İnsanların Durdurmayı Başaramadığı Bilgi Dünyasındaki Hızlı Gelişme;

I – Gelişen Teknoloji Sayesinde Artık Yavaş Yavaş “İşinde Profosyonellere” Daha Az İhtiyaç Kalması, Örneğin Böbrek Taşı Gibi Hastalıklarda İnternet Dünyasının Doktorlardan Daha Kesin Çözümler Sunması

II – Ben İngilizce Öğrenmiyorum, Neden Başkasının Dilini Kabul Edeyim Egosuna Rağmen Tüm Dünyanın Ortak Konuştuğu Dil Sayesinde Herkesin Dünyadaki Olaylardan Haberi Olması;

III – Düşüncelerini Yaymak Yada Paylaşmak İçin Artık İmkan Sahibi Olma Zorunluluğunun Olmaması ve Herşeyden Anında Haberinizin Olması

IV – Sınıf Sisteminn Kalkması, Artık Basit Yöntemlerle Bile, Örneğin “Osuruk Sesi” Programını Satarak Milyoner Olabilme Şansının Varolması,

V – Gelişen Teknolojinin Bize Sadece Piyasadaki Ünlülerin Değil, Milyonlarca İnsanın Gerçekten Çok Yetenekli Olduğunu İspat Etmesi

VI – İnsanların Önüne Geçemedikleri Dezavantajları: İnternet Sayesinde Çocukların Ergenliğe Girmeden Cinsellikle Tanışmaları,

VII – Ayaklanmayı Çok Hızlı Yükseltmesi, Yalan Haber ile İnsanların Kolaylıkla Galyana Getirebilmesi;

 

I – Gelişen Teknoloji Sayesinde Artık Yavaş Yavaş “İşinde Profosyonellere” Daha Az İhtiyaç Kalması, Örneğin Böbrek Taşı Gibi Hastalıklarda İnternet Dünyasının Doktorlardan Daha Kesin Çözümler Sunması

Hastalık: Böbrek Taşı.

Etkileri;

“o acıyı ben yaşadım cidden tarif edilemez bir duyguydu
hastaneye gitmek için yerimden kımıldayamadım ambulans geldi ordaki doktor böbrek taşı düşürüyosun dedi birtane iğne vurdu yarım saat sonra kendime gelebildim teyzemlerde misafirlikteydik komşuları biri doğum yapıyo sanmış çığlıkları duyunca o derece yani :kedi:

sadece şu kadarını söyleyeyim bir gece aniden omuz ve sırt ağrısıyla uyanıp buz gibi terlersen hafif miğden bulanıyorsa ve nefes alırken karnına böbreklerine kramplar girerse bilki geliyor taş hiç bekledemen doğru hastaneye git iğneni vurdur canım :sinifsinif:

amacım seni korkutmak değil ama ciddi anlamda hayatımda yaşadığım en büyük acıydı bu acı”

 

Böbrek Taşı Probleminde Doktorun Tavsiyesi;

1 – Bol su iç.

2 – Sürekli Zıpla Hareket Et,

3 – Urocit-K Tablet Kullan;

 

Urocit-K Tablet Yan Etkileri Nedir?

UROCIT-K 5 mEq taba rengi ila açık sarı renkli, wax matrix kontrollü salım tablettir. 540 mg

potasyum sitrat ihtiva eder. Potasyum sitrat, böbreklerde ürik asit ve kalsiyum taşları oluşumunu

önleme tedavisinde kullanılır.

UROCIT-K’yı aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ

UROCIT-K, kandaki potasyum düzeylerinde ek bir artışa neden olarak kalbin durmasına yol açabilir. Bu nedenle, eğer daha önceden potasyum düzeyleriniz yüksekse veya buna yatkınlığınız varsa, bu ilacı kullanmayınız. Böyle bir durum varsa doktorunuza bu durumu söyleyiniz. Yüksek potasyum düzeyi yatkınlığına neden olabilecek koşullar arasında şunlar bulunur: kronik böbrek yetmezliği, kontrol edilmeyen şeker hastalığı, akut su kaybı, koşulları uygun olmayan bireylerin ağır fiziksel egzersiz yapmaları durumu, böbrek üstü bezi yetersizliği, ağır doku hasarı veya potasyum tutan (triamteren, spironolakton veya amilorid gibi) ilaçların kullanılması.

Tüm ilaçlar gibi UROCIT -K’nın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir. Aşağıdakilerden biri olursa, UROCIT-K’yı kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:

Bu ilacı kullanırken şiddetli kusma, karın ağrısı veya mide-barsak kanaması olursa UROCITK’yı derhal kesiniz ve doktorunuza başvurunuz. Bu belirtiler barsak delinmesi veya tıkanmasını gösterebilir. Acil tıbbi müdahale veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir. Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür. Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:

• Ağız, yüz, dudak ve dilde şişme

• Nefes darlığı

• Kaşıntı

• Ciltte kızarıklık

Eğer bu belirtiler sizde varsa UROCIT-K’ya ciddi allerjiniz var demektir.

Bu ilacının kullanılması sırasında olağandışı bir durum nedeni ile bir endişeniz olursa durumu hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastaneye başvurunuz.

Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, doktorunuza söyleyiniz:

UROCIT-K tedavisi sırasında karın ağrısı, kusma, diyare, yavaş barsak hareketleri ve bulantı gibi mide-barsak şikayetleri görülebilir. Bu durumlar, mide-barsak kanalının tahrişine bağlıdır, dozun azaltılması ile veya tabletlerin yemekle birlikte alınması ile azaltılabilir. Dışkıda bozulmamış matriksle karşılaşılabilir. Bu normal bir durumdur. Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız, doktorunuzu ya da eczacınızı bilgilendiriniz.

http://www.ilacpedia.com/kt/urocit-k-5-meq-kontrollu-salim-tablet-kullanma-talimati

 

Doktorlara Göre Sonuç: 

Doktorlara göre böbrek taşını birkaç hafta sürekli acı çekerek düşürmen gerekiyor. Verilen ilaç ise sizi öldürebilir, yada ağır hasar verebilir.

 

İnternet Üzerindeki Özet Tavsiyler; 

+Ayaklarınızı sıcak tutun sancı başladıgında saf zeytinyagı için yarım çay bardagı buda
düşmesini kolaylaştırıyor

——————–
+TATLI ELMA YAĞI:)sabahları aç karnına küçük bir fincana 7 minik damla damlatıp iciyorsunuz.
hayır olur mu hiç,zaten şişesi minnacık çok küçük bi şişesi var fiyatı da 7,5 Lira.sancın
olduğu zaman sabahları açkarnına küçük kahve fincanına su koy,(ama ağzına kadar su ile
doldurma)sonra elmayağından 7 damla damlat fincana.ve tek dikişte bitir.çünkü küçük
yudumladığında acı tat hissediyorsun:)

——————- girabolu / Gilaburu

+herkese geçmiş olsun bende 7 ayda bir taş düşürüyorum:( ailemde oldugu için genetik en son
çareyi aktardan aldıgımız gilabaru nektarında bulduk böbrek taşlarını eritiyomuş ve benm
taşım 1 cm di 10 günde taşı eritti mısır püskülü kaynattık oda cok ii geliyor bide iğdeyi
kaynattık suyunu içtim oda iyi geldi allahım herkeze şifa versin cok kötü bir ağrı tarif
edilmez uyutmuyor idrarımı bile yapamıyodum keşke bi daha olmasa 🙁

——————–
+öncelikle geçmiş olsun canım.Bende geçen yaz böbrek sancısı çektim bir yaz boyunca acilde
geçirdim,devamlı iğne ve serum yedim.Birgün bir arkadaşım bana gilebolu diye kayseri
yöresinde yetişen bir btkiden bahseti bende araştırıp buldum.Meyve suyu şeklinde satılıyor
aktarlarda.ayrıca nettede bulabilirsin.Ben 8 şişe içtim çok şükür ne ağrım kaldı ne
sızım.Gilebolu taşı eritiyormuş ama mutlaka 8 şişe içmen gerek sabahları aç karnına yarım
çay bardağı.

——————

+Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu böbrek taşı düşürücü çay tarifi

1 su bardağı kadar klorsuz suyu kaynatınız. Kaynamaya başlayan klorsuz su içerisine 1 tatlı
kaşığı kurutulmuş avokado yaprağı atınız ve 8 dakika boyunca hafif ateşte kaynatınız. 8
dakika boyunca kısık ateşte demlenen kürü, soğumasını beklemeden, süzünüz. Ilıtıldıktan
sonra akşam yemeklerinden 2 saat sonra içiniz.

Bu böbrek taşı dökme kürü 5 gün hazırlanıp uygulanır ve 5. günden sonra 3 günlük ara
verilir. İçine kesinlikle başka maddeler ilave edilmemelidir. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bu
böberek düşürücü kürün en fazla 20 gün uygulanabileceğini (her 5 günde bir 3 gün ara
vererek) ve eğer kür tekrar uygulanmak isteniyorsa 20 gün uygulamadan sonra mutlaka 20 gün
beklenmesi, yani ara verilmesi gerektiğini söylüyor.

—————-

+””Böbrek Taşı ve Kemik Erimesi ıçin ılaç

Malzeme 3 adet ”günlük” yumurta (günlük yumurta olması çok önemli),
1 kilo limon
Hazırlanışı
Hazırlamaya akşam üzeri başlanacak, öncelikle yumurtalar yıkacak ve ellenmeden kendi halinde
kurumaya bırakılacak daha sonra bir kaba konacak ve üzerine limonlar sıkılacak (kab çok
büyük olmasın, limon suyunun yumurtaların üzerini örtmesi lazım) daha sonra gece, sabaha
kadar ayazda (dışarıda) bırakılacak, sabah kaldığınızda yumurta kabuklarının erimiş olduğunu
göreceksiniz
Kullanımı ılk sabah bir kahve fincanı, diğer sabahlar birer çay bardağı içilecek taşı
düşürene kadar devam etmelisiniz.””

Bu tarifi geçenlerde nette dolanırken bulup kopyalamıştım, işinize yarayabilir.

http://www.kadinlarkulubu.com/archive/t-339193.html

 

II – Ben İngilizce Öğrenmiyorum, Neden Başkasının Dilini Kabul Edeyim Egosuna Rağmen Tüm Dünyanın Ortak Konuştuğu Dil Sayesinde Herkesin Dünyadaki Olaylardan Haberi Olması;

‘İngilizce küresel bir dildir’ söylemi son yıllarda sıkça telaffuz edilmekte.Hayatımızda çok açık seçik olarak yaşadığımız bu cümle yazıya döküldüğünde bizlere yabancı gelmiyor ya da ‘hayır,İngilizce küresel bir dil değil’ demiyoruz.İngilizce istisnasız küresel bir dil.

Televizyon ve radyoda olduğu gibi bir düğmeyle giriyor hayatımıza ya da buzdolabı ve çamaşır makinasını çalıştırırken çıkıyor karşımıza.Hiç duymak istemesek pencereyi açtığımızda sokaktaki müzikte karşılaşıyoruz onunla ya da çocukların Pokemon oyunlarında.

Tüm dünya milletlerinin hayatına bu kadar yoğunlukta girdikten sonra, son yıllarda İngilizce’nin  nasıl küresel bir dil haline geldiği ve gelecekte İngilizce’nin durumunun ne olacağı soruları araştırılmaya başlandı.Biz İngilizce öğretmenlerini en çok ilgilendiren ise Kachru(1992)’nun deyimiyle ‘Dünya İngilizceleri’nin varlığı  ve bu bağlamda nasıl bir İngilizce öğretimi yapılacağı sorusuydu.

Kachru’nun ‘Dünya İngilizceleri ve Öğretimi’ hakkındaki görüşlerine ve biz İngilizce öğretmenleri küreselleşen dünyada Türkiye koşullarında nasıl bir yabancı dil eğitimi oluşturabiliriz sorusuna değinmeden önce Crystal(1997),Tarık Ali(2002) ve Huntington(1993) dikkate alınarak nasıl bir küreselleşme sürecinden geçtiğimize ve  İngilizce’nin nasıl küresel bir dil haline geldiğine değinelim.

2.Küresel Bir Dil Nasıl Yaratılır?

Crystal(1997)’e göre herhangi bir dilin küreselleşmesi o dili konuşanların sayısıyla orantılı değildir.Bir dilin dünya dili haline gelmesinin başlıca iki sebebi vardır ki bunlardan ilki diğerinden daha önemlidir;politik ve dolayısıyla askeri güç ile ekonomik güç.İngilizce’nin dünya dili olması da bu iki etkenle açıklanabilir;İngilizce uzun zamandır doğru yerde ve doğru zamanda sahneye çıkmıştır.

İngilizce’nin gelişiminin temellerine baktığımızda iki önemli noktayla karşılaşırız: Siyasal gelişmeler ve bilgiye ulaşım.Siyasal gelişmelerin 19.yy.da iyice belirginleştiği dikkate alınırsa ,aynı yüzyılda birçok kişinin ‘Niçin Dünya Dili Olarak İngilizce?’sorusuna Britanya İmparatorluğu’nun büyümesini işaret ederek kolaylıkla cevap verebilmesi anlaşılabilir.Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’ndan sonra gücünü yitiren Britanya İmparatorluğu’nun görevini devralacak olan ABD’nin dilinin de İngilizce olması bu dilin kullanımını ve yayılımını hızlandırmıştır(Crystal,1997-9,15).

İngilizce’nin kullanımını arttıran diğer bir tarihsel süreç ise Endüstri Devrimi’dir .19 yy. başlarında Britanya,endüstri ve ticaret alanlarında dünyanın en önde gelen ülkesidir.1700 yılında 5 milyon civarında olan Britanya nüfusu,1800’de ikiye katlanır ve bu yüzyıl boyunca hiçbir ülke Britanya’nın ekonomik büyümesiyle boy ölçüşemez. Endüstri Devrimi’nin birçok icadı İngiliz kökenlidir ve 1800 yılında tekstil ve madencilik alanlarında dünya lideri olan İngiliz firmalar dış dünyaya açılırlar.Bu da Britanya’ya ‘dünyanın atölyesi’(workshop of the world) ünvanını getirir.Bu başarıların dilbilimsel sonuçları kendini çok geçmeden gösterir.Teknolojik ve bilimsel yeni gelişmelerle birlikte yeni terimler doğar ve İngilizce’ye binlerce yeni kelime katılır.Fakat bundan da önemlisi bu gelişmeler diğer ülkelere de ulaşır ve bunları takip etmek isteyen yabancıların İngilizce öğrenmesi gibi bir zorunluluk doğar.İngiltere’deki bu gelişimler, kıtadaki birçok bilim adamının İngiltere’ye gelmesine ve çalışmalarını burada sürdürmesine de yol açar.Yüzyılın sonuna doğru İngiltere’deki gelişmeler Amerika’ya da sıçrar ve II.Dünya Savaşı sonrası yıpranan İngiltere’nin yerini 20.yy.da Amerika doldurur.Bilgiye ulaşımın ise tek bir dili vardır:İngilizce(Crystal,1997-20,45).

19.yy. başları uluslararası bankacılığın da gelişim gösterdiği yıllardır ve endüstriyel anlamda gelişmiş devletlerin bankacılıkta da gelişim göstermeleri doğaldır. Almanya,İngiltere ve ABD bu konuda başı çekerler.Bu gelişmeyle birlikte özellikle gelişmekte olan ülkeler için yabancı dil öğrenimi yeni bir anlam kazanır:Paraya ulaşım (Crystal, 1997-45).

İngilizce,bu tarihsel gelişmelerin sonucunda uluslararası ilişkiler,medya,(reklamcılık, radyo yayınları,filmler,pop müzik) eğitim,uluslararası taşıma,uluslararası güvenlik ve iletişim

yoluyla yayılır.Uluslararası ilişkilerde İngilizce kullanılır,çünkü bir ‘lingua franca’ gereklidir. NATO,UNESCO,UN gibi kurumların varlığı bir iletişim dilini gerektirir.Bilimsel,sanatsal ya da politik toplantılarda dünyanın her yerinden gelen katılımcıların ortak bir dil varlığının pratikliğine ihtiyaçları vardır.Son yıllarda özellikle Avrupa’da İngilizce yanında diğer diller de iletişim dili olarak kullanılmaya çalışılsa da İngilizce’nin tüm dünyada bir ‘lingua franca’-iletişim dili- olduğu gerçeği yadsınamaz.

İngilizce’nin kullanım yayılımında bir diğer kültürel etken de medyadır. İngilizce, yaklaşık 400 yıldır basında kullanılmaktadır.17.yy’ın ilk yıllarında Avrupa’lı devletler gazeteler çıkarmaya başlamışlardır ve bu alanda da İngiltere başı çekmektedir.İngilizce’ye basında verilen değer yeni teknolojik haber alma gelişmeleriyle artmıştır;örneğin Reuters 1851 yılında Londra’da bir uluslararası haber alma ajansı kurmuştur.Medyada İngilizce kullanımı sadece basınla sınırlı değildir.19.yy.sonlarında ABD’de gelişen reklamcılık ve radyo yayıncılığı diğer etkenlerdendir.Radyo dalgaları sayesinde İngilizce dünyanın dört bir yanına yayılmış ve bölgesel yayıncılığa çok az olanak tanımıştır(Crystal,1997-47,62).

Sinema medyanın diğer bir alanıdır.19. yy.da Avrupa ve Amerika’da gelişmeye başlayan sinema teknolojisi I.Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’ya kaymış,1915 yılında Hollywood film endüstrisinin kurulması diğer devletlere ve dillere sinema alanında tüm yolları tıkamıştır.1996 BFI Televizyon ve Film Elkitabı’na göre dünya film endüstrisinin %80’i İngilizce’dir.Oskar törenleri her zaman İngilizce olduğu gibi Avrupa’da yapılan Cannes Film Festivali’nde verilen ödüllerin yarısından fazlası İngilizce-filmlere verilmektedir.

Sinemayla birlikte evlerimize giren bir diğer İngilizce öğe de pop müziktir.Teknolojik gelişmelerin çoğu Amerika’da olduğundan bu teknolojiyle oluşan müzik de İngilizce’dir. Radyo programları ve en son teknolojiyle yapılan video kliplerle evlerimize giren müziğin yaşam felsefesinin,giyiminin,dilinin hayatımızda yer etmesi kaçınılmazdır (Crystal,1997-63).

Uluslar arası ulaşım ve güvenlikte kullanılan kısaltmalar yine İngilizce kökenlidir. Bilimsel araştırmalar çoğunlukla bu dilde yapıldığından ya da bu dile çevrildiğinden eğitimde de bilgiye erişmek amacıyla kullanılan dil İngilizce’dir. Ayrıca bilginin en kolay erişildiği ve iletişimin en yaygın olarak kullanıldığı internette ortak dil yine İngilizce kabul edilmektedir (Crystal,1997-64).

Crystal’ın  tüm bu gelişmeleri yazdığı ‘Küresel Bir Dil Olarak İngilizce-English as a Global Language(1997)’ adlı kitabında bahsettiği tarihsel olaylar ve bu olayların  kültürel sonuçları küresel bir dilin yaratılış aşamalarını belirler. Crystal(1997)’ın gösterdiği tarihsel ve kültürel gelişmeler, Tarık Ali’nin ‘Fundamentalizmler Çatışması(2002)’ adlı kitabında sıraladığı tarihsel olaylarla paralellik gösterir.İki yazar da 19.yy. dünyasında Britanya İmparatorluğu’nun kayıtsız şartsız egemenliğinden bahsederken bu dünya liderliğinin I. ve II.Dünya Savaşları’ndan sonra Amerika’ya geçtiğinde hemfikirdir.Crystal Amerika’nın yayılış aşamalarını tarihin doğal bir sonucu olarak kabul eder ve siyasal/askeri/ekonomik bakımlardan dünyada tek güç olan bu ülkenin dilinin ‘dünya dili’ olarak kullanılmasını yadırgamaz.

Tarık Ali, bu teknolojik ve kültürel gelişmelerin özellikle Güney-Batı Asya ve Ortadoğu ülkeleri üzerindeki etkileri üzerinde durur.Yazara göre Amerika’nın dünyanın tek gücü olarak ortaya çıkması doğal bir seyir izlemez,aksine bu yıllardır sistemli olarak uygulanan politikaların sonucudur.Bu bakış açısı biraz daha ileriye götürülürse İngilizce’nin dünya dili olarak doğması,gelişmesi ve yayılması bu politikalara bağlanabilir.

3.Nasıl Bir Küreselleşme?/Küresel Bir Dile İhtiyaç Var mı?

            Tarık Ali(2002)’ye göre dünya üzerinde güçler dengesi 90’lı yıllarda soğuk savaşın bitmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır.Artık Sovyet-ABD tartışması yoktur.Bu yüzden ABD  küresel jandarma rolünü sürdürmek amacıyla kendi elleriyle düşmanlar yaratmaya başlamıştır.Güçlenen bu müttefik/düşmanlarla birlikte küreselleşme ve varolma mücadelesi yeni bir boyut kazanır;fundamentalizmler çatışması.

Tarık Ali’nin ‘fundamentalizmler çatışması’ terimi aslında son yıllarda sıkça duyulan bir teze gönderme niteliğindedir: Huntington’un uygarlıklar çatışması düşüncesi. Huntington(1993), Uygarlıklar Çatışması tezinde soğuk savaş döneminin sona ermesinden sonra bugünkü dünyada insanlararası farklılıkların artık esas olarak kültürel olduğundan bahseder.Soğuk savaş dönemindeki üçlü bölünme(Batı-Sovyet-üçüncü Dünya) yerini dünyanın sekiz ana uygarlığın  bırakmıştır. Bu uygarlıklar: Batı,İslam, Hind,Sind  (çevresindeki ülkelerle birlikte Çin),Japon,Slav-Ortodoks,Latin-Amerika ve muhtemelen Afrika’dır. Dikkat çekilmek istenen husus ,Batı dışındaki uygarlıkların farklı olduğu ve ne kadar modernleşirlerse modernleşsinler bu farklılıklarını koruyacaklarıdır.Böylece Huntington,Batı uygarlığı ile insanlığın geri kalan kısmı arsında kesin bir ayrımcı çizgi çizmektedir (Kongar,2002-49,52).

Tarık Ali Huntington’ın bu tezinde başlıca iki sebepten dolayı yanıldığından bahseder. Birincisi,kendisinin son kitabında uzun uzun anlatmaya çalıştığı gibi İslam dünyasının bin yılı aşkın bir zamandan beri monolitik olmayışıdır.Senegalliler,Çinliler,Endonezyalılar,Araplar ve Güney Asya Müslümanları arasında toplumsal ve kültürel farklılıklar vardır.İkincisi ise,bu uygarlıkların, özellikle de tehlike olarak görülen İslam Uygarlığının yakın geçmişine bakıldığında bu uygarlığın Batı’nın ve Amerika’nın baskıcı rejimleriyle oluştuğudur.Dünyayı şekillendiren güç emperyalizmdir ve asıl çatışmayı dini bir dayanağı olmayan tamamen siyasal ve ekonomik nedenlerle oluşturulan ‘  fundamentalizmler çatışması’nda aramak gerekir(Tarık Ali,2002-247).

Bu noktadan bakıldığında Tarık Ali’ye göre küresel bir dilin varlığı kabul edilinemez denebilir.Bu konuda en kabul edinilebilir olanı Crystal’ ın açıklamasıdır.Crystal İngilizce’nin dünyanın dili olmasının o dili anadil olarak konuşanlar  açısından avantajları olduğuna değinir.Fakat bir dünya diline ya da diğer bir deyişle ‘lingua franca’ya da ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Bilgiye ulaşmak ve iletişimi sağlamak için şu an dünya da en yaygın olarak kullanılan dil İngilizce’dir.Bu noktada İngilizce öğrenmek bir gerekliliktir.Fakat iletişimin amacının tüm dünyayla etkileşime girmek olduğu düşünülürse özellikle sözel iletişimde Amerikalıların/İngilizlerin kullandığı  standart bir İngilizce kullanımının dayatılması gereksizdir(Crystal,1997-113).

5.Sonsöz

Neden İngilizce öğreniyoruz ve öğretiyoruz sorularına bu yazıyı hazırlarken yaşadığım iki olayı belirterek değinmek istiyorum.

Birincisini,kaynak arama aşamasında  yaşadım.İstanbul’daki tüm kütüphanelerde aradığım halde Kachru’nun‘Dünya İngilizceleri’ konusundaki yazılarına ulaşamadım.Ne yapsam diye düşünürken internette Kachru’nun adresini buldum ve eşi Yamashi Kachru ile mailleştim.Çok beklemem gerekmedi.İki saat içinde Kachru’nun aradığım makaleleri bilgisayarımdaydı.Bu olay dünyanın ‘küresel bir köy’ haline geldiği tezini doğrular nitelikte.Özellikle internet sayesinde dünyanın dört bir yanına ulaşabiliyoruz,değişik kültürden insanlarla etkileşime girebiliyoruz  ve bu iletişimde tek bir dil ön plana çıkıyor,İngilizce.İnternetteki kaynakların %90’ından fazlası İngilizce ve İngilizce olmayan sitelere girdiğinizde ‘bu yazının İngilizce’si de mevcuttur’ alt bilgisiyle karşılaşabiliyorsunuz.

İkincisini arkadaşlarımla sinemadayken yaşadım.Dantes’in ünlü romanı ‘Monte Kristo Kontu’ sinemaya uyarlanmıştı.Avrupa’lı dünyaca ünlü bir yazarın klasik niteliğindeki romanının Fransızca konuşulan bir adada Avrupa’lı oyuncularla dialogların İngilizce olduğu Holywood sponsorluğunda bir filme uyarlanması, İngilizce’nin dünya dili olduğunu bir kez daha kanıtlar nitelikteydi.Günümüzde edebiyat ve bilim alanlarında nerdeyse tüm eserler İngilizce yazılmakta ya da İngilizce bir nüshaları bulunmakta.

Yaşadığımız bunun gibi binlerce olay dikkate alındığında İngilizce öğrenmek ve öğretmek bir zorunluluk haline geliyor.Nasıl bir İngilizce öğretimi konusunda ise Kachru(1992)’nun önerileri savunulabilir.Öğrencilere İngilizce’nin dünya dili haline geldiği, birçok kültürde değişik kullanım şekillerinin olduğu anlatılıp,bu anlatılanlar otantik materyallerle desteklenirse işlevsel farkındalık  yaratılmış olur. Bu farkındalığı edinen öğrencilerin de öğrendikleri dili kullanırken kendilerini, bu dili anadil olarak kullananlara göre dezavantajlı hissetmeleri ve kendi kimliklerini,dillerini,dinlerini sorgulamaya başlamaları önlenmiş olur düşüncesindeyim.

Türk toplumu,yıllardır,yüzünü ya Kıble’ye çevirdi ya da Batı’ya.21.yy başlarında dünya hızla küçülürken,birçok kültürle etkileşim içine girebilme şansı doğarken yüzümüzü diğer milletlere de çevirme zamanı geldi sanırım.Yaşamımızın her alanını etkileyecek olan bu gerekliliğin,yabancı dil öğretim yöntemlerimizi de etkilemesi kaçınılmaz.Kültürler,diller arası farkındalığı yaratmak ve ‘Dünya İngilizcelerini’ öğretmek,bu yüzyılda biz,İngilizce öğretmenlerinin ana hedefi olmalıdır.

http://www.ingilish.com/kuresellesme-ingilizce.htm

 

III – Düşüncelerini Yaymak Yada Paylaşmak İçin Artık İmkan Sahibi Olma Zorunluluğunun Olmaması ve Herşeyden Anında Haberinizin Olması

Twitter’ın Yararları;

Twitter, bir sosyal ağ ve mikroblog sitesidir. Kullanıcılarına 140 karakterlik metinler yazma imkânı veren Twitter, çeşitli araçlarla daha etkin kullanılabilen bir sosyal paylaşım sitesidir..

2008’deki ABD seçimlerinde özellikle Barack Obama tarafından sıklıkla kullanılan Twitter dan Türkiye’deki son yerel seçimlerde de yararlanılmıştır. Ayrıca Twitter , sosyal medya’nın en popüler araçlarından biri olarak gösterilmektedir. Facebook gibi sosyal bir ortamdır.

2006 yılında Jack Dorsey tarafından geliştirilmesinden bu yana, Twitter dünya çapındaki popülaritesini gün geçtikçe arttırmış ve içerdiği uygulamaların programlama arayüzünün kısa mesaj gönderim ve alımı konusundaki olanaklarıyla internet dünyasının SMS(Kısa Mesaj)’i olarak anılmaya başlamıştır. Twitter’ın üç yılı bile bulmayan bir geçmişe sahip Mart 2006’da, San Fransisco’da prototip olarak iki haftalığına ortaya çıkan Twitter’ın resmi başlangıcı Ağustos 2006’ya denk geliyor. Bu başlangıcın şirket haline gelmesinin Mayıs 2007’de gerçekleştiğini belirtirsek geldiği noktayla başarı kelimelerinin ne kadar örtüştüğü ortaya çıkıyor.

Twitter’ın yaygınlaşmasıyla birlikte Tweet’lemek kavramı da teknoloji jargonundaki yerini aldı. Twitter, son bir yılda yüzde 1000’in üzerinde büyüdü. Kişiler, haber kanalları, büyük kurumsal şirketler, kampanya düzenleyenler, politikacılar; yani aklınıza gelebilecek hemen her kişi ve kurum açtığı Twitter hesabıyla kendisi hakkındaki gelişmeleri paylaşıyor. Pegasus ve Türk Hava Yolları’nın Twitter üzerindeki rekabeti yoğun bir şekilde devam ediyor. Galatasaray’ın Twitter kullanan ilk spor kulübü.

İşin mantığı oldukça basit aslında. O an başınıza gelen bir olay, duyurmak istediğiniz bir haber, düzenlenen bir kampanya, firmanız hakkındaki bir gelişme, seçim kampanyanızdaysanız katıldığınız miting ya da çıkacağınız televizyon kanalını duyurmak gibi aklınıza gelebilecek hemen her şeyi Twitter üzerinden takipçilerinize duyurabilirsiniz. Tek bir şartla, mesaj başına 140 karakter sınırınız var.

Temel olarak Twitter “Şu anda ne yapıyorsunuz?” sorusunu baz alıp kullanıcılara kolay kullanılabilir bir mobil ve internet uygulaması sunuyor. Asıl gücünü dilediğiniz yerden cep telefonu ile SMS göndererek güncelleme yapılabilmesinden alıyor.

 

Twitter’a bir platform olarak bakarsak hemen göze çarpan özellikleri mobil erişim sağlaması, bir çok kişiye bir anda erişimin hızı, geniş kullanıcı kitlesi, kullanım kolaylığı ve düşük ya da sıfır kullanım maliyeti. Bu özellikler duyurular, anında haber takibi gibi kullanımlar için de önemli özellikler. Aynı zamanda yukarıda bahsettiğim sorunun kapsamında düşündüğümüzde de bir markanın kendini tanıtımı için de bulunmaz bir fırsat.

Diğer kullanıcıları takip edebilmek için onları arayarak bulabilirsiniz veya onların verdikleri adreslere girip üye olduktan sonra resimlerinin altında yer alan “Follow” linkine tıklayarak onları takip etmeye başlayabilirsiniz.

Ayrıca “Şu an Taksim`deyim” yazan bir arkadaşınıza eğer sizde Taksim`deyseniz arayıp görüşebilirsiniz. Twitter`ın cep telefonları üzerinden de kullanılabildiğini düşünürsek, sosyalleşmek ve arkadaşlarınızı takip edebilmek için mükemmel bir araç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Twitter’ın en güzel yanlarından biri de web sitenize kolayca o anki durumunuzu gösteren kutucuklar ekleyebilmeniz. Böylece herhangi bir fazladan uğraş vermeden sitenizde o anki durumunuzu iletebilirsiniz.

Hayranı olduğunuz ünlüleri de takip edebilmeniz mümkün. Yurtdışında Twitter aktif bir biçimde kullanan ünlülerin başında Shaquille O`neal ve Ashton Kutcher geliyor. Türkiye’de ise bu furyaya ilk katılan isimler Sertab Erener ve Demir Demirkan oluyor. Hayranı olduğunuz kişileri de takip edebilmek bu sayede mümkün oluyor.

Twitter Kullananları Bulmak

Eğer düzenli takip ettiğiniz bloglar varsa blog sahipleri beni Twitter’dan takip edin, adresim şu diyebilir. Aynı şekilde takip ettiğiniz haber sitelerini de eklemeniz mümkün. Yurt dışındaki haber sitelerinin çoğu bu sistemi kullanırken Türkiye’dekilerden ntvmsnbc.com ve yenisafak.com.tr gözümüze çarpanlar arasında yer alıyor. Twitter kullanıcılarını bulmanın tek yolu sağda solda logosunu, bilgisini görmek yoluyla değil elbet. Sitenin üst tarafında görebileceğiniz Find People linki işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Burada Find on Twitter sekmesi isim aratmanızı sağlarken, hemen yanındaki Find on other networks bölümü, Gmail, Hotmail, Yahoo gibi servislerdeki adres listenize davet gönderebilmenizi sağlıyor. Dilerseniz Invite by email seçeneğiyle arkadaşlarınızın e-posta adresini yazarak davet gönderebilirsiniz. Son seçenek olan Suggested Users ise o an için önerilen Twitter hesaplarını listeliyor. Daha ayrıntılı arama yapmak isterseniz search.twitter.com adresi sizleri bekliyor.

Twitter’a Mesaj Göndermek

Yazı yazmayı biliyorsanız Twitterı kullanamamanız için bir sebep yok. Tek yapmanız gereken sayfanın üst tarafındaki boş alana 140 karakteri geçmeyen mesajı yazmak ve alttaki update butonuna tıklamak, hepsi bu. Dilerseniz cep telefonunuzdan da m.twitter.com’u ziyaret edip güncelleme yapabiliyorsunuz. Böylece örneğin trafikte ilerlerken karşılaştığınız bir kazayı bildirip diğer Twitter kullanıcılarının bölgeden geçerken dikkatli olmasını sağlayarak sosyal hizmet kategorisinde bir iş bile yapabilirsiniz.

Twitter’a mesaj göndermenin farklı etkileri de oluyor. Gündemi takip edenler Hudson nehrine iniş yapan pilotu ve uçak kazasının televizyonlar dahil tüm haber kanallarından önce ilk Twitterda yankılandığını, kullanıcıların iniş sonrasında; “uçağımız nehre indi, herkes iyi” açıklamaları ile olayı görenlerin; “az önce binanın önünden bir uçak geçti” mesajlarını anımsayacaktır.

Twitter’ı Blogunuza Ekleyin

Twitter, kullanıcılarına kendi hesaplarını bloglarına ya da sitelerine ekleme olanağı da sunuyor. Açacağınız ufak bir bölümle yazdığınız mesajları ve gelen yanıtları otomatik olarak yayınlamanız mümkün. Eğer blog hizmetini Blogger üzerinden alıyorsanız hazır şablonu kullanabilir veya sadece kodları alıp yerleştirerek mevcut tasarımınızı bozmadan yayını gerçekleştirebilirsiniz.

Twitter’daki paylaşımlarınızı otomatik olarak blogunuzda yayınlayabilirsiniz.

Kodları almak için öncelikle Twitter sayfanızın en altındaki Apps linkine tıklayın. Burada birazdan bazılarına değineceğimiz yardımcı uygulamalarla kodları alabileceğiniz Widgets seçeneklerini göreceksiniz. Blogumuza ekleyeceğimiz için biz Widgets’ı tercih edelim. Açılan sayfada myspace, blogger, facebook, TypePad ve Other seçeneklerini göreceksiniz.

Twitter Nedir? SEO’ya Nasıl faydası olur?

Twitter, internet pazarı için istikrarlı bir kaynak olarak kanıtlanmıştır. Inbound linkler kendi web sitenize dışardan gelen tek yönlü linklerdir. Bu linklerden almanın en iyi yolu, başkalarının isteyerek kendi sitelerinde paylaşmalarıdır. Twitterbacklinkleri sağlamak için tasarlanmıştır. Aslında görünüşte Twitter`dan, profilinize listelenen bir backlink almış gibi olursunuz.

Twitter`ın üçüncü büyük sosyal medya sitesi olduğu ve altı milyon kullanıcısı olduğu düşünülürse, herhangi bir pazarlama stratejisinde yayın potansiyelini genişletmesi için Twitter`dan yararlanılması kaçınılmazdır.

Backlinkleri sağlamak için tam anlamıyla değerlendirilmiş neredeyse limitsiz potansiyele sahiptir. Sonucu belirtecek önemde olan, kapsamlı takip kurulumunun zaman alacağıdır. Takip etmeye başlamak için kategorilerden ve gruplardan faydalanmalısınız. Gelişime devam etmek için düzenli olarak “tweet” lemeli ve alakalı bilgileri sağlamalısınız. Zamanla geniş takipçi grupları oluşturmak mümkündür. Kaliteli takipçiler istiyorsanız – ürün ve servislerinizle gerçekten ilgilenen 100 takipçinin olması, rastgele ne yaptığını bilmeyen 1000 takipçinin olmasından daha iyidir. Dikkat çekmek için yaratıcı “tweet” lemeye başlanabilir- bu dikkat sizin sitenize aradığınız linkleri getirecek ve depolayacaktır.

http://www.goktepeliler.com/forums/twitter-nedir-twinter-t15987.html

 

IV – Sınıf Sisteminn Kalkması, Artık Basit Yöntemlerle Bile, Örneğin “Osuruk Sesi” Programını Satarak Milyoner Olabilme Şansının Varolması,

Ev ödeviyle zengin oldu!

15 yaşında yazdığı Summly’yi 30 milyon $’a Yahoo’ya sattı

İlk iPhone uygulamasını 2008 yılında henüz 12 yaşındayken yazan Nick D’Aloisio’un 15 yaşında ev ödevlerini kısa yoldan yapabilmek için geliştirdiği haber özetleri sunan akıllı telefonuygulaması Summly’yi, ABD’li internet devi Yahoo satın aldı.

2012’nin en iyi iPhone uygulamaları arasına girip, 1 milyon dolarlık yatırım çeken Summly için Yahoo’nun D’Aloisio’ya ödeyeceği tutarın, 30 milyon dolar seviyesinde olduğu belirtilirken, Yahoo hisseleri yüzde 2 değerlendi.

http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/830683-ev-odeviyle-zengin-oldu

 

BİR ‘APP’ YAZDI MİLYONER OLDU

Adam Cahan, akıllı telefonlar için geliştirdiği ‘app’i satarak 30 milyon dolar kazandı…

Bilişim girişimcisi Adam Cahan, geliştirdiği akıllı telefon ‘app’ini (uygulama) 3 ay içinde arama motoru Yahoo!’ya 30 milyon dolara (45.6 milyon TL) sattı. Kullanıcıların izledikleri televizyon programlarını anlık olarak paylaşmalarını sağlayan ‘IntoNow’ adlı uygulama, ocak ayında iPhonesahiplerine sunulmuştu. Cahan’ın 12 haftada geliştirdiği uygulama, kısa sürede pek çok kullanıcı tarafından rağbet gördü. Yahoo!’nun birçok benzer uygulama arasından Cahan’ınkini tercih etmesi ise ‘en fazla ilgiyi en basit kullanım görür’ yönündeki alıcı algısına dayanıyor.
Columbia ve Brown Üniversiteleri’nden mezun olan Cahan’ın, Google ve MTV’nin de eski yönetim kadrosunda yer aldığı öğrenildi. Bu rekor satışın ardından Cahan, Yahoo! Grubu’nda yönetici yardımcılığına getirildi.

Zengin eden yazılımlar
iShoot: Ethan Nicholas 6 haftada geliştirdi. Savaş oyunu uygulaması, üreticisine bir haftada 600 bin dolar (912 bin TL) kazandırdı.
iTrism: 2008’de Steve Demeter tarafından geliştirilen uygulama, 5 dolara satışa çıkarıldıktan 2 ay sonra 380 bin TL kazandırdı.
Doodle Jump: Marko Pusenjak’ın 2009’da tasarladığı uygulama, 0.99 (1.5 TL) dolara satışa çıkarıldıktan 2 ay sonra 1.85 milyon kere indirilerek Pusenjak’a 1 milyon dolar (1 milyon 500 bin TL) kazandırdı.
Smule: Ge Wang ve Jeff Smith’in, telefonun üflemeli bir çalgı gibi kullanılmasını sağlayan uygulaması 1 milyon dolar kazandırdı.

http://gundem.milliyet.com.tr/bir-app-yazdi-milyoner-oldu/gundem/gundemdetay/28.04.2011/1383349/default.htm

 

V – Gelişen Teknolojinin Bize Sadece Piyasadaki Ünlülerin Değil, Milyonlarca İnsanın Gerçekten Çok Yetenekli Olduğunu İspat Etmesi

Yetenekli Grafik Uzmanları;

Kaslı köpek balığı

 

 

 

VI – İnsanların Önüne Geçemedikleri Dezavantajları: İnternet Sayesinde Çocukların Ergenliğe Girmeden Cinsellikle Tanışmaları,

Dört yaşında adet gören kızlar, üç yaşında kıllanan erkek çocukları… Zamane çocuklarının hormonları zamansız çalışıyor. Erken ergenlikteki artış bilim dünyasını ve aileleri endişelendiriyor

Ülkemizde son 10 yılda çocuk endokrin (hormonlarla ilgilenen bilim dalı) kliniklerinde, boy kısalığı ile birlikte en sık rastlanılan hasta grubu olarak ‘erken ergenler’ dikkat çekiyor. Bu durumun altında yatan nedenlerin başında ise hormonlu gıdalarla beslenmek, internet, TV gibi yayınlar sayesinde cinsellikle erken tanışmak geliyor. Ergenliği erken yaşıyor olmak her çocuğu farklı etkiliyor. Erken ergenliğe girmiş çocuklardaki ortak durum ise, bedenlerinin büyük göstermesi ve ruhsal dünyalarının küçük olması arasında sıkışıp kalmaları. Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışma Merkezi’nden uzman psikolojik danışman Nur Karaman erken ergenlik konusunda gözle görülür bir artış olduğunu söylüyor. Yedi yaşında ergenliğe girmiş çok sayıda danışanı olmuş bugüne kadar: “Biz ancak teşhis konulduktan sonra çocuğun yaşadığı psikolojik problemlerde devreye giriyoruz.”

KİMİ DIŞLANIYOR, KİMİ POPÜLER OLUYOR
Erken ergenliğe giren bazı çocukların akranları ile iletişim kuramayıp dışlandıklarını, bazen de bedenlerinin gelişmesinin akranlarında hayranlık uyandırdığını anlatıyor Karaman: “Erken gelişen bazı çocuklar kendisinden büyüklerle ilişki kuruyor, yaşıtları arasında popüler oluyor. Bazıları ise, yaşıtlarından farklı olduğu için içe kapanıyor, yalnızlaşıyor. Farklılıkları arkadaşları arasında alay konusu olabiliyor. Bazen kendinden büyüklerle ilişki kuran, onlar gibi olmaya çalışan çocuk kendini koruyamadığı için zarar görebiliyor.” Avrupa Çocuk Endokrin Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, erken ergenliğin çağımız çocukları için ciddi bir tehdit oluşturduğu görüşünde: “Hastalarım arasında dört yaşında memeleri büyüyen, adet gören kız hastamı ve üç yaşında testis ve penis büyümesi ile gelen hastamı hatırlıyorum. Obezitenin artması, küresel ısınma, hormonlu gıdalar, östrojenik etki yapan kimyasallar, henüz tam olarak ispatlanmış olmasa da, televizyondan, cep telefonundan veya internetten kaynaklanan elektromanyetik dalgalar, erotik yayınların seyredilmesi uyarıcı etki yaparak seks hormonlarının erken salgılanmasına sebep oluyor.” Kızlarda meme gelişiminin sekiz yaşından önce başladığı takdirde, erken ergenlik şüphesi ile incelenmesi gerektiğini belirtiyor Büyükgebiz: “Eğer meme büyümesi ile birlikte hızlı boy uzaması, kemik yaşının ilerlemesi varsa, bu kız çocukları ‘erken ergenlik’ yönünden araştırılmalı. Erkek çocuklarda erken ergenlik daha az görülür. ”

HORMONAL HASTALIKLARDA ARTIŞ
Medipol Hastanesi’nden çocuk endokrinolojisi uzmanı Doç. Dr. Erdal Adal, hareketsiz yaşam, katkı maddeli ve hormonlu gıdalarla kötü beslenme gibi etkenlerin ergenlik yaşında düşüşün yanı sıra guatr, Hashimoto tiroiditi, tip 1 ve tip 2 diyabet gibi birçok endokrin bozukluğu arttırdığı görüşünde: “Dört yaşında bir kız çocuğu erken göğüs gelişimi ve adet kanaması nedeniyle getirilmişti, bu çocukta erken ergenlik sebebi, yumurtalıklarındaki bir tümöre bağlı idi. Altı-yedi yaş civarında kız ya da erkek çocuklarında ortaya çıkmış birçok erken ergenlik vakası gördüm.”

GIDALARLA İLİŞKİSİ KANITLANDI
 1989’da Kudüs’te aynı bölge okulunda tavuk etli sandviçle beslenen çocuklarda ‘erken meme gelişmesi’ ve bazılarında ise ‘erken ergenlik’ saptandı. Tavuklara hızlı büyümeleri için östrojen hormonu verildiği belirlendi.
 Güney Amerika’da 1970’lerde gıdanın (süt, tavuk, et) östrojenik kontaminasyonu sonucu, kızlarda erken meme gelişimi gözlendi ve yapılan tetkiklerde gıda maddelerinde (süt, tavuk, et) yüksek östrojen seviyeleri saptandı. Bu kız çocuklarının süt, tavuk ve et yemesi yasaklanınca, iki-altı ay içinde memelerinde yüzde 58 oranında küçülme gözlendi.
 1981’de ABD’de aylık östrojen enjeksiyonu yapılan bir ineğin sütüyle beslenen sekiz erkek çocukta ‘jinekomasti’ olarak adlandırdığımız meme büyümesi gözlendi.

TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜ?
Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, erken cinsel gelişim beyindeki merkezlerin uyarılmasına bağlıysa, tedavide bu gelişimi önleyen hormon tedavisi yapılabileceğini söylüyor: “Geçici bir süre erken başlamış olan ergenlik durdurulur. Bu tedavi 10-11 yaşlarına kadar sürdürülebilir, hatta bazen daha ileri yaşlara kadar tedavi verilebilir. Bu durum tamamen çocuğun durumuna ve hekimin kararına bağlıdır. Tedavide ayda bir kez veya üç aylık enjeksiyonlar halinde uygulanan ve etkileri sadece kullanıldıkları süre içinde geçerli olan ilaçlar kullanılır. Çocuk, ergenlik için uygun yaşa geldiğinde enjeksiyonların kesilmesiyle cinsel gelişim kaldığı yerden devam eder. Ebeveynlerin, bu aşamada çocuklarına ‘hormon verilmesinin zararlı olabileceği’ endişeleri yaygındır, ancak bu endişe tümüyle gereksizdir.”

HORMON İLACI VE KANSER
Çocuk endokrinolojisi uzmanı Prof. Dr. Oya Ercan “Hormon ilacı kanser yapar, kullanmayın,” gibi tavsiyelere kulak asılmaması gerektiğine dikkat çekiyor: “İlaç kullanımını bırakan bir hastam tekrar geldiğinde artık bu durumun geri dönüşü yoktu. Çok üzüldüler, ancak tedavinin yarım bırakılmaması çok önemli.”

http://www.sabah.com.tr/Pazar/2013/08/18/hormonlu-ergenler-artiyor

 

VII – Ayaklanmayı Çok Hızlı Yükseltmesi, Yalan Haber ile İnsanların Kolaylıkla Galyana Getirebilmesi;

Gezi Parkı eylemlerinin sosyal medya karnesi

Belki de sosyal medyanın en yoğun kullanıldığı halk hareketi olarak tarihe geçen Taksim Gezi Parkı direnişinin Twitter’a izdüşümlerine bakalım.

Hem tarihe not düşme hem de hafızamızı tazeleme adına Türkiye gündemini alt-üst eden Gezi Parkı eylemlerinin kısaca hatırlayalım. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Taksim Meydanı’nda kalan son yeşil alan olan Gezi Parkı’nı Yayalaştırma Projesi kapsamında yıkarak Topçu Kışlası mimarisinde bir AVM’ye dönüştürmek istiyordu. Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası ise buna karşı çıkıyordu. İki kurumun konuya ilişkin itirazları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından haklı bulunmuş ve proje durmuştu. Ancak Erdoğan’ın sert çıkışıyla aynı kurul üç hafta sonra çark ederek inşaata onay vermişti. 

27 Mayıs’ta kimden emir aldığı belirlenemeyen bir iş makinesi bu onaya dayanarak parka dalıverdi. Olayın 2011’den bu yana takipçisi olan Taksim Dayanışma Platformu gözcüleri tarafından durdurulana kadar park duvarının bir bölümü yıkmış ve 5 ağacı sökmüştü bile. Gözcüler ertesi gün, 28 Mayıs’ta parkta çadır kurup nöbet tutmaya başladı. 
Ancak hükümet her şeye rağmen AVM’yi inşa etmeye kararlıydı. Bu inat kendini 29 Mayıs’ta cop ve biber gazlarıyla gözcülere müdahale eden çevik kuvvet polisleriyle gösterdi. Çadırların yakılmasına kadar varan bu sert hamle BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in çabalarıyla bir kere daha engellendi. Hemen ardından olaylar sosyal medyaya yansıdı ve haber alan binlerce kişi ağaçları korumak için Gezi Parkı’na akın etmeye başladı. 
Hikayenin kalanı hepimizin malumu. 
3 haftadır tüm ülkede süren Gezi Parkı direnişi şimdiden birçok araştırmaya konu oldu. Bu süreçte en çok duyduğumuz terimse şüphesiz sosyal medyaydı. Özellikle Twitter eylemlerin sinir sistemini oluşturdu. 
Bu hafta Twitter’dan edinilen resmi veriler ışığında sosyal medya analiz aracı Somemto’dan (somemto.com) edinilen bazı verilere bakacağız. Araştırma olayların tırmanışa geçtiği 29 Mayıs ile 10 Haziran tarihleri arasında Twitter’da yazılan Türkçe içeriğinin tamamını oluşturan 143 milyon 795 bin 432 adet mesaj üstünde gerçekleştirildi. 

Twitter’ın ‘dirilişi’ 
Verilere baktığımızda ilk fark edilen Twitter’da içerik paylaşan ve mesaj yazan kullanıcılardaki artış oluyor. O zamana kadar sadece okuyucu olarak bulunan üyelere ek olarak yeni kaydolanlarla beraber kullanıcı sayısında bariz bir artış yaşanmış. 29 Mayıs’ta 1 milyon 800 binlerdeki aktif Türk kullanıcı sayısı 10 Haziran’da 9 buçuk milyon kişiyi geçiyor.


















Takipçi trendleri 
Eylemlerden bağımsız olarak kitlesini en çok arttıran kişi 121 bin 199 yeni takipçiyle Cem Yılmaz oldu. Eylemlerde adı geçen kişiler arasında yeni takipçi kazanma sıralamasında ilk sırayı 52 bin 424 kişiyle Recep Tayyip Erdoğan alırken, 208 bin 158 kişiyle Okan Bayülgen ikinciliği aldı. Kimi çevreler tarafından yoğun eleştiriler alan Memed Ali Alabora ilk 15 kişiyi barındıran listede yer alamadı. 



Mesaj eğilimleri 

Araştırmayı kapsayan tarih aralığında 18 milyon 935 bin 909 adetle en çok mesaj kitlesel direnişin ilk günü sayabileceğimiz 1 Haziran günü atıldı. 3 Haziran’dan itibaren günlük ortalama mesaj sayısı 9,8 milyon civarına yerleşti. 














Mesajların neredeyse 24 saat birbirine yakın adetle atıldığı 1 Haziran’ı istisna sayarsak Twitter kullanımının polis müdahalelerinin başlangıç ve bitiş anında en yüksek sevilere ulaştığını gözlemliyoruz. Gece 1 ile sabaha karşı 6 saatleri arasının seyrek geçtiği dikkat çekiyor. 

En çok ilgi görenler 
Söz konusu aralıkta eylemlerle ilgili en çok retweet edilen (başka bir deyişle paylaşılan) içerik Cem Yılmaz’ın biber gazını eleştirdiği mesaj. 44 binden fazla kişinin paylaştığı bu içerik aynı zamanda 4 gün boyu en çok paylaşılan olma özelliğini korudu. Başörtüsü hassasiyetiyle ilgili bir diğer tweet ise 6 gün boyu en çok retweet edilen mesaj oldu. 
Twitter kullanıcıları en çok retweet’i 31 Mayıs ve 1 Haziran günlerinde gerçekleştirmiş. 
Günler bazında en çok retweet edilen tweet sıralaması ise şöyle gerçekleşti: 



















Genel retweet sıralamasıysa şöyle gerçekleşti. 




















Paylaşılan adresler 

Olaylar sırasında en çok paylaşılan web sitesi adreslerinin ilki eylemin de sloganı haline gelen direngeziparki.com oldu. Ancak ilginç bir şekilde bu adreste konuyla ilgili hiçbir şey bulunmuyordu. İkinci sırayı Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan’ın ‘Kimse anlatamıyor bari ben anlatayım’ başlıklı yazısı oluşturdu. 
Sıralama şöyle: 





















En popüler etiketler 
Eylemler süresinde hashtag olarak da bilinen etiketler yoğun olarak kullanıldı. En çok kullanılan ilk 10 etiket şöyleydi: 



 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/m_serdar_kuzuloglu/gezi_parki_eylemlerinin_sosyal_medya_karnesi-1138146

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın