Çokeşlilik, Zina ve Muta Nikahı

I – Kur’anda Çokeşlilik;

II – Birden Fazla Kadın ile Evlenmeye Onay Veren Erkek Zihniyeti

III – Zina / Çokeşlilik Hakkında: Dünya Üzerinde Kadın Sayısı Azdır;

IV – Zina / Çokeşlilik Hakkında: Kadın Sayısı Azdır

 

I – Kur’anda Çokeşlilik;

Nisa;

129. Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah şüphesiz çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

3. Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır

 

II – Birden Fazla Kadın ile Evlenmeye Onay Veren Erkek Zihniyeti

 

III  - Zina / Çokeşlilik Hakkında: Dünya Üzerinde Kadın Sayısı Azdır;

Dünyada ‘KADIN AÇIĞI’ 66 milyon!

Çin ve Hindistan’da erkek-kadın dengesi kadın aleyhine sürekli değişiyor. Her 100 kız çocuğuna karşılık ortalama 117 erkek doğuyor olması dünya demografisinde de önemli değişimlere yol açarken, yaşlı nüfusun giderek artması ve sosyal güvenlik gibi çok ciddi tehditleri de beraberinde getiriyor.


Dünyada kadın-erkek nüfus dengesinde  66 milyon kadının eksik, Doğu ülkelerinde erkek çoçuklarının tercih edilmesi ve ultrason sayesinde kız ceninlerin kürtajla alınması kız çocuk sayısını azalttı.
Dünya genelinde ve Türkiye’de her doğan 100 kız çocuğuna karşılık 103 ila 106 erkek çocuk dünyaya gelirken, bu sayı Çin ve Hindistan’da 120 hatta 132’ye kadar çıkıyor. Kadın sayısındaki bu kıtlık dünyanın demografik dengesinde de önemli sarsılmalara yol açacak gibi görünüyor.
Bir sahne.. Hindistan’da bir köyde geçiyor. 5 erkek babası Ramcharan oğullarını evlendirecek kız bulamadığı için saçını başını yoluyor. Genç kız kıtlığı yalnızca Ramcharan’ın köyünü değil tüm bölgeyi etkiliyor.
Çözüm ne?
Çözüm? Komşu köyden 16 yaşındaki bir genç kızı Kalki’yi büyük oğlu ile evlendirmek için ailesinden satın alıyor. Düğün yapılıyor. Ancak Kalki’nin kaderi yalnız büyük oğluna değil, Ramcharan’ın diğer 4 oğluna hatta kendisine de eş olarak hizmet vermektirÉ.
Bu bir Hint filmi ‘Matrubhoomi; Kadınsız dünya’. Ancak gerçeğin kendisi filmden pek farklı değil. Hindistan’da ve Çin’de giderek endişe verici boyutlara ulaşan kadın nüfusundaki düşüş tüm dünyanın önünde ciddi bir tehdit olarak duruyor.
Dünya nüfusunun yüzde 38’ini oluşturan bu iki ülkede 40 milyon erkeği bekleyen son, 15 yıl içinde evlenecek kadın bulamamak. Peki bundan dünyanın geri kalanına ne diyeceksiniz. Sosyologlar kadın kıtlığının bir sonucu, doğal bir yansıması olarak sosyal gerilimin tırmanacağı uyarısında bulunuyorlar.
Gerilime yol açacak
ABD’nin Utaph eyaletinde Bringham Young Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Dr. Valeri Hudson ve İngiltere’de Kent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Andrea Boer’in ileri sürdükleri teze göre, evlenecek eş bulamayan Çin ve Hintli genç erkekler bu ülkelerde istikrarsızlığa yol açacak ve bu diğer ülkelerle gerilime hatta çatışmalara kadar varabilecek.
İki bilim insanı tezlerinin doğruluğunu kanıtlamak için, dünyada suç işleme oranının bekar erkeklerde diğerlerine oranla çok daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. Bunun biyolojik açıklaması da Harvard Üniversitesi’nde biyolog Peter Ellison’dan geliyor. Ellison durumu göre, evli erkeklerde testosteron oranının bekar erkeklere oranla daha düşük olmasıyla açıklıyor.
Nüfus eriyecek
Daha da vahimi 2050’li yıllara gelindiğinde dünya nüfusunda demografik bir erime söz konusu olacak. Özellikle de Asya nüfusunda. Konu öylesine vahim hale geldi ki, Pekin hükümeti bir yandan isteğe bağlı kürtaja sınırlamalar getirirken, öte yandan erkek çocuğu olmayan ailelerin kız çocuğu sahibi olması için parasal teşvikler uygulamaya başladı.
Çin’de 1989 yılında 100 kız çocuğa karşılık 111 erkek dünyaya gelirken, 2000’e gelindiğinde bu rakam 117’ye çıktı. Hindistan’da ise 1991’de 106 olan sayı 2001’de 108’e yükseldi. Ancak Hindistan’ın Pencap ve Haryana gibi kuzey  bölgelerinde her 100 kıza  karşılık 125 gibi olağanüstü yüksek bir oran söz konusu. Pekin’in güneyindeki Henan’da ise 132’ye ulaşmış durumda. Sonuçta bu iki ülkede neredeyse Türkiye’deki toplam nüfus kadar kadın sayısı eksik.
İlle de erkek
Bu ülkelerde tarihsel süreç içinde erkeğin kızlara kıyasla daima tercih edilir halde olması bugünkü durumun ana nedeni. ‘Erkek çocuğa sahip olamamak bir ailenin başına gelebilecek en büyük felakettir’ zihniyeti özelilkle kırsal kesimde hala geçerliliğini koruyor. Bir Hint atasözü olan ‘Bir kız çocuğunu yetiştirmek, komşunun bahçesini sulamaya benziyor’ sözleri duruma net bir ayna tutuyor.
Bunlara bir de yine bu ülkelerde aile yapılarının giderek küçülmesini ve doğurganlık oranının azalmasını da eklediğimizde dünya demografisinde bir düşüş yaşanması da kaçınılmaz olarak görülüyor. ‘zaten dünya nüfusu kalabalıktı, iyi oluyor’ diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak uzmanlar aaksini savunuyor.
Nesil nasıl sürdürülür
Çünkü bir neslin varlığını sürdürebilmesi için kadın başına düşmesi gereken çocuk sayısı ortalama 2.1 olmalı. Batı ülkelerinde zaten bu sayı tam olarak karşılanamıyor. Dolayısıyla batının doğudaki bu düşüşün yerini doldurabilmesi mümkün değil.
Birleşmiş Milletler’in 2300 yılına kadar dünya nüfusu üzerinde tahminlerde bulunduğu son raporuha göre sürdürülebilir bir demografik büyüme için kadın başına 2.1 çocuk şart. Bunun gerçekleşmemesi durumunda ekonomik büyümede de değişiklikler söz konusu olacak.
Çin ve Hindistan da dahil olmak üzere ülkelerin çoğunda yaşam beklentisinin artması ve yaşlı nüfusun çoğulması sonucu , genç nüfusun sosyal güvenlik yükünü tek başına üstlenmesi giderek zorlaşıyor. Bu da bizi ‘Yaşlı ve yaşam standardı düşük’ bir dünya nüfusuna doğru sürüklüyor.
Güney Kore, doğuda kadın- erkek sayısındaki dengesizliğini azaltmayı başaran ender ülkelerden. 1990 yılında bu ülkede de Çin’de olduğu gibi 100 kız çocuğuna karşılık 117 erkek dünyaya geliyordu. Hükümetin bilinçli kampanyaları ve kadının toplum gözündeki değerini güçlendirici programlar sonucunda bu sayı 110’a geriledi. Belki henüz yeterli denge yakalanmadı ancak Güney Kore, istenmesi halinde önemli değişiklikler yapılabileceğjnin kanıtı.
X ve Y Dünyada cinsiyet dağılımı daima üç aşağı beş yukarı aynı. Yani 100 kız çocuğu başına 103 ila 106 erkek çocuk düşüyor. Türkiye’de de durum böyle.  Bu insan türünün biyolojik bir özelliği biyologlar açısından gizemi hala çözülemeyen konulardan biri. Çeşitli hipotezler ileri sürülüyor.
Bunlardan biri erkek geni olarak tanımlanan Y kromozomlarının taşıyıcılarından olan spermatozoidlerin yumurtaya ulaşma şanslarının X kromozomları taşıyıcılarından daha yüksek olması. Bunun nedeni Y spermatozoidlerinin  X’lere oranla hem daha küçük hem de daha hafif olması.
Bir diğer hipotez evrimle ilintili. Yeni doğan erkek çocuk ölümlerinin kız çocuklara oranla daha yüksek olduğu gerçeği biliniyor. Myopati, hemofili gibi genetik rahatsızlıkların erkek çocuklarda ortaya çıkma oranı da daha yüksek. Erkekler tek bir X kromozomuna sahip oldukları için, bu kromozomda bir anormallik olması halinde ikinci X kromozomu olmadığı için bu anormallik rahatsızlık olarak ortaya çıkıyor. Kız çocuklarında ise gizli kalabiliyor

(Kaynak : http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=343546)

 

IV – Zina / Çokeşlilik Hakkında: Kadın Sayısı Azdır

Kadın Nüfusunun %70 olduğu Ülkeler Vardır;

“Dost bir ülke, ciddi nüfus felaketi ile karşı karşıya. Kadın nüfusunun yüzde 70 olduğu ülkenin demografik geleceği S.O.S veriyor. Türkiye’nin nüfus göstergeleri ise giderek olumsuz seyrediyor. İşte nüfus açısından dünyanın tablosu.

Bugün Dünya Kadınlar Günü.

Konuyla ilgili medyada çok sayıda haber ve yorum çıktı. Çıkmaya da devam ediyor.

Bunlar arasında belki de en ilginci, Kazakistan nüfusunun yüzde 70’inin kadınlardan oluştuğu haberiydi. Demografik dengenin bozulması bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir. Düzelmesi asırlar alabilir.

Bu haberle eş zamanlı olarak ilginç bir başka haber daha yansıdı medyaya.

Bazı televizyon kanallarının 20 ve 21 Ocak tarihli ana haber bültenlerinde, Moğolistan’ın nüfusunun giderek azaldığı ve 6 kadına 1 erkek düştüğü, bunun için de ”Türkiye’den 20 bin erkek istendiği” yönünde haberlere yer verilmişti.

Bu haber üzerine, Moğol Öğrenci Birliği Başkanlığı tarafından RTÜK’e şikayet dilekçesi iletildi. Dilekçede, Birleşmiş Milletler verilerine dayanılarak, kadın nüfusun erkek nüfusa oranının 100′e 99.4 olduğu resmi belgelerle izah edildi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gelişmeler üzerine, doğru olmayan bu haberi ekrana taşıyan kanallara ceza yağdırdı.

Nüfus konusu liseli yıllardan bu yana özel ilgi alanım. 19 sene önce Zaman gazetesinde, “Nüfus Açısından Dünyanın Geleceği” başlıklı 3 gün süren kapsamlı bir yazı dizisi kaleme almıştım. Nüfus açısından bir ülkenin geleceği, o milletin geleceğini de tayin eder.

Yaşlı nüfusun hayattan beklentileri azalır. Tüketim açısından hedef kitle olma özelliklerini büyük ölçüde yitirirler. Bu durum piyasaları olumsuz etkiler. Başta Yunanistan olmak üzere Avrupa’da piyasanın daralmasında ve büyümenin durmasında giderek yaşlanan nüfusun büyük payı olduğu konunun uzmanlarınca ifade edilmektedir.

16 milyon nüfusu bulunan Kazakistan’da kadın nüfusu yaklaşık 11 milyon. Kazak uzmanlar, “Kamuda çalışanların yüzde 65’inin kadınlardan oluştuğunu, bunun farklı sıkıntılara neden olduğunu” ifade ediyorlar.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya nüfusundaki artış 21. yüzyılın ortalarında 9 milyara ulaştıktan sonra duracak ve azalmaya başlayacak. Nüfusun 2075 yılında 500 milyon azalması bekleniyor. BM Nüfus Bölümünün tahminlerine göre, Afrika’da artış böyle giderse 2050 yılında nüfusu ikiye katlanarak 2 milyara çıkacak. Batılıları endişenlendiren bir nokta da, siyahların sayısının beyazları aşması.

BM yetkilileri, mevcut verilere göre, gelecek 40 yılda Afrika’nın nüfusunun dünyanın diğer bölgelerinden daha hızlı artacağını ve 2050 yılda nüfusun büyük olasılıkla iki katına çıkacağını öngörüyorlar. Çin ve Hindistan’daki yüksek nüfusa rağmen, Afrika’daki nüfus artışı Asya ile karşılaştırıldığında çok daha fazla.

Ülkemizde durum…

Ülkemizde son demokrafik veriler içaçıcı değil.

15 yaşın altındaki nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 27’ye düştü. 65 yaş ve üzeri nüfusun payı ise yüzde 7’ye yükseldi. Türkiye nüfusunun ortalaması 26.5’e yükseldi.

Son 15 yılda Türkiye’deki ortalama hanehalkı büyüklüğü 4.5 kişiden 3.9 kişiye düştü. Kentsel alanlarda 3.8 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü, kırsal alanlarda ise 4.2 kişi.

Eğitim verileri açısından kadın aleyhine eşitsizlik sürüyor. Kadınların yüzde 33’ünün ya hiç okula gitmediği ya da ilkokulu bile bitirmediği görülüyor. Bu değer erkekler için yüzde 20. Kadınların beşte biri, erkeklerin ise dörtte biri lise ve üzeri eğitime sahip. Kadınlar ve erkekler arasındaki eğitim düzeyi farklılıkları halen devam etmesine karşın, sevindirici olan husus, bu farklılık genç kuşaklarda azalma eğiliminde.

Evlenme yaşı yükseliyor…

Türkiye’de 25-49 yaş grubundaki kadınlar için ortalama evlenme yaşı 21. Son yirmi yıl içinde ilk evlenme yaşı 3 yıllık bir artış gösterdi. 15-19 yaş grubundaki kadınların sadece 10’u evli.

Evlenme yaşının gecikmesine bağlı olarak doğurganlık düzeyi de azalmaya devam ediyor. Türkiye’de doğurganlık düzeyi kadın başına ortalama 2.2 doğuma kadar düştü. Doğurganlık seviyesi son 20 yılda yaklaşık üçte bir oranında azaldı. Doğurganlık düzeyinde bölgesel farklılık devam ediyor. Kadın başına ortalama çocuk sayısı Batı Anadolu’da 1.7 çocuk iken, Doğu Anadolu’da 3.3 çocuktur. Önümüzdeki 20-30 yılda ülkemizdeki demokrafik yapıyı (göç vb.) farklı parametreler açısından etkileyecek yeni bir sosyal olgu bu durum.

Başbakan Erdoğan ülkenin gelecek projeksiyonları açısından 3 çocuk talebinde haklı. Buna karşı çıkmak ve ti’ye almak, ülkenin geleceğini öngörememek olur.

Soru önergesine bakınız?

Meselenin ne kadar ciddi olduğunu şuradan da anlayabiliriz.

Avrupa Parlamentosu (AP) Üyesi Philip Claeys, AP Başkanlığı’na verdiği yazılı soru önergesinde, “Türk Başbakanı Sayın Erdoğan kendi açıkladığı Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırma emeliyle aynı yönde son olarak her ailenin en az üç çocuk sahibi olması için çağrıda bulunmuştur. Bu Türkiye’nin durumunun güçlenmesini sağlayacaktır. Türkiye’nin nüfusunun her yıl yaklaşık 1 milyon arttığı, fakat bunun Sayın Erdoğan için yeterli olmadığı açıktır. Komisyon Başbakan’ın bu sözlerini Türk hükümetiyle görüşmüş müdür?” diye sormuştu.

Şimdi lütfen üşenmeden soru önergesini bir daha okur musunuz?

Adamların korkusu ne bakar mısınız?

İnsan bazen, inadına diyesi geliyor…J

Nüfus meselesi ciddiye alınmalıdır. Kazakistan nüfusu S.O.S veriyor. Bu dost ülkeyi bu hale getiren etmenler neler oldu acaba?

Not: Dilimizde sıkça kullanılan S.OS. nedir. (‘Canımızı kurtarın’ anlamında İngilizce kısaltma. S[ave] O[ur] ) S[ouls]‘ın sözcüklerinin kısaltması.) -Haber 7

(Kaynak : http://www.kanal04.com.tr/kose-yazarlari/kadin-nufusun-yuzde-70-oldugu-ulke.html)

 

Kadın Sayısı Daha Fazladır;

ÇAĞDAŞLIK ; FAHİŞELİĞE EVET AMA NAMUSLU HAYATA HAYIR …!

1 – TÜRKİYE’DE ERKEK KADIN NÜFUS ORANI :

ERKEK:35.171.000

KADIN:35.362.000 ( POSTA:06.05.2003) ;

FAZLA KADIN SAYISI 200.000 CİVARINDA…YANİ ŞERİAT DEVLETİNDE ŞARTLARINI YERİNE GETİRDİKTEN SONRA EN ÇOK 200.000 ERKEK II . BİR EŞ ALABİLECEKTİ…

GÜNÜMÜZDE FAHİŞELİK YAPAN, METRES HAYATI YAŞAYAN KADIN SAYISI HEMEN HEMEN 200.000 CİVARINDADIR…PARA KARŞILIĞI, VÜCUDUNU SATAN VEYA EVLİLİK DIŞI İLİŞKİYE ZORLANAN KADINLAR İSLAM DEVLETİNDE II. EŞ OLARAK NAMUSLU VE TEMİZ BİR AİLE HAYATI YAŞAYACAKLARDI

yaratacağı gerginliğin önlenmesidir.( TERCÜMAN :N.ILICAK.23.06.2004)

(kaynak:www.islamustundur.com)

 

2 -ABD ,sex bataklığına sürüklenebilecek gençleri evlilik öncesi ilişkiden korumak için yılda 117.000.000 $ harcıyor , önümüzdeki yıl bu para 135.000.000$2a yükseltilecek ( Vatan Gazetesi : 09.09.2003) : DSP-MHP-ANAP KOALİSYONUNDA SAĞLIK BAKANI OSMAN DURMUŞ’A GELEN HEMŞİRELER BİRLİĞİ BAŞKANI KADIN ” EVLİLİK ÖNCESİ KIZLARIN CİNSEL DENEYİM KAZANMALARI (!) GEREKTİĞİNİ İLERİ SÜRMÜŞTÜ …!

ÜRPETEN SAPIKLIK :

Almanya’da çocuk pornosuna karşı tarihin en büyük operasyonu yapıldı. 1.500 polis aynı anda 500 ayrı eve baskın yaptı. 26 bin sapık içinde öğretmenlerin de bulunması bomba etkisi yarattı.Alman polisi internet tarihinin en büyük çocuk pornosu şebekesini çökertti.Toplam 1.500 polisin katıldığı “Avcı” kod adlı operasyonla 500 ayrı eve baskın yapan Alman güvenlik güçleri, akıllara durgunluk veren bir yeraltı organizasyonunu açığa çıkardı. Yapılan açıklamada, Amerika’dan Avustralya’ya kadar 166 ülkede faaliyet gösteren 26 bin 500 sapığın kimlik bilgilerinin ele geçirildiği belirtildi.Rahipler-polisler bile sapık :Alman emniyetinden yapılan açıklamada, aralarında rahipler, öğretmenler, hatta polislerin bile bulunduğu şebekenin, internet üzerinde 38 ayrı “çocuk pornosu grubu” oluşturdukları ve resim ile videoları bu gruplar üzerinden yaydıkları vurgulandı. Operasyonun en üzücü tarafı ise çocuk pornosundan para kazananlar arasında çocuklarla ilgili işlerde gönüllü olarak çalışanların da bulunmasıydı. Sapıklardan birinin bilgisayarında 4 aylık bir bebeğin bile pornografik amaçlı resmi bulundu.Sadece ABD’de de son 2 ay içinde çocuk pornosundan bin kişinin gözaltına alındığı açıklandı.( Vatan gazetesi : 28.09.2003)

ÇAĞDAŞ ÜNİVERSİTE’DEN BİR ALINTI :” …Boğaziçi Üniversitesinde okuyanlar bilir.Öğrenci işleri müdürümüz vardı, Metin B….Güzel kızlara düşkündü . Bizlerde krediye ihtiyacımız olunca,ders bırakmak-ilave etmek istersek ” File çorap çeker , hafif dekolte yapar , ayakkabıları da geçirdiğimiz gibi alırdık soluğu Metin Hoca’da.Biraz da flörtöz konuştunuz mu işiniz halloldu demekti…” (Sabah : 04.10.2003 )

NAMUS KELİMESİNİN KANUNLARDAN ÇIKARILMASINI İSTEYEN ÇAĞDAŞ (…) KADINLARA DUYURULUR : Batman’da fakir bir ailenin 12 ve 13 yaşındaki iki kız çocuğunun 3 yıldır binlerce erkeğe satması…( 04.10.2003 tarihli gazeteler ) Mardin’de 64′ü rütbeli 341′i er toplam 405 asker için tecavüz davası açıldı… ( Hürriyet : 04.10.2003)Ahlak ve Namus olmadan toplum ancak hayvanlaşır ! (kaynak:www.islamustundur.com)

 

 

Bir Cevap Yazın