Hz Muhammed Hakkında Ne Denseydi Veya Herhangi Bir İnsan Ne Yapsaydı “Evet Bu Resmen Şirk Koşuyor” Derdik?

I – Böyle Olur Taraftarın Mevlid Kandili: “Anam Babam Sana Feda Olsun Ya Rasulallah!”: Allah İçin Değil, Onun Yarattığı ve Yaşamayan Bir Beşer İçin Kurulan Bu Cümle Nekadar Doğru?

II – Güllerin ve Yıldızların Efendisi Hz Muhammed İçin Yazılmış Kitap: Bir Beşer Evrenin ve Yıldızların Efendisi Gerçekten Olabilirmi?

III – Peygamber Efendimizin Kutsal Sakal-ı Şerif ve Ayak İzi: Bir Beşerin Sakalına Yada Bastığı Toprağa Kursallık Atfetmek Nekadar Doğru?

IV – Şefaat Ya Resurallah! ve “Şunu yapmak Allah’ın Emri Değildir Ama Yaparsan Peygamberin Hoşuna Gider ve Onun Şefaatine Nail Olursun”: Hesap Günü Bir Beşerden Medet Ummak ve Allah İçin Değil Bir Beşer İçin “İbadet” Yapma Fikri Nekadar Doğru?

V – Hz Muhammed’, Cin Çağırır Gibi Çağırdılar ve Kuran-ı Kerimde’de Beşer Olduğunun Altı Çizilen Hz Muhammed’i Zaman ve Mekandan Bağımsız ve Ölümsüz Bir İlah Gibi Dünyaya İndirip Kamyonetin Arkasına Koyulması Nekadar Doğru?

.

I – Böyle Olur Taraftarın Mevlid Kandili: “Anam Babam Sana Feda Olsun Ya Rasulallah!”: Allah İçin Değil, Onun Yarattığı ve Yaşamayan Bir Beşer İçin Kurulan Bu Cümle Nekadar Doğru?

taraftarin_kadikoyde_mevlid_kandili_coskusu_h9599

Başlıkta sadece “Muhammed” yazmasına, Hz. ve (s.a.v.) eklenmemesine içerleyen varsa, bilsin ki onda da putperestlik az çok yerleşmiş durumdadır. Bu hissi ve tepkiyi saygıyla açıklamaya kalksa bile geçersizdir. Saygı; yüceltmek, yüceltici hitaplar kullanmak değildir. Ne ismiyle hitap etmek ne de eleştirmek saygısızlık değildir. Saygısızlık; aşağılamaktır, yalan ve iftirayla farklı göstermek, küçümsemektir. Bu konuda daha geniş açıklamayı şu yazımızdan okuyabilirsiniz:


http://panteidar.wordpress.com/2009/10/30/muhammed-derken-hz-ve-s-a-v-sart-degil/

Ali İmran 80. O size melekleri ve Peygamberler’i Rabler edinmenizi emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, size kafir olmayı mı emredecek?!

Ali İmran 84.  De ki: “Allah’a, bize indirilen (Kur’ân)e, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O’na teslim olmuşlarız”.

Diyecekler ki “Biz peygamber efendimizi Rab edinmiyoruz.”

“Efendimiz” diyerek bile Rab edinmektesiniz halbuki. “Kainatın efendisi” tabiri rab edinmek değil de nedir?! Kur’an’da böyle bir tabir yalnızca Allah’a verilmiştir Fatiha suresinde. Başka birine böyle bir sıfat yakıştırmak; şirktir, Allah’a ortak koşmaktır.

Bu açıklamalara “Ama hadisler de diyor ki…” şeklinde itirazlar vardır. Hristiyanlar ve Yahudiler, hahamları ve rahipleri rab edinmekle suçlandıklarında “Biz onları rab edinmedik, onlara tapınmıyoruz.” demişlerdi. “Ama hahamların ve rahiplerin dediklerine rab sözüymüş gibi inanıyor ve onları aynen uyguluyorsunuz.” yanıtı verilmişti. Hadisler de aynıdır. Müslümanlar, rab sözü olarak Kur’an’a inandıkları halde, rab sözü olmayan, Muhammed’e atfedilen, doğruluğu kanıtlanamayan sözlere itibar ederek onları uyduran dincileri rab edinmiş olmuyorlar mı? Hahamlar ve rahipler için söylenmiş olan, İslam din adamları, hadisçiler için geçerli değil mi? Elbette geçerli.

Cuma namazı ve cenaze salalarında söylenen Seyyidu’l-evvelîne ve’l-âhirîn yaniöncekilerin ve sonrakilerin efendisi tabiri de benzer şekilde şirktir.

Neml 59. “Muhammed, ancak bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir..

Efendimiz sözü rab anlamındadır. ha “rabbim” denmiş ha “efendimiz”  denmiş, farkeden birşey yoktur. “Fahri kainat” ifadesi de aynıdır.

“Yaratmasaydım seni yaratmazdım kainatı” ve “Muhammed, Allah’ın yarattığı ilk nurdur. O’nun nurundan melekler yaratılmıştır.” gibi iddia ve inançlar da şirktir. Kur’an’da böyle bir bilgi olmadığı gibi, kudsi hadis denilen uydurmalar da böyle bir şirke düşmek için yeterli kanıt değildir. 6236 adet ayette birçok tekrarlar varken, Allah 1-2 ayeti isteseydi bu tür bilgilere ayıramaz mıydı ki hadislerden ayet yaratılmaktadır?!!

MUHAMMED İSLAM’IN PUTU MU?

İslam, hadis dini haline gelmiştir. Bugünün İslam dünyasında hakim olanlar hadisçilerdir ve Muhammed’i put haline getirmiş olanlardır. Yönetimlerde olanlar, medyada, radyo ve tv’lerde onların çizgisinde bir islam sunulmakta ve müslüman kitleler onların yansıttığı dini İslam sanmaktadır.

Örneğin “Muhammed, Allah’ın sevgilisidir” yani “Habibullah’tır” yakıştırmasını ele alalım. Kur’an’da “habib” kelimesi geçmez. Ama dipnotlarda, tahrif edilmiş meallerde ve tefsirlerde sanki geçiyormuş gibi aktararak, bu şirk ifadesini müslümanlara zerketmişlerdir.

“Allah’ın oğlu” nu eleştiren bunu sapıklık olarak gören zihniyet, Muhammed’i “Allah’ın yarattığı ilk nur” ve “Allah’ın sevgilisi” olarak nitelemekte sakınca görmüyor. Halbuki Hristiyanlar da kendilerine göre oğul tabirini farklı yorumluyorlar. Biyolojik anlamda bir oğulluktan söz etmiyorlar. Neticede onlarınki şirkse, İslam’daki de şirktir.

ŞEFAAT YA RESULULLAH!

Hristiyanlar İsa’ya yalvarır ve günahlarını affetmesini ister. Müslümanların da Muhammed’den şefaat dilemeleri benzer bir davranıştır. Kur’an’da şefaatin yalnızca Allah’a mahsus olduğu açıkça ifade edilmişken ve başka bir şefaatçi zikredilmemişken müslümanların dilinden “şefaat ya resulullah” sözünün eksik olmaması Muhammed’in de İsa gibi putlaştırıldığının göstergesidir.

Namazlara sonradan sokulmuş olan Salli ve Barik duaları, salavatlar, “Anam babam sana feda olsun ya resulullah” sözleri putperestlik tapınmalarından başka birşey değildir. Mevlid’de yer alan Muhammed’le ilgili sözler de Muhammed’i ululaştıran ifadelerdir.

MİRAÇ MAVALI PUTLAŞTIRMADIR

Kur’an’da miraç yoktur. İsra 1. ayetinde gece yürüyüşünden söz eder. Ve Muhammed’e ilişkin olduğu söylenemez. 2. ayetinde Musa’dan bahseder. Muhammed’in ne göğe çıktığına, ne Allah’la görüştüğüne, ne bütün peygamberlere imamlık yapıp namaz kıldırdığına dair hiçbir ayet yoktur. Bunların tümü uydurmadır ve amaç Hristiyanlara ve Yahudilere karşı peygamber yarıştırmak, Muhammed’i İsa ve Musa’dan üstün göstermeye çabalamaktır. Sapkınlıkta o denli ileri gidilmiştir ki Muhammed’in Allah’la tokalaştığı, Allah’ın elinin soğukluğunu hissettiğine varana kadar saçmalanmıştır.

PUTLAŞTIRMADA SINIR TANIMAYANLAR

Muhammed’i Allah’ın sevgilisi yapmakla, kainatın efendisi olarak yansıtmakla yetinmeyenler, onu Allah’la eş tutacak kadar sapıklaşmışlardır. İşte o sapığın videosu:

http://panteidar.wordpress.com/2013/04/12/muhammedin-putlastirilmasi/

.

II – Güllerin ve Yıldızların Efendisi Hz Muhammed İçin Yazılmış Kitap: Bir Beşer Evrenin ve Yıldızların Efendisi Gerçekten Olabilirmi?

“Sevgili okurlarım…

Hemen Kitap’tan çıkan “HZ. MUHAMMED YAŞIYOR MU?” adlı yeni kitabımı sizlerle paylaşmayı çok arzu ederim. Kitabımızın bu hafta sonuna kadar tüm Türkiye’de öncelikle Kitapsan ve D&R gibi seçkin kitapevlerine ulaşmasını bekliyoruz. Eğer henüz ulaşmamışsa, kitapevlerinden ya da Hemen Kitap’ın internet satış mağazasından sipariş edebilirsiniz.

Kitapevlerinde, Peygamber Efendimiz ile ilgili yazılmış pek çok kitap vardır; ancak yazık ki konuya dair yazılan her yeni kitap daha önce yazılmış olanların sıkıcı bir tekrarı gibidir ve alışılagelmiş kimi klişeleri bir türlü aşamamaktadır. Bu kitap ise, yazınsal tarzı, düzeyli ve akışkan dili ve içerdiği özgün yaklaşımlar açısından tümüyle bir ilk olmak üzere tasarlanmıştır.

“HZ. MUHAMMED YAŞIYOR MU?”, Güllerin Efendisi’ni daha iyi anlama niyetiyle söz ve davranışlarının birkaç adım ötesine geçmeye çalışan, aşk ve bilginin tutuşturduğu sokak lambaları altında yazılmış mektuplardan oluşan sıradışı bir siyer felsefesidir. O’nunla dostça bir dertleşmedir. Asıl amacı ise, yine kendisine ait olan “Peygamberler kabirlerinde diridir” sözü uyarınca halen aramızda dolaştığı inancıyla O’nu çağdaş yaşamın kalbinde resmetmeye ve insan insana ilişkilere getirdiği özgün boyutları açığa çıkarmaya çalışmaktır.

Bunu yaparken, “Kütüb-ü Sitte” gibi güvenilir kaynaklardan yararlandığımı ve olabildiğince pozitif bir dil kullanmayı tercih ettiğimi söylemeliyim. Aslına bakılırsa, Yıldızların Efendisi’nin günlük yaşamını alıcı gözle irdeleyenler açısından, O’nun “başkalarının cenneti olma” ya da “başkalarını mutlu etme” şeklinde özetlenebilecek olan “dürüstlük”, “güvenilirlik” (Elinden ve dilinden emin olunma), “herkesi sevgi ile kucaklama”, “kendi işlerini başkalarına yaptırmama”, “pozitif düşünme ve davranma”, Evren’in Sultanı’nın “varlıklar arasında tek mükemmel” olarak tasarlamış olduğu “insanı ilk sıraya koyarak ona hizmet etme” ve “daima çözümün bir parçası olma” doğrultusundaki etkin ve süreğen tutumlarının yaşamının her adımında sadık kaldığı ve bizlere miras bıraktığı en temel ilkeler olarak billurlaşmış olması bir sır değildir.

Birey olarak, hem kişisel gözlemlerime, hem de birtakım öznel deneyimlerime dayanarak, O’nun halen aramızda dolaştığı, dertlerimizle içtenlikle ilgilenmeyi sürdürdüğü kanısındayım ve tarihin o en özel beşerinin kitapta betimlemeye çalıştığım büyülü dünyasında çıkacağınız yolculuk sırasında bunu duyumsayacağınızdan hiçbir kuşkum yoktur. Ümit ediyorum ki,

“HZ. MUHAMMED YAŞIYOR MU?, mektup-roman tarzında yazılmış olması, O “nezaket simgesi”nin kişisel gelişim ve yüz yüze insani ilişkiler alanına getirdiği özgün boyutlardan hiç değilse bir kısmını açığa çıkarmayı amaçlamış olması, ayrıca bütün bunları klasikleşmiş şekliyle isim ve bildik ilave klişelere bağlı kalmadan farklı bir dille ortaya koymuş olması gibi özellikleri ile sıkıcı resmi sınırların dışına çıkarak alanında yeni bir çığır açmış olsun.

Bu kitap, “Yeryüzünün Seçkini” Hz. Muhammed’e ve o gün yaşadığı toplumda olabildiğince yoksul, sınıfsız, belki isimsiz oldukları halde, sevgi, bilgi ve tevazu ile ellerinden tutarak, son aşamada “sınırsız ve sınıfsız bir yeryüzü” idealinin gerçekleşmesi yönünde insanlığa uygarlık dersleri veren birer yıldız haline getirdiği tüm dostlarına armağan edilmiştir…

http://www.haberkonya.com/koseyazisi.php?id=112

.

III – Peygamber Efendimizin Kutsal Sakal-ı Şerif ve Ayak İzi: Bir Beşerin Sakalına Yada Bastığı Toprağa Kursallık Atfetmek Nekadar Doğru?

Hz. Muhammed, tıraş olurken kıllarını toplattırır mıydı? Dünyada yüzlerce Sakal-ı Şerif diye tanımlanan kıl var. Hepsi uydurma. 21. yüzyılda hâlâ ilkçağ insanları gibi totem peşinde koşuyoruz!

Gazetelerde, TV’lerde bir “sakal” davası sürüp gidiyor. 21. yüzyılda hâlâ -ilkçağın insanları gibi- totem peşinde koşuyoruz! Hz. Muhammed, bunu önlemek için, “Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!..” demiş.

Bu hadis, peygamberin ağzından çıktığını bütün hadisçilerin kabul ettikleri 17 hadisten biridir. Bu sözü söyleyen Hz. Muhammed, tıraş olurken kıllarını toplattırır mıydı? Dünyada yüzlerce “Sakal-ı Şerif” diye tanımlanan kıl var. Hepsi uydurma. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki “Kutsal Emanetler” diye saklanan birçok eşya, onun-bunun saraya bahşiş almak için getirdikleri nesneler. “Fatıma Anamız”ın seccadesi denen seccade, 17. asır halısı, Peygamber’in teyemmüm taşı olarak saklanan taş ise bir Asur tableti!? Bunun gibi daha birçokları var… Bunları bir kitap halinde toplayan ilk Müze Müdürü Tahsin Öz’ün 1953 yılında basılan kitabı, ne yazık ki zamanın yönetimi tarafından hemen toplattırıldı ve o günden bugüne de ülkeyi aynı kafada olanlar idare etti! Uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay geliyor insanımıza…

Bu sakal olayı, bana başka bir olayı hatırlattı: 1970-78 yılları arasında, eşim Kemal Çığ Topkapı Sarayı Müzesi müdürü idi. Daha önce de -1944 yılından beri- müdür yardımcısı ve kitaplık şefi olarak çalışıyordu müzede… Müdürlüğü esnasında, o zamanın Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan, “Kutsal Emanetler”i ziyaret etmek için randevu istiyor. Kemal Çığ, gazetecileri getirmemek koşulu ile halka kapalı olan bir günde randevuyu veriyor. Kararlaştırılan günde büyük bir cemaat akın ediyor “Kutsal Emanetler Salonu”na. Peygamberin hırkası olarak tanımlanan hırka çıkarılıyor. Gelenler büyük bir huşu içinde dualara, Kur’an okumalara başlıyorlar ve sonunda her ay bu ziyareti yapmaya karar veriyorlar… Salonda iş bitince, eşim, baştakileri odasına kahve içmek için davet ediyor. Tam kahveler bitmek üzere iken Kemal Çığ, “Hazır bütün din büyüklerimiz burada iken kafamı kurcalayan bir soruyu sormak istiyorum.” diyor ve sorusunu soruyor: “Benim bildiğime göre, Hz. Muhammed’in ağzından çıktığından bütün muhaddislerin hemfikir olduğu 17 hadisten biri, ‘Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!..’dır. Şimdi sizin hırka’ya ve diğer eşyalara dualar yapmanız bu hadise karşı değil midir?”

Bu söz üzerine, gelenlerin hepsi birden yerlerinden fırlarlar ve bir şey söyleyemeden oradan ayrılırlar! Fakat, her ay gelmeyi istedikleri halde bir daha uğramamaları da Kemal Çığ’ın sorusunun yanıtı olmuştur…

Şimdi ben de bugünkü hocalarımıza soruyorum: Böyle bir hadisi biliyor musunuz? Biliyorsanız, neden bir sakal kılı, bir hırka peşine düşenleri ve onlara dua edip onlardan medet umanları uyarmıyorsunuz?.. Neden?

(Kaynak : Memleketi ayağa kaldıran ‘Sakal-ı Şerif’ hakkında
Muazzez İlmiye ÇIĞ – 12 Ekim 2005)

(Kaynak : http://www.agnostik.org/10030-sakal-i-serif-yalani.html)

 

Ayak İzi