Cisimler Üzerinde “Allah” Yazıları ve Mucizeler Hakkında

I – Dünya Üzerinde Fotoğraflanmış Cisimler Üzerindeki Allah Yazıları:

II – İnsan Vücudunda Yeralan Allah Yazıları

III – Allah’ın Büyük Felaketlerde İbadethanelerini Koruması: Deprem Sonrası Ayakta Kalan Camiler:

IV – Kur’an da Biranda Yokedilen Kavimlerin Bugün Gün Yüzüne Çıkması: Taşlaşmış Pompei Halkı!

V – Modern Mucize Olan Firevunun İnsanlara İbret Olması İçin Kurtarılan Cesedi: “Denizde boğulan Firavuna Allahü teâlâ buyurdu ki Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için, bugün senin [denizdeki] cesedini [çürütmeden] çıkarıp [sahile] atacağız. Buna rağmen insanların çoğu âyetlerimizden gafildir”

VI – Doğadaki Hayvanlar Bile “Allah” Diyor: Allah Diyen Arslan ve Karga Mucizesi

 

 I – Dünya Üzerinde Allah Yazıları:

Kayseri Erciyes Dağı tepesinde bir bahar günü arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Kayseri Erciyes Dağı tepesinde bir bahar günü arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Gökyüzünde seyir halinde olan bir bulut parçasında arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

İkiye yarılmış bir patlıcan içerisinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Bir karpuz çekirdeği üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken (bu fotoğraf büyütülmüştür)

 

Bir koyun üzerinde arapça ‘Muhammed’ yazısı belirmişken

 

Bir koyun üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Arılar tarafından yapıldıktan sonra bir bal peteği üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

 

Arılar tarafından yapıldıktan sonra bir bal peteğ iüzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

Arılar tarafından yapıldıktan sonra bir bal peteğin üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Arılar tarafından yapıldıktan sonra bir bal peteğiüzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

 

Bir ormanda ağaçların arapça ‘Lailaheillallah’ yazısı şeklinde yaratılmış hali (alttaki fotoğraf bu fotoğrafın ‘tam’ halidir)

Bir ormanda ağaçların arapça ‘Lailaheillallah Muhammedurrasulullah’ yazısı şeklinde yaratılmış hali

 

 

Kurtlar tarafından yenildikten sonra bir çınar ağacı üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Yarılmış bir domatesin içinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

Bir karpuz üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 

 

Bir kuzu üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken 

Avustralya’da bir ağacın (insana benzeyen bir şekil ile)kıble’ye doğru rukuya gider şekilde yaratılmış hali

 


Bir yufka üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 


Bir gece yarısı seyir halinde olan bir bulut parçasında arapça ‘Muhammed’ yazısı belirmişken

 


Bir çiçeğinüzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 


Apollo11 heyeti tarafından uzay’da çekilmiş olan dünya üzerinde bulutlarla arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 


Bir denizde bir kayalığın (insana benzeyen bir şekil ile) secde’ye gider şekilde yaratılmış hali

 


Gökyüzünde seyir halinde olan bir bulut parçasında arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

 


Bir uzay heyetitarafından uzay’da çekilmiş olan dünya üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken

(kaynak: http://www.estanbul.com/dunya-uzerinden-mucizevi-fotograflar-123848.html)

Diğer Allah Yazıları:

9 572711b7wx Allah-clouds  d16qz   kaktüs   nameofallahonacowkw6

.

II – İnsan Vücudunda Yeralan Allah Yazıları

Her İnsanın Elinde Yeralan Allah Yazısı;

b-185774-allah

 

İnsanların Kalbinde Yeralan Allah Yazısı;

imageskalpallah3v

kalpteki-imza

 

İnsanların Parmak İzlerinde Yeralan Allah Yazısı;

parmakizifb8

 

Yeni doğmuş bir bebeğin kullağında arapça ‘Allah’ yazısı belirmişkenKurtlar tarafından yenildikten sonra bir çınar ağacı üzerinde arapça ‘Allah’ yazısı:

 

Beyninde ‘Allah’ yazısı çıktı!

100320130102197958838

Dünyanın farklı yerlerinde çeşitli nesnelerin üzerinde çıkarak insanları şaşırtan ‘Allah’ yazısı bu sefer de bir beyin filmi üzerinde görüldüİzmir’de migren rahatsızlığı şikayeti üzerine gittiği hastanede beyin filmi çekilen Abdulhakim Kaya, sonuçlar eline geldiğinde şaşkınlığını gizleyemedi.’Allah’ yazısı, çocukluğundan beri migren rahatsızlığı bulunan Bayraklı Belediyesi’nde zabıta müdürü olan Abdulhakim Kaya’nın çektirdiği beyin filminde ortaya çıktı.İlk olarak geçen 2009 yılında hastaneye giden ve çektirdiği filmde yazı ile karşılaşan Kaya, bunun bir tesadüf olduğunu düşünerek evine gitti. Geçen süre boyunca çektirdiği filmlerde bu yazı ile karşılaşan Kaya, bu ilginç olayı paylaşmak istediğini belirtti.Herhangi bir sağlık sıkıntısının şu an için bulunmadığını belirten Kaya “Allah ve Muhammed yazısını ilk gördüğümde çok şaşırdım. Fakat bunu din adamlarına gösterdiğimde hayretlerini gizleyemediler. Ben yazıları hak edecek bir konumda olmadığımı düşündüm. Geçici bir şey diye sakladım. Ama daha sonra yine aynı yazıyı görünce bu işin bir hikmeti olduğunu düşündüm” dedi.(Kaynak : http://www.korkusuzmedya.com/root.vol?title=beyninde–39allah-39-yazisi-cikti&exec=page&nid=513933)

.

III – Allah’ın Büyük Felaketlerde İbadethanelerini Koruması: Deprem Sonrası Ayakta Kalan Camiler:

Dünyanın güney doğusunda 2004 yılında meydana gelmiş olan Tsunami doğal afetin’dedalgalar denize geri çekilirken deniz kıyısında arapça ‘Allah’ yazısı belirmişken;

Güney doğu’da meydana gelmiş olan tsunami’den sonra düşündürücü bir manzara

Güney doğu’da meydana gelmiş olan tsunami’den sonra düşündürücü bir manzara

Güney doğu’da meydana gelmiş olan tsunami’den sonra düşündürücü bir manzara

Güney doğu’da meydana gelmiş olan tsunami’den sonra düşündürücü bir manzara

Güney doğu’da meydana gelmiş olan tsunami’den sonra düşündürücü bir manzara

(Kaynak: http://www.estanbul.com/dunya-uzerinden-mucizevi-fotograflar-123848.html)

.

IV – Kur’an da Biranda Yokedilen Kavimlerin Bugün Gün Yüzüne Çıkması: Taşlaşmış Pompei Halkı!

Enam6. Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık.

11. De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

 

Yokolan Pompei Halkı:

İ.Ö. 79 yılında Vezuv yanardağından yükselen dumanlar birkaç saat içinde Pompei kentini büyük bir mezarlığa dönüştürdü. İki yüz bini aşkın insan yok oldu. İnsanlar lavların içinde kavrulup iki bin yıl boyunca taşlaşmış bir halde kaldılar. Pompe’indeki refah düzeyinin yeniden yakalanması için 1900 sene daha beklemek gerekecekti.

45733

İtalyada’daki Pompei, Napoli’nin 25 kilometre kadar uzağındaydı. 1711 yılında bir İtalyan köylüsünün bağda bir çukur kazarken rastladığı duvar, 1700 yıl boyunca toprak altında uyuyan bir medeniyetin ortaya çıkmasını sağlayan ilk ipucuydu.

Venüz yanardağındaki püskürme iki gün sürdü. Pompei bu iki gün sonunda 6-7 metre derine gömülmüştü. Batık kentinin diğer kısımları da XVI. yy.’ın ikinci yarısında bölgeye bir su kanalı yapmak üzere gelen mimar Bomenico Fontana tarafından keşfedildi.

7_20070905164719

İlk kazılar 1709’da Herculaneum’da başladı. 1860’ta kazının yönetimi İtalyan arkeolog Fioreki’ye verildi. Uzun çalışmalar sonucunda,kentin yedi kapısı, güneydoğu- kuzeybatı yönündeki ana caddesi ve diğer önemli caddeleri, çok sayıda ev ve casalar (yüksek sınıf evleri),kent duvarları ortaya çıkarıldı. Dünya bugüne kadar böyle bir felaketi ne duymuş ne de görmüştü.

4_20070905164626

Dönemin en güzel evlerini, eşyalarını ve sanat eserlerini bünyesinde barındıran Pompei, dakikalara sığabilecek bir zaman diliminde yerle bir olmuştu. Akdeniz’in hafif deniz rüzgarlarını alan bu sevimli kent , karşısında bulunan Capri adası gibi cennetten bir köşeydi adeta. Roma’nın tüm zengin, aristokrat ve nufuzlu insanları Pompei’ne yerleşmeye başlamışlardı. Pompei’nin birkaç binlik nufusu kısa zamanda yüzbinleri aşmıştı. Kent, güzelliğinin yanında bir ağlence ve kumar merkezi durumundaydı.

3_20070905164608

Pompei şehri Vezuv yanardağının eteğinde, Napoli körfezi yakınlarında, eski bir lav tabakasının üzerine İ.Ö. beşbin yıllarında kurulmuştu. Şehrin lavlar altında kalmasından 159 yıl önce Romalılar’a geçmişti. Pompei’i sekiz kapılı büyük bir duvar çeviriyordu. Şehir gece gündüz gelen tüccarlarla dolup taşıyordu. Her kapı iki kapı şeklinde inşaa ediliyor, insanların ve hayvanların gitmesi için ayrı merdiven ve kapılar bulunuyordu.

5_20070905164644

Sokakalar daha önce ki patlamalarda şehrin dört bir yanına savrularak donmuş lav tabakalarıyla döşenmişti. Bu sokaklardaki araba tekerleklerinin izi bügün bile görülebilmektedir. Şehrin ortasındaki Forum’da her hafta ayrıbir eğlence düzenleniyor; düzenlenen eğlenceler kimi zaman bir kölenin başka bir köleyle veya bir arslanla ölümüne dövüşmesi şeklinde oluyordu.

8_20070905164736

İnsanların ve hayvanların ölüm çığlıkları Pompei halkının gözünü daha da karartıyor alkış ve bağırışlarını daha da artırıyordu. Vahşetin her türlüsü Forum’da Pompeililer’e sergileniyor; Pompei’nin en önemli binaları bu yüzden Forum meydanına bakıyordu. Bunlar arasında iki tiyatro binası, bir gladyöter alanı, hamamlar,tapınaklar vardı. Şehrin ikliminin,manzaralarının güzelliği, birçok zengin Romalı’nın burada yerleşmesine ,çok süslü evler,köşkler yaptırmasına yol açmıştı. Buranın başlıca gelirini ise şarap ve yağ ticareti oluşturuyordu

Antik şehir İ.Ö.altıncı yüzyılda Osk’lar tarafından kuruldu. İ.Ö. 89 yılında Romalılar tarafından işgal edilerek koloni haline getirildi. İ.Ö. I. Yy.da Romalılar şehri gelince Pompei eşi benzeri görülmemiş bir eğlence merkezi haline getirdiler. Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre zenginliğin ve debdebenin akılalmaz boyutlara yükseldiği Pompei, günden güne gayrı ahlaki bir duruma giriyor, şehrin her köşesinde fuhuş evleri boy gösteriyordu.

Forum, tapınaklar, tiyatrolar, amfitiyatrolar, bazilikalar caddeler,atölyeler,kenar mahalleler, bu mahallelerin dükkanları ve küçük karanlık hamamları,meyhaneler, çamaşırhaneler,mısır öğütmek için kullanılan değirmenler,fırınlar,evlerin ve hamamların ısıtma sistemleri, kumarhaneler, batakhaneler,hanlar, şehri gezenler tarafından bugün bile fark edilebiliyor.

Duvarlardaki seçim sloganları, tiyotra oyunlarının ilanları, kentin hemen dışındaki küçük hanlar, geceyi burada geçirenlerin duvarlara yazdığı yazılar ve çizdiği resimler de rahatlıkla görülebiliyor. Ve sonunda da, kenti baştanbaşa kaplayan lavlardan kaçmaya çalışan insan ve hayvanların vucutlarıyla yüzyüze geliniyor. Burada tarihin en trajik olaylarından birine tanık oluyorsunuz. Bir yanda soyluların görkemli villaları, diğer yanda hizmetçi ve kölelerin fakir evleri…

Vezuv yanardağı Ağustos ayında büyük bir gürültüyle patladı. Kimsenin farkında olmadığı bir sırada havadan, taşlar, kaya parçaları ve kızgın lavlar yağmaya başladı. 200.000 civarındaki Pompei halkı ne yapacağını şaşırdı. Panik esnasında hiç kimsenin aklına ihtiyarları,sakatları, hastaları kurtarmak gelmiyor, herkes sadece kendini düşünüyordu.

Yer yer kalınlığı üç dört metreye varan küller,kükürtlü buharlar insanı hareket edemez hale getiriyordu. Şarap pazarında toplanan insanlar gerçekleşen çöküntü sonucu ağırlıkların altında kalıp öldüler. İki gün süren korkunç patlamalar sonunda şehir, kalınlığı yer yer sekiz metreyi bulan lavların altında kaldı.

Etnograf Prof. Carlo Giardano, yetmiş dokuz yılının 24 Ağustos günü saat on üçte Pompei’de olup bitenleri bakın nasıl anlatıyor: ‘O gün öğle vakti volkanın ağazından ani olarak yükselen bir kül bulutu birkaç saat içerisinde bütün Pompei kaplayıvermişti. Böylece şehir çok uzun bir sessizlik uykusuna girdi.

Şehrin uykusu, taşları,eşyaları ve sanat eserlerini yeniden hayata kavuşturan kazılara kadar yüzyıllar boyu sürdü. Burada yaşayan binlerce insanın tehlikenin bu kadar yakınında oldukları halde gafil avlanmış olmaları o tarihlerde Vezüv’ün bambaşka bir manzara altında olmasından ileri gelmiştir. Yamaçları meşhur politikacıların villalarıyla süslü olan Vezüv,bağlar, bahçelerle çevrili ağaçlık bir yerdi. Napoli körfezine, Capri adasına baktığı için devamlı deniz kokulu esintiler altındaydı. Tepesindeki kalkerleşmiş taşlardan başka eski zamanların dramlarını hatırlatan herhangi bir hali yoktu.

Oysa daha önceleri Vezüv’de yine bir püskürme olmuştu. Fakat o tarihlerde yeryüzünde hiçbir insan yaşamıyordu. Bu püskürmeyi çok sonra Yunan çoğrafyacısı Strabon, kraterleri incelemek suretiyle keşfetmişti. Ancak bundan bahsetmemeyi uygun bulmuştu. Hoş söyleseydi de ona kimse inanmazdı. Çünkü insanların gözü para ve zevkten başka bir şey görmüyordu. Şu var ki İ.Ö. 62’de meydana gelen ve şehri hemen tamamıyla yıkan bir zelzele dahi bu felaketin habercisi sayılabilirdi. Zelzeleler de o kadar sık oluyordu ki artık Pompei halkı bunlara alışmış önemsememeye başlamıştı.

İ.Ö. 79’da Vezüv yanardağından dumanlar yükselmeye başladı. Bir patlama olacağını analayan halk limana doğru kaçmaya çabaladı. Gemilere binebilenler bir daha dönmemek üzere kentten uzaklaşmaya başladılar. Sarsıntılar başlayınca yirmi dakikadar süren büyük bir şaşkınlık yaşandı. Halk paniğe kapıldı ve bir hareketle 600 metre uzakta olan Sarno nehrinin ağzındaki limana doğru atıldılar. Belki burada daha öncekiler gibi denize açılmak mümkün olabilecekti. Ne yazık ki bu düşünceye sahip olanların yollarını bir deniz kabarması kesti.

Yarılmış olan yerden çıkan ağır ve zehirli gazlar bu yarıklara düşmek yada eğilmek şansızlığına uğruyanları ebedi uykularına yolluyordu. Sonra ardı ardına Pompei’nin üzerine kızgın küller yağmaya başladı. Ve ilk ölenlerin üstünü yorgan gibi örttü. Birkaç saat içinde güzel ve canlı Pompei büyük bir mezarlığa döndü. İki yüz bin insan bir anda yok oldu. Yaklaşık iki bin yıl o görkemli villalar, heykeller,duvar resimleri,mozaikler tapınaklar ve pazarlar dokunulmadan gömülü olarak kaldı. Arkeoloklar kenti keşfettiklşerinde son gün,pişmiş ekmeği bile fırında buldular. Pompei’nin üzerine düşen kızgın küller üç gün siyah bir kar gibi yağmaya devam etti. O andan itibaren de Pompei iyice sessizliğe gömüldü. Kazılardan anlaşıldığı kadaryla Pompei halkı ardı ardına gelen öncü küçük patlamaları ciddiye almamıştı.

Dev dalglar bindikleri gemileri birer çöp gibi yukarıya kaldırıyor ve şehrin surlarının içindeki kızgın lav denizinin içine doğru fırlatıyordu. Zaten bu arada gökten iri kum taneleri büyüklüğünde çok kızgın küçük taşlar yağmaya başlamıştı. Hemen ardından da gaz yüklü kocaman siyah taşlar düşmeye koyuldu. Bu sonuncular yere değer değmez patlıyor ve ilk kayıpların verilmesine sebeb oluyordu. Gökyüzü kararmış olduğundan şehirde görüş mesafesi sıfıra düşmüştü. Şehrin insanları rastgele sağa sola koşup duruyorlardı. İçlerinde farkında olmadan Vezüv’e doğru koşanlar bile vardı. Kurtuluşu evlerinde görenler volkandan çıkan müthiş sıcaklık yüzünden havadaki oksijenin kısmen gaz karbonik hale dönüşmesi neticesinde boğuluyorlardı; yahut da evlerinin volkandan fışkıran taşlarla diğer maddelerin ağırlığına dayanamayıp çökmesi neticesinde yok oluyorlardı.

Pompeililer taş olarak çıkarıldıkları vakit ölüm anında ne yapıyorlarsa o halde bulundular. Kimi başını ellerinin arasına alarak çaresiz bie şekilde lavların karşısına oturmuş,kimi şehrin fuhuş yuvalarında, kimi de çocuklarıyla çarşıda alışveriş yaparken lavların altında kalmışlardı. Bir duvarın üstünde ise bugün de görülebilecek olan Sodom ve Gomore yazısı bulunmaktadır. Tarihçilere göre Pompei de yaşayan yahudi köleler Pompei’nin bu durumunu görüp Sodom ve Gomore’yi hatırlamak için bu ibareyi yazmışlardı.

1860’da İtalyan bilim adamı Giuseppe Fiovelli taşlaşan küllerin arasında bir boşluğa tesadüf edince buraya açılan delikten sıvı alçı döktürerek içerideki boşluğun kalıbını çıkardı. 19 yy’ın ikinci yarısında Giuseppe Fiovelli’nin başkalığında yapılan kazılarda ilk kez ilmi yöntemler uygulandı. Bununla beraber Pompei’de çalışan arkeoloklar lavlar altında kalan insan ve hayvan vucutlarını ortaya çıkarmak için ilginç bir yöntem geliştirmişlerdi.

Sert bir cisimle taşlamış lavla kaplı kabarık yerlere vuruyorlar altta boşluk olduğu zaman duyulan ses değişik olduğundan böyle bir yere rastlandığında küçük bir delik açıyorlardı.bu delikten içeriye sıvı alçı döküp donmasını bekliyorlar daha sonra üstteki taşlaşmış lav kaldırılıyor ve alçıyla biçimlenen vucut ortaya çıkmış oluyordu. Vezüv’ün lavlarından kurtulamayan soylular, köleler, çocuğuna sarılmış annaelr, yaşlılar, gençler, köpekler ve atlar oldukları meydana çıkmışlardı. Taşlaşmış insan vucutları,duvar resimleri, mozaikler,mobilyalar ve mutfak eşyaları Napoli’nin ünlü müzesinde şu anda sergilenmektedir.

(Kaynak: http://fotogaleri.stargazete.com/album/haber/685501/1/Guncel)

 

V – Modern Mucize Olan Firevunun İnsanlara İbret Olması İçin Kurtarılan Cesedi: “Denizde boğulan Firavuna Allahü teâlâ buyurdu ki Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için, bugün senin [denizdeki] cesedini [çürütmeden] çıkarıp [sahile] atacağız. Buna rağmen insanların çoğu âyetlerimizden gafildir”

“Göklerin ve yerin Rabbi’nden başkasının bu delilleri indirmediğini iyi biliyorsun. Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!” Onları yeryüzünden kaldırmak isteyince de onu ve beraberindekileri topluca suda boğduk. (17 İsra Suresi, 102-103)

“Çok geç! Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculardan olmuştun. Senden sonraki kuşaklara ibret olman için bugün senin cesedini koruyacağız. Ne var ki insanların çoğunluğu işaretlerimizden habersizdirler.” (10 Yunus Suresi, 91-92)

 

firavun0bu19uc9zm9cc

Saçlarının bir kısmı halen yerindedir.

Başının bazı azalarının etleri de halen yerlerindedir.

Alın kısmında et kalmamıştır.

Elleri ve ayakları secde eder vaziyettedir.

Mucizeye, keramete inanmayan kimseler çoğalıyor. 19`culardan birisi, (Mısırlılar, özel mumyacılık bilgisiyle Firavunların cesedini mumyalayarak korumuşlardır. Firavun`un mumyalanmış cesedi bugün Kahire Müzesinde sergilenmektedir) diyerek Allahü teâlânın mumyasız olarak ölmüş bir cesedi çürütmeyeceğine inanmıyor.

Öteki Firavunlar mumyalanmıştır. Bu Firavun, mumyasız idi. Firavun’un bozulmamış cesedi de Kahire`de değil Londra`daki British Museum`da teşhir edilmektedir.

Üç bin seneden fazla bir zaman önce ölen bu Firavun`un cesedi, mumyalanmış olarak değil, ibret-i âlem için mumyasız olarak çürümeden korunmuştur.

Tam bir ibret vesikası olarak vücudu hiç bozulmamış, etleri çürümemiş ve tüyleri dahi dökülmemiş şekilde ve secde eder vaziyette bulunmuştur. Çünkü Firavun ölürken secdeye kapanmıştı. Kur`an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(İsrailoğullarını denizi yararak geçirdik, Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları [yarılan denizde] takip etti. Firavun denizde boğulurken, “İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına iman ettim, ben de Müslüman oldum” dedi. Ona “Şimdi mi inandın, daha önce isyan eden bir bozguncu idin” dendi. [Denizde boğulan Firavuna Allahü teâlâ buyurdu ki Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için, bugün senin [denizdeki] cesedini [çürütmeden] çıkarıp [sahile] atacağız. Buna rağmen insanların çoğu âyetlerimizden gafildir.) [Yunus 90,92]

Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen isimdir. Mısır`a hakim olan 26 Firavun sülalesi vardı. Her sülalede çeşitli Firavunlar asırlarca hükümdarlık etti.

Musa aleyhisselam zamanındaki Firavun, [II. Ramses olduğu söylenir], 400 sene yaşamış ve ilahlık iddiasında bulunmuştu. Kendisine secde etmeyenlere ve Musa aleyhisselama inananlara işkence ve zulüm yaptı.

Musa aleyhisselam, Firavun`u dine davet etti. Firavun kabul etmedi. Yanındaki veziri Haman`a sordu. O da; “Musa, büyük sihirbazdır. Bizi aldatıp, ülkemizi elimizden almak istiyor” dedi. Böylece Firavun`un imana gelmesine mani oldu ve iman eden hanımı Asiye`nin de şehid olmasına sebep oldu.

Firavun, Musa aleyhisselamın mucizelerine inanmadı, kâfirlerin suları kan oldu, kurbağa yağdı, cilt hastalıkları oldu. Üç günlük karanlık devam etti.

Firavun bu mucizeleri görünce korktu. Musa aleyhisselam ile ona inananların Mısır`dan gitmesine izin verdi. Sonra Firavun verdiği bu izne pişman oldu. Askerlerle peşlerine düştü. Denizde yollar meydana geldi. Musa aleyhisselam da, İsrailoğulları ile birlikte denize girdi. Firavun ve askerleri, bunları yakalamak üzere denize girip takip etmeye başladılar. Kızıldeniz`in Süveyş kısmına gelince, denizdeki yollar kapanıp, Firavun`un askerleri boğulmaya başladı, Firavun da aynı akıbete uğrarken, hemen secdeye kapanıp, iman ettim dediyse de, boğularak askerleri ile birlikte öldü.

Firavun`un cansız cesedi asırlarca denizde kalmasına rağmen Allahü teâlânın kudreti ile çürümedi. Âyette de bildirildiği gibi, cesedi üç bin sene sonra sahile atıldı. Burada bulunup İngiltere`ye götürüldü. 1983`te Zafer dergisi, Firavun`un müzedeki cesedinin resmini neşretmişti.

Kur`an-ı kerim, Resulullahın bir mucizesi olduğu için, bu da Peygamber efendimizin bir mucizesidir.

(Kaynak: http://forum.islamiyet.gen.tr/genel-konular/102500-firavunun-ibretlik-goruntusu.html)

 

VI – Doğadaki Hayvanlar Bile “Allah” Diyor: Allah Diyen Arslan ve Karga Mucizesi

Allah Diyen Arslan;

 

Allah Diyen Karga;

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın