Hz Muhammed’in Fiziği Ve Resimleri

I – Cübbeli Ahmet Hoca: Hz Muhammed’i Rüyamda Görmek Nasip Oldu

II – Hadislere Göre Hz Muhammed’in Fiziki Görünüşü Nasıldı?  Hz Muhammed’in Tanımlanan Fiziksel Özellikleri

III – Hz Muhammed’in Fiziksel Görünüşü:

IV – İslami Kaynaklarda Hz Muhammed Resimleri

V – Kitaplarda Hz Muhammed’in Görünüşü

VI – Islamic Depictions of Mohammed with Face Hidden 

VII – European Medieval and Renaissance Images

VIII – Miscellaneous Mohammed Images 

IX – Islamic Depictions of Mohammed in Full 

X –  Canım, Hz muhammed O Şekildedir Demek İstemiyorki O Şekilde Göründü Demek İstiyor, Bunda Abartılacak Ne Varki? 

.

I – Cübbeli Ahmet Hoca: Hz Muhammed’i Rüyamda Görmek Oldu

Al-i İmran, 3/78

“Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. “Bu, Allah katındandır.” derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah’a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler.”

 

Cübbeli’nin rüyası: “Peygamberimizin yüzü Mahmud Efendisi’nin yüzünün ‘aynısıymış’!!!”

 

Butür Cematler Kendi Vaaz Video’larını Sürekli İnternet Ortamından Kaldırdıkları İçin Eğer Video Çalışmazsa Cübbeli Ahmet Hoca Tam Olarak Şunları Diyor

“Hz Muhammed’i Evvelcede gördüm fakat bu sefer net gördüm. Ama sorsanız ki şukadar insandan en çok kime benziyor, aynı efendi hazretlerinin (Mahmut Efendi) yüzü, bizim efendi hazretlerinin yüzü varya, kaldır onu koy onu.” 

 

Peki Mahmud Efendi Hazretleri Görünüş Olarak Neye Benziyor?

http://www.mahmudelofi.com/2011/08/22/mahmud-efendi-hazretlerimizin-gencliginden/

.

II – Hadislerda Hz Muhammed’in Tanımlanan Fiziksel Özellikleri

Hazreti Muhammed’in (S.A.V) fiziki özellikleri nasıldı? Vefat ettiği zaman saçı ve sakalı ne durumdaydı? Peki Hz. Peygamber, ne renk elbise giyerdi?

Kanal 7 ekranlarından tanıdığımız Doç. Dr. Mustafa Karataş, Yeni Şafak Gazetesi’ndeki ‘Rahmet Damlaları’ adlı köşesinde “Hz. Peygamberin Şemaili”ni yazdı. Peygamber efendimizin fiziki olarak dengeli bir vücuda sahip olduğunu, Hz. Ali (r.a) ve Ahmet Cevdet Paşa’dan örnekler vererek, kaleme aldı.

İşte Karataş’ın bugünkü yazısı:

Allah Rasulü Hz. Muhammed (a.s)’in sîreti kadar sûreti de güzeldi. Hz. Peygamber dengeli bir vücuda sahipti. Onun görünüşünde insanı rahatsız edecek bir şey yoktu. Boyu, saçları, başı, burnu, gözleri, sakalı, dişleri, boynu vs. her şeyi düzgün ve dengeliydi. Hz. Ali (r.a) kendisine Rasulullah (a.s)’ın beden yapısı sorulduğunda Sevgili Peygamberimizin fizikî özelliklerini şöyle anlatmaktadır:

Rasulullah (a.s) ne son derece uzun ne de son derece kısaydı, o, orta boyluydu. Saçları, tam düz olmayıp, biraz kıvrımlıydı. Şişman olmadığı gibi yüzü tamamen yuvarlak da değildi ve rengi kırmızıya çalan beyazdı. Gözleri kara, kirpikleri uzundu. Mafsal kemikleri ve omuzlarının arası iriydi. Avuçları ve ayakları dolgundu. Yürüdüğü vakit, yamaçta yürüyormuş gibi sert adımlar atardı. Bir tarafa döndüğünde bütün vücuduyla dönerdi. İki omuzu, arasında Peygamberlik mührü vardı; zira o, Peygamberlerin sonuncusuydu. Gönlü cömert ve aksanı en düzgün kişiydi. Gayet yumuşak tabiatlı, muaşereti de soylu idi. Ansızın gören (heybetinden) ilk anda ondan çekinir, fakat tanıdıkça onu daha çok severdi. Kendisini tanımlayan kimse, ‘Ne ondan önce ne de ondan sonra asla bir benzerini görmedim’ derdi.’ ‘

Hz. Peygamber’in şemâiliyle ilgili rivayetleri en güzel bir biçimde derleyen Ahmet Cevdet Paşa onun fiziki özelliklerini şöyle anlatıyor:

‘Rasulullah (a.s)’in mübarek vücudu güzel, her azası birbirine uygun, boy ve posu gayet düzgün, alnı, göğsü, iki omuzlarının arası ve avuçları geniş, boynu uzun ve her şeyi ölçülü; gümüş gibi saf; omuzları, pazuları ve baldırları iri ve kalın, bilekleri uzun, parmakları uzunca, elleri ve parmakları kalınca idi. Mübarek cildi ise ipekten yumuşaktı.

Aşırı olmamak üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu, oval yüzlü idi. Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakındı.

O Yüce Peygamber, parlak gül renginde, yani ne çok beyaz ne de esmer olmayıp, bu iki rengin ortası gül kırmızısına benzer beyaz, nurani ve berrak olup, mübarek yüzünden adeta nur parlardı. Dişleri, inci gibi parlak ve ışıl ışıl olup, söylerken ön dişlerinden nur saçılır; gülerken mübarek ağzı, şimşek gibi ışıklar saçarak açılırdı.

Vefat ettiği zaman saçı ve sakalı henüz ağarmaya başlamış; saç ve sakalında yirmi kadar beyaz kıl vardı.

Duyu organları fevkalade sağlam ve kuvvetli idi. Pek uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği yerden görürdü. Hülasa en güzel ve müstesna surette yaratılmış bir mübarek varlık idi. Onu ansızın gören kimseyi bir sevgi kaplar, O’nunla sohbet eden ve görüşen kimse, O’na can-ı gönülden tutulur ve âşık olurdu. İnsanlardan kim hangi derecede saygıya layıksa ona göre davranır; akrabalarını da görür ve gözetir, onlara da ikram eylerdi. Ancak akrabası da olsa onları, diğer ashabından ayrı tutmaz ve farklı muamele etmezdi.

Hizmetçilerini pek hoş tutar; Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara da onu yedirir ve onu giydirirdi. Son derece cömert, eli açık, herkese iyilik eder, ikramda bulunur, şefkat ve merhametle davranır, affetmeyi ve bağışlamayı sever, hem cesur hem de yumuşak huylu idi. Verdiği sözde durur, her zaman doğruyu söylerdi. Sözün özü, ahlakının güzelliği, zekâsının keskinliği ile bütün insanlığın üzerinde ve her türlü övgüye layık idi. Yeme ve giyme hususunda yoksulluk derecesinde yaşar, her şeyde aşırı olmaktan uzak dururdu.’

Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak onun daha çok beyaz renkli elbiseleri tercih ettiğini biliyoruz. O toplumda diğer insanların giydiği kıyafetleri giymiş, elbisenin temiz ve yırtıksız olmasına dikkat etmiştir. Ayrıca kendisine getirilen hediye giysileri de kullanmıştır. Yün, keten ve pamuklu giysiler giymiş ancak ipek kumaştan yapılmış elbiseleri kullanmamıştır.

Resûlullah (a.s) daima güzel kokar, saç ve sakalının bakımına son derece dikkat ederdi. Sakalını hiçbir zaman dağınık bırakmamış, bunu başkaları için de hoş karşılamamıştır. İtikafta olduğu zamanlarda bile başını mescidden odasına uzatarak hanımlarına saçlarını yıkatmıştır. O saçını ve sakalını kontrol etmek için ayna kullanmış, gözlerine sürme çekmiştir. Öte yandan çirkin olacağı için sadece tek ayağa ayakkabı giyilmesini de yasaklamıştır.

Kaynak: Yeni Şafak

http://ramazan.haber7.com/oruc/haber/906559-mustafa-karatas-hz-peygamberin-semailini-yazdi

 

Hz Muhammed’in Robot Resmi Çizilebilinirmi?

Tarif üzerine Robot resim çizebilenlere Muhammed’in tanımını yapan Siyer veya İslam tarihi ansiklopedisi vs… gibi bir çok kaynaklarda yapılan tarifleri üzerine resmedilmeye kalksa nasıl bir görünüş (profil) ortaya çıkar hiç düşündünüz mü?

Bu soruya yanıt aslında sitemizde mevcuttu ancak okuma merakı olmadan inanmak moda olduğundan ve birileri bunu özellikle İslam dini için tavsiye ettiğinden küçük bir açıklama yapmakla yetinelim.

Çünkü okumayı bilen-sevenler zaten sorunun yanıtını da sitemizdeki kaynaklardan bulmuş olmaları gerek.

Muhammed, İbrahim doğduğunda 60 yaşlarında yaşlı ve ihtiyar bir adamdı.
Mariye çok genç ve güzel bir kadın olmasına rağmen Muhammed hiç bir zaman onunla evlenmedi. Çünkü hakkında çıkan dedikodular ve içindeki şüphe Muhammed’i her zaman rahatsız etmiştir. Mariye ile neden evlenmediğinin sebebi gün gibi aşikârdır.

Yine İbni Sad’in Tabakat adli eserine baktığımızda, İbrahim bebek iken Muhammed onu kollarına almış ve Ayşe’ye söyle demiştir; Bak, bana ne kadar benziyor değil mi?

Ayşe Muhammed’in sorusuna su cevabi verir; Ben pek bir benzerlik görmüyorum.

Muhammed ise Tombul yanaklarını görmüyor musun diye cevap verir. Ayşe bu sefer Yeni doğan her çocuk süt içtiği için tombul yanaklıdır cevabini verir.

…/…

Muhammed genç yaslarında yakışıklı biri olarak anılırdı. Fakat ileriki yıllarında etrafındaki kişiler Muhammed’in görünümünde gariplik hissetmeye başlamışlardı.

Müslümanlar peygamberlerinden bahsederken gerçek ve mantık dışı benzetmelerde bulunurlar.
Örneğin güldüğünde dişlerinin güneş gibi parlaması veya yürürken ona gölge etmek için devamlı üzerinde bir bulutun onu takip etmesi gibi hayal ürünü bir sürü söylemleri birçok kere duymuşuzdur.

Tüm bunlar mantık dışı ve bilime aykırı olduğu için bu örneklerden söz etmeyeceğim. Aşağıda Muhammed’in fiziksel özelliklerini ve görünüşünü liste halinde sağlam kaynaklara dayanarak yazıyorum;

El ve ayakları iri, dolgun ve kalındı
Hz. Ali şunu söylemiştir Rasulullah’in (s.a.v.) elleri iriydi.
Osman İbn Abdilmelik şöyle dedi Hz. Ali’nin arkadaşlarından olan dayım, bana, Hz. Ali’nin şöyle dediğini anlattı.
Rasulullah’ın (s.a.v.) el ve ayakları dolgundu (kalındı).

Avucu geniş ve yumuşaktı.
El-Hasen, dayısı Hind’in şöyle dediğini rivayet etti. Rasulullah’ın (s.a.v.) avuçlarının içi genişti.

Enes şöyle demiştir. Ben, Rasulullah’ın (s.a.v.) avucunun yumuşaklığını atlasta ve ipekte görmedim.

Mariye şunu söyledi. Peygamber’e (s.a.v.) beyat ettiğimde, o güne kadar onun elinden daha yumuşak bir ele dokunmamıştım.

Kafası büyüktü.
El-Hasen İbn Ali, dayısı Hind Ibn Ebi Hale’nin şu sözünü rivayet etti.
Rasulullah’ın (s.a.v.) başı büyüktü.
Nafi Ibn Cübeyr şöyle dedi Ali İbn Ebu Talib, bize, Peygamber’i (s.a.v.) tarif ederken şöyle dedi. Onun başı büyüktü.

İri kemik ve iri eklemliydi
Hind şöyle demiştir Rasulullah’ın (s.a.v.) bilekleri uzun, mafsalları (eklemleri) kalındı.

Derisinde et parçacıkları (peygamberlik mührü)
Ben Resulullah Efendimizin kürek kemikleri arasında bulunan nübüvvet mührünü gördüm. O, güvercin yumurtası büyüklüğünde kırmızımtırak bir yumru idi (Et-Tirmizi İmam Ebu İ’sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 36) .

Geniş göğüs ve omuzlar.
El-Bera İbn Azib şunu söyledi Rasulullah’ın (s.a.v.) omuzları genişti.
El-Hasen, dayısı Hind’in şöyle dediğini anlattıRasulullah’ın (s.a.v.) göğsü enli, göğsü ve karnı bir seviyedeydi, çıkık değildi.

Vücut kasları geniş (enli)
Et-Teveme’nin mevlası (azatlı kölesi) Salih şöyle dedi Ebu Hureyre, Rasuhıllah’ı (s.a.v.) tarif ederken şöyle dedi Rasulullah’m (s.a.v.) pazıları enliydi.

Parmaklar kalın ve uzun
Hz. Ali şunu anlattı Rasulullah’ın (s.a.v.) avuç ve ayaklan dolgundu, parmakları uzundu.

Kavisli burun
Hind İbn Ebi Hale şöyle dedi Rasulullah’m (s.a.v.) burun kemiğinin ortasında bir kavis vardı. Burnunda, ona güzellik veren bir parlaklık vardı. Dikkat etmeyen kimse onun burun kemiğinin uzun olduğunu zannederdi.

Geniş ağız.
Cabir İbn Semura şöyle dedi.
Rasulullah (s.a.v.) geniş ağızlıydı. Gözler iri Mübarek gözleri büyük idi. (Imam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye)

Dişler seyrek ve aralıklı.
Cumey’ şöyle dedi.  Rasulullah (s.a.v.) geniş ağızlı ve seyrek dişliydi.
İbn Abbas şöyle dedi. Rasuhıllah’m (s.a.v.) Ön dişleri seyrekti.

Uzun Boyun
Ummu Ma’bed Rasulullah’ı tarif ederken şöyle demiştir Onun boynunda uzunluk vardı.

Yüzünde ve ciltte parıltı (yağlanma)
El-Hasen, dayısı Hind’in şöyle dediğini rivayet etti. Her türlü büyüklük Rasulullah’ta (s.a.v.) toplanmıştı. Onun yüzü, ayın on dördü gibi parlardı.

Kalın saçlar.
Hz. Aişe şöyle demiştir Peygamber (s.a.v.) tarakla saçlarını taradığında sanki kumlan kazırcasına tarardı.

Sık Sakal.
El-Hasen İbn Ali, dayısı Hind’in şu sözünü söyledi Rasulullah’ın (s.a.v.) sakalı sıktı.
Ali Ibn Ebi Talib şunu söyledi Rasulullah’m (s.a.v.) sakalı sıktı.
Ummu Ma’bed Rasulullah’m (s.a.v.) sakalı sıktı demiştir,

Gür Ses
Mübarek sesi, kimsenin sesinin yetişemediği yere yetişirdi. ( İmam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye)

Vücudunda sertlik ya da kireçlenme belirtileri.
Yana ve geriye bakacağı zaman bütün bedeni ile dönüp bakardı ( İmam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye)

Yürürken öne doğru eğilme.
Peygamberimiz önüne bakarak, süratle yürürdü. ( İmam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye)
Yürüdüğü zaman adeta yukarıdan aşağı iniyormuş gibi kuvvetli adımlarla yürürdü. (Tirmizi, Es-semailul Muhammediye)

Cildinin rengi beyaz ve kırmızımsı.
Hz. Ali şunu söyledi Rasulullah’ın (s.a.v.) rengi, kırmızılığı bulunan beyazdı.

Korkunç görünüm.
Resulullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı. ( İmam-ı Ahmed Kastalani, (Mevahib-i ledünniyye)

Parfüm düşkünlüğü
Gerçekten ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’i misk sürünürken gördüm. Yoksa o koku değil miydi Nesai, Hacc,231, (5, 277); Ibnu Mace,Menasik 70, (3041).
Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatıyor. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’a, ihrama gir(ece)ği zaman (ihramı için), keza ihramdan çıktığı zaman da Kâbe’yi tavaftan önce hill’i için, içinde misk bulunan sürünme maddesini şu iki elimle surdum. Buhari, Hacc 18, 143,

Baş ağrısı.
Hz. Peygamber’in baş ağrısı ve şiddetli ateşi vardı.
(httpwww.diyanet.gov.tr)

Yâ Âişe! Senin değil, asıl benim vay başım. Senin başının ağrısı geçer gider. Baş ağrısı, benimkidir.
httpwww.menzil.net

Kaynaklar
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=405
www.egitimhane.blogcu.com12643581
www.islah.desiretsir00004.pdf

http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=18806.0

.

III – Hz Muhammed’in Fiziksel Görünüşü:

FAHRİALEM’İN FİZİĞİ ve RESİMLERİ

Muhammed hazretlerinin Danimarka’da yayımlanan çirkin karikatürleri büyük tepki toplamıştı. O karikatürlerde resmedilen görüntülerin gerçek olmadığını biliyoruz. Peki ama hiç resmi çizilmemiş miydi? Fiziği, görüntüsü nasıldı?

Halife Ali’nin resimleri var da neden peygamberin resmi yok?

O dönemlerde yaşayanların hiçbirinin resmi yok. Ali’nin resimleri tabi ki gerçek değil. Çizilmiş bir portresi yok ki ona benzetilerek yapılmış olsun. Resimlerin tümü temsili resimler. Tasvirlere göre çizildiği söylense de aslına benzer bir yanı olduğunu düşünmek yanlış olur. Tabi ki bu temsili resimlerde güzel bir görüntü verilecek, fiyakalı bir resim çizilecektir. Aşağıdaki resim de bunlardan biridir ve Muhammed ile Ali böyle bir imajla temsil edilmişlerdir.