Kur’an ve Bilim Allah’ın Ayetlerindendir Bakış Açısı İle İslamiyetin Değerlendirimlesi

I – Kur’anda Aklen ve Objektif Olarak İncelendiğinde Dünya Düz Değil, Yuvarlak Olarak Tasvir Edilmektedir;

II – Kur’an’da Dünya Kesinlikle Düz Olamaz;

III – Dünyanın Düz ve Dönmediğini İddia Edenlerin Vermesi Gereken Sorular;

IV – Dünyanın Yuvarlak Olduğunun Kanıtları;

V – Dünyanın Neden Düz Olmadığının 10 Kanıtı

VI – Dünya Düz Olsaydı, Ozaman Aşağıya Düşülebilecek Köşeleri Olması, Yada Sonunda Ulaşacağımız Cam Bir Kubbe Olması Gerekmezmiydi?

VII – Dünyanın Yuvarlak Olduğunun Kanıtına Dair Fotoğraf ve Videolar: Felix Baumgartner’in çılgın uzay atlayışı!

VIII – Dünyanın Düzmü Yoksa Yuvarlakmı Olduğu Hakkında İki tarafında Birbirini Tekfir Etmesi

IX – İnsan Yorumuna ve Hz Muhammed’in Sözleri Olduğu İddia Edilen Hadislere Dayanılarak Çıkan Sonuç: Dünya Yuvarlaktır Diyen Dinden Çıkar, İnsan Uzaya Kesinlikle Gidemez

X – Bilim Nasıl Çalışır, Tez, Teori, Yasa Nedir? Allah’ın Bizden İstediği Atalarımıza Uymakmı, Yoksa İnançlarımızda Kesin Delilleremi Tutunmamızdır?

XI – Sonuç:

.

I – Kur’anda Aklen ve Objektif Olarak İncelendiğinde Dünya Düz Değil, Yuvarlak Olarak Tasvir Edilmektedir;

Kuran’da Evrenin ve Dünyanın ŞekliDünya’nın şekli ile ilgili bir çok ayette bilgiler vardır. Naziat suresindeki ayet şöyledir:
Ve yeryüzünü de yayıp yuvarlattı. (79 Naziat Suresi, 30)

Burada “yayıp yuvarlama” anlamında çevrilen kelimenin Arapça karşılığı “Davn” dır. Bu kelimenin tefsirinde, kelimeyi detaylı bir şekilde inceleyen
Prof. Dr. Süleyman Ateş şöyle diyor:
“…Hasılı dahv döşemek, düzeltmek demek ise de sadece basit bir döşemek ve düzeltmek değil, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek anlamını verir ki bu ayetten Yeryüzünün yuvarlak yaratıldığı anlamı çıkar.” ( Yüce Kuran’ın Çağdaş Tefsiri, Süleyman Ateş, cilt 10, sy 308)
Ateş, yine tefsirinde “devekuşunun yumurtasına da “davn” kökünden türeyen “”dhiyn” dendiğini belirtmektedir.
“Dahv” kelimesinde ve bu kelimenin kökünden türeyen kelimelerde yuvarlaklık anlamı olmasına karşın bazı çevirmenler yeryüzünün yuvarlaklığını algılamaktaki zorlukları sebebiyle ayeti sadece yeryüzünün düzenlenmesi olarak algılamışlar, yazı ve çevirilerinde bunu yansıtmışlardır. Oysa Dünya’nın şekli gerçekten de “dahv” kelimesinin ifade ettiği yuvarlaklığa, yumurta biçimine, devekuşu yumurtası şekline benzemektedir. Dünyamız aynı devekuşu yumurtası gibi geoittir.

Dünya’nın yuvarlak yapısına işaret eden bir diğer ayet ise şöyledir:
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor… (39 Zümer Suresi, 5)

Bu ayette sarıp örtme olarak çevrilen kelimenin karşılığı “tekvir” dir. Bu kelimeyi yine Süleyman Ateş tefsirinde şöyle açıklamaktadır:
“Tekvir ip yumağı gibi bir şeyi birbiri üstüne dolamaktır. “Allah geceyi gündüzün üzerine dolar, gündüzü de gecenin üstüne dolar” cümlesi, gayet açık olarak Dünya’nın yuvarlaklığını ve ekseni çevresinde döndüğünü gösterir. Çünkü dolama ve sarma işi yumak gibi top gibi şeylerin üzerinde olur.” (Yüce Kuran’ın çağdaş tefsiri, Süleyman Ateş, cilt 7, sy 528)

Rad Suresindeki bir ayette ise Dünya’nın şekli hakkında başka bir detay bildirilmektedir. Ayet şöyledir:
Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Yeryüzü’ne yönelip onu uçlarından eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. O’nun hükmünü iptal edebilecek olan yoktur. O hesabı çok çabuk görendir. (13 Rad Suresi, 41)

Burada dikkat edilmesi gereken nokta “ yeryüzünün uçlarından eksilmesi” ifadesidir. Bu ayeti tefsir eden din alimleri farklı şekillerde yorumlamaya çalışalar da, Dünya hakkında bilgimiz arttıkça anlatılmak istenen gerçek daha iyi kavranmıştır.
Küremsi bir yapısı olan Dünya kutuplardan geçen bir eksen etrafında dönmektedir. Bu dönme esnasında dünyanın ekseninin geçtiği kutuplar bölgesinden eksilmekte yani basıklaşmakta ve ekvator bölgesinden genişlemektedir.
Dünyanın bu şekli ancak son yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarla anlaşılırken, tüm Evrenin yaratıcısı Yüce Allah bu bilgiyi bizlere yüzlerce yıl önce Kuran’da bildirmiştir.
Dünya’nın yuvarlaklığını ortaya koyan bir başka ayet ise yine şöyledir:

Ey cinler ve insanlar topluluğu! Göklerin ve yeryüzünün çaplarını aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa aşıp geçin. Ancak üstün bir güçle geçebilirsiniz.(55 Rahman Suresi, 33)

Bu ayette çaplar olarak çevrilen kelimenin Arapça karşılığı “aktar”dır. Çap kelimesinin çoğuludur. Görüldüğü gibi burada Dünya’nın bir çapının olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu ayetten de dünyanın yuvarlak yapısı anlaşılmaktadır.
Rahman suresindeki bu ayette dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, atmosferin ve evrenin de çapından söz edilmiş olmasıdır.

O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (arapçada kubbemsi anlamında) bir tavan yaptı. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah’a şirk koşmayın.(bakara/22)

Gök ve gökler kelimesi Kuran’da hem atmosfer için hem de tüm evren için kullanılmaktadır. Dünyamızı çevreleyen atmosfer de dünyamızın şeklini aldığı için yuvarlaktır ve çapı vardır. Ayette atmosferin bu yapısına da bu şekilde dikkat çekilmiş olur.
Tüm Evren için de benzer bir durum söz konusudur. Bilindiği gibi Evren big bang adı verilen büyük bir patlamanın sonunda oluşmuştur. Bu patlama sonucunda genişlemeye başlamış ve halen genişlemeye devam etmektedir. Bilim adamları yaptıkları çalışmalarda Evrenin küre şeklinde olduğunu ve bir çapının olduğunu ortaya koymuşlardır. Astronomların yaptıkları hesaplamalara göre, giderek genişleyen uzayın uçtan uca 156 milyar ışık yılı büyüklüğünde olduğu anlaşılmaktadır.

20. yüzyıla kadar özellikle materyalist dünya görüşünün de etkisiyle Evrenin sonsuz olduğu fikri bilim dünyasında hakim olan bir görüştü. Fakat yapılan araştırmalar ve bilimsel keşifler sonucunda bunun doğru olmadığı ve evrenin bir sonu olduğu anlaşıldı. Bugün modern bilimsel imkanlar ve çalışmalar sonucunda ulaşılan bu bilgiyi biz Kuran’da bulabiliyoruz.
Ayette dikkat çeken bir diğer nokta ise göğün çaplarından geçilmesi ile ilgili bilgidir. Burada göğün çaplarından geçilmesinin zorluğu vurgulanmış fakat bunun imkansız olduğu söylenmemiştir. Aksine bir güç ile geçilebileceği bildirilmiştir. Nitekim yapılan uzay çalışmaları sonucunda, roket motorlarla güçlendirilmiş uzay gemileri vasıtasıyla atmosferin dışına çıkmak mümkün olmuştur.
Kuran günümüzden 14 asır önce işte bu olayı bizlere bildirmekte ve insanların bir güç vasıtasıyla atmosferin dışına geçebileceğini vurgulamaktadır.

(Kaynak: http://ateistplatform.org/forum/viewtopic.php?f=4&t=228)

 

.

IV – Kur’an’da Dünya Kesinlikle Düz Olamaz;

Dünya Düz Olamaz!


Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: “Ey Zulkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın (Kehf 86)

Ayette geçen ve “Kara bir balçık” diye tercüme edilen “aynin hamietin” tamlaması farklı iki okunuşa göre “siyah balçıklı göze, sıcak göze” anlamlarına gelir. Her iki kıraat da güneşin batışı esnasında okyanusta meydana gelen manzarayı tasvir eder. Okyanusta, güneşin battığı yerde ya siyah balçıklı bir göze veya buharlaşmakta olan bir sıcak su gözesi görünümü meydana gelmektedir. Bu iki mânayı birleştire­rek, “güneşi siyah balçıklı bir sıcak su gözesine batıyor gibi gördü” şeklinde bir mâna vermek de mümkündür.

Allah (c.c.), Zulkarneyn’i yeryüzünde güç, kuvvet, ilim, irfan ve her türlü maddî ve manevî imkâna sahip bir lider kıldı. Bu imkânlar sayesinde dilediğini el­de edebiliyor ve dilediğini yapabiliyordu. O, bu imkânları Allah yolunda kullan­mak üzere cihad ve futuhata çıktı. Tefsirlerde nakledildiğine göre Zulkarneyn, ba­tıda Atlas Okyanusu’na veya Karadeniz’e kadar gitti. Orada güneşin deniz ufkun­da batışını seyretti. Güneş, sislerle kaplı deniz ufkunda, sanki balçıklı bir su göze­sine veya sıcak su gözesine gömülür gibi batıyordu. Kur’an burada coğrafî ve kozmografik bilgi vermemiş, bakanın ufukta gördüğünü tasvir etmiştir.

Tefsircilerin kanaatine göre Zulkarneyn’in sahilde karşılaştığı kavim inkarcı bir topluluk idi. O yüzden Allah Teâlâ ; O’nu, bu kavmi cezalandırmak veya eğitmek ve böylece iyilikle yola getirmek arasında serbest bıraktı. 

Zulkarneyn batıda işlerini bitirdikten sonra doğunun yolunu tuttu. Neticede, muhtemelen Afrika’nın veya Asya’nın doğu kıyılarına, Hint Okyanusu’ııa, yahut Hazar denizine ulaştı. Âyetlerin akışından anlaşıldığına göre burada mede­nî hayat gelişmemişti. Zulkameyn’in karşılaştığı insanlar, medeniyetten uzak ol­duklarından, güneşin sıcağına ve yağmura karşı korunmak için ne elbise dikip giy­mesini biliyorlardı ne de barınabilecekleri evleri vardı, topraklarında güneşe karşı koruyabilecek bitki örtüsü de bulunmuyordu. 

Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere dünyanın düz olduğu gibi bir ifade olmadığı gibi böyle bir mana da çıkarılamamaktadır. Aksine Kur’an-ı Kerim’de dünyanın yuvarlak olduğu ifade edilmiştir.


Yine Aynı ayetetin tefsirini İmam Kurtubi şöyle vermiştir:
Nihayet güneşin doğduğu yere vardığı zaman” buyruğunda geçen;” “Doğduğu yer” kelimesini Mucahid ve İbn Muhaysin “mim” ile “lam” harfini üstün ile okumuşlardır, “Gü­neş ve yıldızlar doğdu, doğmak, doğuş” denilir.
“Lam” harfinin üstün ve esreli okunuşu aynı zamanda güneşin doğuş yeri anlamına da gelir. Bu açık­lamaları el-Cevherî yapmıştır.
Yani o, sonunda kendileri ile güneşin doğuş yeri arasında insan diye kim­selerin bulunmadığı bir kavmin bulunduğu yere vardı. Güneş ise bunun öte­sinde oldukça uzak bir yerde doğuyordu. İşte yüce Allah’ın: “…Bir kavmin üzerine doğduğunu gördü” buyruğunun anlamı budur.

Güneşin battığı yerde bulunanlar ise Cabers ahalisidir. Bu iki şehirden her birisinin onbin kapısı ve her bir kapısı arasında bir fersahlık mesafe vardır. Cabelk’in ötesinde başka ummetler de vardır. Bunlar ise Tâfîl ve Târis’dirler.
(İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 11/111-120 Kehf 85 tefsiri)




Fahruddin Er-Râzi ; Ra’d 3 ayetinin tefsirinden:

Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O’dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır.” (Ra’d 3)

Yerin Küre Şeklinde Olması

3) Bazı kimseler şöyle demişlerdir. “Yer yuvarlaktı. Onun uzayıp yayılması. Mekke’den, Kabe’nin affından itibaren olmuştur. Böylece dünya şöyle şöyle yayılmıştır.”