün katı,sınırlı bir şey olduğunu gösteren en bariz ayet bence.

 

Sen birisine çatlak kafalı desen…;

YARIK ATEISTIN KAFASINDA…! YARIK MECAZ YANI EKSIK -HATA-NOKSANLIK – SIZINTI

VERECEK KADAR BILE OLSA BIR YANLISLIK… SIMDI BEN BU ATEISTE CATLAK KAFALI DESEM

TUTAR KAFASINI USTURAYA VURDURUR VE BANA “ YALANCI HANI NEREDE CATLAKLIK “ DIYE

SORARDA…?BILMEZ KI BU -MECAZ ILMINI BILMEMESI – EN BUYU KCATLAKLIK…AHHH ON YARGI

…ATOMU PARCALAMAK DAHA KOLAY SAHIDEN….(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Allah herşeyi çiftmi yarattı diyemi ibret alayım? neden fotonun, bakterinin diğer çifti yok?;

Zariat 49: Biz her şeyden, ibret alasınız diye çift çift yarattık. Yorum: Şeyler, çift çift yaratıldı diye

neden ibret almam gereksin onu anlamış değilim. ayrıca herşey çift de yaratılmamıştır. bakteriler,

virüsler gibi, bunların çifti yoktur. yani bazı bilimsel dinciler diyor ya, allah proton yaratmış, bunun

çifti olan antiprotonu da yaratmış. elektron yaratmış bunun çifti olan anit-elektronu da yaratmış.

vay be. bu bilimsel dinciler neler de biliyor. peki fotonun neden antifotonunu yaratmamış,

bakterinin neden dişi ve erkeğini yaratmamış.

 

Belki ileride onlarıda keşifedeceğiz;

BEKLE VE ONUNDA CIFT OLACAK KARSITININ BULUNMASINI BEKLE VE GOR. BURADA ISTE

IMAN DEVREYE GIRIYOR.BEN INANIYORUM VE O DA BULUNACAK DIYORUM.TIPKI ELEKTRONUN

– PROTONUN ZAMANLA CIFTININ BULUNDUGU GIBI… (kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Önce yermi yoksa gökmü yaratılmış?;

Naziat 27-30: Sizi mi yaratmak güçtür yoksa göğü mü. allah onu bina etti, onun yukarı tarafını kaldırdı.

onu dürüst yaptı. gecesini karanlık, gündüzünü aydınlık etti. Yorum:1- Fussilet 9-13te önce yeri yaratmıştı,

burada önce göğü yaratmış. çelişki!

 

Yerin ve göğün yaratılmasında bir sıralama yoktur;

HEP AYNI KONU…O NEDENLE KONUYU BURADA ACIKLAYALIM VE SURADA CEVABI VAR DEMEYELIM

BU DEFA… : NAZİYAT VE FUSSİLET SURESİNDE GEÇEN İFADELERDEN YOLA ÇIKARAK İKİ FARKLI

YERDE YERİN VE GÖĞÜN YARATILIŞIYLA İLGİLİ FARKLI BİR SIRALAMANIN OLDUĞU İDDİA

EDİLMEKTEDİR. BU FARKLILIĞIN BİR ÇELİŞKİ OLDUĞU SÖYLENSE DE, GERÇEK İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ DEĞİLDİR.

ASLINDA YERLER VE GÖKLERİN YARATILMASINDA BİR SIRALAMA YOKTUR. İKİSİ DE AYNI ANDA YARATILMIŞTIR.

ENBİYA SURESİNDEKİ BİR AYETTE ŞÖYLE BİLDİRİLMEKTEDİR: O İNKÂR EDENLER GÖRMÜYORLAR MI Kİ,

(BAŞLANGIÇTA) GÖKLERLE YER, BİRBİRİYLE BİTİŞİK İKEN, BİZ ONLARI AYIRDIK . (21 ENBİYA, 30) GÖRÜLDÜĞÜ HEM GÖK

HEM DE YER BİRLİKTE VARDI. YARATILIŞLARINDA BİR SIRALAMA OLMADIĞI GİBİ BİRLİKTEYKEN AYRILMA SÖZ

KONUSU OLMUŞTUR. DİĞER AYETLER DE DİKKATLİ OKUNDUĞUNDA. BÖYLE BİR SIRALAMA YAPILMADIĞI GÖRÜLECEKTİR.

İLK ÖNCE FUSSİLET SURESİNDEKİ AYETLERE BAKARSAK BUNU DAHA İYİ GÖREBİLİRİZ. ORDA (YERDE) ONUN ÜSTÜNDE

SARSILMAZ DAĞLAR VAR ETTİ, ONDA BEREKETLER YARATTI VE İSTEYİP-ARAYANLAR İÇİN EŞİT OLMAK ÜZERE ORDAKİ RIZIKLARI

DÖRT GÜNDE TAKDİR ETTİ. SONRA, DUMAN HALİNDE OLAN GÖĞE YÖNELDİ; BÖYLECE ONA VE YERE DEDİ Kİ: “İSTEYEREK VEYA

İSTEMEYEREK GELİN.” İKİSİ DE: “İSTEYEREK (İTAAT EDEREK) GELDİK” DEDİLER. (41 FUSSİLET SURESİ, 10/11)10. AYETE BAKARSAK

YERİN YARATILMASINDAN SÖZ EDİLİR. 11. AYETTE İSE “SONRA DUMAN HALİNDE GÖĞE YÖNELDİ” İFADESİ VARDIR.

YANİ BURADA GÖĞÜN DAHA SONRADAN YARATILMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. GÖK ZATEN VARDIR. OLAN DUMAN HALİNDEKİ

GÖĞE YÖNELMEDİR. EĞER 11. AYETE BAKARSANIZ KONU ŞÖYLE DEVAM EDER:

BÖYLECE ONLARI İKİ GÜN İÇİNDE YEDİ GÖK OLARAK TAMAMLADI VE HER BİR GÖĞE EMRİNİ VAHYETTİ. BİZ DÜNYA GÖĞÜNÜ DE KANDİLLERLE SÜSLEYİP-DONATTIK VE BİR KORUMA (ALTINA ALDIK). İŞTE BU, ÜSTÜN VE GÜÇLÜ OLAN, BİLEN (ALLAH)’IN

TAKDİRİDİR. (41FUSSİLET SURESİ, 12) BURADA DUMAN HALİNDE VAR OLAN GÖK YERİN YARATILMASINDAN SONRA 7 KAT GÖK OLARAK TABAKLANDIRILMASIDIR. YENİ BİR YARATILIŞ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.SADECE DÜZENLEME SÖZ KONUSUDUR.ŞİMDİ ATMOSFERİN OLUŞUMUYLA İLGİLİ BİLİMSEL TEORİLERE BAKARSAK BU İFADENİN ONUNLA ÖRTÜŞTÜĞÜNÜ DE GÖRÜRÜZ. SADECE ŞUNU SÖYLEYEYİM, ATMOSFERİN İLK BAŞTA DUMAN HALİNDE OLMASI DAHA SONRADAN TÜM ATMOSFERİN 7 DEĞİŞİK KATMAN

ŞEKLİNDE ŞEKİLLENDİĞİNİ BİLİMSEL BAZDA ZATEN İFADE EDİLMEKTEDİR. ŞU ANDA ATMOSFERİMİZDE AYETTE BİLDİRİLDİĞİ GİBİ 7 AYRI KATMANDAN OLUŞMAKTADIR. BU AYETLERDEKİ ANLATIMLAR BİLİMSEL GERÇEKLER AÇIK BİR ŞEKİLDE İFADE EDİLMEKTEDİR. NAZİYAT SURESİNDEKİ AYETLERE BAKARSAK DA BENZER BİR DURUM OLDUĞUNU GÖRÜRÜZ. BURADA GÖĞÜN YARATILMASINDAN BAHSEDİLİR. BUNLAR ANLATILDIKTAN SONRA İSE YER İLE İLGİLİ ŞÖYLE BİLDİRİLİR: ‘BUNDAN SONRA DA YERYÜZÜNÜ DÜZENLEDİ.’(79 NAZİAT-30)

BURADA DA YERİN YARATILMASINDAN SÖZ EDİLMEZ. ZATEN YER VARDIR. BURADA SÖZ EDİLEN YERİN DÜZENLENMESİDİR. YANİ BİR YARATILIŞ YOKTUR. NAZİYAT VE FUSSİLET SURELERİNDEKİ AYETLERDE ANLATILAN YER İLE GÖKLER BİRLİKTE YARATILMIŞTIR. DAHA

SONRA DA YER VE GÖK DÜZENLENMİŞLERDİR. FUSSİLET SURESİNİN 11. AYETİNDE YERLERİN VE GÖKLERİN BİRLİKTE HAREKET ETMESİ “BÖYLECE ONA VE YERE DEDİ Kİ: “İSTEYEREK VEYA İSTEMEYEREK GELİN.” İKİSİ DE: “İSTEYEREK (İTAAT EDEREK) GELDİK” DEDİLER.” BÖYLE İFADE EDİLİR. YİNE YERİN İLK OLUŞUMUYLA İLGİLİ BİLİMSEL ÇALIŞMALARA BAKILIRSA, TÜM KITALARI BİRLİKTE TEK BİR KARA PARÇASI OLDUĞU DAHA SONRA KARALARI OLUŞTURAN TABAKALARIN HAREKET ETTİĞİ, BU HAREKETLER SIRASINDA KITALARIN BİRBİRİNDEN UZAKLAŞARAK YERYÜZÜNDE YAYILDIĞI, DAĞLARIN ZAMAN İÇİNDE ŞEKİLLENDİĞİ ANLATILIR. KONUYU FAZLA DAĞITMAMAK İÇİN O KISIMDAN FAZLA SÖZ ETMEK İSTEMİYORUM. SADECE YERİN YAYILMASIYLA İLGİLİ ŞU AYETİ BELİRTEYİM:

YERİ DE BİZ DÖŞEYİP-YAYDIK; NE GÜZEL DÖŞEYİCİ(YİZ).(51 ZARİYAT, 48)BU AYETTE DE BU BİLİMSEL GERÇEK İFADE EDİLMEKTEDİR. GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ İKİ GRUP AYETTE GÖKLERİN VE YERİN YARATILMASININ BİRBİRİNDEN ÖNCE YADA SONRA YARATILDIĞI

SÖYLENMEZ. BURADA BAHSEDİLENLER YARATILMIŞ OLAN GÖĞÜN VE YARATILMIŞ OLAN YERİN DÜZENLENMESİDİR. BU DÜZENLENME DE TIPKI BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR SONUCUNDA ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLERDE DE SÖYLENDİĞİ GİBİ OLUŞMUŞ OLMASIDIR. BU AYETLER DE BIRAKIN ÇELİŞKİ OLMASINI, ANCAK SON YÜZYILDA ORTAYA ÇIKAN BİLİMSEL GERÇEKLER İFADE EDİLMEKTEDİR(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Yıldızlar dökülürmü?

Tekvir 2: Yıldızlar döküldüğü zaman. Yorum: Dünyaya dökülen bir yıldız, vaaaaaw.

 

Burada kıyamet sahnesinden bahseder;

AYETTE .KIYAMET SAHNESI VAR NE DOKULMESI YAHU…. UC TEFSIDEN UC MEAL : 1-GÜNEŞ KATLANIP DÜRÜLDÜĞÜNDE,2-

YILDIZLAR BULANDIĞINDA,3- DAĞLAR YÜRÜTÜLDÜĞÜNDE-GÜNEŞ DÜRÜLDÜĞÜ ZAMAN2- YILDIZLAR KARARIP DAĞILDIĞI

ZAMAN3- DAĞLAR SÖKÜLÜP DAĞILDIĞI ZAMAN 1-GÜNEŞ, KÖRELTİLDİĞİ1 ZAMAN,2 YILDIZLAR, BULANIKLAŞIP-DÖKÜLDÜĞÜ

ZAMAN, 3 DAĞLAR, YÜRÜTÜLDÜĞÜ ZAMAN, KIYAMET ANINDA AY-GUNES VE DUNYADAN UC SAHNE…OLAY

BU !IYIKI YAZAR “ GUNES ICIN DURULUP DUNYADAKI BIR COPLUGE ATILDI ,“ DEMEDI …

(kaynak: http://www.islamustundur.com/cagrimiz6.html)

 

Bir Cevap Yazın