Beklenen Mehdi: Recep Tayyip Erdoğan

I – Akif Beki Erdoğan’ı MEHDİ İlan Etti Peki Neye Dayanarak Bunu Söyledi?

II – Acaba Gerçekten Beklenen Mehdi Erdoğan Olabilir mi? BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’nin Risalelerinden Yola Çıkıldığında Erdoğan’ın Mehdi Olma İhtimali

III - Hz. Mehdi ve Hz. Mesih Geldi. İkisi De Şuan Dünyada Yaşıyorlar. Yüce Allah Vaat Etti Ve Vaadini Yerine Getirdi. Hz. Mehdi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır

IV – Hz.Mehdi Konstantiniyye’nin Fethi Sırasında Sabah Namazı İçin Abdest Alırken Bir Bayrak Dikecek, Deniz İkiye Ayrılarak Su Kendiliğinden Uzaklaşacak Ve Açılan Yolu Takib Eden Hz. Mehdi Karşı Kıyıya Geçecektir

V – “Her Kelimesi Bir Kitap, O İlahi Bir Güç!” İnsanlar Uyanıyor. Sende Uyan ve Hz Mehdi’yi Bul!

VI – Sen Yoksa Hala O’nu Bulamadınmı? Hz. Mehdi 7 Yıl Hüküm Sürecek Değilmi? İşte Şimdi O 7 Yıl Başlıyor. Hz. Mehdi Cumhurbaşkanı Oluyor. Tamda Hadislerde Belirtildiği Gibi…!!!

VII – Arabistan Kıralı Fehd Bin Abdulaziz’in Mehdi’nin Çıkış Alameti Olması

VIII – Rabbin Kıralı RTE İle Dünya’da Başlayan Değişim

IX – Eğer RTE Mehdi İse Neden Ozaman Bunu Açıklamıyor? Çünkü Mehdi (A.S) Televizyon Ekranınlarında Görülecek ve Sesi Duyulacaktır, Mehdi (A.S.) Mehdi Olduğunu Bilmeyecek

 

I – Akif Beki Erdoğan’ı MEHDİ İlan Etti Peki Neye Dayanarak Bunu Söyledi?

‘Akif Beki Erdoğan’ı MEHDİ ilan etti’

Başbakan Erdoğan’a yapılan “Peygamber” yakıştırmasının tartışması henüz sona ermeden, şimdi de “Mehdi” tartışması başladı. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Erdoğan’ın bir dönem sözcülüğünü yapan, gazeteci Akif Beki’nin Erdoğan’ı “Mehdi” ilan ettiğini söyledi.

Oktay Vural, Akif Beki’nin yazdığı bir kitapta Erdoğan’ı “Sandıktan çıkan Mehdi” ilan ettiğini savunurken Beki ise, ‘’Silivri Cezaevi’nde yatan Ergun Poyraz’ın hakkımdaki bir kara propagandasını yeniden tedavüle sokuyor. Başbakan’ı ‘Mehdi’ ilan ettiğimi söylüyor. Kuyruklu propaganda!…” dedi.

Beki’nin 2003 yılında kaleme aldığı kitaba dikkat çeken Vural, GAZETEPORT’a “Kitabı okuyanlar ‘Mehdi’nin nasıl ilan edildiğini görür” dedi. Kitapta, şu ifadeler yer alıyor:

MUSA’NIN SOYUNDAN: Ve Tayyip Erdoğan’ın harfler hiyerarşisindeki peygamberi. Erdoğan, İbn Arabi’nin çizelgesine göre Musa peygamber soyundan geliyor. Yani, hem Musa peygamberin karakteristik özelliklerini taşıyor hem de hayatı bu peygamberin yaşam öyküsüyle paralellikler gösteriyor. Musa peygamber, halkını özgürleştiren bir lider. Bir Hurufi için, Tayyip Erdoğan’ın yaşam öyküsüyle bu kıssa arasında paralellikler kurmaksa hiç de zor görünmüyor…

KURTARICI: En çok oligarşinin korkularından çekiyor, öcü gibi gösteriliyor, siyasi yaşamı boyunca bununla mücadele ediyor. Ve oligarşinin korkuları (bu anlamda kehanet) gerçek oluyor, Erdoğan iktidara geliyor. Ama onu son umut ve kurtarıcı olarak gören halkının oylarıyla. Ve Musa peygamberle Tayyip Erdoğan’ın yaşamındaki en inanılmaz paralellik tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Tayyip Erdoğan iktidarını Abdullah Gül’le en az 30 yıllık bir geçmişe dayanan yol arkadaşıyla paylaşıyor.

İNSANLARIN ARASINDA ZUHUR ETTİ: Hadis külliyatında geniş yer tutan ‘mehdi’, ‘deccal’ ve ahir zaman haberleri, sembolik anlatıma sahip olsa da, küçümsenmeyecek bir kitle yakın zamanlara kadar onları bire bir okudu. Bu yüzden iki buçuk minare boyunda ve alnında kefere yazan bir deccal bekledi, sahte cennetler sunacak biri. Ve ona karşı gelecek mehdinin söylendiği gibi Şam’dan çıkıp geleceği sanıldı. Bu çalışma boyunca anlatılan mantalite evrimi ve eldeki veriler artık çoğunluk için ‘kurtarıcı’ haberlerinin bire bir anlamından soyutlandığını gösteriyor. Göklerden beklenen ‘kurtarıcı’, insanların arasında zuhur etti. Göksel değil, dünyevi bir kurtarıcı, bir siyasi lider olarak. Mucizelerle gönderilen göksel bir varlık yerine oylarla sandıktan çıkan bir kurtarıcı. Büyük bir kitlenin son umudu. Seçilmiş biri ama seçmenleri tarafından.

(Kaynak : http://haber5.com/siyaset/akif-beki-erdogani-mehdi-ilan-etti)

 

II – Acaba Gerçekten Beklenen Mehdi Erdoğan Olabilir mi? BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’nin Risalelerinden Yola Çıkıldığında Erdoğan’ın Mehdi Olma İhtimali

Beklenen Mehdi Erdoğan mı?

“Sayın Başbakanımız için kimi halife , kimi padişah ,kimi şükür namazı kılmamız gerektiğini söyledi.Ben bir basamak daha yukarı çıkacağım ve şu soruyu soracağım. Acaba beklenen mehdi Erdoğan mı? Öncelikle mehdilik hakkın da çok fazla bilgim olmadığını sadece ÜSTAD BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’nin görüşlerinden faydalanarak bir makalelik araştırma yaptığımı ve bulduğum tesadüfleri maddeler halinde sizlerle paylaşacağımı belirtmek isterim.

1- Bediüzzaman, Şamda yaptığı konuşma da Mehdi’nin göreve başlaması ile ilgili olarak şu tarihleri bildirmektedir: Bu tarih hicri 1401-1411, miladi olarak da 1980-1990 yılları arasıdır. (Sayın R. Tayyip Erdoğan 1976 da MSP Beyoğlu Gençlik kollar başkanı ve 1983 yılında Refah Partisi Beyoğlu ilçe başkanlığıyla siyasete başlamıştır………….)

2-Yine aynı konuşmanın devamında Üstad, Mehdi’nin inkarcı fikir sistemini fen, ilim ve medeniyetin imkanları sayesinde fikren susturacağını haber vermiştir. Bu fikri üstünlüğün tarihi olarak da 1371 tarihinden yarım asır sonrasını bildirmiştir. Bu da hicri 1421, yani miladi 2001 senesi demektir. (Sayın R.Tayyip ERDOĞAN 14 ağustos 2001 yılında Türk siyasi tarihinde benzeri olmayan siyasi başarıyı gösteren Adalet ve Kalkınma Partisini kurmuştur. .)

3-Risale-i Nur Külliyat’ında, Mehdi’nin mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” Bu ayetin ebced değeri ise “1424-Miladi: 2004″ tür. Mehdi önderliğinde İslam’ın hakimiyeti devrelerine işaret etmektedir. ( Sayın R. Tayyip ERDOĞAN Mart 2003 yılında ilk hükümetini kurmuş ve 2004 yılında ise 2. Seçim zaferini kazanmıştır.

4-Hz. Mehdi Hilafet Merkezinin Bulunduğu Yerden Çıkacaktır. Bilindiği gibi, son hilafet merkezi “İstanbul”dur. Halifelik bu yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Peygamberimizin iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetler İstanbul’dadır. Sonuç olarak, halen bu manevi ünvanı koruyan tek şehir İstanbul’dur. ( Sayın Başbakan 1954 yılında Kasımpaşa da doğmuştur.)

5-Üstad, Mehdi’nin siyaset alanında faaliyet yapacağını, devlet yönetiminde en üst kademede bulunacağını belirtmiştir. ( Bilindiği gibi muhtarlığın bile fazla görüldüğü sayın başbakan zamanı gelene kadar Cumhurbaşkanlığını elinin tersiyle itmiştir.)

6- Ayrıca Hz mehdi İslam birliğini sağlayacak(Ortadoğu halklarının sayın başbakana olan ilgisi gözden kaçmamalıdır.)

Bu yazıyı fazla uzatmanın anlamı yok elbette benzer yönler olmakla beraber benzemeyen birçok madde sıralanabilir. Ancak BEDİÜZZAMAN’ın rakam tespitleri doğru ise şayet, rakamlar Sayın R. Tayyip ERDOĞANI’ı mehdi ilan ediyor. Ben söylemiyorum ÜSTAD söylüyor.

Kaynak: http://www.beklenenmehdi.com/03.html

Saygılarımla…

(Kaynak : http://www.ofhavadis.com/of/beklenen-mehdi-erdogan-mi-makale,262.html)

 

III - Hz. Mehdi ve Hz. Mesih Geldi. İkisi De Şuan Dünyada Yaşıyorlar. Yüce Allah Vaat Etti Ve Vaadini Yerine Getirdi. Hz. Mehdi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır

Hz. Mehdi ve Hz. Mesih geldi. İkisi de şuan dünyada yaşıyorlar. Yüce Allah vaat etti ve vaadini yerine getirdi. Hz. Mehdi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hz. Mesih’te şuan da Türkiye de yaşıyor. İkisinin Türkiye’den gönderilmelerinin arkasında çok büyük hikmetler vardır. Hz. Mehdi ve Hz. Mesih kıyametin en büyük ve konuşan alametleridir.

Kıyametin yakın olduğunu nasıl anlayacağız diye sorarsanız ben de size son 100 yılda geçekleşen olayların kıyamet habercisi olduğunu söyleyebilirim. İnsanlık tarihinde 100 yıl büyük bir rakam değil ve 100 yıl önceyle bugün arasında fazla bir mesafe yoktur. 100 yıl, 200 yıl hatta 500 yıl öncesi de kıyamete yakın sayılır. Dolayısıyla 100 yıldan bu yana gerçekleşen afetlerin, savaşların, kargaşaların, depremlerin, sellerin, tsunamilerin, fırtınaların ve salgın hastalıkların hepsini üst üste topladığımızda kıyamete yakın olduğumuzu anlarız. Bilhassa son 10 yılda dünyada gerçekleşen afetlerin çoğalması da, birer göstergedir.

Kıyamete yakın olduğumuzu Kuran-ı Kerim’den teyit edelim. İsra Süresinin 58. ayetinde Allah şöyle buyruyor. ”Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edecek veya en çetin bir şekilde azaplandıracağız. Bu ana kitapta yazılıdır.” Ayette geçen ülkelerin helakından maksat ülkelerin, Hz. Mesih ve Hz. Mehdi aracılığıyla feshedilip tüm yeryüzünün birleşmesi ve ülkelerin egemenliklerine son verilmesidir. Ama görüldüğü gibi Hz. Mesih ve Hz. Mehdi yeryüzünde olmalarına rağmen ülkeler egemenliklerini sürdürmektedirler.

Dolayısıyla Allah, ayetin 2. şıkkını çalıştırmaktadır, yani ülkeler en çetin bir şekilde azaplandırılıyor. Son 10 yılda gerçekleşen olaylara ve afetlere baktığımızda bu ayetin çalıştığını görürüz.

Önümüzde ki dönemlerde Hz. Mehdi ve Hz Mesih ortaya çıkarlarsa hiç kimsenin onları yalanlama hakkı olmaz. Yalanlayan insanlar herhangi bir musibete uğradıkları veya helak edildikleri zaman işte biz bilmiyorduk ve buna ihtimal vermiyorduk gibi bahaneler uydurmaları kabul edilmez. Çünkü geçmişte peygamberler döneminde peygamberleri yalanlayan insanlar da bilmiyorlardı ve tahmin etmiyorlardı. Ama buna rağmen onlar sorumlu tutuldu ve inanmadıkları için kimileri helak edildi kimileri de değişik azaplara uğratıldı.

Hz. Mehdi ve Hz. Mesih’e inanmayanların diğer peygamberlere inanmayan insanlardan farkları kalmayacaktır. Ve başlarına her türlü musibet gelebilecektir. Çünkü Allah kanunlarını herkese eşit olarak uygular. Geçmişte peygamberlere inanmayan insanların hangi akıbetlere uğradıklarını hemen hemen hepimiz biliyoruz.

Burada insanların dikkat etmeleri gereken verilen bilgilerin doğruluğu ve kimlerin Hz. Mehdi ve Hz. Mesih iddiasında bulunduğudur. Bu iddia da bulunan şahısların buna ihtiyaçları var mı! İhtiyaçları yoksa neden bu iddia da bulunuyorlar!

Şuan da Türkiye başbakanlığını yapan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ben Mehdi’yim demeye bireysel olarak ihtiyacı var mı! Hayır yok. Hz. Mesih’in de bireysel olarak ben Mesih’im demeye ihtiyacı yoktur. Niye yok çünkü sayın Recep Tayyip Erdoğan yeteri kadar şöhret sahibidir. Ve bireysel olarak hemen hemen istediği her şeyi elde etmiş durumdadır. Hz. Mesih ise yeryüzünde imtihan sürecinde çok az kişiye nasip olacak belki de hiç kimseye nasip olmayacak bir konuma sahiptir. Bu konum; Peygamber olması, Yüce Allah’ın dostu olması, Yüce Allah ile irtibat halinde olması ve meleklerin hemen hemen her gün onunla birkaç kez konuşup ona yardımcı ve destek olmalarıdır. Ayrıca Hz. Mesih şimdiye kadar yaşadıklarıyla iyi-kötü yeryüzündeki yaşama ve dünya hayatına doymuştur. Dünyadan kendisi için herhangi bir beklentisi yoktur. Şimdi durum böyle iken bu iki kutlu şahıs neden yalan yere kendilerini Allah’ın elçileri ilan etsinler.

Türkiye başbakanlığı yapmış ve bunca şöhret sahibi olan bir insanın kalkıp da yalan yere kendisini Mehdi ilan etmesi ve gerçek Mesih olmayanı Mesih diye ilan etmesi beklenmemelidir. Çünkü bu konuda yalan söyleyenlerin cehenneme atılacağını ve bunca şöhretten sonra rezil olacağını bile bile sayın Recep Tayyip Erdoğan kendisini yalan yere Mehdi ilan etmez ve Mesih olmayanı da Mesih diye takdim etmez. Ama kendisi Mehdi ise ve Mesih’in kim olduğunu biliyorsa ki, kendisi Mehdi’dir ve Mesih’in kim olduğunu da biliyor o zaman maliyeti ve sonucu ne olursa olsun kendisini Mehdi ilan etmek zorunda ve Mesih’i de insanlara tanıtmak zorundadır ki, Allah’a karşı olan yükümlülüğünden dolayı. İnsanlar da ona inanmak zorundalar. Çünkü bu iş oyuncak değildir. Bütün alemleri ilgilendiren bir konuda hiç kimsenin oyun oynamaya hakkı yoktur. Ve bütün insanlar ciddiyetlerini takınmak ve akıllı davranmak zorundadırlar.

Emin olun ki Allah, elçilerini ortaya çıkış meselesinde eğer serbest bırakmış olsaydı Hz. Mesih ve Hz. Mehdi, insanlar tarafından reddedilmekten çekindikleri için ortaya çıkmak istemezlerdi. Ama Allah katında elçilerin ortaya çıkma ve emirleri bildirme zorunlulukları olduğu için ortaya çıkmak zorundalar.

(Not: Her Allah’ın elçisi olan peygamber değildir. Allah’ın meleklerden de elçileri vardır ama onların hiçbiri peygamber değillerdir. Hz. Mehdi’nin elçiliği de meleklerin elçiliğine benzer. Allah tarafından insanlarla veya diğer varlıklarla Allah adına iletişim kurması için görevlendirilenler elçilik unvanı kazanırlar. Ama peygamberlik ayrı bir şey elçilik ayrı bir şeydir.)

Sonuç olarak Hz. Mesih ve Hz. Mehdi ortaya çıkmak zorunda iseler, insanların da onlara inanma zorunlulukları vardır. Ayrıca insanlığın Hz. Mehdi ve Hz. Mesih’e ihtiyacı vardır. Neden vardır çünkü insanlık şeytanın pençesine düşmüş ve yem olmak üzeredir yani şeytan insanları bayağı yoldan uzaklaştırmıştır. Bunun sonucunda insanların çoğu hem dünyalarını hem de ahiretlerini kaybedeceklerdir. Eğer ki insanlık Hz. Mehdi ve Hz. Mesih’e inanır ve onlara yardım ederlerse Hz. Mesih ve hz. Mehdi onları şeytanın pençesinden kurtaracak yani onlara doğru yolu göstereceklerdir. Bunun sonucunda doğru yolda yürüyenler hem dünyalarını hem de ahiretlerini tekrar kazanacaklardır.

Ama insanlar Hz. Mehdi ve Hz. Mesih’e inanmaz ve onlarla alay etmeye kalkarlarsa çok büyük bir suç ve günah işlemiş olacaklardır. Bu yüzden hem Mehdi’yi hem de Mesih’i çok üzmüş olacaklardır. Hz. Mehdi ve Hz. Mesih insanları bu kadar severken insanların onlarla alay etmeleri hiç hoş olmayacaktır. O zaman insanlar bindiği dalı kesen adama benzeyecek ve başlarına gelecek olan olumsuz akıbetleri hak etmiş olacaklardır.

https://www.facebook.com/HzMehdiErdogan?fref=nf

 

MEHDİ ERDOĞAN’IN ÖZELLİKLERİ:

  • Rabbin kralı: Allah’ın seçtiği ve desteklediği kraldır. Yönetime gelişinde bile Allah’ın eli vardır. Allah’ın kralı’dır. Şeytan’ın kralı sinsice insanlığa zulmeden Deccal’dir.
  • Rabbin kralı daha gençken kendini fark ettiriyordu. Akıllıydı, yapıcıydı ve başarılıydı. Kişilerle değil sistemlerle uğraşırdı. Olayları özüyle kavrar ana nedeni bulurdu. Sorun çözmede ustaydı. İyi niyetle hareket ederdi. Bazı adamlar‘Bu adam mühim işler yapacak.’ Demişlerdi. Yine ‘ Bu adamda bir şey var. Onun ardında olun.’ Dediklerini bilirim. Onda olumlu kutsal bir güç vardı. Rab onunlaydı. Alçakgönüllüydü ve dürüst idi.
  • Mehdi doğdu. Dünyada yaşıyor. O, Türkiye’nin lideridir. Müslümanların ve tüm insanlığın adil yöneticisidir. Yaşananlardan sonra tüm insanlar, ‘İşte bu mehdidir.’ diyecek. Kimse onu inkar etmeyecek.
  • Recep Tayyip Erdoğan, kendi ülkesinde bozguncularla ve küresel bozguncularla mücadele etmektedir. Bozgunculuğu ve düşmanlığı yeryüzünden kaldıracak olan kraldır. Recep Tayyip Erdoğan, ulusal bozguncuları bıraktı ve küresel bozgunculara yöneldi. Allah onunla olacak ve onların gücünü yıkacaktır. Küresel algı da değişecektir.
  • Mehdi bildirildiği gibi 30-40 yaşlarında bir ülkenin başbakanı olarak genç filinta gibi bir delikanlı olarak ortaya çıktı. İnsanlığa hizmete koştu. Barışın beyaz bayrağını salladı. Doğruluğun peşinden koştu. Halka hizmet etti. Zalime tepki gösterdi, mazluma sahip çıktı. Gerçekler onunla açığa çıktı. Suçlular belirdi günahsızlar aklandı. Onunla değişim başladı. Bereket onunla geldi ve kalkınma onunla başladı.
  • RTE, Mehdi olduğuna dair pek çok olayla karşılaşmıştır. Pek çok insan geçmişten ona selam söylemiştir. Birileri eline geçmişten mektup vermiştir. Tayyip Erdoğan’ın Mehdiliğini kanıtlayacak pek çok olay yaşanmıştır. Bizzat kendisi bu tür davranış ve bilgilerle karşılaşmıştır. Kuzey Irak’ta yüzyıllar öncesinden bir kişinin ulaştırmak üzere bıraktığı mektup., Bir yaşlı kadının camii çıkışında Ona dualar edip bir talkım hareketler yapması gibi pek çok örnek olay yaşanmıştır. Somali’ye vardığında yıllarca yağmayan yağmurun yağması, bazı insanların sen Mehdi’sin demesi gibi pek çok olay görülmüştür.
  • Rabbin kralı ilk lider olduğunda peşine bir kadın taktılar ikide haberci koydular ki itibarını zedelemek istediler. Ancak tezgahçılar hedeflerine ulaşamadılar. Onun liderliğini itibarsızlaştıramadılar.
  • Rabbin kralı dürüstlüğü, doğru ve faydalı çalışmalarıyla diğer siyasi partiler içerisinde değişimler yaratıyor.
  • Tevrat’ta bildirildiği gibi Arap baharıyla başlayan değişimde kötü yönetimleri deviriyor. Zalim anlayışla siyasi mücadelesini sürdürüyor. Mazluma sahip çıkıyor. Yoksulu gözetiyor.
  • Başbakanın o karizmatik ve güçlü liderliği altında ezilenler batıl yolları ve yalanı tercih etmelerindendir.
  • Herkes ülkede bir olumsuzluk gördüğünde başbakana şikayet edeceğim diyor. Bu onun adil olduğunu ve insanlar namına faydalı hareket ettiğinin göstergesidir.
  • Son peygamber bir hadisinde şöyle dedi. İsa Yecüc ve mecüc ile mücadele edecek. Yecüc ve mecüc bozgunculuklarına devam edecek. İsa onları yenemeyecek ve onlarla baş edemeyecek. En sonunda İsa Allah’a dua edecek. Allah İsa’nın duasını kabul edecek. Yecüc ve mecüc halklarının enselerinden kurtçuklar çıkacak. Ve hepsi ölecekler. İşte bu bahsedilen hadis günümüzde Tayyip Erdoğanla gerçekleşmektedir.
  • İnsanlara mehdi veya İsa, Recep Tayyip Erdoğan’dır deyince insanların sanki dinleri elden gidiyormuş gibi karşı çıkıyorlar. Bu tür insanlar dinini tam bilmeyen ve evrensel hukuktan haberdar olmayanlardır. Batıl inanışlılar gerçeklerden haberdar değildir. Olağan dışı mucizeler yapan insan beklemek yanlıştır. Her kavim peygamberi böyle beklerdi ancak aralarından biri çıktığında ilk karşı çıkan batıl inanışlı cahillerdi. Allah her peygamberi kendi aralarından bir insan olarak gönderdi. Gerçeklerle beraber doğal olarak açıkça gelmiştir. Allah, aşama aşama İsa’yı iyice ortaya çıkartacaktır.
  • Türkiye, Rabbin kralı ile on yılda çok değişti. Ve Türkiye bu günlere güçlü olarak gelmiştir. Çok tehlikeli süreçlerden geçmiştir. Krizciler, restleşmeler, tehditler, istifalar, kargaşa çığırtkancıları, terör fırsatçıları, çeteler, uyuşturucu kaçakçıları, terör örgütleri hep birlikte Rabbin kralına karşı mücadele ettiler. Hepsinden önemlisi Rabbin kralı cuntaya karşı sağlam duruş sergiledi. Tüm mücadele ve olumsuzluklara rağmen Rabbin kralı hep başarılı olmuştur.
  • ‘Bir bu kalmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ı peygamber de ilan ettiler.’ Diyerek şiddetle karşı çıkacaklar. Onlar zaten her iyi şeye kuru inatla mücadele ettiler. İnsanlık adına onca olumlu değişimi göremeyenler O’nun peygamber olduğunu görebilirler mi? İnançsız çıkarcılar sert tepki göstermeye devam ededursunlar. Zalimlerin günleri yaklaşmaktadır. Boş mücadelelerle ömürlerini tükettiler. Günahları sürekli artmaktadır. Rable mücadele etmenin sonucunu göreceklerdir. Onlar insanlığa ne kazandırdılar ki. İnsanlığa fayda veren Tayyip Erdoğan’a karşı kuru inatla mücadele ediyorlar. Bir dikili taşları ve iyi niyetleri yok. Sürekli halka zulmettiler. Kaynakları kendilerine akıttılar. İnananları, mazlumları ezdiler. İnsanları hor gördüler. Eskiden halka zulmedenler şimdi halka iyilik edenlere karşı savaşıyorlar.
  • Rabbin kralı insan sevgisiyle hareket ediyor. Ülkesine ve tüm insanlığa fayda veriyor. Barışı sağlıyor. Düzeni güzelleştiriyor.
  • Rabbin kralı her farklılığı birleştiriyor. Farklılıkların tehlike olmadığını öğretiyor. Tüm dinleri gerçek ve evrensel din çatısı altına topluyor.
  • Rabbin kralı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişini de biliyoruz. Çocukluğunu da gençliğini de biliyoruz. O’nu eskiden beri tanıyoruz. Futbol oynardı. Onun bir peygamber olduğunu düşünmüyoruz diyenler iyi bilsinler ki Rab dilediğini seçer. Dilediğini yükseltir ve peygamberi yapar. Çünkü Yeryüzündeki her işi o yönetir. Siz mi peygamberin kim olduğunu seçeceksiniz. Siz mi peygamberi beğeneceksiniz. Yoksa Allah mı size peygamber beğendirecektir. Geçmiştekiler de Peygamberi beğenmemişlerdi. İbrahim’i de, İsa’yı da Musa’yı da Muhammed’i de beğenmemişlerdi. O peygamberlere karşı mücadele etmişlerdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın peygamber olduğunu düşünmüyoruz diyenler kafalarındaki olağanüstü peygamber tabusunu bir kırsınlar. Cahiller mucizeler yapan, kutsal güçlere sahip olan birisini mi bekliyorlardı. Her peygamber bende sizin gibi bir insanım demişti. Yerim içerim çalışırım sizin aranızda yaşarım. Peygamber oluşumdaki bu tercih benim değil Rabbin tercihidir. O dilediğini yaparak her şeyi gerçekleştirmektedir. Geçmiştekiler de peygamber olamazsın, sen kavgacısın, düzeni bozuyorsun, yalancısın diye peygamberleri karalamışlardı. Aynı şeyler günümüzde de oluyor. Peygamber bir tane olur. Bu illa siz veya sizden olacak anlamına gelmez. Tüm insanlığa sahip çıkan bizdendir. Rab dilediğini seçer. Dilediğini dilediği yere getiri. Rab yeni yeni olaylar yaratır. Ve kulunu büyük peygamber haline getirir. Karşı çıkıp düzeni bozanlar. Eski krallıkları yıkılmasın diye peygamberi ve ona tabi olanları katletmek isterler. Bundan sonra Rab bu duruma öfkelenir ve inançsızların ısrarcı taşkınlıklarına öfkesiyle cevap verir. Tüm geçmiş kavimler hep böyle azaba uğramışlardı. Şimdi günümüzde de bir benzerini görmekteyiz. Artan doğal afetler bir karar yerine götürmektedir. İllaki azabı tattıktan sonra mı veya öldükten sonra mı onun kral peygamber olduğuna inanacaklar. O zaman çok geçmiş olacak. Siz mi peygamberi seçeceksiniz. Yoksa Rab mı kulunu seçecek.Rab dilediğini seçer ve sevdiği kulu yapar. Buna kimse karışamaz. O kalpleri bilir. Kimin doğru ve adil olduğunu kimin insanlığı düşünüp hizmete koştuğunu pek tabi bilir. Kimlerin oyun ve düzenle inananlara saldırdığını. Yalanlarla insanları aldattığını, onların kalplerindekini bilir. Dünya için türlü zulümler yapanları iyi bilir. Şimdi kim Rabbin kuludur. Kim şeytanın kuludur. Gerçekler çok açıktır.
  • Tecrübesi, tarihsel ve siyasal kimliği ile tartışmasız bir kişiliğe sahip olan Erdoğan çok sağlam karakterli ve faziletlerle donatılmış. Recep Tayyip Erdoğan; dürüst, barışçı, adil ve kalkınmacı haliyle büyük bir kimliğe sahiptir.
  • Allah RTE’yi çeşitli evrelerden geçirerek peygamber yapar. İnsanlar onun peygamber olduğunu ancak olaylar sonuçlanınca mı anlayacaklar. Tayyip Erdoğan, boşuna mücadele etmiyor. O bozguncu zihniyetle ve kötü sistemin savunucusu şeytanla mücadele ediyor. Bu siyaset basit eski siyasetlerden değildir. Siyasette yalanlar, aldatmacalar, oyalamalar eskide kaldı. Bu mücadele insanlık adınadır ve boş ve basit değildir. İnsanların canları, malları ve insanlığın düzenini ilgilendiren önemli gerçeklerdir. Allah esenliği böyle zalimlerle mücadele eden bir kuluyla getirecektir. İllaki bu kişi kendiniz, kendilerinden mi olacaktır. Hakkı tutan bir kul çıktığında görevimiz onun yanında olmak değil midir? Bu kibir kıskançlık ve asilik nedendir. Doğruluk sancağının ardında duranlarla yeryüzüne adalet ve adil düzen gelecektir. Bozuk sistemin savunucuları insanlara zulmederken onlarla mücadele etmek başarıya ulaştıracaktır.
  • Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı, üç dönem başbakan seçilmesi, Cumhurbaşkanlığı makamını istememesi, yaşadığı tüm tecrübeler o’nu Mehdilik makamına getirmiştir. Allah o’nu terbiye etti ve olgunlaştırdı.
  • Yaşamın çarkını ele geçirmiş öfkeli şeytan, savaş ve ölüm tanrısıdır. Rab, Tayyip Erdoğan’ın kılığında insanların karşısına çıkar.
  • Rabbin kralı dünyada birlikte yaşama kültürü oluşturmaya çalışıyor. İnsanlık için sevgi ve kardeşliği öğretiyor.
  • Rabbin kralı, herkese içtenlikle samimiyetle yaklaştı. İnsanlara ve yaratılmışlara karşı samimi ve adildi. Peygamberlerin ahlakına sahipti. Kimsenin hukukunu çiğnemezdi. Kendisine düşmanlıkla geleni yumuşatırdı. Hakkın doğruluğun ve adaletin savunucusuydu. Tanrıya inanıp ondan korkanlar tarafından destek bulurdu.
  • Son peygamber ‘Mehdi’ye korku ile yardım edilecek.’ Demişti. Gerçekten de RTE’ ye korku ile yardım eden çoktu.
  • Rabbin kralı: ‘ İmkanlarımızı küresel barış için seferber etmede hiçbir çekince göstermiyoruz.’ Rabbin kralı dış politikada insani ve vicdani unsuru sürekli vurgu yapmaktadır. İnsanın dışlandığı ve vicdanın göz ardı edildiği dünyada açlık, sefalet kan ve gözyaşı getirdiğini bildirmiştir.
  • Rabbin kralı dedi ki: ‘Türkiye hiçbir mezhebin karşısında değildir. Tarafgirlik içinde değildir. hiç kimsenin iç işlerinde gözümüz yok. Biz kalemin kılıcı kestiğine inanırız. Bölgedeki her ülke Türkiye’den emin olsun. Türkiye bir güç mücadelesi içinde değildir. Türkiye hem batı hem doğu için bir imkandır.’ Dedi.
  • Recep Tayyip Erdoğan ülkesinde ve dünyada Askeri güce sahip olan egemenlerle canı pahasına da olsa doğrulukla ve yapıcı olarak mücadele etti.
  • Rabbin kralı kendisine muhalefet edenlerin yalanlarını, pisliklerini, iftiralarını, uydurma haberlerini temizlemekten yorulmadı. Faydalı işler yapması engellendi. İnsan yaratıldığında, insana ve iyi düzene şeytan karşı olmuştu. İnsanoğluna faydalı işlere ve iyi düzene karşı olan şeytan hep engeller çıkarmaya çalıştı. Kafa karıştırdı. Ayrıntılara daldırdı. Süreçlerdeki bazı küçük pürüzleri önemliymiş gibi algılattırdı. İşte Rabbin kralına muhalifler de Kralın iyi işlerine engel olmuşlar ve iyi düzene karşı çıkmışlardır. Yalan ve iftiralarla iyi işleri bulandırmak istediler. Yeryüzünde Tanrı’nın ruhuyla şeytan’ın ruhu mücadele etmektedir. Doğruluk, barış ve sevgiyle insanlığa hizmete koşan bir kralla bunu engelleyici anlayışta hareket eden şeytanın taraftarları. İnsanlığın yanındaki anlayışla karşısındaki anlayış açıkça ortadadır. Halka hizmet eden anlayışla halkı sömürüp düşman eden öldüren anlayış bellidir.
  • Rabbin kralının karşısındaki anlayış saplantılıdır. Menfaat takıntısındadır. Bir kere inkar etti mi artık onun gözü gerçekleri görmez. Düşmanlıkla ve muhalif anlayışla olaylara baktığından iyi işlerini hiç görmez. İlk aklına gelenleri söylerler, gerçeklerden uzaklaşırlar. Bilgisizce onlar (kötüdür.) öyledir anlayışıyla hareket ederek sürekli suçlamaya çalışırlar. Rabbin kralını karalamak için ne kadar uğraşsalar da bu çabaları hep onların itibarsızlığını ortaya çıkarmıştır. Yalancılar ve hakkın karşısında olanlar toplum içinde değer bulamazlar. Onlar mücadelelerinde kralın nefesiyle ( doğru sözleriyle) (ölürler) İtibarları yıkılır ve halkın nazarından düşerler.
  • Rabbin kralı Nitelikli nesil için ve yeryüzüne inananların hakim olması için 3 çocuğu ve üremeyi tavsiye etmiştir. Dindar nesil yetiştirmeyi öğretmiştir. Halka gelecek için yatırım yapmasını ve çalışmalarını tavsiye etmiştir.
  • Rabbin kralı anlaşma sandığını ortaya çıkartıyor. Anlaşma sandığı Tanrının insanlara uyması gerektiğini söylediği yasalardı. Bir değişle ayetlerdir. Kurtuluş ve cennet karşılığında insanların barışı, kardeşliği nasıl koruyacağı anlaşılmaktadır. Tayyip Erdoğan ile gerçekler ortaya çıkar. İnsanlar dini değerleri anlarlar ve bu değerlere sahip çıkarlar. İnsanlık gerçekleri görmeye başlar. Kimse çocuğunu tanrıya itaat et diye eğitmez. Çünkü gerçekleri herkes görür. Tanrı yeryüzünün kaderine açıkça müdahale etmiştir. Tanrının müdahalesine kadar yaşanan tüm olaylar ve son yaşananlar gerçeği tamamen yansıtacaktır. Tüm insanlar insani hakların korunmasını isteyen tanrıya bağlı kalırlar.
  • Tayyip Erdoğan’ı yalan söylediğini iddia edenler, onun yalanlarını, hatalarını ve gerçek yüzünü ortaya çıkartmak için iftiralara ve yalanlara başvuruyor ve kendi sapkınlıklarını göremiyorlar.
  • Seviyesiz ve ahlaksız siyaset yapanlar Rabbin kralını itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yalan, iftira ve hakaret siyasetin bir unsuru olamaz. Ancak inançsızlar siyaseti bunlardan ibaret sanıyorlar. Onların seviyesiz siyaset yapmaları onları gülünç duruma düşürmektedir. Yaptıkları siyaset ve ortaya attıkları iddiaların ardından yalan ve uydurma sonucu ortaya çıkmaktadır.
  • Gerek iç gerek dış siyasette Rabbin kralının siyasetini beğenmeyenler çıkarlarına ters düştüğünden eleştirmektedirler. Türkiye gerek Ortadoğu’da, gerek uzak doğuda tüm dünyada olan zulümlere katliamlara sessiz kalsın diyorlar.
  • Rabbin kralıyla Türkiye bir yandan Avrupa birliğine girmeye çalışıyor, bir yandan küresel toplantılara ev sahipliği yapıyor. Bir taraftan Ortadoğu halklarını anlıyor ve doğru yönlendirmeye çalışıyor. Haksızlıklara ve Arap baskıcı yönetimlere karşı çıkarken bir taraftan da ABD, Rusya gibi ülkelerle irtibat içinde oluyor. Medeniyetler ve dinler ittifakını yakalayan ve doğu ile batı çatışmasında hakem ve doğru teraziyi kuracak yapıda olan bir ülkedir. Dünyanın bu Türkiye fırsatını kaçırmaması ve Gelmiş olan İsa’nın yanında yer alması gereklidir.
  • Mehdi Müslümanlık nerede söndüyse oradan gelecek denmiştir. Pek çok alim İstanbul’dan çıkacağını işaret etmiştir. Son peygamberin İstanbul için hadisi de boş değildir. Eski alimler dönemin gelişmiş şehri Şam olarak İstanbul’u işaret etmişlerdir.. Mehdinin geleceği dönemde Müslümanlar Yani inananlar başsız lidersiz yani halifesiz olacak denilmiştir. Gerçekten de Müslümanların halifesi yokken gelmiştir. Yine İslam’ın etkisini yitirdiği yerden mehdi gelecek denilmiştir.
  • Recep Tayyip Erdoğan, Dünyada inananların hukuki temsilcisidir.
  • Tayyip Erdoğan ile laik demokratik ve sosyal devlet anlayışı özüne kavuşmuştur. Erdoğan’dan daha sosyal ve daha demokrat insan bulamazlar.
  • Başbakan Erdoğan, liderlik vizyonu, Ortadoğu ve Balkanlar’da izlediği olumlu politikalar, dünya çapında ekonomideki başarı, medeniyetler ittifakına yaptığı katkı, Türkiye’yi dünya genelinde getirdiği olumlu nokta dolayısıyla ödüle layık görüldü.
  • Recep Tayyip Erdoğan’ı medyalarında itibarsızlaştıracak haberler yapıyorlar. Yalan söylüyorlar ve iftira atıyorlar. Onlar Kılıçtaroğlu gibi batıl bir inancın asılsız bir kuru inadın peşinden gitmektedirler.
  • Ey bilge kral, Tanrının nuruyla karanlığı aydınlatansın. Evrensel problemleri yüreğinde hisseden vicdanlı kraldır Recep Tayyip Erdoğan.
  • Recep Tayyip Erdoğan evrensel problemleri yüreğinde hisseden vicdanlı bir kraldır.
  • Recep Tayyip Erdoğan doğru, dürüst ve adaletli bir insan. İnsanları seven, onlara hizmet eden barışı duyurandır. Çünkü onda Rab korkusu ruhu var.
  • Rabbin kralı doğruluğu, adaleti, insanlığa sahip çıkmayı, insana saygıyı ve insana hizmeti öğretiyor. İnsanlığın nasıl yönetileceğini ve insanlığı nasıl yüksek bir medeniyet seviyesine çıkaracağının yollarını öğretiyor.
  • Rabbin kralı insanlığa bir ders veriyor. Şeytanın egemenliğini deviriyor. İyi bir öğretici ve iyi bir örnek oluyor.
  • Başbakanın iradesini ve yaptıklarını sorgulama gibi bir fırsatı oluşturmaya çalışanlar Geçmişte Rabbin kralının sayısız hizmetlerine ve başarılarına baksınlar. Halk adına çabalarına baksınlar.
  • Rabbin kralı paşalara ve yeryüzünün egemenlerine tepki gösterirken o sağlam duruşundan hiç şaşmadı. Gerçeğin ardından gitmekten canı pahasına olsa vazgeçmedi. O doğrucu ve adaletli bir kraldı.
  • Dünyada birkaç liderden biri olan Başbakan Erdoğan’ı, dünyanın neresine gidilirse gidilsin herkesin tanıdığını görürsünüz.
  • Rabbin kralı (Recep Tayyip Erdoğan) Irak ziyaretinde bir adam yanına yaklaşarak bir zarf vermiştir. Zarfı verenin dedesi ‘Torunum sen o zamana erişeceksin. Senin zamanında Osmanlıdan bir lider burayı ziyaret edecek. Ona bu mektubu ver.’ Demiştir. Bu durumda O’nun mehdiliğinin bir göstergesidir. Tayyip Erdoğan bu gibi olaylarla çok karşılaşmaktadır.
  • Rabbin kralı ahlaki ve tanrısal değerlere sahip çıkışı bakımından tam bir örnektir. İnsanlığı yönetirken aldığı kararlarda vicdan süzgecinden geçirerek ve rabden çekinerek alıyor. Bir karar alırken insanlığa zarar vermeyecek şeyi ve faydasına olan şeyi tartarak alıyor.
  • Rabbin kralının Rab korkusu ve insan sevgisi aldığı her kararda kendini gösteriyor. Nerede bir zulüm görse gerçekleri haykırmaktan çekinmiyor.
  • Tecrübesi ve tarihsel bakışı, hak ve adalet önceliği, siyasal kimliği tartışmasız olan Recep Tayyip Erdoğan beklenen Mesih değil de kimdir.
  • Rabbin kralının egemenliği Rabbin egemenliğidir. Rabbin egemenliği insanların ve dininin egemenliğidir. Tayyip Erdoğan’ın önündeki engelleri kaldıranların şanı yücelecek, başarılı olacaklar ve rahatlayacaklar. Onun karşısında olanlar kaybedecek, itibarsızlaşacak ve yerin dibine girecekler. Onun başarısı onun yanında olanların başarısıdır. Onun yanında olanlar doğruluğun yanındadır. Doğruluğun karşısında olanlar batıl kalacaklar ve doğrulukla asla savaşılamaz.. Her geçen gün eriyeceklerdir.
  • Rabbin kralının beklenen İsa olduğunu insanlar ne zaman anlayacaklar. Rabbin yeryüzüne müdahalesi gelince ve her şey bittikten sonra mı uyanacaklar. Tüm bu yaşananlar gerçeklikle ve kalplerdeki asıl niyetle yaşanıyor. Rab inananlarla inanmayanları yaşananlarla ayırıyor.
  • Rabbin kralı Erdoğan, Yardımlaşmayı, dayanışmayı, paylaşmayı sadece Müslümanlar için değil dünyanın tüm insanları arasında ortak değerler olarak görmüştür. Yakın ve uzak coğrafyalarda yaşanan sıcak gelişmeleri ve krizleri sırf insanlık ve vicdan adına değerlendiriyor. Tüm ulusların huzuruna ve toprak bütünlüğünü savunduklarını ve Türkiye’nin kendisinden emin tehlike arz etmeyen dost bir ülke olduğunu tüm komşuları ve dünya bilmektedir. Çevremizdeki ülkelerin sosyal yapıları, dinleri, mezhepleri kökenleri ne olursa olsun onları insan olarak gördüklerini ve halkların çıkarlarına yardımcı ve dayanışmacı bir tavır sergilemektedir.
  • Mehdi(RTE): Yalan, uydurma, kafa karıştırıcı haberleri düzeltmekten yılmamıştır. Çamur atalım izi kalsın, kuyuya bir taş atalım kırk akıllı çıkaramasın gibi bozuk niyetle söylenmiş haberleri, söylentileri düzeltmekten yorulmamıştır. Zalimlerin işi hep böyle safsatadır.
  • Geçmiş peygamber dönemlerinde Nuh’a da, Muhammed’e de deccal demişlerdi. Şimdi Tayyip Erdoğan’a da yalancı diyen, deli diyen şaşırmış diyen zihniyet de aynıdır. Aynı devirler ve yeryüzündeki aynı anlayışlar devam etmektedir.
  • Türkiye’yi mazlum halklarının lideri haline getiren Rabbin kralıdır. Medyayı tekelinde bulunduran ve küresel gündemi belirleyen zalimler iletişimin güçlenmesiyle de egemenliklerini yitirdiler. Rabbin kralı dünyaya yön veriyor.
  • Pek çok ülke küresel krizde kendini kurtarmaya çalışırken Türkiye büyüyor. Yatırım yapıyor. İşsizlik azalıyor. Bu ülkede bir güven var. Aldatıcı ve yiyici bir yönetimleri yok. Yeni projeler yeni hedefler ticareti arttırıyor. Gelişmek için çabalayan, halka hizmete koşan aynı ruha sahip güçlü bir kadroya sahip anlayış var.
  • İnançsızlar, inananları sindirmek istiyorlar. İnananlara öncülük eden İsa’ya ve ülkesi Türkiye’ yi sindirmek için birçok yol deneyecekler. Türkiye ile mücadele ediyorlar. Türkiye ile mücadele ederken barışla, kardeşlikle, huzur ve güvenle mücadele ediyorlar. Türkiye ile mücadele ederken İnsanlığa, esenliğe, sevgiye karşı çıkıyorlar.
  • Rabbin kralı nice zorluklarla karşılaştı. Hiç durmadı sürekli mücadele etti. Şeytanın kralları ve destekçileri ona engel olmak için mücadele ettiler. Dünya ne kadar bozuksa o kadar düzeltilecektir.
  • Rabbin kralına muhalefet yapanlar büyük bir şey yaptıklarını sanarak böbürleniyorlar. Kameraların karşısına geçip uydurma, temelsiz, gayri resmi aşağılayıcı tavırlarla konuşma yapıyorlar.
  • Türkiye’nin güçlü olduğunu Krizle ayakta duramayan güçlü ülkelerin çaresiz kalmalarından öğrendiler. Gerçi onların da güçsüz oldukları anlaşıldı.
  • Türkiye’de terörün olması doğaldır. Tüm dinlerde peygamberlerin halkları sürekli katlediliyordu. Aynı böyle bir dönem yaşamaktayız. Türkiye halkı asla zulmeden olmamıştır. Daima mazlumun yanında olmuştur. Barışı, adaleti ve adil düzeni istemiştir. Zalimle mücadele eden Türkiye halkı tarih boyunca hakkın yanında olmuştur. Bu yüzden içerden ve dışardan Türkiye düşmanlığı yapanların birlikteliği terörü oluşturmuştur.
  • Terörle varlığını devam ettiren siyasi güç noktaları vardır. Türkiye’nin başında böyle bir terörün olmasını isteyen ve bu duruma sevinen ve bundan varlığını sürdüren iç ve dış güçler vardır.
  • Son derece abartılı biçimde ortalığı velveleye verenlerin gayretli çabaları boşa çıkacak.
  • Bush’u “Deccal” olarak karşımızda gördük şimdi barışı yayan doğrucu ‘Mesih’ i Tayyip Erdoğan’ı görmekteyiz.
  • Rabbin kralı Medeniyetler ittifakı, dinler arası diyalog gibi her türlü birliği sağlama çabasında olmuştur. Mehdi yeryüzünde barışı tesis için çalışmıştır.
  • Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan’da düzenlenen D-8 Zirvesi’nde 22.11.2012 de konuştu. Erdoğan, zirve ülkelerine işbirliği çağrısında bulundu.”D-8′i küresel düzeyde bir güç haline getirebiliriz” dedi. Müslümanların birlikteliğini istedi.
  • Mehdi Arap birliğine de aynı çağrıları yapmıştır. Arap birliğini yöneten ve dünyaya öncülük eden liderdir. Halife özelliğiyle müslümanlara birlik sağlamıştır. Mazlum müslüman ülkelere sahip çıkan haliyle bir önder durumundadır. Bunlarla beraber batıya savaş ve düşmanca bir tavırla değil de doğru yola çağırır bir tavır kullanmaktadır.
  • Rabbin Kralının Çin gezisinin sonunda bölgeye yakın yerde Endonezya’da 8,6 lik bir deprem meydana geldi. Hiçbir şey Rab den habersiz olmuyor. Rabbin kralının Çin gezisinin ardından yeni bir plan kuran küresel karanlık güçler tanrının uyarısıyla karşılaşmıştır. Bu uyarı özellikle küresel bozgunculara korkusundan destek veren ülkelerin bölgesinde gerçekleşmiştir.
  • Avrupa ve dünyada hükümetler değişiyor. Liderler bir bir gidiyor. Tüm bu değişimler Rabbin kralına ortam sağlayacaktır. Tüm ulusları ve insanlığı kucaklayan tavrıyla insanlığa barışı getirecek olan krala Rab ortam sağlamaktadır.
  • Rabbin kralı devletlerdeki değişimi gerçekleştirecek. Kendi ülkesi değişimin öncüsü oldu. Tük ulusların liderlerine baş eğdirecek. Doğruları söyleyerek batılı yıkarak ilerleyecek. Kendi ülkesindeki devletin anlayışını nasıl iyileştirdiyse tüm ulusların anlayışını da öyle iyileştirecek. Devletleri ele geçiren menfaatçilerin vesayetleri kırılacak. Dünya hırsıyla devlet yönetme anlayışı bitecektir. Ülke çıkarları yerine tüm insanlığı ve yeryüzü halkının çıkarlarıyla birlikte hareket edilecektir.
  • Kim ne derse desin rabbin kralı doğruluğun ardından giden ve Rabbinden korkan kral olarak anılacaktır.
  • Artık Rabbin kralının ismi çocuklara konuluyor. Sokaklara, yapıtlara onun adı veriliyor. İlerde onun için saygı duruşları, dualar edilecek. Hakkında kitaplar yazılacak. Dünya tarihine Rabbin Kralı diye yazılacak. Ona özel bir sevgi ve saygı gösterecekler.
  • Hani 11 eylül ile Ortadoğu ya İsa’yı getirmeyi arzulayanlar İSA gelince neden ona tabi olmuyorlar. İşte İSA geldi ve içlerinde. Dünyayı düzeltiyor. Hani İsa’yı getirmek için mücadele edeceklerdi, O’na destek için yemin etmişlerdi. İşte onlar tam inançsızdır. Menfaat derdinde olanlar tüm dünya da yıllarca can katlettiler.
  • Küresel işsizlik, küresel yoksulluk ve küresel gelir adaletsizliği Rabbin kralı ile son bulacak. Taşlar yerine oturacak. Sistem iyi ve adil olarak çalışacak. Rabbin hukukunun üstünlüğü yeryüzünde herkesçe kabul edilecek.
  • Rabbin kralı Küresel kriz ve yeryüzünde yaşam için ‘Hepimiz aynı gemideyiz. Kardeşçe yaşayalım. Savaşı ve kargaşayı bırakalım. Birbirimizi sevelim ki güven ortamı oluşsun.’ diyor. Ancak kazanç sağlayan zalimler kötü kuruntularından vazgeçmiyorlar.
  • Rabbin kralı 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başında geldi. Türkiye ve dünyanın çok sancılı ve kritik döneminde geldi. Son 200 yıl en kötü dönem 11 Eylüle doğru gidildi. Karanlığın dibi 11 eylül 2001 de gerçekleşti. İnsanlık adına acılar, savaşlar, sıkıntılar, krizler ve siyasi bunalımlar yaşandı. Son yaşananlar İsa’nın yani Rabbin kralının gelişini müjdeledi.
  • Son on yılda yaşananlar insanlığa dibin dibini yaptırdı. 11 Eylülle dünyada savaş çağı yaşandı. İnançsızlık tüm devletlerde egemendi. Tüm bu yaşananlar bir şeylerin doğum sancısıydı. Son kritik zamanlarda normal olmayan bir şey gerçekleşti. Recep Tayyip Erdoğan Rab tarafından insanlığa gönderildi. Beklenen İsa idi. O beklenen Mehdi idi. O eski dinlerde Rabbin kralıydı.
  • Rabbin kralı 26 Kasım 2011 yılında laparaskopik yöntemle sindirim sistemi ameliyatı olmuştu. Bir gazetecinin ameliyattan korktunuz mu sorusuna ‘Yok korkmadım. Çünkü Allah’a inanırım.’ Cevabını vermişti.
  • Rabbin kralının gitmediği yer, ilgilenmediği sorun kalmamıştır. O sırf Rabbin rızası için insanlara hizmete koştu. Yılmadı yorulmadı. Yeryüzü böyle bir kral görmedi daha görmeyecekte.
  • Rabbin kralıyla mücadele edenlerin cahiliyetini kullandıkları üslup göstermektedir. Küçümser tavırlı konuşmalar, sen kimsin ki imajı vermeler, Recep bey gibi aşağılamalı hitap şekilleri ancak medeniyetsiz ve çıkar derdinde olanların işidir.
  • Rabbin kralına kahvehane üslubuyla konuşuyorlar. TV de haberleri de böyle uydurma argolu sokak diliyle yapıyorlar. Herhangi bir belgeye ve doğruya dayandırılmadan demokrasi ve hukuk dışındaki bütün siyasi yöntemlerle mücadele ediyorlar. Rabbin kralını ve fikirlerini yıpratma amacı taşımaktalar. Çamur atanların nereden geldiğini takip ederseniz suçlular olduğunu görürsünüz. Yıllarca Türkiye halkına ne kötü günler yaşattılar.
  • Rabbin kralının eşinin başörtüsüne, kişiliğine ve namusuna mecliste laf attılar. İnançsızlar; terbiyesizlik edepsizlik ve çirkeflik yaparken haddi aşmaktadırlar. Rabbin kralı inanan halkları irtica ve terör olarak gösterenlere tepki göstermiştir.
  • Rabbin kralı barışa çağırıyor. Uluslara operasyon yapılmasın, savaşlar olmasın, Ortadoğu’ya saldırılmasın, insanlar ölmesin diyen bir kral. O Rabbin kralı insanlığa hizmet edilsin, fakir muhtaç gözetilsin barış içinde kardeşçe birbirimize destek olarak yaşayalım diyen bir insandır. Rabbin kralı insanların sevinmesinden mutlu olan bir kraldır.
  • Türkiye halkı Rabbin kralıyla kutsal emanetlerin farkına vardı. Rabbin kralına yeryüzü halkı da sahip çıkacak. Menfaat derdinde olanlar bozgunculuk yaparlar. Ahireti isteyenler hizmet ederler ve barışı isterler.
  • Mehdinin ordusu silahlı bir ordu değildir. Mehdi’ye fikren destek veren herkes onun ordusudur. Onun yanındakiler ve ona destek veren herkes yeryüzünde şeytanın egemenliğini devirmek için mücadele etmiştir. İyi düzen için mücadele edip insanlığa faydası olanlar cennetle müjdelendiler.
  • Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammet onun kulu ve elçisidir. Sözünün ne kadar isabetli olduğunu bu günümüzde daha iyi anlamaktayız. İnananın belirtisi Muhammedi sevmesiyle belli olacaktır. Çünkü Muhammet insan haklarını, barışı, sevgiyi, doğruluğu, adaleti, insana hizmeti istemişti. Tüm insanlığın çıkarlarına hizmeti, kardeşçe yaşamanın önderliğini ve temsilciliğini yaptığından Muhammed’i seven ve destekleyenler inanmışlardır. Onu sevmeyenler ve desteklemeyenler eski egemenlerdir. İnsanlığa hizmet, barış ve sevgi onların işine gelmiyordur. Menfaatçiler doğruluğu ve barışı temsil eden peygamberi sevmezler. Çünkü doğruluk ve barış menfaatçilere dünya’da bir şey kazandırmaz. Ahreti istemediklerinden inanan değildirler. Böylece Rabbe inanmazlar ve şeytanın tarafında yer alırlar. İşte günümüzde Tayyip Erdoğan’ın durumu da böyledir. Onu sevenler onun insanlık için çabalarını insanlığa hizmetini barışı, adaleti, doğruluğu savunmaktadır. Onu sevenler Rabbi ve onun evrensel dinini sevmektedir. Tayyip Erdoğan’ı sevenler doğruluğu, iyiliği ve insana hizmeti istemektedirler. Bu nedenle Tayyip Erdoğan’ı seven ve sevmeyen iki kutup ortaya çıkar. İste Tayyip Erdoğan’ı sevmekle sevmemek inananla inanmayanı ayıran çizgidir. Her peygamber döneminde tüm peygamberler bunları yaşamıştır. Allah’ın bir elçisi insanlığın savunucusudur. Diğer tarafta insanlığın düşmanı menfaatçiler vardır. Bu nedenle Allah’tan başka ilah yoktur ve Tayyip Erdoğan onun kulu ve elçisidir den ziyade onun kurtarıcı kuludur demek daha doğrudur. Tarih tekerrürden ibarettir. Yeryüzü bir peygamber dönemi daha yaşamaktadır.
  • Rabbin evrensel dini insan odaklıdır. İnsanın huzuru, esenliği içindir. İnsan öldürmeyeceksin, hırsızlık yapmayacaksın, zina etmeyeceksin, gibi emirler insanlığın huzurunu sağlar. Bu kanunları her din ve her millet kendi kanununda uygular ve bunlar evrenseldir. İşte tanrının evrensel dini ve Allah’ın yasaları budur. Toplum düzenini ve küresel barışı sağlayan peygamberin tanrının evrensel değerlerini öne çıkararak çalışması tüm gerçekleri göstermektedir.
  • Rabbin kralı bir barış elçisidir ancak O’nu anlayamıyorlar. Rabbin kralı beklenen İsa’dır. Tevrat’ta denildiği gibi Tayyip Erdoğan’a her yerden dualar yükseliyor.
  • Rabbin kralı her sıkıntıyı çözmekte ve stresi atlatmakta başarılı olacak. Neredeyse her şey bitti, düzen tosladı dendiği anda kıvrak bir manevrayla ülkeyi doğru hedefe götürecektir. Daha öncede buna benzer örnekler yaşanmıştır.
  • Vesayetçilerin taraftarları pireyi deve yaparak ortalığı karıştırmak istiyorlar. Gayri resmi yöntemlerle taşkınlık çıkartanlar kaba kuvvetle başarıya ulaşacaklarını sanıyorlar. Mehdi Erdoğan, Rabbin izniyle onların fitne fesat oyunlarını bozdu. Kimsenin emrine girmedi. Güçlü egemenlere boyun eğmedi. Burjuvanın eli TÜSİAD ile mücadele etti. İnsani hakların savunucusu olarak hakkın sopası oldu.
  • Rabbin Kralı Türkiye’de, Kafkaslarda, Avrupa’da, Afrika’da Orta Asya’da her geçen gün sevenleri ve destekçileri artmaktadır. Dünyada inananların iyi bir düzen arzuladığı bir gerçektir. İnsanlar huzuru ve esenliği özlemişler.
  • Rabbin kralına suikast hesabında olan Şeytanın askerleri asla başarıya ulaşamayacaklar.
  • Rabbin kralına savaş açmak için hazırlık yapanlar olacak. O zaman savaş naraları duyulacak. Avrupa’da Tüm inananlar ayaklanacak ve yürüyüşler yapacak. Afrika’da yürüyüşler yapılacak. Türkiye’ye saldırıya karşı Ortadoğu’da güçlü bir tepki gösterilecek. Kafkas ülkelerinde Türk cumhuriyetlerinde büyük tepkiler olacak. İşte bu zamanlarda Rabbin kralı çok güçlenmiş olacak. Ancak bütün bunlara rağmen gücü elinde bulunduranlar tam savaş hareketine geçecekleri anda Tanrının soykırımı gerçekleşecek. Şeytanın taraftarları yeryüzünden silinecek.
  • Rabbin kralı yalan ve uydurma haberleri düzetmekten yorulmaktadır. Bozguncular sürekli yalan haber yapmaktadırlar. Türkiye hem demokraside hem de büyümede çok daha hızlı ilerleyecekken muhalif cahiliyet gelişmeyi yavaşlatıyor. Faydalı tüm yasalara engel oluyorlar.
  • Rabbin Kralı RTE sürekli dua alıyor. Ona muhalif olanlar insanlığa, barışa, sevgiye, insanlara hizmete muhaliftir. Evrensel değerlere ve Rabbin dinine muhaliftir.
  • Rabbin kralı yaptığı iyi işlerden dolayı sürekli dua alıyor. Hem ülkesindeki insanlara hizmet götürüyor hem de dünyadaki mazlum halklara sahip çıkıyor. İnsanlar onu seviyorlar. Çünkü onun insanlığa çok faydası oluyor. Gelecek nesiller bunu daha iyi görecekler. Şimdi ona muhalif olan anlayışlar kendi liderlerine dua etsinler bakalım edebilecekler mi. Tanrıya dua edecek yüzleri olamaz. Çünkü onlar insanlığı ve sevgiyi amaçlamadılar. Sadece kendi menfaatlerinden dolayı insanlığa faydalı işleri engellemeye kalktılar. Tanrıya dua edecek yüzleri olmayınca kime dua edecekler. Rabbi neden karşılarına aldılar. Doğruluk ve adaletten ayrılanlar sırf bizim yapamadıklarımızı onlar yapıyor diye kıskançlıkla ve kuru inatla mücadele ediyorlardı. Onlar Tanrının karşısında olduklarında ne dua alırlar nede destekçilerin dua etmeye yüzleri vardır.
  • Rabbin kralına muhalif liderlere oy verenler yalanın yanında olduklarından kendilerini sorgulasınlar. Onlar liderlerine dua edemezler. Yüzleri yok. Çünkü onlar bu zaman kadar demokrasiyi kendilerine kullandılar, haksızlık ettiler, sömürdüler, ayrımcılık yaptılar, inançlı halkları ötekileştirdiler. Zalimlik ettiler insan öldürdüler. Hadi dua etsinler bakalım liderlerine dua edebilecekler mi.
  • Rabbin kralı hem kendi ülkesinde hem de dünya halklarına sahip çıkmasından dolayı sevilmektedir. O sürekli dua almaktadır. Pek çok ulustan dua alıyor. Ortadoğu’da bunu net görmekteyiz. Avrupa, Asya, Kafkas ve balkanlardan da bunu görmekteyiz. Onun faydalı işleri pek çoktur.
  • Tayyip Erdoğan’ın kurduğu yeni düzene karşı zalimlerin birlikteliği vardır. Kötü düzeni isteyenlerin Doğruluğa karşı mücadelesi kirli tezgahlarla devam etmektedir.
  • İran’a saldırmayı düşünenler ve Rabbin kralı (İSA) ile mücadele edenler Rabbin öfkesinden kaçamayacaklar. Bela ve musibetler onların üzerine gelecektir. Kim Rabbe yönelen inanan mazlum halkın canına kastederse belayı yanı başında bulacaktır.
  • Rabbin kralı için İslam dünyasının lideri diyorlar. Hayır O, insanlığın ve tüm insanların lideridir. O beklenen tüm dinlerin lideri, inanan tüm inananların lideridir.
  • Rabbin kralı kendi ülkesinde uydurma manşetlerle ve haberlerle nasıl çarpıştıysa dünya medyasında da uydurma ve yalan haberlerle öyle çarpışacak. Ve mücadele ederek esenliği getirecek.
  • Rabbin kralının sözlerinde hikmet var. Çok isabetli kararlar alıyor. İnsanlığa hizmet ediyor ve tüm sosyal sorunları gidermeye çalışıyor.
  • Rabbin kralında isabetli görüş, derin anlama yetisi var. Basiretli, olayları özüyle keşfedebiliyor. Görüneni değil görünenin perde arkasını ve amacını görmektedir. Rabbin nuruyla bakıyor ve derin feraset sahibidir.
  • Yeryüzüne Rabbin kulu İsa hükmedecek dünya İstanbul’dan yönetilecek. Bu şehir Osmanlı’da olduğu gibi barış ve sevgi merkezi olacaktır.
  • Mehdi Türkiye’den dünyayı adilce yönetecek. Hiçbir ayrım yapmayacak. O’nun bazı karaları Arapların hoşuna gitmese de tüm insanlığı kucaklayan yapısıyla barışı getirecek.
  • Rabbin kralına arkadaşlarına ve ekibinin arasına nifak sokmak istiyorlar. Uydurma haberler yayıyorlar. Türkiye halkına ve dünya insanlarına da nifak sokmak ve ayrılıklar çıkartmak istiyorlar. Sayısız çoklukta türlü kötü planlarını sürekli görmekteyiz. Münafıklar inandık deyip de hakla savaşıyorlar. Çünkü onlar kendi çıkarlarına hizmet edecek birilerini istiyorlardı. Mazlumun, fakirin ve işçinin hakkını savunmak ve yeryüzü nimetlerini paylaşmak zalimlerin hoşuna gitmiyordu.
  • Zalimler Türkiye ye ve Rabbin kralına karşı şunlara bir ders verelim de hiç kimse bize başkaldırıya cesaret edemesin. İnsanlığa bir ders olsun. Üstünlüğümüzü ve baskıyı gösterelim diye Rabbin kralına ve ülkesine şimdiye kadar gizledikleri türlerden nükleer ve kimyasal silah kullanmayı isteyecekler. Yok edelim şunları diyecekler. ‘Bize asi olmak ne demekmiş görsünler.’ Diyecekler İşte tam kitle imha silahını kullanmaya karar vereceklerinde Rab onlara dersini verecek.
  • Kentsel dönüşüm yasasıyla Türkiye’yi yeniden imar eden mehdi, dünyayı da imar edecek.
  • Birkaç yalanla insanların rabbin kralına yönelmesini engellediler. Birkaç suçlama ile insanları aldattılar. Aldananlar neden sayısız iyi işleri başarıları ve insan odaklı çalışmaları, ülkesine dünyaya hizmet edişini görmediler de küçük yalanlara kanıp pire için yorganı yaktılar. İşte Rab bazı insanların inanmasını böyle engeller.
  • Zerdüşt, gelecek bir alemşümul muhakemeden de bahsetti. Kendinden 3.000 yıl sonra Ehrimen ‘in gücü zeval bulacak ve hakikat-adalet evi kurulacaktır. Böylece itaat ruhu zafere ulaşacaktır. Muhakeme, ateş ve erimiş maden ile olacaktır. Bütün bu işler; “Saoşyant” denilen kurtarıcının doğmasıyla gerçekleşecektir. O Kansava Gölü ‘nde yıkanan bir bakirenin o gölde bulunana Zerdüşt ‘ün tohumuyla gebe kalması sonucu doğacaktır. Böylece ölülerin doğması başlayacaktır. Anlatılan tüm bu ifadeler günümüzü ve mehdi’yi nitelemektedir. Zerdüşt’ün tohumu demesi diğer peygamberlerin de benim soyumdan gelecek dediği gibidir. Muhammet, Davut, İsa, İbrahim hepsi kurtarıcının kendi soyundan geleceğini söylemiştir. Zerdüşt geçmişte yaşamış bir peygamberdir. Buda’da öyledir. Maya’da öyledir. Ölülerin doğması olayı insanların gerçekleri fark edip doğruluğun yanında olması ve kalplerin inançla dolmasıyla uyanış gerçekleşecektir.
  • Bazı dinlerde olduğu gibi Budizm’de de bir kurtarıcı bekleme inancı vardır. Kurtarıcının İsmi Metteya veya Maitreye’ dir. İnançlarına göre Metteya tüm dünyayı düzeltmek için gelecek ve Buda’nın tamamlayamadığı dini tamamlayacaktır
  • Yahudilerin kralı Mesih, hristiyanların beklediği Faraklit, Müslümanların Mehdi’si; Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu tüm dinlerin bilgilerinden ve dünyanın içinde bulunduğu dönemden ve şu an yaşanan gerçeklerden yola çıkılarak aydınlığa çıkartılmıştır.
  • RTE ye oy vermiş veya fikren destekleyen her insan o’nun yaptıklarından dolayı saniyede yüzlerce amel ettiğinin farkında olmalıdır.
  • RTE, kişilik yapısı ve karakteri insanların aradığı nitelikteki liderin özellikleridir. Dünya halkı bu lideri benimser ve sever.
  • Baskılar, kirli tezgahlar ve darbelerle kurulan askeri vesayeti geriletmede en büyük paya Rabbin kralı sahiptir. Halk ve insanlar adına mücadele ederek silahlı gücü elinde bulunduranlara sert şekilde canını ortaya koyarak kafa tutmuştur. Bugün Türkiye’nin yarın da dünyanın iyi hale gelmesi onun çabalarıyladır. Canını hiçe sayması ve Rab adına mücadele etmesiyle dünya onunla düzelmektedir.
  • Rabbin kralı her işe koşturuyor. Zamanın hızında türlü sorunlara koşturarak yoruluyor. Ancak hiç şikayet etmiyor. Ülkesinde ve dünyada düzeltecek çok şey var. Ve her gün yeni bir iştedir. Tanrı müthiş bir zaman ve plan çizelgesi izliyor. Yıllar içinde köklü ve mükemmel değişimler oluyor. Tanrı dünyayı düzeltene kadar Mehdiye uzun ömür verdi.
  • Rabbin kralı ve onun yanındakiler, bakanlar, milletvekilleri, onları seçen halk iyi şeylere kapı açtıklarından sürekli artan mükafatlarını alacaklardır. Dünyayı düzeltmede öncü olanlar, faydalı işlere imza atanlar Rabbin kralını seçenler Tanrı tarafından mutlaka mükafatlarını alacaklar.
  • Rabbin kralının kalbine gelen direk bilgiler, bu fark edişler ve keşifler Rabbindendir. Sana kötü söz söyleyende kınayan da var. Seni çok seven de var. İnsanlık için yaptığın iyi işlerden hoşlanmayanların seni kınamaları kalplerinin bozukluğundandır. Kalpler dışarı yansırken amaçların farklılığından dolayı yön belirler. Kimileri seni anlar kimileri seni yanlış bulur. Kimi kalplere iman kimilerine küfür verildi.
  • Menfaatleri çatışacak ve doğrular onları sürekli yıpratacak. Rab onları dağıtıp parçalayacak. Böylece rabbin egemenliğinin yolu açılacak.
  • Değişen Ortadoğu, inançsız küresel güçleri telaşlandırmaktadır. Değişimi kontrol edemeyince değişimin destekçisi ve yönlendiricisi Türkiye’ye karşı olacaklardır. Yılanın başını ezelim diyerek Türkiye’ye saldırma kararı alacaklar. Hava saldırılarıyla istikrarı bozan ve hükümetleri deviren küresel güçlerin bu taktikleri artık tutmayacak. Çünkü Tanrı Türkiye’nin yanında olacak ve bu kez zalimlere izin vermeyecek.

(Kaynak : http://www.forumpaylas.net/serbest-kursu/142054-hz-mehdi-turkiyeden-cikacak-turkiye-mehdiye-hazir-olsun.html)

 

IV – Hz.Mehdi Konstantiniyye’nin Fethi Sırasında Sabah Namazı İçin Abdest Alırken Bir Bayrak Dikecek, Deniz İkiye Ayrılarak Su Kendiliğinden Uzaklaşacak Ve Açılan Yolu Takib Eden Hz. Mehdi Karşı Kıyıya Geçecektir

Hz.Mehdi konstantiniyye’nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek,
deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takib eden hz. mehdi karşı kıyıya geçecektir.
kıyamet alametleri,181
el-kavlul muhtasar fi alamatil mehdiyy-il muntazar, 57

Tamda hadiste söylenildiği gibi 11.10.2008 tarihinde başbakan sabah namazından sonra marmarayda açılışı yaparak denizin altından karşı kıyıya geçti…Hala süpheniz varmı ????

Fotoğraf: Hz.Mehdi konstantiniyye'nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek,<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takib eden hz. mehdi karşı kıyıya geçecektir.<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
kıyamet alametleri,181<br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
el-kavlul muhtasar fi alamatil mehdiyy-il muntazar, 57</p><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br /><br />
<p>Tamda hadiste söylenildiği gibi 11.10.2008 tarihinde başbakan sabah namazından sonra marmarayda açılışı yaparak denizin altından karşı kıyıya geçti...Hala süpheniz varmı ????

https://www.facebook.com/HzMehdiErdogan?fref=nf

 

V – “Her Kelimesi Bir Kitap, O İlahi Bir Güç!” İnsanlar Uyanıyor. Sende Uyan ve Hz Mehdi’yi Bul!

Erdoğanın her kelimesi bir kitap, o ilahi bir güç

 

Kanıtlara Bakınca RTE’nin Mehdi Olmadığına İnanmamak Mümkün Değil

 

Gittiği Ülkelere Bereket Getiren Hz Mehdi

 

VI – Sen Yoksa Hala O’nu Bulamadınmı? Hz. Mehdi 7 Yıl Hüküm Sürecek Değilmi? İşte Şimdi O 7 Yıl Başlıyor. Hz. Mehdi Cumhurbaşkanı Oluyor. Tamda Hadislerde Belirtildiği Gibi…!!!

 

VI – Arabistan Kıralı Fehd Bin Abdulaziz’in Mehdi’nin Çıkış Alameti Olması

ABDULLAH VE HZ.MEHDİ
عنرسول الله (ص):
(يحكم الحجاز رجل اسمه اسم حيوان ، إذا رأيته حسبت في عينه الحول من البعيد ، وإذا اقتربت منه لاترى في عينه شيئاً ، يخلفه أخ له اسمه عبدالله. ويل لشيعتنا منه ، أعادها ثلاثاً ؛ بشروني بموته أبشركم بظهور الحجة )
مئتان وخمسون علامة: 122
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu.
Hicaz’ı (Suudi Arabistan) isminde hayvan ismi olan bir adam yönetecektir. Uzak bir mesafeden baktığınız zaman gözlerini şaşı olduğunu göreceksiniz. Eğer yakında bakılırsa normal gözükecektir. Abdullah isminde olan kardeşi tarafından desteklenecektir. Eyvahlar olsun ki onların peşinden gidenlere. Rasulullah (s.a.s) üç kez tekrarladı. Bana onun (Abdullah) ölümünün haberini verin ki bende size Mehdinin zuhurunu haber vereyim. Ahmet bin Hanbel tarafından müsned hadisler,250 signs kitabı,sayfa:122
سمعت أبا عبدالله (ع) ، يقول : من يضمن لي موت عبدالله أضمن له القائم ، ثم قال : إذا مات عبدالله لم يجتمع الناس بعده على أحد ، ولم يتناه هذا الأمر دون صاحبكم إن شاء الله ، ويذهب ملك السنين ، ويصير ملك الشهور والأيام، فقلت : يطول ذلك ؟ قال : كلا
بحار الأنوار- ج 52: 21
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Her kim Abdullah’ın ölümünü bana garantilerse bende ona Kaim’in (imam Mehdi’nin aleyhi selam) zuhurunu garantilerim.” Daha sonra şöyle buyurmuştur: “Abdullah öldükten sonra, halk hükümet kurması için kimse üzerinde tevafukta bulunmayacak ve bu anlaşmazlık ve çatışma Allah’ın isteğiyle Sahibul Emr’e (İmam Mehdi’ye) kadar devam edecektir. Kaç yıllık hükümetler sona erecek ve artık birkaç aylık ve birkaç günlük hükümetler kurulmaya başlanacaktır.”Hadisi nakleden ravi diyor ki İmam’a (a.s) şöyle sordum: “Acaba bu durum uzun mu sürecek” Buyurdu ki: “Asla” Biharul Envar, C.52, sayfa:21

Fotoğraf: ‎ABDULLAH VE HZ.MEHDİ<br /><br /><br /><br /><br /><br />
عنرسول الله (ص):<br /><br /><br /><br /><br /><br />
(يحكم الحجاز رجل اسمه اسم حيوان ، إذا رأيته حسبت في عينه الحول من البعيد ، وإذا اقتربت منه لاترى في عينه شيئاً ، يخلفه أخ له اسمه عبدالله. ويل لشيعتنا منه ، أعادها ثلاثاً ؛ بشروني بموته أبشركم بظهور الحجة )<br /><br /><br /><br /><br /><br />
مئتان وخمسون علامة: 122<br /><br /><br /><br /><br /><br />
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu.<br /><br /><br /><br /><br /><br />
Hicaz’ı (Suudi Arabistan) isminde hayvan ismi olan bir adam yönetecektir. Uzak bir mesafeden baktığınız zaman gözlerini şaşı olduğunu göreceksiniz. Eğer yakında bakılırsa normal gözükecektir. Abdullah isminde olan kardeşi tarafından desteklenecektir. Eyvahlar olsun ki onların peşinden gidenlere. Rasulullah (s.a.s) üç kez tekrarladı. Bana onun (Abdullah) ölümünün haberini verin ki bende size Mehdinin zuhurunu haber vereyim. Ahmet bin Hanbel tarafından müsned hadisler,250 signs kitabı,sayfa:122<br /><br /><br /><br /><br /><br />
سمعت أبا عبدالله (ع) ، يقول : من يضمن لي موت عبدالله أضمن له القائم ، ثم قال : إذا مات عبدالله لم يجتمع الناس بعده على أحد ، ولم يتناه هذا الأمر دون صاحبكم إن شاء الله ، ويذهب ملك السنين ، ويصير ملك الشهور والأيام، فقلت : يطول ذلك ؟ قال : كلا<br /><br /><br /><br /><br /><br />
بحار الأنوار- ج 52: 21<br /><br /><br /><br /><br /><br />
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:<br /><br /><br /><br /><br /><br />
“Her kim Abdullah’ın ölümünü bana garantilerse bende ona Kaim’in (imam Mehdi’nin aleyhi selam) zuhurunu garantilerim.” Daha sonra şöyle buyurmuştur: “Abdullah öldükten sonra, halk hükümet kurması için kimse üzerinde tevafukta bulunmayacak ve bu anlaşmazlık ve çatışma Allah’ın isteğiyle Sahibul Emr’e (İmam Mehdi’ye) kadar devam edecektir. Kaç yıllık hükümetler sona erecek ve artık birkaç aylık ve birkaç günlük hükümetler kurulmaya başlanacaktır.”Hadisi nakleden ravi diyor ki İmam’a (a.s) şöyle sordum: “Acaba bu durum uzun mu sürecek” Buyurdu ki: “Asla” Biharul Envar, C.52, sayfa:21</p><br /><br /><br /><br /><br />
<p>Resimdeki kişi olan Fehd bin Abdulaziz, 1982-1995 yılları arasında Arabistan kralı idi. 2005 yılında vefat etti. Şuan kardeşi Abdullah Suudi Kraldır. Resimde görüldüğü gibi gözü şaştır. Fehd bin Abdulaziz isminde bulunan “Fehd” Farsçada Pars denilen bir hayvan adı. Kendisi bozuk bir itikat olan Vahhabi mezhebinde olduğu için Peygamber efendimiz (s.a.s) eyvahlar çekmiştir.<br /><br /><br /><br /><br /><br />
İmam Cafer’e göre Kral Abdullah Arabistan’ın son kralı olacaktır. Çünkü ölümünün hemen ardından kısa bir süre sonra gelecek olan Hz. Mehdi’in gelişine kadar kraliyette kargaşa hakim olacağı, kısa süreli hükümet kurulacağını belirtmiştir.‎

Resimdeki kişi olan Fehd bin Abdulaziz, 1982-1995 yılları arasında Arabistan kralı idi. 2005 yılında vefat etti. Şuan kardeşi Abdullah Suudi Kraldır. Resimde görüldüğü gibi gözü şaştır. Fehd bin Abdulaziz isminde bulunan “Fehd” Farsçada Pars denilen bir hayvan adı. Kendisi bozuk bir itikat olan Vahhabi mezhebinde olduğu için Peygamber efendimiz (s.a.s) eyvahlar çekmiştir.
İmam Cafer’e göre Kral Abdullah Arabistan’ın son kralı olacaktır. Çünkü ölümünün hemen ardından kısa bir süre sonra gelecek olan Hz. Mehdi’in gelişine kadar kraliyette kargaşa hakim olacağı, kısa süreli hükümet kurulacağını belirtmiştir.

https://www.facebook.com/HzMehdiErdogan?fref=nf

 

VII – Rabbin Kıralı RTE İle Dünya’da Başlayan Değişim

RABBİN KRALI İLE BAŞLAYAN DEĞİŞİM

• Rabbin kralı demek. Rabbin yönettiği kral. Rabbe teslim olan kral. Rabbin kendisinin yeryüzünde yansıması demektir. Rabbin(O nun) kralı demektir. George Bush Şeytanın kralı olurken. R.T.E Rabbin kralı oldu. • Rabbin kralına bilgelik verildi. Anlayış verildi. Olayları özü ile kavrama yeteneği verildi. Sorunların ana nedenini bulma ve çözümleme yeteneği verildi. • Kuran/4/158. Bilâkis Allah onu (Isa’yi) kendi nezdine kaldirmistir. Allah izzet ve hikmet sahibidir. • Kuran/4/159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kiyamet gününde de o, onlara sahit olacaktir. ( Ehli kitaptan her biri derken Kurana, Tevrata ve incile inananlar Rabbin kralına iman edecekler. Gerçekleri gördükten sonra hepsi ona iman edip tek bir ümmet olacaklar. • İsa nın gökten gelmesi demek; İsa yı insanlığa Rabbin göndermesi demektir. Kralın yaptığı bütün işleri Rabbin yapması ve yönetmesi demektir. Tüm olaylar gökten Yani Rab tarafından şekillendirilir. Rabden gelen gökten gelendir. Rabden gelen Erdoğan, gökten gelen İsa dır. • Tevrat ta beklenen kurtarıcı Mesih, Hıristiyanlık ta gelecek olan İsa, İslam da beklenen mehdi aynı kişidir. Şu anda dünyaya barışı duyuran değişimi Rabbin etkisiyle gerçekleştiren Recep tayip Erdoğandır. • İncil ve Kuranda ki bahsedilen İsa, Zebur da Davut un soyundan çıkacak olan kral, İslam aleminde beklenen mehdi, Yahudilerce ve Tevrat ta kurtarıcı Mesih İşte bütün bunlar aynı kişiyi anlatmış, tarif etmiş açıkça özellikleri ve mehdi dönemi anlatılmıştır. • Kurtarıcı 12. imam Recep tayip Erdoğan sonuncuların ilk halifesi olacak. • Eski bir yazıtta ve Muhammed in bir hadisinde Mehdi ye korku ile yardım edilecek denilmişti. Aynen de öyle oldu. • Tevrat ta İsrail halkı ben-i İsrail diye hitap edilen halk mehdi cemaatidir. Yeryüzünü İsrail halkına miras vereceğini ve dünyada müthiş bir esenlik ve barış verileceği Rabbin vaatlerindendir. • Rab bizzat kralını yaratıp olgunlaştırdı. Her olayı gerçekleştirmekte ve ezelde taktir ettiği sona doğru götürmektedir. • Doğruya ve iyiye yönlendiriyor. İç ve dış siyasette olağanüstü gelişmeler oluyor. Tüm insanlar Rabbin kralını tanıyor oldu. Doğruluğunu ve adilliğini sever oldular. • Mehdi İncil de sessizce gelecek, Hadislerde gizli hayatı 30 yıldır. Toplam kırk yıl aranızda hüküm sürecek denilmiştir. Rabbin kralının yaşantısı aynen de böyle olmuştur. Yönetime gelişi, Adım adım ilerlerken kendini hiç hissettirmemesi ve olayların rab tarafından şekillendirilmesi tamamen tarif edildiği gibidir. • Mehdinin gelişi bir yüzyıl başındadır denilmiştir. Aynen hicri ve miladi takvime göre yüzyıl başında gelmiştir. • Deccal in ve mehdinin zamanında teknolojinin gelişeceği kısa sürede dünyayı dolaşacaklarını ve konuştukları zaman dünyanın her yerinden aynı anda medyayla duyulacağı haberlerini hadislerde vermiştir. • Yine bir hadiste Cebrail ve Mikail in Mehdi nin yanında olacağı bildirilmiştir. Münadiyle Cebrailin Rab bilgisini saçacağı ve Mikaille 400 bin kişilik bir melek ordusuyla destekleneceği bilinmektedir. Bu da doğa olaylarının afetlerin çok görüleceğine işarettir. • Rabbin kralı her şeye ve herkese faydalı olacak. Herkes ondan iyilik görecek. • Rab görünmüştür. Tüm olaylar birbirleriyle bağlantılı olmadan kendiliğinden oluşuyor. • Kurtarıcı Siyon’dan (büyük şehir den) çıkacak ve insanlardan tanrısızlığı uzaklaştıracak. • Tüm dinlerdeki bütün peygamberler kendilerine benzer, özellikçe kendisine uyan, soyundan olan bir kral peygamberin geleceğini söylemiştir. Hepsi de kendi adlarına uyan ve soyundan olduğunu söyleyerek geleceğin haberini bildirmişlerdir. Bozulmuş yeryüzünü düzeltmeye çalışacağını ve barışı ve adaleti hakim kılmak için mücadele edeceği söylenmiştir. • Hz Ali ‘Mehdi dünyanın her yerine gidecek. Her toprağa güvenle basacak.’ Demişti. Şimdi bu görüntüleri görüyoruz. • Rabbin kralı zorbalığa boyun eğmeyecek ve haksızlığa haykıracak. • Rabbin kralının yapısını çarpıtıyorlar. Diktatörlük başka otoriterlik başkadır. Doğruluk, hak ve adaletten taviz vermemesi onu diktatör yapmaz. Zalimler önce kendilerinin geçmişte yaptıklarına baksınlar. • Rabbin kralı tüm ulus liderlerine doğruluğu, dürüstlüğü ve haklılığıyla baş eğdiriyor. Evrensel yasalara aykırı hareket edenlere hakkı ve adaleti gösteriyor. Çünkü o doğruluğu ve hakkı savunuyor. • Rabbin kralı bürokrasiden egemenlerin atamasıyla gelmedi. O halkın içinden zalimler istemese de Rabbin atamasıyla geldi. • Rabbin büyük bir güç ve görkemle geldiğini Kralıyla Türkiye nin ne kadar güçlü bir potansiyel olduğunun farkında olacaklar. • Rabbin kralı bozguncu egemenlere ve haksızlıklara karşı aslan gibi haykırırken rabbinin karşısında namaz kılarken ikibüklüm olmuş sadakatle boyun eğiyor. • Rabbin kralı kibirli bozgunculara karşı ayak ayak üstüne atıp büyüklenirken, garibin evine gidiyor bağdaş kurup sofrasında yemek yerken derin saygı ve sevgi gösteriyor. • Rabbin kralı doğru bir yardım yolu belirleyerek üç kuruş kar elde etmek isteyen simitçinin tüm simitlerini sevinsin diye alıyor ve karşılığını fazlasıyla ödüyor. • Rabbin kralı aç olana, mazluma, yoksula, çaresize normal yaşayanlara ve tüm insanlara fayda sağlıyor. Zorda kalmışlara yardım eli uzatıyor. • Rabbin kralı son yılların en popüler adamı. En çok konuşulan insan oldu. Yaptıkları ve her konuda çığır açması tüm faydalı işleri hep kendisinden söz ettiriyor. • Rabbin kralı için o en doğrusunu bilir diyorlar. O yapıyorsa vardır bir bildiği diyorlar. Bu tür söylemler eskiden peygamberlere söylenirdi. Gerçekten de onun tavırları peygamberlere has tavırlardı. • “Kendilerine kitap verilenler Rabbin kralını çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü bildikleri halde gerçeği gizlerler.” • Rab Adem’i Nuh’u İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. • Terörü de Dünyayı da o düzeltir. Yaparsa o yapar Ondan başka kimse de yapamaz diyorlar. Onun dürüst adil gerçekleri haykıran çözümcü ve korkusuz olduğunu biliyorlar. • Onun gibisi bir daha gelmez diyorlar. Ondan sonra kim başa geçecek diyorlar. Gelecek için kaygılanıyorlar. • Yıllarca bozuk düzeni değiştirmek isteyenler zalime boyun eğip kötülüğü benimsemişler. Ancak bugün Rabbin kralı dünyayı düzeltmeye kalkınca neden karşı çıkıyorlar da ona destek vermiyorlar. Barışa ve adalete karşı olanlar karşısına Tanrıyı aldıklarını biliyorlar mı. Kıskançlıklarına uyanların durumu eski kavimlerin yaptıklarından başka değil. Sonra yok olup giderler. • Mehdinin; Afganistan ırak İran Filistin Ermenistan Gürcistan Kıbrıs Mısır Libya Suriye gibi ülkelerde barışa hizmet ettiğine herkes şahit oldu. • Rabbin Kralı Erdoğan Tüm Avrupa ve uzak kıta ülkelerine de barış ve sevgi elini uzattı ve onlara güzel tavsiyelerde bulundu. O tüm dünyaya barışı duyurdu. • Zalim egemenlerin zulmünden kaçanlar Rabbin kralına ve ülkesine sığınacaklar. • Rabbin kralının ve destekçilerinin verdiği mücadele pek kutsaldır. Çünkü onunla ölümler, kötülükler, günahlar ve bozuk düzen bitecek. • Rabbin kralına destek veren, rey kullanan, fikren destekleyen, yanında olan mücadelesine katılan herkes mehdi cemaatindendir. • Dünyada Rabbin kralından daha hayırlı kimse yok. Müminlerin Annesi tenzile hanım böyle bir yiğit doğurduğun için Rabbimiz sana bitmez tükenmez nimetler ihsan etsin. • Hadislerde Mehdi her yeri imar edecek denilmişti. Tüm yıkıntıları ve her yeri imar ediyor. Aynen denildiği gibi bunları görmekteyiz…

…. (Word Belgesinde Yaklaşık 45 sayfalık benzer yazılardan sonra)

…Dünya milletleri ilgiyle Rabbin kralını izliyor. • Rab Mavi marmarayı, İsrail olayını, Kıbrıs, Ermeni, pkk, Arap baharını, Afganistanı, ırakı, pakistanı, afrikadaki sefaleti ve tüm dünyadaki bütün olayları gösteriyor. Nedenleri yaratıyor. Sonuçları getiriyor. Ve değişimin gerçekleşiyor. Rab yeni olaylar meydana getiriyor. Kralıyla bunların üzerine gidiyor. Ancak yeryüzünün sahipleri her türlü ısrarla canilik ve zalimlik ediyorlar. Onların sonları kötü olacak. • Rabbin kralı, küresel cuntacı teröre karşı masum ve tüm insanlar için küresel barış istiyor. • 2012 dış politikada kabus yılı olacak. Sonunda büyük bir aydınlanma ve uyanış dönemi olacak. Sert tartışmalı ve savaş hazırlıklarıyla dolu bir yıl olacak. • Rab 21 Aralık 2012 de ilk aydınlanmayı gerçekleştirecek. Dünya karanlık kör noktadan geçişini bitirecek ve evrende ışık senfonisiyle (Rabbin görkemiyle) yerküre evrensel aydınlamayı görecek.

https://www.facebook.com/HzMehdiErdogan?fref=nf

 

IX – Eğer RTE Mehdi İse Neden Ozaman Bunu Açıklamıyor? Çünkü Mehdi (A.S) Televizyon Ekranınlarında Görülecek ve Sesi Duyulacaktır, Mehdi (A.S.) Mehdi Olduğunu Bilmeyecek

 

Eûzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm

Sevgili kardeşlerim! Allahû Tealâ’ya sonsuz hamd ve şükrolsun ki; yine bir cuma günün akşamında, Allah’ın izniyle Efendimizin himmetiyle Allah’ın bir zikir sohbetinde gönül gönüleyiz. Yine kardeşlerimle gönül gönüle olmak, o adar güzel bir mutluluk ki Efendimizin himmetiyle… işte biz kardeşlerimizle bunu yaşadığımız için, gene Efendmizin himmetiyle bu mutluluğun bize verdiği bu güzellik… kalplerimizin birleşmesi, kalplerimizin bir olması ve Efendimizin himmetiyle kardeşlerimizle birlikte kalplerimizin bir anda “Allah, Allah” diye zikretmesi… işte güzellik, sevgili kardeşlerim.İnşaallah sevgili kardeşlerim, bu akşamki “Hz. Mehdi (A.S) televizyon ekranlarında görülecek ve sesi duyulacaktır” adlı sohbetime, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Hadis-i Şerifleriyle başlamak istiyorum. Hazreti Muhammed (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:

İbn-i Ebu Şeybe, Asım b. Ömer Beceli’ den tahric etti: Bir adam (Mehdi) SEMADAN İSMİYLE MUTLAKA ÇAĞIRILACAK ve delil onu inkâr etmeyecek, zelil ona mâni olmayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52)

Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne semadan 3 kez ”EMİR MEHDİ’DİR, GERÇEK ODUR” şeklindeki nidaya kadar sürecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55, Kıyâmet alametleri 200)

Sevgili kardeşlerim! Çok açık olarak görüldüğü gibi bu Hadîs-i Şerifler müteşabihtir ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) burada “semadan” tabiriyle müteşabih olarak uyduyu açıklamıştır. Fakat ne yazık ki, Allah’tan mucizeler bekleyen bazı insanlar, bu gibi bazı müteşabih hadîslere dayanarak Mehdi (A.S)’ın sanki gökyüzüne çıkıp gökten, semadan insanlara sesleneceğini zannediyorlar.

Fakat sevgili kardeşlerim, bu dünya bir imtihan yeridir ve her şey açık olarak bildirilseydi, o zaman imtihan ortadan kalkardı. Hani Mekke’deki müşriklerde aynı şekilde Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den mucizeler istemişti. Fakat Peygamber Efendimiz (S.A.V) sahâbesine “Benden sakın bir mucize istemeyin” buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den mucize isteyen o müşriklerin çoğu kendilerine mucize gösterildiği halde ne oldu? Îmân ettiler mi? Gene de îmân etmediler. Yetmez! Ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i sihirbazlıkla suçladılar. Yüce Rabbimiz illede mucize isteyen kişiler için bir âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:

6/EN’AM–158: Hel yanzurûne illâ en te’tiyehumul melâiketu ev ye’tiye rabbuke ev ye’tiye ba’du âyâti rabbik(rabbike), yevme ye’tî ba’du âyâti rabbike lâ yenfeu nefsen îmânuhâ lem tekun âmenet min kablu ev kesebet fî îmânihâ hayrâ(hayran), kul intezırû innâ muntezırûn(muntezırûne).

Onlar (illâ), onlara meleklerin gelmesini mi veya senin Rabbinin gelmesini mi veya senin Rabbinden bazı âyetlerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinden bazı âyetlerin (mucizelerin) geldiği gün, daha önce îmân etmemişse (âmenû olmamışsa) veya îmânıyla bir hayır kazanmamışsa onun îmânı kendisine bir fayda vermez. De ki: “Bekleyin! Muhakkak ki; biz de bekleyenleriz.”

Öyleyse sevgili kardeşlerim! En büyük mucize Kur’ân-ı Kerim’dir. Mehdi (A.S)’ın da elinde getirdiği en büyük mucize, Kurân hakikatleridir. Saidi Nursî Hazretlerinin de Şualarda söylediği gibi, îmân ve yükümlülük her insanın kendi irade seçimi ve tercih dairesinde olduğu için ve çünkü Allahû Tealâ, her insanın cüzzi iradesine baktığı ve her insanın kalbindeki îmânın ne ölçüde olduğunu gözetlediği için, her şey açık açığına gösterilseydi, böylece yücelerin yücelerine çıkan Hz. Ebû Bekirler ile; aşağıların aşağısına düşen Ebû Cehiller ayırd edilmezlerdi, öyle değil mi, sevgili kardeşlerim? Saidi Nursî Hazretleri bu konuda şöyle buyuruyor:

Birinci nokta: İman ve teklif (sorumluluk), ihtiyar (tercih ve irade) dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka (yarışma)olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî (açık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki, Ebu Bekir’ler âlâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehil’ler esfel-i sâfilîne düşsünler. İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mucizeler seyrek ve nâdir verilir.

Hem dâr-ı teklifte (imtihan yerinde) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet ve eşrât-ı saat (kıyâmet alametleri ve kıyâmetin kopacağını haber veren şartlar), bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve tevilli oluyor… Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u îmânın dikkatiyle bilinir; herkes bilemezŞualar | Beşinci Şuâ | 498

Demek ki, ahir zamanın şahısları olan Hazreti İsa (A.S) da, Mehdi (A.S) da ancak îman nurunun dikkatiyle tanınabilir. Daha önce de “Mehdi (A.S)’ı nasıl tanıyabiliriz” isimli sohbetimizde, Efendimizin himmetiyle  bu konuyu teferruatıyla izah etmeye çlışmıştık, sevgili kardeşlerim.

Konumuza gelince, sohbetimin başında da açıkladığım gibi sevgili kardeşlerim, Peygamber Efendimiz (S.A.V), Hz. Mehdi (A.S)’ın semadan ismiyle mutlaka çağırılacağını ve herkesin işiteceğini ve göreceğini anlatan birçok müteşabih hadîslerinde açık olarak “semadan” tabiriyle yani uydudan Mehdi (A.S)’ın sesinin ve kimliğinin radyo, televizyon ve internet ekranlarından bütün dünyaya duyulacağına işaret etmektedir.

Gerçekten de Mehdi (A.S) şu an vazife başındadır ve biraz önceki hadîslerde de bildirildiği gibi ahir zamanda Allah tarafından vazifeli kılınmış devrin imamı olan, hidayet güneşi Mehdi (A.S), semadan uydu yayınından yani televizyon ve internet ekranlarından ve radyodan sesini ve tebliğini bütün dünyaya şu anda unutulmuş olan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ve sahâbesinin yaşadığı İslâm’ın 7 safhasını ve hidayeti Allah’ın izniyle sadece Kur’ân hakikatleri ile açıklıyor ve sesini bütün dünyaya duyuruyor.

İnşaallah sevgili kardeşlerim, kısaca önemli bir konuya değinmek istiyorum. Zamanımızda birçok âlimler, Hz. Mehdi (A.S)’ın kendisini gizleyeceğini idiia etmektedirler.

Oysaki Peygamber Efendimiz (S.A.V), birçok müteşabih hadîslerinde Hz. Mehdi’nin semadan ismiyle mutlaka çağırılacağını ve herkesin işiteceğini ve göreceğini bildirerek, Mehdi (A.S)’ın sesinin ve kimliğinin radyo, televizyon ve internet ekranlarından bütün dünyaya duyulacağına işaret etmektedir.

Ve hadîsdeki “Emiriniz (yani imamınız) Mehdi’dir” şeklinde bir nidanın bütün semadan duyulması, Hz. Mehdi’nin mutlaka devrin imamı Hz. Mehdi olarak tanıtılacağını açık olarak gösretmektedir. Buradaki “emir” ifadesi, “imam, devrin imamı” mânâsına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) gene başka müteşabih Hadîs-i Şerif’lerinde şöyle buyuruyor:

“SEMADAN ZUHUR EDEN BİR EL VE “EMRİNİZ MEHDİ’DİR” ŞEKLİNDE BİR NİDÂ duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55)

Asım b. Amr Beceli’den rivayet edilmiştir: “GÖKTEN BİR SES GELECEK, onu ne delil inkâr edecek  ve ne de delil olmaktan o alıkonacak.  (Kıyâmet alametleri, 200)

Bu müteşabih hadîsdeki; “Semadan zuhur eden el ve Emiriniz yani imamınız Mehdi’dir şeklinde nida” ifadesine dikkat ettiğimizde sevgili kardeşlerim, buradaki “zuhur eden el” ifadesi, semadan uydudan yansıyan televizyon yayınına ait olan dalgalara işaret etmekle birlikte, bu televizyon yayınından Hz. Mehdi’nin elini yukarıya açarak “YETER ARTIK SÖZ ALLAH’INDIR” diye ifade ettiğinin açık bir işaretidir.

Ve gerçekten de bu olay zuhur etmiştir. Gene El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55’deki başka bir Hadîs-i Şerifdeki: “O günün alameti: SEMADAN BİR EL UZANACAK VE İNSANLAR ONA BAKACAK VE GÖRECEKTİR.”diye buyurulduğu gibi, gerçekten de Hz. Mehdi (A.S) uydudan yayınlanan televizyon ekranlarından, Nur TV ekranlarından defalarca elini kaldırarak “YETER ARTIK SÖZ ALLAH’INDIR” diye nida etmiştir ve bu dünyanın her tarafında bulunan çoğu kişiler tarafından birçok kereler görülmüş ve duyulmuştur.

Hz. Mehdi (A.S) burada “Yeter artık söz Allah’ındır” diyerek, kendisinin Allah’ın vazifeli kıldığı devrin imamı olduğunu ve emirleri Allah’tan aldığı için, sözün Allah’a ait olduğunu açıkça ifade ederek kendisini tanıtmıştır.

Esma binti Umeys’den (r.a.) rivayet edilmiştir: O günün alameti semada uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir el’dir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 69)

Buradaki “semada uzatılmış” ifadesinin mânâsı, gökyüzünden bütün dünyaya dağılan uydu yayınından, dünyanın her tarafından herkesin göreceğini ifade etmektedir.

Mehdi (A.S)’ı herkesin göreceğini ve sesini duyacağını, 14 asır önce Allahû Tealâ tarafından haber alarak kalp gözüyle bu zamanı gören, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), burada müteşabih olarak “semadan” ifadesini kullanıyor ki; böylece gökyüzünden aynı anda bütün dünyaya dağılan uydu yayını, Mehdi (A.S)’ı bir an da bütün dünyaya göstersin ve herkes O’nu dünyanın neresinde olursa olsun görebilsin ve tebliğini duyabilsin. İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu hadîsde açık olarak buna işaret etmiştir.

El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55’deki hadisde: “SEMADAN ZUHUR EDEN BİR EL VE “EMRİNİZ MEHDİ’DİR” ŞEKLİNDE BİR NİDÂ duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir.” diye buyurulduğu gibi burada ve diğer hadîslerde Mehdi (A.S)’ın kendisini tanıtacağı ve tanıtılacağı çok açık olarak beyan edilmektedir. Demek ki Mehdi (A.S) kendisini gizlemeyecek, hatta devrin imamı olarak Allah’tan emir aldığını bildirecek ve bütün insanlığa Allah’ın hakikatlerini haykıracaktır, sevgili kardeşlerim.

Ayrıca birçok hadîslerde de semadan bir münadinin Hz. Mehdi (A.S)’ı açıklaması, yani uydu yayınlarından, televizyon ekranından seslenerek “EY İNSANLAR EMRİNİZ yani devrin imamı ARTIK MEHDİ’dir.” diye Mehdi (A.S)’ı bildirmesi ve bu sesi doğuda ve batıda bulunan her kesin işiteceği de gene Mehdi (A.S)’ın kimliğinin çok açık bir şekilde bütün dünyaya duyurulacağına işaret etmektedir. Hadîs-i Şeriflerde şöyle buyuruluyor:

Ve bu durum (fitneler) BİR MÜNADİNİN SEMADAN SESLENEREK “EY İNSANLAR EMRİNİZ ARTIK MEHDİ’DİR.” demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 24)

…inşaallahû Tealâ, BİR MÜNADİ MEHDİ’NİN İSMİ İLE SEMADAN NİDA EDECEK Kİ, DOĞUDA BATIDA OLAN HERKES BU SESİ İŞİTECEK. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Gerçekten de Hz. Mehdi (A.S)’ın en yakını olan Abdulcabbar Boran abimiz, “Son Nebî’nin Varisi, Devrin imamı, Mehdi Resûl Kimdir?” isimli sohbetlerinde gayet emin ve kesin bir şekilde televizyon ekranından Mehdi (A.S)’ı: “Bu günkü hidayet çağının önderi, devrin imamı, Son nebînin varisi, Mehdi Resûl” olarak tanıtmıştır. Bu sohbetleri henüz dinlememiş ve görmemiş olan kardeşlerimiz; www.mihr.com adresindeki “Son Nebî’nin Varisi, Devrin imamı, Mehdi Resûl Kimdir?” isimli sohbetlerde izleyebilirsiniz.

Mehdi (A.S)’ı gene de her zaman Abdulcabbar Boran abimizle birlikte radyo yayınlarından da sürekli haykırıyoruz sevgili kardeşlerim. Eğer ki, bu konu hakkında Allahû Tealâ’dan ve Resûlullah (S.A.V) Efendimiz tarafından kesin bir bilgimiz olmasaydı, “O bu devrin imamı, Mehdi (A.S)’dır” diye bu kadar yakîn derecesinde kesin bir îmânla, emin bir şekilde haykırabilir miydik?

Efendi Hazretlerinin üzerine her ne kadar iftiralar atılırsa atılsın, O’na olan îmânımız sarsılmaz yakîni bir îmândır. Biz O’nun bu devrin imamı Mehdi (A.S) olduğunu bu kadar açık ve emin bir şekilde haykırabiliyorsak, tek dayanağımız Allahû Tealâ ve İki Cihân Güneşi Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz olduğu içindir. İnşaallah bu konuda daha önce de “Mehdi (A.S)’a yakînen îman adlı bir sohbet düzenlemeye çalışmıştık.

Demek ki sevgili kardeşlerim, bütün bu rivayetlerden anlaşıldığı üzere, Hz. Mehdi (A.S) televizyon ekranlarında, kendisinin bir devrin imamı olduğunu bildirerek tanıtacak ve ayrıca onu bir münadi televizyon  ekranlarında ve radyo yayınlarında açıkca bildirecektir. Gerçekten de öyledir ve Abdulcabbar Boran abimiz, Mehdi (A.S)’ı televizyon ekranlarında defaatle bildirmiştir ve gene kardeşlerimizle birlikte onu radyodan da sürekli açıklıyoruz, sevgili kardeşlerim.

Öyleyse kardeşlerim! Her ne kadar zamanın alimleri, Hz. Mehdi (A.S)’ın mehdiliğini gizleyeceği konusunu öne sürselerde, fakat Hadîs-i Şerifler O’nun mutlaka tanıtılacağını ve herkes tarafından görüleceğini ve duyurulacağını açık olarak gösteriyor.

Fakat burada çok önemli bir konuya değinmek istiyorum. Sevgili kardeşlerim! Zaten eğer ki Mehdi (A.S) zamanımızın âlimlerinin söylediği şekilde, kendisinin Allah’tan kesin şekilde emir aldığını söyleyerek bildirmeseydi ve kendisini gizleseydi, Hal böyle olunca yani Hz. Mehdi (A.S) kendisini gizleyeceği için, birçok gruplar, kendi başlarındaki mürşidlerini, önderlerini Hz. Mehdi (A.S) olduğunu zannedeceklerdi.

Yani demek istediğimiz, bu mesele aynen şu meseleye dönecekti ki;  aynen bazı âlimlere ve Bediüzzaman Hazretleri’ne de yapıldığı gibi, kendisi risalelerinde Hz. Mehdi olmadığını ve Mehdi (A.S)’ın kendisinden bir asır sonra geleceğini açıkça beyan ettiği halde, talebelerinden bazılarının “O mütevazi olması sebebiyle Mehdiliğini gizliyor, fakat biz biliyoruz” gibi bir düşünceye sevkedecektir.

Yani böylece onların görüşüne göre Mehdi (A.S) mehdiliğini gizleyeceği için, herbir grup hüsn-ü zan ile başındaki önderinin yaptığı işlere dayanarak, söylemediği halde onun kendisinin Hz. Mehdi olduğunu gizlediğini zannederek ona mehdilik iddiasında bulunacak ve hatta bu talebelerin hüsn ü zanla dolu yakıştırlamarının sonucunda bazı önderler kendilerinin Hz. Mehdi olduğunu bile zannedeceklerdir.

O zaman ne olurdu sevgili kardeşlerim! Herbir gurup, başındakinin Mehdi (A.S) olduğunu zannederdi ve her şey karmakarışık olurdu.

Tabii ki şunu da açıkca vurgulamamız gerekiyor ki sevgili kardeşlerim, her mehdiyim diyene mehdi denilmez, ve kimseye de mehdiliğini gizlediğini iddia ederek, ona mehdi yakıştırması da yapılmaz.

Oysaki sevgili kardeşlerim! Hz. Mehdi, Mehdi (A.S) olduğunu başkalarının yakıştırması ve zanlarıyla, tahminle değil, kesin olarak Allahû Tealâ’dan öğrenecek ve Hz. Mehdi (A.S)’a elindeki açık delillerle kendisinin Hz. Mehdi olduğunu Allahû Tealâ bizzat Kendisi bildirecektir ve bildirmiştir, sevgili kardeşlerim.

Mehdi (A.S) şu anda başımızda ve bütün insanlığa gece gündüz demeden Muhammed (A.S)’ın bir vekili bir devrin imamı olarak, Kur’ân hakikatlerini haykırıyor.

Ve Mehdi (A.S)’ın evliya olan birçok talebeleri de, Hz. Mehdi (A.S)’ı Allahû Tealâ’dan sorarak öğreniyor ve Allah onlara hakikati mutlaka bildiriyor. Çünkü bu iş zanla olacak bir iş değildir ki?

Bir kişinin kendisinin Mehdi (A.S) olduğunu zannetmesi veya talebelerinin onun Mehdi (A.S) olduğunu zannetmeleri başka, fakat Mehdi (A.S)’ın kendisinin Mehdi (A.S) olduğunu ve talebelerinin de onun Mehdi (A.S) olduğunu kesin olarak Allah’tan bilmeleri başka… Arada çooook büyük farklılıklar var sevgili kardeşlerim, öyle değil mi?

Hiç hak ve adaletin sahibi olan Yüce Rabbimiz, hak ile batılı birbirine karıştırır da, bu görüşlere göre acaba Mehdi (A.S) ben miyim yoksa değilmiyim, diye veya o mudur veya değilmidir, diye ahir zamanın Mehdi (A.S)’ını zanla ortaya çıkarır mı, bu mümkün müdür? Demek ki bütün bu hakikatler bazı alimlerin Mehdi (A.S) kendisinin Mehdi olduğunu bilmeyecek veya Mehdiliğini gizleceyek gibi görüşlerini çürütmektedir, sevgili kardeşlerim.

Bütün devrin imamları, kendilerinin Allah’tan emir aldıklarını söyleyerek hakikatleri haykırmıştır ve tabii ki, Mehdi (A.S) da kendi araştırma ve çabalarıyla öğrenim görerek bir İslâm alimi olmayacaktır, O’nu irşad eden, irşad makamı olarak tayin eden Allah’tır. Çünkü o Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in “başında ben, ortasında Mehdi ve sonunda İsa’nın bulunduğu bir ümmet, asla helak olmayacaktır” dediği Mehdi (A.S)’dır.

O sıradan bir kişi veya sadece bir mürşid veya sadece bir devrin imamı değildir ki, O asırlardır müjdelenen ahir zamanın kurtarıcısı Mehdi (A.S)’dır.

Nasıl ki Peygamber Efendimiz (S.A.V), ahir zamanın peygamberi olarak kendisini bütün cihâna tanıttı, Mehdi (A.S)’ da aynı şekilde fakat bir peygamber olarak değil, yeni bir şeriat getirerek değil, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’i vekâleten bir imam ve o şeriatı tasdik eden ahir zamanın kurtarıcısı ve Allah tarafından tayin edilmiş irşad makamının sahibi olarak, emrin Allah’tan olduğunu, kendisine bu vazifeyi Allah’ın verdiğini kesin bir şekilde söyleyerek hakikatleri haykıracaktır ve haykırıyor, sevgili kardeşlerim. Ve bu devirde hiçbir kimse bu şekilde bu kadar açık bir şekilde, kendisine güvenerek “söz Allah’ındır, emir Allah’tandır” diyerek haykırmamıştır ve haykıramaz. Çünkü bunun için elinde mutlaka delilleri olması gereklidir.

Lâkin Mehdi (A.S), emrin Allah’tan olduğunu haykırsa da, bazı insanlık ona inanmıyor ve onu yalancılıkla suçluyorlar. Fakat şu da var ki, bu devirde hiçbir kimse var mıdır ki Mehdi (A.S) gibi 30 senenin üzerinde emrin Allah’tan olduğunu hiç yılmadan bu kadar emin ve açık bir şekilde haykıran. Kardeşlerim! Bu hakikatleri haykırırken, Efendimizin himmetiyle içim doluyor. Gözlerim doluyor. Her şey hakikatler, ap açık ortada, sevgili kardeşlerim.

Çünkü işte O, bu Hadis-i Şeriflerdeki bildirilen Mehdi (A.S)’dır ve her zaman da hakikati söyler. Fakat böyle olduğu halde insanlar onun üzerine sürekli iftiralar atarak hidayeti yaymasına mani olmaya çalışıyorlar.

Birgün gelip bu imtihan devresinin tamamlandığında, hakikatlerin gerçek yüzünü gördüklerinde, işte asıl o zaman anlayacaklar, ağlayacaklar, sevgili kardeşlerim.

Efendi Hazretleri üzerine her ne iftiralar atılırsa atılsın, herkese sürekli beni “Allah’tan sorunuz, beni hacet namazıyla Allah’tan sorunuz” diye haykırmaktadır.

Ve Mehdi (A.S)’ın arkasındaki birçok yakın talebeleri oan kardeşlerimiz, O’nun Mehdi (A.S) olduğunu zanla değil, kesin olarak Allahû Tealâ’dan bilmektedirler.

Ayrıca Allah ile çok yakın bir ilişkide olan salih mürşidler de, Mehdi (A.S)’ı Allah’tan sormuşlar ve Allahû Tealâ onlara hakikati göstermiştir, sevgili kardeşlerim.

Fakat nasıl ki, atamız Âdem (A.S)’dan kıyâmete kadar gelen bütün nebîler, nebî olmayan resûller, kavim resûlleri, mürşidler ve devrin imamları. Devrin imamları, onlar nebî olmayan Allahû Tealâ’nın resûlleri elçileridir. Her devirde, nebîleri, vekâleten temsil eden Allahû Tealâ’nın nebî olmayan resûlleri, her devride gelmiş. Müceddid ve müçtehid olarak, Allahû Tealâ’nın tasarrufu altında hak ve hakikati haykırmışlardır, sevgili kardeşlerim.

Bir Abdul kadir Geylani veya İmam-ı Rabbani gibi devrin imamları Allah’tan emir aldıklarını, irşadla vazifeli kılındıklarını söyleyerek kendilerini mutlaka tanıtmışlardır. Kendilerini asla gizlememişlerdir ve her defasında da onlar inkâr edilmişlerdir.

Tabii ki doğal olarak Hz. Mehdi (A.S) da, aynı şekilde Allah’ın emri ile Allah tarafından vazifeli olduğunu söyleyerek kendisini tanıtacak, insanları Allah’a çağıracak, fakat bütün devrelerde olduğu gibi birçok kişiler tarafından inkâr edilecek ve kendisine inanılmayacak ve sahte Mehdi yakıştırması yapılacaktır.

Demek ki, ahir zamanın büyük Mehdi’si bütün işaretlere göre şu an dünya yüzünde vazifeli ve insanlık O’nu Peygamberimiz (S.A.V)’in hadîslerine dayanarak bulmak zorundadır, öyle değil mi sevgili kardeşlerim.

İnşaallah sevgili kardeşlerim, bir önceki “Mehdi (A.S)’ın çıkış tarihleri ve 40 yaşında vazifeye başlaması” konulu sohbetimde, Mehdi (A.S)’ın çıkış tarihleri ve alâmetlerini açıklamaya gayret etmiştim, Efendimizin himmetiyle.

Bundan bir asır önce 13. asırda vazifeli Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu Lâhikası 61’de: “…HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT…” diyerek kendi döneminden bir asır sonrasına yani 14. asrın başına, yani Efendi Hazretlerinin vazifeye başladığı ve vazifede olduğu döneme işaret etmiştir.

Saidi Nursî Hazretlerinin bu ifadesi, çok açık bir şekilde asırlardır zuhuru beklenmiş olan Mehdi (A.S)’ın içinde bulunduğumuz bu asırda vazife başında olduğunu gösteriyor.

Hicri 1400 yılının Miladi karşılığı 1979 ve 1980 senelerini göstermektedir ve bir önceki sohbetimde de açıkladığım gibi bu dönem Efendi hazretlerinin vazifeye başladığı dönemdir. İnşaallah bir önceki “Mehdi (A.S)’ın çıkış tarihleri ve 40 yaşında vazifeye başlaması” adlı sohbetimizi www.mehdiresul.net adresinden indirip dinleyebilirsiniz, sevgili kardeşlerim.

Ayrıca Mehdi (A.S)’ı birçok risalelerinde müjdeleyen Bediüzzaman Hazretleri Hutbeyi Şamîyede de, Hicrî 1371, Milâdî 1951 senesinden 30-40 ve 50 sene sonraki İslâm âleminin geleceğine yönelik izahlar yapmış ve ahir zamandan çeşitli tarihler vererek, beklenen Hz. Mehdi’nin çıkış ve mücâdele zamanlarına da dikkat çekmiştir:

Ta 1371 senesinden sonraki âlem-i İslâm’ın mukadderatına (kaderine) nazar eden (göz atan) Hutbe-i Şamiye’deki hakikatler… EVET ŞİMDİ OLMASA DA 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini (İslâmiyet’in emirlerinin iyi ve faydalı yönlerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip (o üç kuvvetle, vazifeyle donatıp), cihazatını verip (gerekli ihtiyacını karşılayıp) o dokuz manileri mağlup edip (o dokuz engelleri yenip) dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (gerçekleri araştırma eğilimi) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz düşman taifesinin (sınıfının) cephesine göndermiş, inşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, sf. 36, Emirdağ Lâhikası 369)

Said-i Nursî Hazretleri’nin Şam Hutbesinde “Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA, YARIM ASIR SONRA” diye ifade ettiği, (1951’den sonraki 1981-1991 ve 2001 yılları, Hz. Mehdi (A.S)’ın faaliyetlerine başladığı ve faaliyette olduğu dönemlerdir. Hesaplama olarak baktığımızda:

Hicri 1371 senesinden  otuz sene sonra = hicri 1401 = yani miladi 1981 Mehdi (A.S)’ın çıkış devresi.

Hicri 1371 senesinden kırk sene sonra  = hicri 1411 = yani miladi 1991 Mehdi (A.S)’ın mücadele devresi

Hicri 1371 senesinden yarım asır yani 50 sene sonra = hicri 1421 yani miladi 2001 yılları da Mehdi (A.S)’ın geniş alanda daha büyük kitlelere  yayılmaya başladığı dönemleri gösterir.

Hicri 1371 miladi 1951den, yaklaşık 30 sene sonra yani 1980 senesi, Mehdi (A.S)’ın göreve yeni başladığı zamana rastlamaktadır. Ayrıca Bediüzzaman Hz. yetmişbirden yani 1371 den otuz kırk sene sonra, hakiki aydınlığın çıkacağına ve yayılmaya başlayacağına işaret ederek, gene Hz. Mehdi (A.S)’ın zuhur edeceği 1400 senesinin başlarına yani 1979-1980 senelerine dikkat çeker ve der ki:

YETMİŞ BİRDE fecr-i sadık başladı veya başlayacak. Eğer bu, fecr-i kazib de (tan yeri ağarmadan önce kısa bir müddet beliren geçici aydınlık da) olsaOTUZ KIRK SENE SONRA FECR-İ SADIK (geçici aydınlıktan sonra yayılmaya başlayan hakiki aydınlanmaÇIKACAK. (Hutbe-i Şamiye, s. 34)

Bediüzzaman Hazretlerinin yarım asır sonra yani Hicri 1421 yani 2001 yılından sonraki zaman ile ilgili olan mücâdele devirleri Mehdi A.S’ın görevinde ilerleme göstereceği ve gene Bediüzzaman Hazretleri’nin hesapladığı Tevbe Suresinin 32. âyetinin ebced hesabı ile 2004 senesinden sonrası da Mehdi (A.S)’ın zülûmatı dağıtmak için büyük alanda mücâdele vereceği devereler olması gerekiyor.

Her zamanda söylediğimiz gibi sevgili kardeşlerim, Mehdi (A.S)’ın asıl görevi Kur’ân hakikatlerini, hidayeti bütün dünyaya neşrederek birliği sağlamak ve bid’atları ortadan kaldırmaktır. Ve Said-i Nursî Hazretlerinin yarım asır sonra olarak birlidirdiği 2001 senesinden sonra yaşanacak bu devre, Mehdi (A.S)’ın mücâdelesinin daha geniş alanda olacağı, daha büyük kitlelere dağılabileceği bir zaman olması gerekiyor.

Gerçekten de Mehdi (A.S.)’ın internet üzerinden hizmete sunulmuş olan Allah’ın üniversitesinin (University of Allah) kuruluşu 1 Nisan 2000 tarihidir. Ve Nur TV’nin açılış tarihi de o senelere rastlar. İnşaallah Mehdi (A.S) televizyon ekranlarından bütün insanlığa hidayeti, Kur’ân hakikatlerini haykırmaktadır, sevgili kardeşlerim. Ve gene www.mihr.comadlı sitede, Mehdi (A.S)’ın sohbetlerini dinleyebilirsiniz.

University of Allah’ın kurulması ve Mehdi (A.S)’ın televizyon kanalı ve radyo aracılığı ile hidayeti açıklayarak insanları Allah’a ulaşmaya davet edilmesi, Said-i Nursî Hazretleri’nin kendi zamanında mümkün olmadığını söylediği üç büyük görevin yerine getirilebilinmesi için çok büyük bir önem sağlıyor, sevgili kardeşlerim. Buyurur ki:

“Hem bu üç vezâifi birden bir şahısda, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, âdeta kâbil görülmüyor. Ahir zamanda, Al-i Beyt-i Nebevi’nin (a.s.m.) cemaat-i nuraniyesini temsil eden HAZRETİ MEHDİ’de ve cemaatindeki şahs-ı mânevide ancak içtima edebilir (bu görevi bir araya getirebilir). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi 171, Kastamonu Lâhikası, 145)

Öyleyse sevgili kardeşlerim, hak ve adaletin sahibi olan Allahû Tealâ, tabii ki Mehdi (A.S)’ın sesiyle uydu yayını televizyon ve internet aracılığı ile bütün dünyaya unutulan Kur’ân hakikatlerini, İslâm’ı, hidayeti duyuracaktır. Duymayan kimse kalmayacaktır.

Ve ancak bu üç büyük vazifenin sahibi ve bütün dünyada dînleri birleştirecek ve hakikatleri bütün dünyaya neşredecek olan Mehdi (A.S)’dır.

Radyo, televizyon ve internet aracılığı ile yapılan hizmetlerle birlikte  Mehdi (A.S)’ın talebeleri olan kardeşlerimiz, gece gündüz demeden insanlığın kurtuluşu için çalışıyorlar. Hem Türkçe, hem İngilizce ve başka dillerden tebliğde bulunarak, Mehdi (A.S)’dan aldıkları Kur’ân hakikatlerini bütün dünyaya neşretmek için büyük bir gayret sarfediyorlar.

Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur Külliyatı’nda, Hz. Mehdi’nin mücâdele devreleri ile ilgili olarak verdiği tarihlerden bir diğeri ise 2004 yılına ilişkindir. Bediüzzaman Hazretlerinin Kur’ân’ın: “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.”(Tevbe Suresi, 32.) ayetindeki: “..Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” cümlesi hakkında, geleceğe yönelik şöyle bir bilgi vermektedir:

“Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi’nin şakirtleri (talebeleri) olabilir .” (Şualar 620, Sikke-i Tasdik-i Gaybi  94

Görüldüğü gibi sevgili kardeşlerim, Saidi Nursî Hazretleri burada gene bundan bir asır sonra ifadesiyle kendisinden bir asır sonra yani içinde bulunduğumuz bu asırda zülûmatı dağıtacak olan zatların, Hazreti Mehdi ve talebelerinin olacağını bildiriyor.

Bediüzzaman Hazretleri, bu âyetin ebced değerinin Hicri 1424 yani Miladi 2004 yılına denk geldiğini ve bu tarihin, Hz. Mehdi önderliğinde ve O’nun talebelerinin yardımı ile zülûmatı dağıtmak için mücâdele verdikleri devrelere işaret etmektedir.

Öyleyse Said-i Nursî Hazretleri’nin söylediği ve kendi zamanında yerine getirilmesinin mümkün olmadığını söylediği bu üç büyük görev yani dîne sonradan sokulan bid’atlerin temizlenerek ve mezhep ayrılıklarının giderilerek İslâm birliğinin kurulması ve dînlerin birleştirilmesi, Kur’ân ve îman hakikatlerinin bütün dünyaya dağıtılması; mutlaka Mehdi (A.S)’ın ve cematinin yardımları ve diğer cemaatlerin katılımıyla yerine getirilecektir ve çalışmalar büyük bir gayret içinde hâlâ devam etmektedir, sevgili kardeşlerim. Saidi Nursi Hazretleri der ki:

TA AHİR ZAMANDA, hayatın geniş dairesinde ASIL SAHİPLERİ, MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ (talebeleri),CENAB-I HAKK’IN İZNİYLE GELİR , o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi 153,Kastamonu Lahikası, sf. 76)

Görüldüğü gibi sevgili kardeşlerim, Saidi Nursî Hazretlerinin Risalelerinde kendisinden bir asır sonra dediği devre, içinde bulunduğumuz  bu asırdır ve bir önceki ve bu sohbetimizde açıklamaya gayret ettimiz gibi, bütün alâmetlere ve hesaplamalara göre Mehdi (A.S) şu an vazife başındadır. Artık insanlık için yapılması gereken O’nu hacet namazı ile Allah’tan sormaktır, sevgili kardeşlerim.

İnşaallah hacet namazının nasıl kılındığı hakkında bilmeyen kardeşlerimize “Mehdi (A.S)’ın çıkış tarihleri ve 40 yaşında vazifeye başlaması” adlı sohbetimizde bilgi vermiştik.

Sevgili kardeşlerim! Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükrolsun ki; sevgili Efendimiz, devrin imamı olan Mehdi (A.S) başımızda. Mehdi (A.S) Kur’ân hakikatleriyle de, Yüce Rabbimiz Mehdi (A.S)’ı Kur’ân-ı Kerîm âyetleriyle müjdeliyor. Ve 14. Asır önce Nebîler Sultanı Peygamberimiz Muhammed (S.A.V), Hadîs-i Şerif’lerinde müjdeliyor. Bir önceki devrin imamı olan Said-i Nursî Hazretleri, risalelerinde müjdeliyor. Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükrolsun ki; Mehdi (A.S) gece gündüz Kur’ân hakikatlerini haykırıyor ve bütün insanlığa gerçek İslâm’ı ve hidayeti anlatıyor ve: “Beni Allah’tan sorun” diyor.

http://forum.hidayetvakti.com/g_pages.asp?gpageID=47

 

Bir Cevap Yazın