Ekşi Sözlük Yazarlarına Göre Hayatın Anlamı Nedir?

 Ekşi Sözlük: Hayatın Anlamı;

zamana, mekana, kisilere gore gorecelik gosteren ama olmasssa da olmayan bi kavram..

 

eğer hayatımı yeni baştan yaşayabilseydim
o yaşamda
daha çok hata yapardım.
o kadar mükemmel olmaya çalışmazdım… daha çok dinlenirdim.
bu yaşamda, onca ciddiyetin arasında yapamadığım kadar eğlenirdim.
o kadar temiz kalmazdım.
daha fazla riskler göze alır, daha çok gezer, daha çok günbatımı seyrederdim,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim
gitmediğim daha çok yere giderdim.
daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim.
daha çok gerçek sorunlarım, daha az sanal sorunlarım olurdu.
ben yaşamın her dakikasını gerçekçi ve kitabına uygun yaşayan insanlardan biriydim.
elbette mutluluk anlarım da oldu.
ama geriye dönüp, baştan başlayabilseydim çok daha fazla iyi anlarım olurdu.
çünkü, eğer bilmiyorsanız, yaşam bundan ibarettir, anlar, yalnızca anlar…
“şimdi”yi sakın kaçırma.
ben, yanında, termometre, bir şişe su ve paraşüt olmaksızın asla bir yere gidemeyen insanlardan biriydim.
eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim, çok daha hafif gezerdim.
eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim, baharın başlamasıyla birlikte ayakkabısız yürümeye başlar, sonbahar bitimine değin çıplak ayakla devam ederdim.
bilinmeyen daha çok yola sapar,
güneşin doğuşunu daha çok seyreder,
daha çok çocukla oynardım
yalnızca bu yaşamda bir şansım daha olsaydı.
gel gör ki, işte 85 yaşındayım
ve biliyorum ki,
artık ölmekteyim….
jorge luis borges

 

sinemada film izlemek, müzik dinnemek, gitar çalmak, futbol maçı izlemek, bide sex…

 

devamli degisen, cogu zaman sevgiyle bazen de felsefeyle yaratilan kavram.

 

çözmek için çaba harcayanlar sonunda cevabı bulamıyolar ama kafaları fena çözülüyor
psikiatrik hastaların % 30 i bundan yatıyor:)

 

hayatta aradıklarını bulamayanların, hayattan sıkılanların , lam bu işin kesin bi anlamı varda biz ıskalıyoruz diyip sordukları soru

 

insanlar daha iyi sex icin yasaralar

 

canlı varlıklarda doğumdan ölüme kadar etkinliği sağlayan olguların tümü, yaşam.

 

“eee zebercet, anlat bakalim; hayatin anlami nedir?” pek onemli bir laf ettigini saniyor. akli sira kendi halinde kisir kisir donen tekere comak sokuyor. bir kere soru yanlis ve sacma. yok ki oyle bir sey, hayatin anlami. ne koyarsan odur iste; benim ne koydugumdan sana ne. bulabildigim en buyuk teflon tavayi suratinin orta yerine indirirdim ama, madem canin peygambercilik oynamak istedi…
muppet show’un acilis sebzesine bak. “muzik baslasin, isiklar yansin; makyaj, kostumler.” kimdi “dunya bir oyun sahnesidir” diyen dallama, shakespeare mi? (bkz: tiksindim tiyatrodan) al sana sahne, al sana hayat. belki fozzie’nin cani cok sikkin; fakat kalbini zehirleyen aciya gulup geciyor, gozyaslarini ve istirabini soytariliga donusturuyor. sonra locadaki ihtiyarlar: “neden geliyoruz buraya? / sanirim hicbir zaman bilemiycez. / bu soytariligi seyretmek, / bir nevi iskence.” hayat hakkinda bundan daha net bir ifade olabilir mi? muppet show’a hos geldik safa geldik. ve noktayi trompetiyle gonzo koyuyor. eger gonzo da israfil degilse n’oliyim; kiyametin habercisi boruyu otturuyor ve topumuzun cani cehenneme.
jim henson hayatta degil, fakat mithat bereket cetenin yasayan uyelerini bulsun ve sorsun: bu muymus kuklalarin sirri? kukla yahu, al sana bir gizli anlam daha.
“eee zebercet, anlat bakalim; hayatin anlami nedir?” ben senin ilkokul cagindaki evladin miyim, “anlat bakalim, bugun ne ogrendin?” hayat bilgisi vardi bugun, ebemizin nasil beepildigini ogrendim. iyi mi?

 

hayatin herkese gore ya da herkesin hayatinin kendisine gore farkli anlamlari vardir ve insan bunu ancak kendisi kendi hayati cercevesinde bulabilir..bu durumda bu baslik anket kategorisine girebilir..

 ~ 

 

hastayken, mide agrisi size iskence ederken.. (ornekler cogaltilabilir) kisaca fiziksel aci icindeyken hayatin anlami o agri/aci olur (kendimden biliyorum). ulan nassi biseydi bunsuz yasamak, 10 dk oncesi diye sizlanir; imana gelir gunah cikartirsiniz.

 

hayatin anlami hepimizin aslinda birer hatali varliklar oldugu, hepimizin birer hata oldugudur, bir takim kazalar, rastlantilar sonucu meydana gelmisizdir, ve bu yuzden olume mahkumuzdur, ama en buyuk mahkumiyetimiz, en buyuk hatamiz, olumun anlamini aramakken hayata bir anlam yakistirmaya, uydurmaya calismaktir.
oyle olmasaydi belki olumden sonra hicbirseyin oneminin kalmayacagini, hicbirseyin, onemin, ve kalmamanin anlamini anlayabilirdik.
(bkz: olumun anlami)

 

bireysel tatmin… o yüzden bu anlam kişiden kişiye değişir.

 

hayatın aslında anlamsız oldugunu, en yuce oyuncunun* oyuncakları oldugumuzu cozememis kisilerce yillardir aranan ama var olmadigi icin bulunamayan sey…

 

var olan en öznel konu..kişilerin aile yapısı, eğitimi, tecrübelerine bağlı olarak, birbirinden bağımsız pek çok değişkenin etkisi sonucu, aynı olayları bile farklı yorumlayarak, nesnellikten tamamen uzaklaşmaktır..bu konuda parametrik olarak belki de tek değişmeyen olgu ise şüphesiz;sevgi kısmıdır.

 

insanlıgın cözemedigi en buyuk problem.insanoglu marsa yerleşse bile bunun anlamını hiç bir zaman cözemeyecek galiba,ama herkesin kendine göre bi anlamı var o ayrı.dinlerde bu boşlugu doldurmak icin var *

 

dar ve derin bir deliğe düşmüş bilye tanesini çıkarmaya çalışan bir çocuğun çabası kadar basit, yaşadığı çukurun içerisine küçük bir delikten vuran ışığın,geldiği yeri merak eden bir canlının düşünceleri kadar karmaşık olan, bakışaçılarına göre değişebilen ve herkes için ortak bir kavram çıkmadıkça daha yüzyıllar boyunca insan zihinlerini uğraştıracak olan iki kelime..

 

bu tanım da dahil olmak üzere her şeyi değiştirebilecek gücü bilmek, hissetmek ve onunla yaşamak.

 

loş bir ışık yakıp radyoyu açıp anlamsızca tavanı seyretmek. komplike bir anlamı oldugunu düşünüp onu aramaya çalışmak en gereksiz şey kesinlikle

 

olmemek icin oldurmek ya da ezilmemek icin ezmek..

yıllar sonra gelen edit: bu geyik değil, hakkaten öyleymiş.

 

(bkz: genlerini bir sonraki nesle aktarmak)

 

bie $ekilde mutlu olmak. ama gercek ama oyun.

 

kaybettiginizde hayatinizin bir yenilgi gostergesinden ve yasamanin alelade bir kusurdan bir farki kalmayacagi kisi, amac mekan yada herneyse

 

hayatın anlamı

yıllar elbet bitecek,

akşamlar gündüzleri,

gölge gibi takip edecek,

güzellikler masumiyetle,

birlikte karanlığa gömülecek.

yaşananlar birer anı olarak,

zihinlerde karartı kalacak,

her bir hata,

insanı daha acımasız yapacak.

her bir güvensizlik,

yeni bir düşman doğuracak,

her yıl biraz daha yıpranacağız,

ama hiç öğrenemeyeceğiz,

hayatın anlamını….

 

hangi tanriya, hangi dine inaniyor olursaniz olun bir sureligine inanclarinizin olmadigini dushunun. bir sureligine bir inancsiz gibi dushunmeye calishin. yashamak sizin icin ne anlama geliyor dushunun. dushunun ama cennet cehennemsuc ve ceza gibi fikirleri aklinizdan cikarin. neden yashiyorsunuz? varsayalim ki olummezarinizda curumek demek ve ruh dediginiz shey sadece karmashik beyninizin urunu olan bir yanilsama. varsayalim ki ne bedeniniz ne de (varsa) ruhunuz olumle birlikte yok oluyor. neden yashiyorsunuz? oleceginizi bile bile bu hayatin yukunu cekmeye ne gerek kalir o zaman? tanri yoksa gunah ishlememenin ne anlami ve ishlemenin ne zevki kalir? hergun ishe gitmenizin, calishmanizin ya da tembellik yapmanizin ne anlami kalir eger bir koyundan farkimiz yoksa? bir koyun gibi salak salak yashayip sonra da boceklere yem oluyorsak ne anlami kalir bu yashamin?

bu sorulari ilk defa soran ben degilim elbet. binlerce insan, yuzlerce dushunur bu konuda kafa yormush. kimi kendini kandirmanin bir yolunu bulmush, kimi de olumu beklemek yerine aninda olumu tercih etmish. benim derdim de ayni. ancak ben ishi uzatmayacagim.

acaba hayatimizi yashayabilmek icin cok basit bir itici unsur builabilirmiyiz? dinlerden, olum sonrasi yasham fikrinden ve tanrinin gazabindan bagimsiz bir sebep yashamak icin? var mi hepimizin anlashabilecegi boyle bir shey? hayati tek bashina anlamli kilacak bir shey?

cevabim cok basit ve mantiga dayaniyor:

(1) yukaridaki turden sorulari dushunebilmemizin temel nedeni bu dunya uzerindeki diger canlilardan farkli bir “bilinc” duzeyine sahip olmamiz.

kendimiz, icinde yashadigimiz toplum, gecmish ve gelecek uzerinde dushunup, konushabilmemiz. bu turden bir kendine ve geriye donuk degerlendirme yetenegi olan tek canli insandil bu bilincin tashinmasindaki en onemli unsur. bildigimiz kadariyla henuz beshyuz yil onceki maymunlar uzerinde calishan bir maymun ya da okyanuslararasi yunus ilishkileri tarihini yazan / dushunen bir yunus yok.

(2) yashamanin alternatifi olmek.

olmek size olmasa da bazilarina yashamdan daha guzel gorunuyor olabilir. amacimiz onlari da ikna etmeye calishmak olduguna gore dushunelim. neden olum yashama tercih edilebilir? kotu bir hayat? zorlu gunler? anne baba baskisi? tabii daha iyi nedenleri olanlar da varolabilir. umutsuzluga neden olan binlerce olay dushunebiliriz. haberleri seyretmemiz yeterli. yillarca hic durmadan sefillik icinde savashan insanlar, her gunolum korkusu. bu insanlar neden yashamak istesin? nasil ikna edebilirsiniz bu insanlari yashamaya, hayatlarinin sonuna kadar acilar icinde kalacaklarini bilerek?

(3) olum bilincten ve algilarimizdan vazgecmek demektir.

yukarida da soyledigim gibi insanoglu yuksek bilinc duzeyi ile diger canlilardan ayrilir. yashadigi her dakika etrafindakileri algilayip defalarca beyninde ishleme yetenegine sahiptir. olmek demek bu yetenekten ve bu deneyimden vazgecmek demektir.

(4) zaten oleceksek eger, hemen olmemek yerine olene kadar bilincimizin keyfini cikarmayi ogrenmeliyiz?

olum ve yashami bir tartiya koyduk. yasham agir geldi. neden? cunku yasham bir surec, aktif olarak icinde bulundugumuz bir akinti. bu akinti icindeki yerimizi ve zaman zaman da akintinin kendisini etkileme gucumuz var. olum de bir surec aslinda ancak bu sureci algilayacak olan kishi olumle birlikte kendi etkileyemedigi bir surecin parcasi haline geliyor. pasif ve bilincsiz. olum ancak disharidan gozlemlenecek bir surec. yani saat kulesini goremeyeceginiz tek yer saat kulesinin ici (gizli yuz’den). yapmaniz gereken bu algilar yumagini mi yoksa sonsuz bir karanligi mi tercih edeceginize karar vermek. (bunu yapmak icin illa ki intahari dushunuyor olmaniz gerekmez.) karari elbetteki siz vereceksiniz. ama ben size kendi kandirmacami yine de soylemeliyim:

(5) yashamak ilginc bir shey!!!

ishte basit ve gerizekalica bulabileceginiz cozum bu. eninde sonunda oleceksek eger, olene kadar yashami gozlemlememe izin verin. “yashamak” kelimesinin icinde var bu zaten. o ani yashadim!!! yashadigimiz an ne kadar kotu, zor, aci verici olursa olsun, yashadiklarimiza dishardan baktikca yashadiklarimizin ne kadar da ilginc oldugunu gorebiliriz. yashamin ilgincligi kendi hayatimizla da sinirli degil zaten, ilginc olan milyonalrca yasham binlerce olay var. etrafiniza bir gazeteci gibi bakin bir gun. ya da bir yazar gibi. her gordugunuz shey ne kadar siradan ve monoton gorunurse gorunsun bir haber degeri var. yashadigimiz en kotu olay en guzel ve etkileyici hikayemizdir. uzulmek yerine anlatin acilarinizi, hayatiniz roman olur. hayatin degeri, hayatin kendisinden ileri gelir. bir butun olarak yasham gercektende yashamaya deger ilginc bir sheydir.

uzulerek belirtmeliyim ki bu recete (eger bir recete ise) bazi insanlar icin cozum olmayacaktir. surekli fiziksel aci ceken bir kishinin bunu ilginc bir olay olarak gorebilmesi biyolojik olarak imkansizdir. yine de soylemeliyim ki bu tur acili durumlardan kurtulmak icin bize kuvvet verecek shey yeniden hayatin ilginc ve karmashik kollarina kendimizi atabilme istegi olabilir.

evet shimdi kapida cikardiginiz dini kimliklerinizi tekrar giyin. bu dushunceyi istediginiz gibi susleyin. unutmayinki soyledigim shey ile hedonizm arasinda cok buyuk bir fark var, zevk icin yashamanizi degil, yashadiklarinizi bir zevk unsuru haline getirmenizi oneriyorum. insan sadece meraktan da yashayabilir: acaba daha sonra ne olacak? hayatiniza heyecanli bir dizi muamelesi yapmanizi oneriyorum size. hergun gazetenizin yaninda kendinizi de okumanizi!

 

müzik olmasa olmazdı dediğim kavram.

 

douglas adams’in her otostopcunun galaksi rehberi’nde cevabini 42 olarak verdigi soru.

 

çok fazla düşünülmemesi, aranmaması gereken, aksi takdirde insanı uzun süren bi bunalıma sokma olasılığı çok fazla olan, bi gün zaten öğreneceğimiz kavram…yine de çok düşünülen kavram…

düşünmemek için müzik, sigara ve vapur yetiyo da artıyo..

 

(bkz: fazla düşünme kafayı yeme)

 

anlamsızlık içinde anlam arama ve anlamsızlığa anlam yükleme sanatı.

 

bizim verdiğimizden başka anlamı yok.

 

”biz aslında bir anlamı olmayan evrene fırlatılmış olmanın verdiği rahatsızlıkla baş etmek zorunda olan anlam arayan yaratıklarız ve çifte göreve girişmek zorundayız..önce, bir hayatı desteklemeye yetecek kadar sağlam bir hayat anlamı projesini icat etmeli ya da keşfetmeliyiz..sonra, icat etme eylemimizi unutmanın bir yolunu bulmalı ve kendimizi hayatın anlamı projesini icat ettiğimize değil keşfettiğimize – bağımsız bir ‘dışarıda bir yerde’ var olduğuna – ikna etmeliyiz.”

(bkz: irvin yalom) annem ve hayatın anlamı

 

o an asik oldugunuz seydir. sevgiliniz, isiniz, sarap icmek, bazen soguk bir bardak su bile olabilir.

 

yasamin tek ve kesin bir anlami olsaydi tum hayatlar ona yonelirdi bu durumda ne medeniyet kalirdi, necesitlilik ne de kultur, ve hatta ne de felsefe. herkes icin farklidir hayatin anlami. 300 yil sonra yazdigi