Hz Muhammed Hakkında Karikatür Krizi ve Eleştiri Kaldıramayan İslam Dünyası

I – Danimarka Hz Muhammed Karikatür Krizi

II – Salman Rüşdi ve Şeytan Ayetleri Romanı

III – Müslümanların Masumiyeti (Innocence of Muslims) Filmi

IV – El Kaide, İnternetten Yayınlanan Propaganda Dergisi Inspire’ın Mart Sayısında Bir Ölüm Listesine Yer Verdi. Zevahiri’nin ‘Peygamberi savunmak’ İsimli Köşesinin Hemen Altında Yer Alan Listede Kuran Yakan Abd’li Rahipten, Şeytan Ayetleri Kitabının Yazarı Salman Rüşdi’ye, Hollandalı İslam Karşıtı Siyasetçi Wilders’e Kadar Birçok İsim Yer Alıyor.

V – Hz. Muhammed Karikatürleri Krizinin Başlamasına Neden Olan Lübnan Asıllı Danimarka Vatandaşı Ahmed Akkari, Yıllar Sonra Ortaya Çıktı Ve Yaptıklarından Pişmanlık Duyduğunu Söyledi.

.

I – Danimarka’da Hz Muhammed Karikatür Krizi

Danimarka Karikatür KriziDanimarka‘da Jyllands Posten adlı bir gazetede 30 Eylül 2005 günü yayınlanan İslam peygamberiMuhammed‘in karikatürleri ile başlayan krize verilen genel ad.

Söz konusu karikatürler oldukça saldırgan ve ‘satirik’ bir içerik içeriyordu.[kaynak belirtilmeli] Karikatürlerden bir tanesinde İslam dininin peygamberi bir terörist olarak gösteriliyordu. Başta Türkiye Büyükelçiliği olmak üzere Danimarka’daki Müslüman ülkediplomatları söz konusu karikatürlerin etnik ve dini gruplar arasındaki ilişkilere hizmet etmeyeceğini, son derece tehlikeli bir süreci başlatabileceğini açıkladılar ve Danimarka Başbakanı’ndan konuyu görüşmek üzere randevu talep ettiler.[kaynak belirtilmeli] Bu talep kabul edilmedi.[kaynak belirtilmeli]

Zaman içinde kriz özellikle radikal grupların elinde bir tür çatışma alanına dönüştü. Müslüman ülke ve gruplar karikatürlerin hakaret içerdiğini, tüm Müslümanları terörist göstererek halklar arası ön yargıları arttırdığını savundular. Buna karşın gazete ve Danimarka yönetimi ifade özgürlüğü ilkesi gereğince herhangi bir yaptırım uygulamayı reddetti.

Karikatüre önce, Danimarka Müslüman azınlığı da tepki gösterdi. 10 Ocak’ta kriz Norveç‘e sıçradı. Norveç‘te bir yayında karikatürler tekrar basıldı. Özellikle Ortadoğu ülkelerinde kriz elçiliklerin basılmasına ve Danimarka’ya ekonomik müeyyidelere kadar ulaşınca birçok Avrupa ülkesinde gazeteler karikatürleri tekrar tekrar bastılar. İngiltere basını ise karikatürleri basmama kararı aldı.

Danimarka gazetesine destek vermek için FransaAlmanyaHollandaİtalya ve İspanya‘da yedi ayrı gazete de bu karikatürlere sayfalarında tekrar yer verince müslümanlar, 2006 yılının Şubat ayının ilk on gününde çok daha şiddetli ve dalga dalga tüm dünyaya yayılan tepkiler gösterdiler.[kaynak belirtilmeli] Sözkonusu karikatürleri yayımlayan gazetelerin ülkeleri tehdit edildi, ticari boykota uğradı, bayrakları yakıldı, elçiliklerine saldırıldı. Bazı müslüman ülkelerde, halkı sindirmeye çalışan güvenlik güçlerinin halkın üzerine ateş açması sonucunda can kayıpları yaşandı. Bush yönetimi, yaşanan gerilimden İran ve Suriye‘yi sorumlu tuttuğunu açıkladı.

Muhammed’in yüzü, İslam dininin Peygamberi ve kurucusu Muhammed’i konu eden 12 karikatürden oluşmuş bir seridir. Bu karikatürler 30 Eylül 2005 tarihinde Danimarka gazetelerinden Jyllands-Posten ve 17 Ekim tarihinde de Mısır gazetesi Al Fager’de yayımlanmıştır. Muhammed’in yüzünün resmedilmesinin yasak oluşu, İslam’da tartışma konusudur ve bu, değişik sertlikte yorumlanır. Yine de Muhammed’in resmedilmesi, son 1000 yıldır islam sanatı ve edebiyatında Muhammed’in yüzlerce örtülü görüntüsü olmasına rağmen, birçok Müslüman’ın gözünde, peygamberlerine yapılmış saygısızlık addedilir.

Ahmad Abu Laban ve Ahmad Akkari adlı Danimarkalı iki imam, 2006 yılı başında, orijinal oniki karikatürün yanı sıra, menşei Jyllands-Posten olmayan ve aşağılayıcı müstehcen içerikli bazı karikatürlerin de yer aldığı ve Abu Laban’a gönderilmiş oldukları iddia edilen bu karikatürlerin bulunduğu bir dosya oluşturdular. Bu karikatürlerin arasında, namaz kılmakta olan bir Müslüman’ın üzerine arkadan bir köpeğin çıkmış olduğu tasfir edilmiş olan karikatür de bulunmaktaydı. Bunun üzerine dünya çapında müslüman kuruluşların, Danimarka ürünlerini boykot etmekten, şiddet eylemlerine kadar varan ve 140 kişinin hayatına mal olan protesto gösterileri yer aldı. Sokaklardaki göstericiler kasıtlı olarak yanlış bilgilendirildiler, birçoğu Danimarka diye bir ülkenin varlığından bile haberdar değildi ve kısmen,“100 den fazla karikatür“ olduğundan söz ediliyordu.

Hem Danimarka hem de Norveç elçiliklerine saldırılar oldu ve bazıları harap edildi. Karikatürler, dünya çapında din, basın, sanat ve düşünce özgürlükleri konularında tartışmaların başlamasına yol açtı. “Karikatür Kavgaları“ kavramı, 2006 dünya yılın kavramı seçimlerinde üçüncü sırayı aldı. Danimarka’da ise bu konu “Muhammed krizleri“(„die Mohammedkrise“) olarak bilinir

https://tr.wikipedia.org/wiki/Danimarka_Karikat%C3%BCr_Krizi

 

Oniki karikatür nelere yol açti?

30 Eylül 2005 tarihinde Danimarka gazetesi Jyllands-Posten`in yayınladığı Hazreti Muhammed ile ilgili bir dizi karikatüre karşı İslam dünyasında başlayan protestolar beş ayın tamamlanmasına az bir süre kala artarak devam etmekte. Karikatür ile başlayan bu kriz medeniyetler savaşına dönüşmüş durumda

30 Eylül 2005 tarihinde Danimarka gazetesi Jyllands-Posten’in yayınladığı Hazreti Muhammed ile ilgili bir dizi karikatür İslam dünyasında ölümcül protestolara sebebiyet verdi. Müslüman inanışına göre peygamberin yüzünün çizilmesi veya gösterilmesi Kur’an-ı Kerim’de yasaklandı. Şiddetli protestolar karikatürün ilk yayınlandığı tarihten dört aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen gittikçe artmakta.

Karikatür krizine sebep olan olayların başlangıcı ise bir çocuk kitabı. Hz Muhammed’in hayatını anlatan bir çocuk kitabı yazan Danimarkalı yazar Kare Bluitgen, İslami inanıştan dolayı peygamberi çizecek bir ressam bulamamanın sıkıntısını yaşadığını Jyllands-Posten gazetesine anlattı. Bunun üzerine gazete 12 karikatüriste bir çağrıda bulunarak Hz Muhammed’i nasıl gördüklerini çizmelerini istedi. 12 karikatüristin Müslümanlığı algılamalarına göre 12 farklı karikatür çizildi.

30 Eylül’de Jyllands-Posten’te yayınlanan bu karikatürlere ilk tepki Mısırlı Al-Fagr Gazetesi’nden geldi. Karikatürlerin bazılarını yayınlayan gazete bu karikatürleri hakaret dolu ve ırkçı olarak niteledi. Ekim ayında Müslüman on ülkenin büyükelçileri karikatürler ile ilgili Danimarka başbakanına rahatsızlıklarını bildirdiler.

Ocak ayında bir Norveç gazetesi karikatürleri yayınladı. Bunun üzerine Suudi Arabistan Danimarka büyükelçisini geri çağırdı, Libya ise elçiliği kapattı. Gazze’deki Birleşmiş Milletler ofisi bombalandı. Bu gelişmeler üzerine Jyllands-Posten Gazetesi özür diledi. Danimarka başbakanı basın özgürlüğünü savunduğunu dile getirdi.

Protestoları şiddetlendiren ise şubat ayında Fransız, Alman, İtalyan ve İspanyol bazı gazetelerin karikatürleri yayınlaması oldu. Bu gelişme üzerine Suriye’deki Danimarka ve Norveç elçiliklerine saldırıldı. Lübnan’daki Danimarka büyükelçiliği ateşe verildi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan gerginliğin tırmandırılmamasını talep ettiğini açıkladı. Baskılardan dolayı Lübnan İçişleri Bakanı Hassan Sabah istifa etti.

Batıya karşı yürütülen bu protestolar hayat almaya başladı. Afganistan’da gerçekleşen protestolarda 5 kişi öldü. Somali’de bir çocuk saldırılar sırasında hayatını yitirdi. İran’da yüzlerce kişi Danimarka elçiliğine saldırdı. Lübnan ve Malezya’daki protestolara binlerce kişi katıldı. Pakistan’da iki gösterici polis tarafından vuruldu. İran’da İngiliz ve Alman elçiliklerine saldırıldı. Libya’da bulunan İtalyan konsolosluğu önündeki protestolar sırasında en az 10 kişi hayatını kaybetti. Nijerya’da düzenlenen protesto gösterilerinde en az 28 kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Danimarka güvenlik nedeni ile bir süreliğine Pakistan’daki elçiliğini kapattı ve vatandaşlarını Endonezya’dan ayrılmaları konusunda uyardı.

Batı dünyası da bu saldırılara farklı şekillerde cevap verdi. İtalyan milletvekili Roberto Calderoli karikatürleri tişörte basıp dağıtacağını açıkladı. Bu milletvekili istifaya zorlandı. Bir Fransız dergi yanına başka karikatürler de ekleyerek ilk 12 karikatürü yayınladı. Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac dergiyi provokatör olmakla suçladı.

Tüm bu gelişmeler en çok ülkeler arası ilişkileri etkiledi. Suudi Arabistan’dan sonra Pakistan da Danimarka elçisini geri çağırdı. Libya içişleri bakanı görevden alındı. İran, Danimarka ile tüm ticareti kestiğini açıkladı. Irak, Danimarka askerlerinin ülkeyi terk etmesini istedi. Malezya Başbakanı Abdullah Badawi batı ile İslam toplulukları arasında batının dış politikası nedeni ile büyük bir uçurumun açıldığını açıkladı. Hamshahri Daily adlı İran gazetesi batının basın özgürlüğünü test etmek amacı ile Holokost ile ilgili karikatür yarışması düzenlediklerini duyurdu.

İran Dışişleri Bakanı Mottaki, The Associated Press’e verdiği demeçte şiddeti desteklemediklerini ve bu konuda tarafların sakinleşmesi gerektiğini bildirdi. 19 Şubat 2006’da Jyllands-Posten gazetesi editörü üç büyük Suudi Arabistan gazetesine tam sayfa ilan vererek karikatürleri yayınlamalarının Müslümanlığa hakaret amacını içermediğini ve istemeden şiddet olaylarına sebep oldukları için özür diledi. Ancak Jyllands-Posten gazetesi ilanı kendilerinin vermediğini, 30 Ocak’ta yayınladıkları özür yazısının kimliği açıklanmayan kişilerce Suudi Arabistan gazetelerine ilan olarak verildiğini açıkladı. Bu özrün batı ve İslam dünyası arasında yaşanan gerginliği yumuşatması ve tüm bu üzücü olaylara bir son verilmesi dileği ile.

http://arsiv.salom.com.tr/news/print/2528-Oniki-karikatur-nelere-yol-acti.aspx

.

II – Salman Rüşdi ve Şeytan Ayetleri Romanı

Şeytan Ayetleri (İngilizceThe Satanic Verses), Hint asıllı İngilizyazar Salman Rüşdi‘nin romanı. İlk baskısı 26 Eylül 1988′deİngiltere‘de yapılmıştır. Birçok İslam ülkesinde yasaklanan kitabınyazarı hakkında İran‘da Humeyni tarafından ölüm fetvası verilmiştir.

Konusu[değiştir]

Şeytan Ayetleri romanı öykülerdeki kahramanların başından geçen büyülü küçük öyküler ve gördüklerini anlatan şekilde şekillenmektedir. Ana öykülerden bir tanesi günümüzdekiİngiltere‘deki Hintli göçmeneri ele alır. İki kahraman Gibreel Farishta ve Saladin Chamcha Müslüman Hintli iki aktördür. Farishta Bollywood film sektöründe Hindu tanrılarını canlandırmakta ünlüdür.[1] Chamcha ise Hintli kimliğini geride bırakmaya çalışarak İngiltere’de seslendirme yapmaktadır.

Romanın başında iki aktör de Hindistan’dan İngiltere’ye giden ve hava korsanları tarafından kaçırılmış bir yolcu uçağındadır. Uçağın havada infilak etmesine rağmen iki aktör mucizevi bir şekilde kurtulur. Büyülü bir değişm geçiren iki kahramandan Farishta, Cebrâîl isimli meleğe dönüşür, Chamcha ise Şeytan haline gelir. Chamcha, yasadışı bir göçmen olarak algılanarak polis tarafından tutuklanır ve uygunsuz muameleye maruz kalır.

İki karakter de eski hayatlarının parçalarını biraraya getirmeye uğraşır. Farishta kayıp sevgilisi İngiliz dağcı Allie Cone ile biraraya gelmeye çalışırsa da akıl hastalığı buna engel olur. İnsan formunu koruyan chamcha ise kendisine yardım etmeyen Farishta’dan intikm almak ister. Bu yüzden Allie olan ilişkisini baltalar. Farishta bunu anlamasına rağmen Chamcha’yı affeder ve hatta hayatını kurtarır.

Romanın sonunda iki kahraman da Hindistan’a döner, Farishta bir kıskançlık krizi sırasında önce Allie’yi sonra da kendisini öldürür. Farishta tarafından affedilen Chamcha uzun süredir konuşmadığı babasıyla barışır ve hintli kimliğiyle barışarak Hindistan’da kalmaya karar verir.

Edebi eser olarak değerlendirme[değiştir]

Eser genelde edebiyat eleştirmenlerinden olumlu eleştiriler almıştır. Ünlü eleştirmen Harold Boom eseri Rüşdi’nin en büyük estetik başarısı olarak niteler.[2] Timothy Brennan romanı İngiltere’deki göçmenlerin maruz kaldıkları yabancılaşmanın ve ruh hallerinin çok iyi anlatıldığı bir eser olarak değerlendirir. Romanın tepki görmesinden sonra değerlendirmelerde bulunan akademisyenlerden M. D. Fletcher olayların aslında çok alaycı olduğunu, Rüşdi’nin romanla sorunlarına tercüman olmaya çalıştığı kesimler tarafından kıyasıya eleştirildiğini yazar.

Eserin yazılması sırasında yazarın çok sayıda yazardan etkilendiği düşünülmektedir. W. J. Weatherbyyazarın bu kapsamda James JoyceItalo CalvinoFranz KafkaFrank HerbertPynchonMervyn Peake,Gabriel Garcia MarquezJean-Luc GodardJ. G. Ballard ve William Burroughs tarafından etkilediğini belirtmiştir. Srinivas Aravamudan postmodernizm ve postkolonyalizmin aynı romanda başarıyla işlendiğini ifade etmiştir.

Romanda Rüşdi’nin tarzı olarak paralel hikayeler birlikte anlatılır. Birbirine geçiş yapan paralel rüyalar, gerçeklikler ve tekrarlanan isimler çarpıcıdır.

Tepkiler[değiştir]

Müslümanlıkla ilgili konular[değiştir]

Kitabın bir bölümünde, Muhammed‘in içinde yaşadığı pagan topluluğun desteğini almak üzere çok tanrılı yaklaşım lehine bir ayeti haber verdiği, sonradan bu ayetin şeytan tarafından yazdırıldığını iddia ettiği anlatılmaktadır.

Kur’an’da, Hacc suresi’nde, şeytanın, Tanrı’nın gönderdiği her peygambere türlü şekilllerde musallat olduğu, onları yanılttığı ve nihayetinde Tanrı’nın bu peygamberleri yanılgıdan ve şeytanın yalanlarından korudugu ve böylece tebliğ görevinin kusursuz bir şekilde yapılmasını sağladığı yazılıdır. Söz konusu ayet şöyledir:

“Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. .” (K. 22 Hacc 52)

Bazı kaynakların bildirmesine göre yukarıdaki ayet, Muhammed’in şeytan tarafından kandırılmasıyla ilgili olarak inmiştir. Şeytan, Muhammed’i, “müşriklerce” (paganlarca) kutsal bilinen ve adlari LatUzza ve Menatolan üç tanrıçayı övücü sözler söylemeye kandırmış ve bu sözleri onun diline ayet olarak sokmuştur. Şeytan’ın bu oyunu sonucunda Muhammed: “Lat’ı, Uzza’yı ve… üçüncü olan Menat’ı gördünüz mü? diye konuşmuş ve bu sözleri Kur’an’a Tanrı’dan gelmiş vahiyler olarak koymuştur. Rivayete göre Şeytan “İşte bunlar, yüce turnalardır… Şefaatleri de elbette ki umulur.” sözlerini ilave etmiştir.

Bu ayetleri Muhammed’in Kureyşli paganlarla bir uzlaşma taktiği olarak da kullandığı yönünde teoriler de bulunmaktadır. Bunlara göre Kureyş’in tanrıçalarını onurlandırarak Muhammed aradaki düşmanlığı ortadan kaldıracağını düşünür. Ama müslümanlardan gelen yoğun tepki üzerine bu tutumundan hemen vazgeçip, Tanrı’dan gelen söz konusu uyarıcı ve düzeltici ayetleri duyurur.

Yaşanan olaylar ve fetva[değiştir]

Roman, Müslüman camiasında büyük yankı yaratmış ve dine küfür olarak algılanmıştır. Rüşdi’nin ifade özgürlüğünü bahane ederek kutsal değerlere saldırdığı iddia edilir. Olayların büyümesiyle birlikte kitabın ithaliHindistan‘da yasaklanır, İngiltere‘deki ilk eylemlerde kitap yakılır. 1989 yılı Şubat ayında Pakistan‘da kitaba karşı büyük olaylar çıkar. İran‘daki Şii önder Ruhullah Humeyni Rüşdi ve kitabın yayınlanmasında görev lan kişilerin öldürülmesini olanaklı kılan bir fetva yayınlar. Dönemin İngiltere Başbakanı Margaret ThatcherRüşdi’ye sürekli koruma sağlamıştır. 1998 yılında İran hükümetinden olayı yatıştırıcı yönde açıklamalar gelmesi üzerine gerginlik azalmıştır. 2006 yılındaki İran Haber Ajansının haberine göre fetva ancak onu yayınlayan makam tarafından geri alınabildiğinden ve Humeyni’de ölmüş olduğundan fetva halen yürürlüktedir.

Şiddet olayları[değiştir]

Rüşdi kitaptan ötürü hiçbir şekilde fiziksel bir saldırıya uğramamıştır. Ancak kitapla ilgili bazı kişiler şiddet olaylarına maruz kalmıştır. Kitabın Japon çevirmeni Hitoshi Igarashi 11 Temmuz 1991 tarihinde bıçaklanarak öldürülmüştür. İtalyan çevirmeni Ettore Capriolo aynı ay içinde bıçaklanmış ve ağır yaralanmıştır. Norveççe çevirmen William Nygaard Oslo‘da 1993 yılı Ekim ayında üç el ateşe maruz kalmış, saldırıdan yara almadan kurtulmuştur. Eseri Türkçeye çeviren[3] yazar Aziz Nesin İslami çevrelerce hedef gösterilmiş ve 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Katliamı olarak bilinen olaylarda 37 kişi hayatını kaybetmişti.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeytan_Ayetleri_(roman)

 

Kitabı Satın Almak İçin;

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=40690&sa=37966958

.

III – Müslümanların Masumiyeti (Innocence of Muslims) Filmi

Innocence of Muslims (Türkçe tercümesiMüslümanların Masumiyeti), önceleri Desert Warriors ile Innocence of Bin Laden adıyla anılan, 2012 yapımı İslâm karşıtı[2] düşük bütçeli film. Film, söylenilenlere göre İslâm peygamberiMuhammed‘in yaşamı hakkındadır. Kanıtlarla ulaşılan ve “Sam Bacile” ile “Alan Roberts” takma adlarını kullanan Mısırlı Amerikan Hıristiyan Nakoula Basseley Nakoula, filmin yönetmenliğini yapmıştır.

Genel bilgiler[değiştir]

Muhammed’in herhangi bir görsel tasviri, çoğu İslam geleneğinde yasak kabul edilmektedir. Kur’an, açık bir şekilde bu yasaklamaları koymasa da birkaç hadiste geçmektedir. Geçmişte, bu tür tasvirler kitlesel protestolara ve şiddete yol açmıştır. 1976 yapımı Çağrı filmi, Muhammed’in görünmemesine rağmen, Hanefi Kuşatması’na sebep vermiştir ve Afroamerikan silahlı adamlar, filmin imha edilmesi talebiyle 149 kişiyi rehin almıştır. Muhammed’i tasvir eden bir dizi karikatür, 2005 yılında Danimarka gazetesi Jyllands-Posten‘da yayınlandı ve kitlesel protestolar ile terör saldırılarıyla sonuçlandı. 11 Eylül saldırıları ile Batı dünyasında artan Müslüman nüfusundan ötürü Müslüman karşıtı duygular artarak Amerikalılar ve Avrupalılar tarafından çeşitli Müslüman karşıtı eylemler ile sonuçlandı ve bunu büyük Müslüman protestoları ve şiddeti izledi. Theo van Gogh‘un öldürülmesine neden olan Submission filmi ile Papaz Terry Jones’un Kur’an yakması sonucu meydana gelen genişçaplı olaylar bazı örneklerdir.

İçerik[değiştir]

Reuters‘a göre film, Muhammed’i “bir aptal, bir kadın avcısı ve bir düzenbaz” olarak tanımlamaktadır.[3] BBCde filmin Muhammed’i “öldürmekten zevk alan erkeklerden oluşan bir ayaktakımının kanlı lideri” olarak tarif ettiğini bildirdi.[4] NBC News ise Muhammed’in “bir kadın avcısı, bir eşcinsel ve bir çocuk istismarcısı” olarak betimlendiğini ifade etti.”[5] Tanıtım videosunun ayrıca Mısırlı Müslümanların, Mısırlı Hristiyanların evlerini yaktığı ve Mısırlı güvenlik güçlerinin hiçbir şey yapmadan durduğunun da ele alındığı bildirildi.[6]

Yapım[değiştir]

Bağımsız film, ilkin “Alan Roberts”[7] sonraki medya raporlarında “Sam Bacile” olarak tespit edilen bir kişi tarafından hem yapımı gerçekleştirildi hem yönetildi. Associated Press ile yaptığı telefon görüşmesinde 56 yaşında (Wall Street Journal‘a göre 52)[8] İsrailli gayrimenkul geliştiricisi biri olduğunu iddia etti.[9][10] İsrailli yetkililer, belirtilen kişinin İsrail vatandaşı olduğuna dair kanıt bulamadı[11][12] ve Kaliforniya’da yaşayan 50 yaş civarında olan ya da gayrimenkul lisansa sahip ya da Hollywood’da film yapımcısı[13] olan Sam Bacile adından bir kanıt bulunamadı.[14][12] ”Bacile” iddialı filmin, yüzden fazla Yahudi bağışçılarıyla 5 milyon dolara yapıldığı, “Sam Bacile” tarafından iddia edilmiştir.[15] Hollywood Reporter, profesyonelce olmayan filmin görüntüsüne dayanarak bu iddanın şüpheli olduğunu belirtti.[16] Film projesine katkıda bulunan Hristiyan aktivist Steve Klein, Bacile’e “Sıradaki Theo van Gogh, sen olacaksın” dediğini bildirdi.[17] Klein, daha sonradan gazeteci Jeffrey Goldberg‘e, Bacile’in belirtildiği gibi gerçek bir insan ve İsrailli ve Yahudi olmadığını ve adının, Suriye, Türkiye, Pakistan ve Mısır’daki on beş Kıpti ve Evanjelik Hıristiyan için bir takma ad olduğunu söyledi. Goldberg, Klein’in güvenirliğinden şüphe duyduğunu açıkladı.[18] Bacile olarak Wall Street Journal‘a kendini tanıtan bir adama göre, film İslâm’ın “ikiyüzlülüğüne” dikkat çekmek için yapıldı.[19]

12 Eylül 2012 tarihinde Time, Los Angeles’taki bir Kıpti Hıristiyan olan Nakoula Basseley Nakoula, filmin yapımında menejerlik için başvurduğunu fakat kendisinin Sam Bacile olduğunu yalanladığını bildirdi.[20]Bacile’i Nakoula’ya bağlayan kanıtın bulunmasından sonra The Associated Press, Nakoula ile evinde bir röportaj yaptı ve bir telefon numarası ile Nakoula’nın önceden kullandığı Nicola Bacily gibi takma adları paylaştı.[20] Çalıntı kimlik ve sosyal güvenlik numaraları kullanarak federal bankalarda hesabı bulunan çok sayıda kişiyi dolandıran Nakoula, 2010 yılında mahkemenin aleyhinde verdiği karara itiraz etmedi ve dolandırdığı sahışlara yaklaşık 800 bin dolar ödemeye mahkum edilen Nakoula’nın, şartlı tahliye gözetmeninin onayı olmadan bilgisayar ya da internet kullanması da beş yıllığına yasaklandı.[20][21] Nakoula Basseley Nakoula, Haziran 2011′de hapishaneden serbest bırakıldı.[22] Asistan ABD Avukatı Jennifer Leigh Williams’a göre, Nakoula çalıntı kimlikler ile Sosyal Güvenlik numaraları kullanarak banka hesapları açtı ve bu hesaplar üzerinden çekleri yatırdığını böylece Nakoula, ATM makinelerinden parayı çekebileceğini açıkladı.[23] Yetkililer, Nakoula’nın polise, filmin senaryosunu hapisteyken oğlu Abanob Basseley ile yazmaya başladığını ve filmi, karısının Mısır’daki ailesinden gelen 50.000 ila 60.000 dolar arasındaki parayla finanse ettiğini açıkladığını belirtti.[1][24]

Amerikan kâr amacı gütmeyen Media for Christ, Ağustos 2011′de film çekimleri için izin aldı ve Nakoula set olarak evini tedarik etti, oyunculara ücretlerini ödedi.[25] Film yayınlandıktan sonra meydana gelen şiddetten sonra Media for Christ Başkanı Joseph Nassralla Abdelmasih’in kayıplara karıştığı bildirildi.[25]

Filmde rol alan oyuncular ile filmin teknik ekibi, kendilerinin filmin amacı ve içeriği hakkında kandırıldıklarını belirten bir açıklama yaptı. CNN‘in açıklamasında filmin seksen kişilik oyuncu kadrosu ile teknik ekibindekiler, filmi reddetti ve şunu belirttiler: “Tüm oyuncu kadrosu ile ekip, son derece üzgün bir hâldedir ve yapımcı tarafından istismar edildiğini hissetmektedir. Biz, %100 bu filmin arkasında değiliz ve filmin niyeti ve amacı hakkında fena halde kandırıldık.” Detaylı açıklamalarında, “Senaryonun köklü bir şekilde yeniden yazımı ve söylediklerimiz şeylerdeki yalanlardan ötürü şok olmuş durumdayız. Meydana gelen felaketlerden ötürü derinden üzüntü duyuyoruz.” ifadeleri yer aldı.[26] Muhammed’in eşi olacak kişinin annesini canlandıran Cindy Lee Garcia, senaryonun 2000 yıl öncesinin Mısır’ı hakkında olan Desert Warriors (Çöl Savaşçıları) adlı bir film hakkında olduğunu ve “Muhammed” karakterinin sette “Mister George” (“Bay George”) olarak ifade edildiğini söyledi. Garcia, “Bacile”in İsrailli bir emlak kralı olduğunu iddia etti. Ancak daha sonra Bacile kendisine Mısırlı olduğunu söyledi ve sette diğer adamlarla Arapça konuştuğunu duydu. Garcia, filmin aslında bir Müslüman karşıtı propaganda parçası olduğunu öğrendiğinde afalladı ve insanların ölmesine neden olan bir filmde yer aldığından “bu beni rahatsız ediyor” dedi. “Bacile”e karşı yasal işlem başlatmayı düşünmekte.[7] WNYC‘nin On the Media programının yapımcılarından biri olan Sarah Abdurrahman, tanıtım videolarını izledi ve tüm dini göndermelerin filme sonradan dublaj ile eklendiği sonucuna vardı.[27]

Sahneleme ve promosyon[değiştir]

23 Haziran tarihinde film, Innocence of Bin Laden (Bin Ladin’in Masumiyeti) adı altında Hollywood Bulvarı’nda özel gösterimler için kiralanan The Vine Theater’da onun altında bir seyirciye bir kez gösterildi.[17][28] Tek bir katılımcıya göre “oyunculuk, beterin beteriydi.” ve filmin İslâm karşıtı herhangi bir işaret taşımadığını ve peygamber Muhammed’e göndermede bulunmadığını söyledi fakat filmin tamamını seyretmedi.[28]

Film, Terry Jones tarafından teşvik edildi. Jones’un Kur’an yakma hakkındaki medya haberleri, önceden dünya çapında ölümcül ayaklanmalara yol açmıştı. 11 Eylül 2012′de Jones, Gainesville, Florida‘daki kilisesiDove World Outreach Center‘da o akşam on üç dakikalık bir tanıtım videosu gösterimini planladığını söyledi. Açıklamasında, “Bu, bir Amerikan yapımı. Müslümanlara saldırı amaçlı tasarlanmadı fakat İslam’ın yıkıcı ideolojisini göstermektir.” ifadelerini kullandı.[9]

Temmuz 2012′de İngilizce olarak 14 dakikalık bir alıntı, YouTube‘a yüklendi. Eylül ayında film, Arapça olarak seslendirildi ve Kıpti blogger Morris Sadek tarafından Arapça konuşan toplumun gündemine getirildi.[29][30]Müslüman liderler, filmdeki Muhammed tasviri için eleştirilerde bulundu.[31] Daily Telegraph, filmin Muhammed’i bir pedofili savunucusu ve eşcinsel olarak betimlediğini ve cinsel ilişkiye girerken gösterdiğini bildirdi.[32]

Bir Kahire gazetesine göre film, Mısırlı bir siyasi parti lideri tarafından kınandı,[33] ayrıca Kahire’deki ABD Büyükelçiliği, videoyu kınayan bir bildiri yayınladı ve bildiride videoyu, “Müslümanların dini duygularını incitmek için yanlış kişiler tarafından süregelen çabalar” olarak tanımladı.[17] Aynı gün içinde Arapçaya çevrilmiş iki dakikalık bir özel baskı, bir Mısır televizyon kanalı olan El-Nas’da[34] Şeyh Halid tarafından yayınlandı.[35]

Şiddet İçeren ve Barışçıl Protesto Dalgaları[değiştir]

Bahreyn‘de bir protesto gösterisi

Filmin iki tanıtım videosu, 1 ila 2 Temmuz’da YouTube’da yayınlandı. Videolar, Arapça olarak dublajlandı ve sonra Mısırlı bir Amerikalı blogger tarafından yayıldı. 8 Eylül’de Mısırlı bir siyasi parti tarafından kınandı ve bir-iki dakikalık alıntı Mısır televizyonunda gösterildi. 11 Eylül 2012 tarihinde ABD’ye diplomatik amaçlarla saldırılar yapıldı ve sonraki günler, diğer milletlere de yayıldı. Bu saldırılardan biri Kahire, Mısır‘daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’ndeki kargaşaydı. Diğer saldırılar Bingazi, Libya‘da ve başta ABD konsolosluğunda meydana geldi. Büyükelçi Christopher Stevens dâhil olmak üzere ABD diplomatik personelinden en az dört kişi öldü.[9]Daha sonraki günlerde başta Mısır olmak üzere LibyaTunusPakistanAfganistan ve Endonezya‘da kimi zaman şiddet içeren protesto gösterileri yapıldı.

Yahudi Cemaatinin Tepkisi[değiştir]

Birçok Yahudi cemaatleri, bu filmi yapan Nakoula Basseley Nakoula’nın aslında Hristiyan bir Arap Amerikalı olduğunun ve filmin Yahudiler tarafından hiçbir para veya manevi destek görmeden sadece bazı İslam aleyhtarı Hristiyan çevreler tarafından yapıldığının tespit edildiğinden sonra bile, medyada yine de bu filmin Yahudilerin bağış ettikleri paralar sayesinde yapıldığını iddia etmeye devam eden yayınları büyük şiddetle kınadılar. Simon Wiesenthal Center’e göre, “Başlangıçta İsrailli ve Yahudilerin 5 milyon dolar para ile bu filmi yaptığını iddia eden yayınların daha sonra iftira olduğunun ispat edildiğine rağmen, Orta Doğu’da yine de bu yanlış bilgilerin hız ve ivme kazanarak kamuoyuna zararlı etki ettiği ve medyanın yeteri kadar sorumlu davranmadığı vurgulanmalıdır”. Simon Wiesenthal Center’e göre, bu yanlış bilgilerin Yahudi düşmanlığıdan istifade eden birçok zümre tarafından kullanıldığı malumdur.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Innocence_of_Muslims

 

Filmi Aşağıdaki Link’ten İzleyebilirsiniz veya Google’da “Müslümanların Masumiyeti Türkçe Altyazı” Yazarak Aratbilirsiniz;

http://www.youtube.com/watch?v=oPGFW08PwR4

.

IV – El Kaide, İnternetten Yayınlanan Propaganda Dergisi Inspire’ın Mart Sayısında Bir Ölüm Listesine Yer Verdi. Zevahiri’nin ‘Peygamberi savunmak’ İsimli Köşesinin Hemen Altında Yer Alan Listede Kuran Yakan Abd’li Rahipten, Şeytan Ayetleri Kitabının Yazarı Salman Rüşdi’ye, Hollandalı İslam Karşıtı Siyasetçi Wilders’e Kadar Birçok İsim Yer Alıyor.

11 kişilik ölüm listesi yayınladı!

11 Eylül saldırılarının ardından dünya gündemine düşmemek üzere giren ve Usame bin Ladin’in Pakistan’da Amerikan komandoları tarafından düzenlenen operasyonla öldürülmesinin ardından Ayman El Zevahiri’nin liderliğini yürüttüğü El Kaide, internetten yayınlanan propaganda dergisi Inspire’ın mart sayısında bir ölüm listesine yer verdi. Zevahiri’nin ‘Peygamberi savunmak’ isimli köşesinin hemen altında yer alan listede Kuran yakan ABD’li rahipten, Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi’ye, Hollandalı İslam karşıtı siyasetçi Wilders’e kadar birçok isim yer alıyor. Zevahiri, listenin hemen üzerinde yayınlanan makalesinde Mısır’da çekilen ve Hz. Muhammed’e hakaret dolu ifadeler içeren filmin ifade özgürlüğü olamayacağını belirterek bunu protesto etmek için ABD’nin Mısır büyükelçiliğindeki bayrağını indirip yerine cihad bayrağı çekenleri kutladığını yazdı. Peygambere hakaret eden herkesten intikam alınması gerektiğini belirten Zevahiri’nin hedefinde şu isimler var:

İşte hedefteki isimler

- Terry Jones: Obama’nın bile devreye girip bu eylemi gerçekleştirmemesini istemesine rağmen ABD’de Kuran yakarak tüm dünyada infiale sebep olan ‘rahip.’

- Carsten Juste: Hz. Muhammed karikatürleri yayınlayan Danimarka’daki Jyllends Posten gazetesinin eski genel yayın yönetmeni.


- Kurt Westergaart: Aynı gazetede yayınlanan en tartışmalı karikatürü çizen Danimarkalı karikatürist.

- Geert Wilders: Hollanda’daki aşırı sağcı partinin lideri siyasetçi. İslam’ı bir ‘hastalık’ olarak nitelendiriyor.

- Lars Vilks: İsveç’te Hz. Muhammed’i bir köpeğe benzeten çizimleri yapan ‘sanatçı.’

- Stephane Charbonnier: Fransa’da yayınlanan siyasi mizah dergisi Charlie Hebdo’nun yayın yönetmeni. Bu dergi, Hz. Muhammed karikatürlerini yayınlamasının ardından molotof kokteylli saldırıya uğramıştı.

- Flemming Rose: Danimarka gazetesi Jyllends Posten’de Hz. Muhammed karikatürleri yarışması projesinin fikir babası. Gazetenin kültür editörü.

Humeyni’den beri…

- Morris Sadık: Mısır’da çekilen ve Hz. Muhammed’i aşağılayan filmin dünyaya tanıtımını yapan ve yapımına destek veren Mısırlı bir Hıristiyan Kıpti.

- Salman Rüşdi: Şeytan Ayetleri kitabı nedeniyle İran’da hakkında verilen ölüm fetvası halen geçerlili olan yazar.

- Ayaan Hırsi Ali: Müslümanlığı terk etmesinin ardından Geert Wildersle birlikte İslam’ın kötü yüzünü anlatmak için ‘Fitne’ isimli bir film çeken Somali asıllı Hollandalı kadın siyasetçi.

- Molly Norris: ABD’li karikatürist Molly Norris, South Park’ın bir bölümünde Hz. Muhammed’i tasvir etmelerinden ötürü Trey Parker ve Matt Stone’un internette ölüm tehditleri almalarına tepki olarak ‘Herkes Muhammed’i Çiziyor’ isimli kampanyayı başlatmıştı.

http://haber.gazetevatan.com/11-kisilik-olum-listesi-yayinladi/518973/30/dunya

.

V – Hz. Muhammed Karikatürleri Krizinin Başlamasına Neden Olan Lübnan Asıllı Danimarka Vatandaşı Ahmed Akkari, Yıllar Sonra Ortaya Çıktı Ve Yaptıklarından Pişmanlık Duyduğunu Söyledi.

Karikatür krizinin mimarı ‘pişman’

Hz. Muhammed karikatürleri krizinin başlamasına neden olan Lübnan asıllı Danimarka vatandaşı Ahmed Akkari, yıllar sonra ortaya çıktı ve yaptıklarından pişmanlık duyduğunu söyledi. Akkari, Radikal dincilerin Danimarka için büyük tehlike oluşturduklarını belirtti.

Karikatür krizinin mimarı 'pişman'

KOPENHAG – Danimarka’da Jyllands Posten gazetesinde Hz. Muhammed karikatürlerinin yayımlanmasının ardından bir heyetle Müslüman ülkelere seyahat ederek, bu ülkeleri Danimarka’ya karşı ayaklandıran Ahmed Akkari pişmanlık duyduğunu söyledi.

Genç imam aşırı sağ Danimarka Halk Partisinin Müslümanlara karşı tavrını da anlayışla karşıladığını belirterek Müslümanların Danimarka’ya karşı nefret beslediklerini söyledi. Hz.Muhammed karikatürleri krizi sırasında İslam İnanç Toplumunun da sözcülüğünü yapan Ahmed Akkari, Bugün daha da akıllandım. Bazı gerçekleri görmeye başladım. Radikal Müslümanlar, Danimarka’ya karşı nefret besliyor ve Danimarka’nın ifade özgürlüğü ve demokrasisine karşı mücadele ediyorlar. Daha önceki tutumum nedeniyle kendimi çok eleştiriyorum. Zamanında yaptıklarımı kötü ile iyinin arasında mücadele olarak görmekle büyük hata yapmışım. Kendi düşüncelerimi hep iyi, başka düşünceleri saldırı olarak gördüm. Kriz döneminde Jyllands Posten Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Carsten Juste ile görüştüğümde bana kendi ideolojisi için değil, demokrasi ve ifade özgürlüğü için mücadele ettiklerini söyleyince ben bunu sadece İslam dini ve Hz. Muhammed’e karşı bir saldırı olarak görmüştüm çok büyük hata yapmışım” dedi.

RADİKAL DİNCİLERİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ
Dünyanın çeşitli bölgelerinde Radikal İslamcıları eleştirenlerin nasıl tehditler aldıklarını ve başlarına neler geldiğini bildiğini onun için söylemek istediği her şeyi anlatamadığını belirten Akkari, Radikal İslamı eleştirenlere de hak verdiğini söyledi. Hz. Muhammed karikatürleri krizinden bugüne aldığı eleştiriler nedeniyle imamlık ve sözcülükten çekilerek toplum içine çıkmayan Ahmed Akkari, radikal dincilerin önüne geçilmemesi durumunda Danimarka ve Danimarka toplumu için büyük tehlike oluşturduklarını öne sürdü. Ahmed Akkari, radikal dincilerin, çete üyesi Müslüman gençleri de yanlarına çekmeye başladıklarına dikkat çekerek, “O gençler belki de toplumda çok başarılı olabilecek yetenekli gençler ama radikal dinciler tarafından yönetilmeye başladıklarında tehlikeli olabiliyorlar. Gençlere verilen yanlış bilgi ve Kuran’ı Kerim’in yanlış anlatılması batı değerleri için çok büyük tehlike yaratıyor” dedi. Ahmed Akkari’nin açıklamaları aşırı sağ Danimarka Halk Partisini de memnun etti. Eski Genel Başkan Pia Kjaersgaard kendilerine hak verilmesinden memnun olduklarını söylerken, Gizli Servis PET de Ahmed Akkari’nin bu açıklamalarından sonra korunması gerektiğini savundu.

ÜNSAL TURAN / DHA

http://www.radikal.com.tr/dunya/karikatur_krizinin_mimari_pisman-1144260

Bir Cevap Yazın